Donanım Haber

Uygulama ile Aç
Kayıt

Yarbay
14 Haziran 2012
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
15 üye
Görüntülenme (?)
102 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
geçen yıl
2020'de otoyollardaki hız sınırının artırılması konusu
Geçen yılın eylül ayında içişleri bakanı, gelecek yıl otoyollardaki hız sınırını %5-%6 artırarak %10 sollama töleransı da dahil olmak üzere ceza eşiği 140 olacak şekilde güncellemek istiyoruz demişti. Hatta o dönem ben ve benim gibi arkadaşlar töleranssız 140 töleransla 154 olsun avrupada örnekleri var demiştik. Bu konu ne oldu? Gündeme gelmiyor?
2 yıl
544lü numaramı devralmam için Vodafone'a mı geçmem gerek?
Merhaba,

Vodafone çıkışlı 544lü numaramı 2015 senesinde babamın üstünde kalacak şekilde o zamanlar aveaydı şimdiki telekoma taşımıştık. Kendi üstüme alabilmem için tekrardan vodafone'a dönmem şart değil mi?

Telekom tarifemi zamladıkça zamladı ve bende hem babamın üstüne olan hattı kendi üstüme alma bahanesiyle hem de 50 liralık faturayı 30lara indirme düşüncesiyle arayışa girdim.

Ben devir için baz operatörde olmak şart diye biliyorum eğer öyleyse ve 30 liraya 2gb 128kbps aknli 500dk lık paket varsa geçeceğim.

Eski cepnet müşterisiydim yan çizdiklerinde telekomlu olmuştum bakalım yeniden dönebilecek miyiz.
2 yıl
Uranyum Yataklarımız Kanadaya mı Satılıyor?
Bilenler bilir Bursada yaşayan İrfan Aydın isimli bir gazeteci çok hassas konularla alakalı youtube dan yayınlar yapmaya başlamıştı. Ben de cesareti nedeniyle takdir edip takibe almıştım.

Geçenlerde şunu yazdı:

"Türkiye'nin uranyum yatakları Kanadalı firmaya satıldı! Son günlerde ülke gündemini meşgul eden Kazdağları çevre katliaminin arkasında çok daha büyük ihanet yatıyor. Kamuoyu ağaç katliamıyla meşgul edilirken dünyanın en zengin URANYUM rezervleri sessiz sedasız Kanadalı firmaya teslim edildi. Kazdağları dünyanın en zengin URANYUM rezervlerine ev sahipliği yapıyor. Altın arama bahanesiyle uranyum yatakları Kanadalı firmaya satıldı. işgal döneminde bile böyle soygun yapilmadi. Lütfen ayık olun ve hakkınıza sahip çıkın. Atatürk'ten sonra madenlerimizin millileştirilmesini temel gaye edinen sadece Bağımsız Türkiye Partisi ve Milli Ekonomi Modeli tezinin sahibi Prof Dr Haydar Baş Hoca olmuştur. Diğer siyasi partilerden bu konuda tek bir açıklama bile gelmiyor. Türk siyasete toptan manda ve himaye yönetimini kabul etti de haberimiz mi yok?"

Konuyla alakalı bilgisi olanlar?
2 yıl
Akkuyu Nükleer Santrali'nde çalışan mühendislerden uyarı: Apartman inşaatı bile daha ciddi yürütülür
Akkuyu’da çalışan mühendisler ve çalışanlar anlatıyor: Zemindeki çatlakların nedeni mevcut zeminin kendi kendini taşıyamaması. Temel deniz suyu dolu. Kullanılan dolgu malzemesinin niteliği belli değil Proje mevcut müteahhitlerin geçmişteki ‘tecrübeleri’ üzerinden yürüyor, ‘yapalım bir şey olmaz’ mantığıyla hareket ediliyor. Nükleer santral değil de bir apartman yapılıyor gibi hareket ediliyor

Çernobil faciasına yol açan nükleer santralı da yapan Rusya merkezli Rosatom şirketi tarafından Mersin Akkuyu’da inşa edilmekte olan Nükleer Güç Santralı’nda çalışan üst düzey yetkililer ve çalışanlar santral inşaatındaki ihmaller zincirini anlattı. Nükleer karşıtlarının, yaşam savunucularının, uzmanlar ve meslek örgütlerinin tüm itirazlarına karşın temeli atılan ve 2023’te açılması planlanan santralin her bir aşamasının problemli olduğuna dikkat çekildi.

Mayıs ayında nükleer reaktörünün oturacağı temelin bazı bölümlerinde çeşitli aralıklarla iki kez çatlak oluştuğu, bu çatlakların Türkiye Atom Enerji Kurumu’nun (TAEK) müdahalesiyle giderildiği ortaya çıkmıştı. Buna göre çatlak olan bölümler tümüyle kırıldı ve yenilendi ancak tekrar çatlak oluştu. Beton kırıldı ve sorunlu bölümlerde temel yeniden atıldı.

Çatlaklar giderilse de benzer tehlike devam ediyor. Santraldaki fiziksel ilerlemenin yüzde iki civarında olduğunu belirten çalışanlar, “Böyle bir projenin çok ciddi mühendislik ekibiyle yürütülmesi gerekiyor, yatırımcı bile olsanız projeyi her aşamada yetkin mühendis ekipleriyle kontrol etmeniz lazım. Ancak Akkuyu bünyesinde yeterli sayıda mühendis bulunmuyor, var olan mühendisler de konuya hâkim değil” uyarısında bulundu.

OPTİMİZE EDİLMEDİ

Birgün'den Anıl Ataş'ın haberine göre; daha proje aşamasında bile sıkıntılar olduğunu söyleyen çalışanlar, “Santralın her bir projesinin Rosatom tarafından Rusya’da projelendirildi. Teknik olarak baktığımızda bu proje Türkiye’nin coğrafik ve yerel gerçekliğiyle örtüşmüyor, tamamen kopyalanarak alınmış durumda. Yapılmak istenen santral Rusya’nın o çok soğuk hava koşullarından etkilenmemesi için dizayn edilmiş ama burada, Mersin gibi sıcak bir memlekete yapılmak isteniyor. Sadece buradan bile şunu çıkarabiliyoruz: Proje hiçbir şekilde buraya optimize edilmemiş. Bu çalışmaların tümü saha gerçeklerine göre revize edilmeli. Bu da maliyet ve zaman demek. O yüzden bunların hiçbiri yapılmıyor. Örneğin dağlardaki şev çalışmasının normalde daha yatay yapılması gerekirken maliyeti kısmak adına olması gerekenden dik yapılmış ve bu sebeple sürekli kocaman kayalar yuvarlanarak aşağı iniyor” dedi.

MEVCUT ZEMİNE UYGUN DEĞİL

Santral projesinin mevcut zemin koşullarına uygun olmadığını ve bu meselenin projedeki en önemli ihmal olduğunu belirten adını saklı tuttuğumuz bir jeoloji mühendisi, zemin içerisinde boşlukların olduğunu ve zeminin santrali taşıyamayacağını söyleyerek şunları söyledi: “Santralın yapılmak istendiği zemine bu proje hiçbir şekilde uygun değil. Zeminden alınan örneklerde zemin yapısının gevşek olduğu görülüyor. Kırıklı kayaçlar ve boşluklar nedeniyle kontrolsüz oturmalar yaşanması kaçınılmaz, ayrıca sıvılaşma riski de çok yüksek. Ve siz böyle bir zemine birinci dereceden nükleer yapı kurmaya çalışıyorsunuz. İşin üzücü yanı, bu konuda alınmış herhangi bir önlem yok. Bu durumu anlamak için inşaat sahasına girmenize bile gerek yok. Bölge zemin yapısını yol kenarındaki şevlerden görebiliyorsunuz. Santral inşaatındaki zemin yapısı da yol kenarındaki şevlerde gözlemlediğiniz kırıklardan farklı değil. Bu alanda yapılabilecek birçok düzenleme var, doğru temel çalışmasıyla santrali kurabilirsiniz evet. Her türlü zemine yapı inşa edilebilir, teknik olarak. Ancak yapılmak istenen yapının kopyala/yapıştır değil, o zemine göre revize edilmesi gerekiyor. Bunların hiçbiri yapılmıyor, çünkü projeyi revize etmeye yetkin değiller.”

TEMEL DENİZ SUYU İLE DOLU

Daha öncesinde temellerde meydana gelen çatlaklar üzerinden örnek veren yetkili mühendis, “Bu çatlakların nedeni de mevcut zeminin kendi kendini taşıyamamasından kaynaklıdır. Zemin, üstüne binen ağırlıktan dolayı hareket ediyor, bahsettiğim kontrolsüz oturmalar yaşanıyor. Dolayısıyla temelde zamanla çatlaklar oluşuyor. Daha temeli taşıyamayan zemin reaktörü nasıl taşıyacak meçhul. Bunun yanı sıra yapılan temellerden deniz suyu geliyor, yeni temeller komple deniz suyu ile dolu. Bu çok trajikomik bir durum açıkçası. Her şeye rağmen zemine uygun olmayan planı yine uygulamayı deneyecekler ve kaçınılmaz olarak yine aynı sonuçlarla karşılaşacaklar” açıklamalarında bulundu.

Normalde hazırlanan projelerin sürekli güncellenmesi gerektiğinden bahseden mühendis, “En basit apartmanda bile proje üç, dört kere revize edilir ama böyle bir çalışma bu inşaatta hiçbir şekilde yapılmıyor. Dokümanları inceleyecek, işleyecek yetkinlikte hiçbir personel yok. Zemindeki oturmadan dolayı temel kırılıyor, kimse neden olduğuna dair yorum yapamıyor. Ve bu şekilde 2023’te birinci reaktörü çalıştırmayı planlıyorlar. Tek dertleri şu an için bu gibi görünüyor” dedi.

DOLGU PROJEYE TABİ DEĞİL

Temel atma öncesi yapılan dolgu çalışmasının projeye tabi olmadığını söyleyen bir başka yetkili, yapılan dolgularla ilgili hesaplamaların veya bilimsel verilerin bulunmadığını belirtti: “Dolgu yapılmadan önce kullanılacak malzemenin uygun olup olmadığı laboratuvar koşullarında incelenmelidir, tabii ki böyle bir şey söz konusu değil. Kullanılan dolgu malzemesinin niteliği belli değil. Konuyla ilgili bilimselliğe dayanan hiçbir cevap alınamıyor. Saha içerisindeki hiçbir dolgu çalışmasında mühendislik nosyonu gözetilmemiş, ‘yapalım bir şey olmaz’ mantığıyla hareket edilmiş durumda. Projede bilimsel hesaplara göre hareket eden hiç kimse yok.”

Yatırımcı firmanın projesini denetleyemediğinden bahseden bir başka personel ise, “Proje tamamıyla mevcut müteahhitlerin geçmişteki ‘tecrübeleri’ üzerinden yürüyor. Sanki bir nükleer santral yapılıyor gibi değil de bir apartman yapılıyor gibi hareket ediyorlar. Ki bir apartman inşa ederken bile çok daha ciddi bir süreç yürütülür. İçerideki süreç işte bu kadar kopuk ilerliyor” dedi.

AKDENİZ BÜYÜK RİSK ALTINDA

Akkuyu NGS’nin soğutma işlemi deniz aracılığıyla yapılacak. Konuyla ilgili görüştüğümüz bir kimya mühendisi de soğutma işleminin ardından denize boşaltılacak olan sıcak suyun bölgedeki deniz sıcaklığının artmasına yol açacağını, canlı popülasyonunun bundan etkileneceğini söyledi. Soğutma işlemi modellemelerinin çevreye olan etkilerinden bahseden mühendis, projenin deniz sıcaklığına olan etkisinden daha yıkıcı bir etkiyle karşı karşıya kalacağımızı belirtti: “Soğutma meselesiyle ilgili deniz sıcaklığına olan etkisinden daha büyük bir problem var. Şöyle ki, bu tarz alanlarda suyun çekildiği borulara midye vs. yapışmaması adına suya klor karıştırılır. Haliyle sonrasında klor karıştırılan bu su denize geri boşaltılır. Farazi olarak konuşursak, bin 200 MW gücündeki bir reaktörü soğutabilmek için ise saatte yaklaşık 180 bin m3 su gerekir. Tesise ise bu reaktörlerden dört tane yapılması planlanıyor. Yani bu demektir ki, saatte 720 bin m3 klorlu su denize boşaltılacak. Çamaşır suyunda vs. kullanılan bu kimyasalın böylesine bir oranda Akdeniz’e boşaltıldığını düşündüğümüzde bunun ne derece yıkıcı etkileri olacağını görebiliyoruz.”

TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAYAN FELAKETLERE YOL AÇABİLİR

TMMOB Akkuyu Nükleer Güç Santralı İzleme Komisyonu’nun bu ayın başında yayımladığı raporda da tehlikelere dikkat çekilmişti. Nükleer Santralin birinci reaktörünün temelinde yaşanan çatlakların yaşanabilecek büyük tehlikelerin habercisi olduğun vurgulandığı raporda, Nükleer Güç Santralı’na ihtiyaç olmadığı belirtilere, “Bir kaza olması durumunda telafisi olanaksız büyük felaketlere neden olur” denilmişti. İnşa edilecek reaktörlerde kullanılan teknolojinin hiçbir yerde denenmemiş bir teknoloji olduğu ilk ağızdan ifade edildiğinin yetkililer tarafından itiraf edildiğinin belirtildiği raporda, bu bilginin, Türkiye bürokrasisinin Akkuyu için gerekli formaliteleri, olağanın dışında ne denli hızlı yerine getirdiğini gösterdiğini bunun da büyük sakıncalar içerdiği kaydedilmişti.

Kaynak: Cumhuriyet
http://www.cumhuriyet.com.tr/amp/haber/turkiye/1497970/Akkuyu_Nukleer_Santrali_nde_calisan_muhendislerden_uyari__Apartman_insaati_bile_daha_ciddi_yurutulur.html
2 yıl
KANSERLEME YAPMAYIN, FIRINLAMA YAPIN! (EKRAN KARTI FIRINLAMA VE İNSAN SAĞLIĞI)
Arkadaşlar merhaba,

Ekran kartını fırınlamak soğuk lehim çatlaklarını geçici olarak onardığı için durumu sıkışık arkadaşların joker hakkı olarak ceplerinde durur.

Fakat kesinlikle fırınlama yaparken kartınızı hava geçirmeyen ısıya dayanıklı bir torbaya koymalısınız.

Bu duruma dikkat etmezseniz yüksek ısıda karttan ortaya çıkan ağır metaller fırınınıza nüfuz edecektir ve o fırın ailenizi yavaş yavaş öldürecektir!

Ağır metaller her türlü zorlu hastalıkların baş nedenidir. Ayrıca ekran kartlarında zehirli maddeler de kullanılır ve bunlar da fırının içine dağılır.

Fırının kapağını açtığınız ilk an eğer o zehirli sıcak havayla yakın temas kurarsanız vay halinize.

Geçmişte bu hatayı yapıp göz kusuru yaşayan forum üyeleri oldu.

ÖNCE SAĞLIK!

Ekleme: Yöntemini faydalı bulduğum forumdaşın eski bir rehber konusu:
https://forum.donanimhaber.com/ekran-karti-firinlama-rehberi--72544673
https://mobile.donanimhaber.com/ekran-karti-firinlama-rehberi--72544673
https://mini.donanimhaber.com/ekran-karti-firinlama-rehberi--72544673

2 yıl
Redmi Airdots için görüşleriniz? Nereden almalı? Beklenmeli mi?
Arkadaşlar fiyatı beni epey cezbetti ve tam kablosuz bir kulaklık istemem de üstüne sosu oldu. Türkiyede henüz yok ve Xiaomi nin resmi çin satış kanalı haricinde tanıttıkları fiyattan(15USD) satılmıyor. Şuanda 30 dolar civarında seyrediyor fiyatı. Elbet resmi rakama inecektir, sonuçta piyasa daha doymadı diye düşünüyorum. Sizce almalı mıyım?

Benim gibi bekleyenler varsa bir konuda toplanabiliriz.
2 yıl
BU FORUM NEDEN SELİM KOTİL'İ GÖRMEK İSTEMİYOR?
Arkadaşlar Selim Kotil diye çok sağlam ve gittikçe popülerleşen bir aday var. İçi boş konuşmayan, mantıklı vaatlerde bulunan bir aday. Sağ-sol gibi salak insanların kutuplaşıp fanatikleşeceği gereksiz taraflardan birine mensup olmayı da reddediyor. Populist takılıp eksik ve aptal konuşup büyük sorunlara kıytırık ama çok süslü çözümler de sunmuyor. Gayet dobra bir insan. Şu ana kadar eksiğini görebilmiş değilim. Forumumuz ülkenin ortalamasından daha yukarıda olan bir forum. Temelinde burası teknik bir mecra. Menfaati için dindar takılanlar gibi bizde de bol bol menfaati için Atatürkçü takılıp Atatürk'ü sadece sembol olarak kullanıp boş çıkarları için tüketenler olsa da sizlerden mantıklı geri dönüş beklemek için sebeplerim var. Evet, ne düşünüyorsunuz?

https://www.youtube.com/channel/UChUedt5GO2NYXlggzNpS2ng



Ekleme: Oğuzhan Uğur'u sevmiyorsunuz biliyorum ama bu video en hızlı şekilde özet bilgi alabileceğiniz videodur. Cut-edit olduğu için. Zaten neredeyse hep Kotil konuşuyor. Yinede gıcık olursanız onun üstüne Kotil'in kendi youtube kanalının linkini koydum. Ekşi sözlüğün youtube kanalı penada da buyrun benim serisi altında videosu var. TV kanallarında da korkulsa da ufak ufak yer veriliyor. Hepsi Youtube da bulunuyor. Lütfen hiç vakit ayırıp düşünmeden yorum yazmayın. Yazdığınız yorum nihai kararınız olsun. Şimdiden teşekkürler.
3 yıl
Yeni Kasa 2019 Mazda3 Tanıtıldı: Harika Tasarım, Torsiyon Rezaleti
3 yıl
Allah neden şeytanı öldürmüyor diyen arkadaşlar için
Siz hoşunuza gitmeyen koşullar olduğu için düzene isyan edip reddetmeye çalışıyorsunuz, görmezden geliyorsunuz. Allah bizi sınayamaz, öyle bir Allah olamaz. Ben inanmıyorum diyerek tepkinizi ortaya koyuyorsunuz. Allah neden şeytanı yarattı diyene kadar Allah bizi neden günah işleyebilecek şekilde yarattı da diyebilirsiniz. Madem günah işleyebilecek şekilde yarattı neden iyi insanlar dünyada sıkıntı görüyor, sonsuz güçte Allahın onlara apayrı bir güzellik sunması gerekmez mi de diyebilirsiniz. Yani Allaha ve kurduğu düzene muhalefet olmak isterseniz bunun sonu yok. Siz sadece Allah'ı gözünüzle görüp itiraz edemeyeceğiniz mucizelere şahitlik ettiğinizde inanacağınızı iddia ediyorsunuz. Ayrıca sürekli mükafatlandırılmak da koşullarınız arasında. Bu istediklerinizin sunulduğu geçmiş toplumlar yinede Allahı reddedip yok oldular. Kuran bu nedenle tarihi olaylara fazlaca değinir. Saksıyı kullanıp sonuç çıkaralım diye.

Yaratıcıyı yoksaysanız da onun insanlığa sunduğu 2 seçenekten birini tercih etmiş oluyorsunuz. Ya inanıp itaat edeceksin, ya da inanmayıp isyan edeceksin. Allah bir efendidir. Sizin tercihlerinize göre kendisini şekillendirmez, kuralları o koyar. Fizik kurallarının nasıl dışına çıkamıyorsanız, aynı şekilde onun diğer kurallarından da dışarı çıkamazsınız. Siz Allahı sanırım tanıyamamışsınız. Sonsuzluğun tek sahibine şart koşmaya çalışıyorsunuz. Bunların olacağını(fanatik inkarcıların varlığı) o da biliyordu evet. Ondan dolayı sizler için de onun düzeninde sonuçlar hazır

Kendinize bir iyilik yapın ve Allah tarif edildiği şekliyle nasıl bir şey düşünün. Hayal gücünüzü sonuna kadar kullanın. Ondan sonra da okuldayken öğretmene okul müdürüne, işteyken patrona, mahkemedeyken hakime saygı gösterip boyun eğerken Allaha boyun eğmemenin mantığını arayın. Buna cevap olarak "Saydıklarının hepsinin mantığı kuralı adalet düzeni var, Allahta bu yok ondan inanmıyoruz" diyecekseniz de neden size göre Allah adaletsiz onu düşünün. Düşünürken Allahın köleniz yaptığınız ananız babanız değil, yaratıcı olduğunu hatırlayın. Tabi size göre var olmadığı için sorun da yok. Peki ya varsa? Büyük patronun karşısına çıkınca onu suçlayıp kendinizi savunamayacaksınız. Yaptığınız yanlış için dövünüp duracaksınız.

Sınav bitecek, sonuçlar açıklanacak. Siz de neden böyle bir sınav olduk deyip şikayet edecek bir yer mi arayacaksınız? Her şeyin sahibi böyle bir karar almış, itiraz edeceksiniz? Bence nankörlük yapmayın. Hayatta zorluklar olduğu kadar güzellikler de var. Siz beğenmeseniz de Allah çok cömert. Sadece mesele nankörlük.

Vicdanınız nasıl rahat ediyorsa o şekilde bir karar verin. Bazısı vicdanı rahat olsun diye karar alır, bazısı da istediği olsun diye karar alıp vicdanını buna uydurur. Vicdan herkese vardır. Kimi samimi ilişkiler kurar, kimi de kandırarak hayatına devam eder. Herkesin arası iyidir. Kimi yalancıktan, kimi sahiden.
3 yıl
Forum tamamen olumsuz konulardan oluşmaya başladı
Tamam ülkece şartlarımız günden güne daha kötü oluyor ama insanlar buraya biraz da kafa dağıtmaya geliyor. Sürekli olumsuz olumsuz bir yerden sonra forumca sinirli mutsuz moda giriyoruz. Biraz iyi olan da bi foruma gireyim deyip şifasını buluyor.

Eski forum eski forum deyip karın ağrıtmak istemiyorum ama bu konuda geriye gittiğimizi de bilmeliyiz.

Şikayet etmeyi, eleştirmeyi bırakmak elbette yok ama dozunu da kaçırmayalım beyler.

İyi forumlar
DH Mobil uygulaması ile devam edin.
Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin.
Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.