Donanım Haber

Uygulama ile Aç
Kayıt

Teğmen
16 Mayıs 2020
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
5 üye
Görüntülenme (?)
439 (Bu ay: 21)
Gönderiler Hakkında
2 hafta
İhtiyacı olanlar için elimdeki sistemleri uyguna verecegim
Silinebilir
3 ay
BMW X5 25D XDRIVE UZUN DÖNEM KULLANICI TESTİ

Merhaba değerli forum üyeleri, yeniden bir inceleme yazısıyla beraberiz. Bu sefer F15 kasa kodlu BMW X5 serisinin artı ve eksi özelliklerini elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım lakin başlamadan önce söylemek istediklerim var.


Öncelikle burada yazdığım bilgilerin tamamı şahsi görüşüme dayanmaktadır. Daha önce araçlarım hakkında yazdığım uzun dönem kullanıcı değerlendirmelerine de bakarsanız tamamen objektif ve marka fanboyu olmadan doğru neyse onu yazdığımı göreceksiniz. Benim buradaki temel hedefim bu araçları düşünen veya araştırmak isteyen birisi olursa o kişiye faydalı olabilmek. Burada herhangi bir şekilde kendimin veyahut firmamın reklamını yapmıyorum. Lütfen yorum yazarken bunları göz önünde bulundurun. Teşekkür ederim.


Konumuza dönecek olursak aracı kısa bir süre önce aldım, şimdiye kadar yaklaşık 35-40.000 KM civarında yol yaptım. Bu süreç zarfında gerek uzun yol gerek şehir içinde aracı çok iyi şekilde tanıdığımı düşünüyorum.


Aracım 2016 model 2.0 Dizel Bi-Turbo 231 Beygirlik üniteye ve ZF'nin üretmiş olduğu 8 ileri tam otomatik şanzıman sahip. Bu aracın 2015 ve daha öncesi versiyonlarında aynı kasa koduyla bir de 218 HP'lik modeli mevcut. Aralarındaki fark güç anlamında özellikle ara hızlanmalarda ve yakıt tüketiminde çok ciddi fark olmasa da deneyimlerime göre yakıt tüketiminde yaklaşık yarım litre gibi bir fark söz konusu. Bu da dikkate alınacak bir değer değil diye düşünmekteyim. Aracın fotoğrafı ile başlayarak yavaş yavaş konunun ilerleyen bölümlerine geçelim;



https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/a1/ed/86/a1ed8614373458ffe1a47b9b9078cbd5.jpeg&t=0&width=480&text=1


Araç gördüğünüz gibi ışık altında kahverengi, gölgede siyah olan bir renk kombinasyonuna sahip. Ben her ne kadar rengini beğenmesem de aldığım gün şartlar bu şekilde oluştuğu için mecburen almak durumunda kaldık.


Aracın en çok sorulan sorularından biri arıza durumu, zira önceki X5 serilerinde sık sık problemler yaşandığı için araç kötü bir ünvana sahip halk arasında. Lakin aracım şu an 130.000 km civarına gelmesine rağmen herhangi bir sorun sıkıntı yaşamadım çevremde bu aracı kullanan kişilerden de pek problem duymadım.


Bu aracı alacak kişiler için olmazsa olmaz opsiyonlar bence hayalet gösterge ve 360 derece optik kamera olmalı. Hayalet gösterge gerçekten araca çok yakışıyor ve Sport modunda kaç hp güç kullandığınızı ekrandan görmeniz keyifli oluyor açıkçası. Biraz büyük olduğundan kaynaklı park ederken zorlanmamak adına 360 derece kamera ise gerçekten işlevsel. Özellikle İstanbul gibi sıkışık park alanlarına sahip bir şehirde yaşıyorsanız bu dediğimi göz ardı etmemeniz faydanıza olacaktır kanısındayım.


Opsiyon demişken aracın opsiyonlarından da biraz bahsedelim. Benim aracımda opsiyonel olarak Harman Kardon, Hayalet Gösterge, 360 Derece Kamera, Gerçek Deri Koltuklar, Elektrikli Bagaj, Hafızalı Koltuklar mevcut. Aracım M Sport paket olmadığı için koltukta baldır desteği bulunmuyor ama normal koltuklar da konfor konusunda gayet başarılı. Opsiyon olarak donanımlar yeterli geldi diyemem. Keşke hafızalı koltuk veyahut Harman Kardon yerine airmatic olsaydı araçta neden böyle söylediğime, konunun ilerleyen kısımlarında değineceğim.


Harman Kardon ses sistemini daha önce F10 ve F30 aracımda deneyimlemiştim o araçlarda gerçekten standart ses sistemine göre Harman Kardon'un farkı çok bariz belliydi lakin X5 için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bu araçtaki ses sistemi bence araca yeterli gelmiyor veyahut aracın iç hacmi kıyasladığım modellere göre daha büyük olduğu için bana öyle gelmiş olabilir.


Aracın en can alıcı noktası bence amacı. Bu aracı ne amaca ilişkin aldığınızı gerçekten sorguluyorsunuz. Görüntüsünün aksine Offroad kabiliyeti olarak gerçekten çok vasat, şehir içi kullanım için gereksiz büyük, uzun yol için tasarlanmış desem o da değil :) X5 gibi bir SUV'dan beklentinizi neyin karşılayacağı burada bir muamma olarak kalıyor. Bundan sonrası için soru cevap şeklinde ilerleyeceğim


Aracın Yol Tutuşu Nasıl?


Araç yerden 1762 MM yüksekliğe sahip lakin düşünülenin aksine uzun yolda eğer otobandaysanız bu bir dezavantaj oluşturmuyor, özellikle tadilat görmemiş, yamasız asfaltta araç bulutların üstünde gidiyor hissi veriyor. Bu konuda rakibi olan Audi Q7'den ve Volvo XC90'dan bence daha üstün. Hatta yağmurlu havalarda da yol tutuş konusunda Audi Q7 2-3 tık daha geride kalıyor. BMW gerçekten özellikle yağışlı havalarda sürücüye güven sağlayan bir marka olarak algılarıma kazınmış durumda.


Yalnız iş Anadolu'daki bol yamalı duble yollara geldiğinde burada çok büyük bir problem ortaya çıkıyor ki o da aracın salınımı. 120 KM/H üzerinde seyrederken her yamadan veyahut hafif çukurdan geçtiğinizde araç büyük bir salınım yapıyor ve sizi tedirgin ediyor. Özellikle viraj içinde bir yamaya denk geldiğinizde araç şerit dışına çıkma eğilimi gösteriyor. Yukarda bahsettiğim üzere Airmatic tam bu noktada can alıcı bir kritere sahip oluyor. Araç diğer BMW X serilerinin aksine haddinden fazla yumuşak amortisör sistemine sahip olduğu için yaptığı bu salınımı ancak Airmatic ile kurtarmak mümkün gibi gözüküyor. Bu nokta da ise BMW X5 rakibi olan Audi Q7'den ve Volvo XC90'dan fersah fersah geride kalarak benim için uzun yol otomobili özelliğini kaybedip sadece düşük hızlara uygun "Otoban Aracı" olarak beynime imza atıyor. Düşük hızlar olarak belirtmemin nedeni ise yazının ilerleyen kısımlarında mevcut



Aracın Performansı Nasıl?


Bu araç gibi standart bir SUV kullanıcısının aracından performans beklemesi pek olası gözükmese de bu konuya değinmekte fayda var. Araç yaklaşık 2100 KG ağırlığa sahip olduğu için 4 Silindirli 2.0 Dizel motor yüksek hızlanmalarda biraz nazlı olsa da 120 KM/H altında gaza bastığınızda size istediğiniz performansı yeterli ölçüde sunuyor.


Düşük motor hacmini Bi-Turbo desteği ile absorbe etmeye çalışan BMW X5 size performans konusunda özellikle uzun yolda bir Kia Sorento'dan daha fazlasını veremiyor olsa da ilk kalkış anında koltuğa sırtınızı yapıştıracak güce sahip olduğunu da bilmenizde fayda var.



Aracın Uzun Yol Değerlendirmesi


Yukarıda da bahsettiğim gibi araç uzun yolda özellikle Anadolu'daki bol yamalı duble yollarda salınım nedeniyle güven kırıklığı yaşatsa da otobanda 150-160 KM/H süratlerde rahat bir şekilde ilerliyor. Özellikle bu süratlerin altında araç selef modellerine ve hatta 7 serisi hariç diğer tüm BMW modellerine göre çok sessiz ve konforlu diyebiliriz. Lakin 170 KM/H'den sonra aracın içinde anlamsız bir uğultu ve motor sesi başlıyor. Düşük hızlarda bu kadar sessiz olan bir araç birden bire 170 KM/H'den sonra başka bir araca dönüşüyor bu da uzun yol konforunuzu bir hayli etkiliyor. Bununla alakalı bir video çektim aracın içerisindeki sesi yüksek hızlarda net bir şekilde duyabilirsiniz;



Bu ses pek çok kullanıcı için önemsiz olarak gözükse de benim gibi bir kaç saat boyunca yüksek süratlerde seyahat eden biri için gerçekten çok büyük önem arz etmekte. Eğer siz de benim gibi yüksek süratte seyahat ediyorsanız bu araç kesinlikle size göre değil.



Aracın Konforu Nasıl?


Bu araç gerçekten emsallerine göre konfor olayını abartmış hatta aşmış boyutta. Hiç bir BMW'den beklenmeyecek şekilde rahat hissediyorsunuz. Özellikle koltukların yumuşaklığı ve süspansiyon sisteminin selefine göre daha yumuşak tasarlanmış olması adeta Klasik bir Amerikan sürüyor hissi uyandırıyor. Ben bu konuda BMW'yi tebrik etmeden geçemeyeceğim, sert görüntüsünün altındaki bu yumuşak kalbi beni mest etti doğrusu.


Sessizlik olarak ise Volvo XC90'dan 2 tık, Audi Q7'den 3-4 tık daha sessiz olan bu otomobil, düşük hızlarda keyif alarak uzun yol yapan etrafı gezip görerek seven insanlar için biçilmiş kaftan gibi. Zira beni tanıyanlar bilirler bu benim sahip olduğum onlarca SUV içerisinde en sessiz olanıydı.



İç Mekan Kalitesi ve İç Mekan Hacmi


Araç iç mekanda koltukları dışında standart bir BMW'den daha fazlasını sunmuyor, kalite olarak yine orta-üst seviye diyebileceğim bir kaliteye sahip olan aracın belirttiğim üzere tek artı noktası yüksek dansiteli süngerlere sahip koltukları. Yalnız süngerler o kadar yumuşak ki, koltuğa oturduğunuzda altınızda hamur gibi olan süngerler yüzünden özellikle şöfor koltuğunun sol yanındaki deri plastiğe sürterek zamanla aşınıyor ve çok çabuk deformasyona uğruyor.


Yine yukarda belirttiğim üzere sessizlik konusunda özellikle motor yuvasının gerçekten çok iyi yalıtılmış olması düşük hızlarda kullanım esnasında yüksek kalitede bir araç hissi veriyor.


Hacim konusuna geldiğimizde elbette ki bir SUV kullanıcısı için en önemli noktalardan birisi de aracın iç hacmidir. BMW X5 size iç hacim konusunda tam da kararında bir yeterlilik sunuyor. Ne 7 kişilik Audi Q7 gibi gereksiz devasa bir boyut ne de Volvo XC90 gibi sınırlı bir alan sunmuyor. Bagaj hacmi ise 650 litre ile gerçekten Volvo XC90'a göre çok daha elverişli ve kullanışlı bir şekilde dizayn edilmiş.


Özellikle bagajın iki parça olarak açılması haftasonu sporları ile uğraşanlar için büyük bir avantaj, aracın alt bagaj kapağı 105 KG'a kadar ağırlık taşıyabildiği için herhangi bir dağ yolunun manzara gören bir kenarında mola vererek rahat rahat buraya oturup etrafın keyfini alabilirsiniz.



Aracın Yakıt Tüketimi ve Genel Giderler


Ben araçlarımı genelde hızlı kullanan biriyim dolayısıyla yakıt tüketimlerim fabrika verilerinin bir hayli üzerinde olur ama bu araç gerçekten kullandığım en düşük yakıt tüketimine sahip SUV diyebilirim. Uzun yolda 180-200 KM/H aralığında 8.8 Litre / 100 KM yapan araç 120 KM/H sabit gidildiğinde 6 Litre / 100 KM gibi çok düşük bir değer yakalayabiliyor. Şehir içinde ise 9 Litrenin üzerine çıkmayarak bu sınıfta kullandığım araçlar içerisindeki liderliği yakalıyor.


Ben araçlarımı yetkili serviste bakıma sokmayı tercih ediyorum, BMW X5 bakım maliyeti konusunda emsallerine göre gerçekten çok tutumlu bir model. Özellikle Audi Q7 ve Volvo XC90'a baktığımızda 10 Litrenin üzerinde soğutma sıvısı ve 6 Litrenin üzerinde motor yağı almasına karşın BMW X5 sadece 7 Litre Soğutma Sıvısı ve 5.2 Litre Motor yağı kapasitesine sahip olduğu için rakiplerine bakarak bakım maliyetinde de avantajı ön plana çıkıyor. Yetkili serviste şu an itibariyle iskonto düşülmemiş haliyle 2.250 Türk Lirasına Motor yağı ve Filtreleri değiştirebiliyorsunuz. Eğer ki daimi müşteri iseniz BMW Borusan Otomotiv'in servis konusunda güzel iskontolarının olduğunu söylemek gerek.


Sigorta ve Kasko kişiden kişiye değişkenli gösterdiği için bu konuya değinmeyeceğim.


Umarım birilerine faydalı olabilirim, aklınıza takılan bir şey olursa sormaktan asla çekinmeyin seve seve cevaplayacağımdan emin olabilirsiniz.

3 ay
MANUEL AUDI A6 C5 2.7 BiTURBO QUATTRO ARANIYOR

Merhaba arkadaşlar;


Garajımdaki araçlar arasında olmasını istediğim bir model olan Audi A6 2.7Bi-Turbo Quattro araç arıyorum.


Aracın manuel vites olması benim için olmazsa olmaz. Temiz kondisyonda olması da önemli fakat sıfırdan revizyon yapılacağı için aşırı dikkat ettiğim unsurlar arasında değil.


Avant veyahut Sedan model olabilir fakat yüksek ağırlığı sebebiyle Allroad Quattro istemiyorum.


Eğer gören, duyan, satan varsa lütfen benimle iletişime geçsin. Aracılık yapan arkadaşlara komisyon ödemesi yapabilirim. İlginiz için teşekkürler.

4 ay
Audi RS6 Avant 4.0TFSI Quattro 560 HP Uzun Dönem Kullanıcı Testi

Uzun zaman sonra hepinize yeniden merhaba arkadaşlar;


İşimin yoğunluğu sebebiyle uzun zamandır buraya yeterince vakit ayıramıyordum fakat şu sıralar müsait olduğumdan ötürü belki yararlanan veyahut bu aracı almak için araştıran birileri olur kanaatiyle buraya konu açmak istedim.


Konuya girmeden önce baştan söylemek istediğim bir durum var; benim bu konuyu açmamın sebebi ego tatmini veyahut insanlara hava atmak değil burada ismimi bilen sadece bir kaç kişi var bunlarda zaten sevdiğim saydığım kişiler. Dolayısıyla ben kendi reklamımı yapmıyorum aynı zamanda ben bir youtube kanalı vesaire değilim, kendimce objektif bir şekilde araçlarımın artı ve eksi özelliklerini değerlendiriyorum ki benim gibi bu aracı almayı düşünen insanlar var ise onların araştırmalarına katkıda bulunayım. Zira bu araçlar artık daha kolay ulaşılabilir bir halde ve etrafta çokça gördüğümüz yeni model Audi A6, Volvo XC90, BMW 520d xDrive, Mercedes E220d gibi orta-üst segment araçlarla fiyat olarak aynı düzeyde. Buraya kadar eğer anlaştıysak konuya geçebiliriz.


Sevgili arkadaşlar bu araç için forumun laneti olarak bilinen bir inanç son derece yaygın olduğundan ötürü fotoğraf paylaşımı yapmayı düşünmüyorum eskiden benim açtığım konuları takip edenler bilirler, Ferrari 430 Spider aracımın konusunu açtıktan kısa bir süre sonra motoru indirmiştim   Dolayısıyla kendimce vermiş olduğum bir karar neticesinde artık garajımdaki 1.000.000 TL üzerinde değeri olan araçların fotoğraflarını paylaşmak istemiyorum lakin bu kararım her an değişebilir. Talep eden arkadaşlara özel mesaj yoluyla bana ulaşmaları takdirinde ruhsat bilgilerini, kimliğimi açık etmeyecek şekilde paylaşabilirim. Şimdi araç hakkında detaylı bilgi verelim.


Aracım 2015 model 4.0 TFSI 560 HP'lik versiyon olan RS6 bildiğiniz üzere 2016 yılında bu model turbo ve egzoz değişimiyle 605 HP güce çıkarıldı ve "RS6 Performance Package" olarak satışa sunuldu. Benim aracım şu an 44.000 KM civarında, aldığım tarihte 33.000 KM de olan aracımı yaklaşık 3-4 ay gibi kısa bir sürede 11.000 KM kullanmış olmam sebebiyle sizlere detaylı bir anlatım hazırlayacağımı düşünüyorum. Bundan sonraki anlatımımda soru-cevap şeklinde ilerleyeceğim


Araç hakkında teknik bilgiler nelerdir?

Yukarıda bahsetmiş olduğum üzere 4.0TFSI V8 çift turbo beslemeli 560 HP güç, 0-100 hızlanmasını kağıt üzerinde 3.9 saniyede ama benim ölçtüğüm GPS verileri neticesinde Kayseri gibi yüksek rakıma sahip bir yerde stock halde 4.17 Saniyede tamamlayan, 1935 KG boş ağırlığa, 4979 MM uzunluğa ve benim en önemli tercih etme sebebim olan fabrika verisiyle 565 Litre fakat arka bagajdaki pandizotu sökmeniz halinde çok daha fazla bagaj hacmine sahip bir araçtır RS6



Bu Aracı Kim Neden Tercih Eder?

RS6 modeli hepimizin bildiği üzere Station Wagon bir araç gerek bagaj gerek iç hacim olarak gerçekten standart modellere göre bir hayli avantajı mevcut. Benim de çocuğum olduktan sonra gerek bebek arabası gerek çocuğun eşyaları ve özellikle ailemle şehirler arası seyahat ederken valizler ve bebek arabası çok büyük sıkıntı çıkarıyordu. Benim konularımı takip edenler bilirler maalesef uzun yolda gezerek, etrafı görerek gitmek gibi bir alışkanlığım yok. Benim keyif algım içerisindeki tek şey yüksek hızlarda güvenli ve konforlu seyahat edebilmek. Tüm bunları topladığımda karşıma çıkan en mantıklı araba RS6 Avant oldu.



Aracın Sıkıntıları Nelerdir?

Eminim burada hiç kimse eşiyle ve çocuğuyla çıktığı bir tatilde aracının arıza yapmasını istemez, bende bu düşünceye sahip biri olarak aracın arıza konusunu aracı kullanan gerek buradaki gerek yurtdışındaki arkadaşlarım vasıtasıyla bir hayli araştırdım ve aynı araca sahip 3-4 kişi ile yaptığım bu görüşmeler neticesinde sağlam bir donanıma sahip olduğu konusunda ikna oldum.


Lakin diğer araç sahipleri araçlarına sıfırdan beri sahip oldukları için ikinci el olarak alınan bir aracın taşıdığı riski gözardı etmiş olmam, tüm araştırmalarımı suya düşürecek cinsten bir hamle yaparak aracı aldığım ilk saatlerde dönüş rotamız olan İstanbul-Kayseri arası otobanda yüksek süratte seyrederken Bolu Highway'e yakın bir yerde arıza lambası yaktı ve güçten düştü. Hayatımda yaşadığım en büyük gerginliklerden biri olan bu durum karşısında aracı aldığım şahsı arayarak durumu izah ettim kendisi de daha önce başına böyle bir olayın geldiğini ve kontağı kapatıp açınca düzeldiğini söyledi. Uzun bir telefon trafiği ve bunu neden söylemediğinin hesabını sorduktan sonra dediğini yaptım ve neredeyse Ankara'ya gelene kadar aracın eski sahibinin kulağını çınlattım. Yolda iken Ankara İskitler Sanayi Sitesinde bulunan bir abimizi arayarak durumu anlattım kendisi sağolsun biz daha yanına gitmeden Şaşmaz'da bir usta ayarladığı için direk ustanın yanına gittik. Aracı bilgisayara bağladığımızda "Eksoz Egzantrik Konumu" arızası ile karşılaştık. Usta geçici arıza verdiğini çok sıkıntılı bir durum olmadığını yüksek süratle uzun süre seyretmekten kaynaklı bazen düşük ihtimalle bu tür arızaların yaşandığını Türk mantığı olan kontağı kapat aç yaparak devam edebileceğimi söylese de içimde hep bir yolda kalma korkusuyla 3 kez aynı arızayı tekrarlayarak Kayseri'ye geldim.


Bu arıza kafama çok takıldığı ve araca olan güvenim tamamen kırıldığı için aracı her gördüğümde verdiğim paranın boşa gittiğini düşünmeye başladım, sonrasında Kayseri'de bir kaç ustayla daha görüştüm ama bizim burada araç bilinen bir araç olmadığı için bir şey olmaz böyle devam et diyerek aracı kullanmaya devam etmemi söylediler. Artık benim için Audi sayfasının kapandığını böyle bir aptallığın RS serisinde yapılamayacağı fikrine kapılıp elimdeki tüm Audileri galerilerin alış fiyatına internete koymayı bile düşündüm. Aradan 1 hafta geçtikten sonra çok canımı sıkan bu durum karşısında yolda kalmayı göze alarak gece saat 2'de arabaya atlayıp İstanbul'a usta aramaya gittim yolda normal hızlarda kullandığım için olsa gerek arıza tekrarlanmamıştı. İstanbul'da bu arabalardan anlayan ustaların rotasını oluşturmuştum ve hepsini tek tek ziyaret etmek gerekirse 1 ay kalıp arızayı gidermek istiyordum. Neyse ki ilk gittiğim Maslak sanayi sitesinde bulunan usta sadece arıza koduna bakıp tespiti 12'den vurdu.


Bu arızanın temelinde yatan tek şey egzozun yan sanayi bir egzoz ile değiştirilmesi ve buna uygun yazılım yapılmamış olması tüm bu eziyetlerin sebebiymiş meğer, Usta bana bir kaç yazılımcı tavsiye etti ama ben dediği kişiler yerine daha önce görüştüğüm bildiğim ve arabalarımı yapan bir internet aleminde de son dönemlerde baya popüler olan arkadaşıma arabayı götürdüm. Kendisiyle oturup yemek yerken yazılımı yaptı, arabayı aldığım gibi tekrar yola düştüm, Ankara'ya kadar ayağımı gazdan kaldırmadım desem yeridir.


Arabadan alınabilecek tüm intikamları aldım neredeyse. Araç stage 1+ yazılım ile 710 HP güç ve yaklaşık 1.000 NM tork üretmeye başlamıştı. İnanılmaz keyifli olan RS6 yazılım ile başka bir kimliğe büründü ve arıza artık kalmamıştı. Kayseri'ye gelince hala araca tam anlamıyla güvenemediğimi farkettim, günlük olarak bu araca geçiş yaptım ve 1 ay boyunca her sabah ve akşam kuzey otoyolunda sıkarak aracı denedim. Tüm bunlar yetmezmiş gibi diğer şehirlerdeki müşteri ziyaretlerine gittiğim süre zarfında da aracın bagajına mal atarak bildiğiniz "hızlı ticari araç" olarak kullandım. Nihayet arızamız çözüme ulaştığı için Audi markasına ve RS serisine olan güvenim tekrar yerine geldi. Bana bu şekilde büyük bir macera yaşatan bu arıza dışında şükürler olsun ki herhangi bir arıza ile karşılaşmadım.



Aracın Konforu Nasıl?

Konfor konusu sizin kıyasladığınız marka ve modele göre değişmekle birlikte genel olarak emsallerinden fersah fersah üstün bir konfora sahip bir araç. Mesela daha önce Çin'de üreticilerimizden birinin E63 AMG sedan aracını kullandığımda sürüşü bana çok sert gelmişti ama S63'lere kıyasla RS6 daha sert bir araç demem çok yerinde olur diye düşünüyorum. Aynı şekilde BMW E60 M5, 911 Turbo S, Ferrari 430 gibi araçlara bakarak pek âla RS6 daha yumuşak bir karakteristiğe sahip. Yalnız dediğim gibi bir S kasa konforu beklemek doğru değil.



Yol Tutuş, Uzun Yol Performansı Nasıl?

Söz konusu bir Audi olduğunda yol tutuş konusunda en yakın rakibinin düz duvara tırmanabilen bir kertenkele olduğunu unutmamak gerek, Quattro gibi uzun yıllardır en iyi mühendisler tarafından geliştirilmiş ve geliştirilmekte olan bir sistem hakkında herhangi birimizin söz söylemesi gerçekten abes olur. Lakin buradan sonra söyleyeceklerime Audi Fanları kızmasınlar, zira ben tüm araçlarım hakkında elimden geldiğince objektif yorum yaparım.


Evet Quattro'nun virajlarda verdiği güveni inkar edecek değilim elbette ama bu RS6 serisinde ters giden bir şeyler var. Araç "Comfort" modda iken özellikle uzun yol seyahatlerinde yüksek süratte virajda esnediğini hissediyorsunuz bunun sebebinin ise gerek arabanın neredeyse 5 Metre olan uzunluğu gerekse yerden yüksek olması gibi etkenlerden kaynaklanıyor olduğunu düşünmekteyim. Bir RS6 sahibi için uzun yolda en doğru sürüş modu bence "Auto" modu bu modda araba havalı süspansiyonlar sayesinde hem yüksek konfora hem de virajlarda aracın esnemesi halinde gereken sertliğe erişebiliyorsunuz.


Uzun yol demişken, en büyük uzun yol şikayetlerinden biri de genel olarak araçların içeriye ses alması. RS6'da 180-230 KM/H arasında uzun yol yaparsak en ufak bir yol sesi almadığına sizi temin edebilirm lakin tam 301 KM/H ve üzerinde giderken içeride acayip bir uğultu oluşuyor tavandan geldiğini düşündüğüm ama o süratlerde detaylı şekilde bakmaya cesaret edemediğim için burayı tam çözemedim ama emin olun zaten Anadolu'da 300 KM/H+ süratlerde maksimum 15 dakika gidebileceğiniz için bu ses çok rahatsız etmez kanaatindeyim. Bu şikayet sadece benim aracımda değil RS6 sahibi arkadaşlarımda da aynı şekilde dolayısıyla buna kronik bir sorun diyebiliriz sanırım.


Ek olarak şunu da belirteyim, yine konuları takip edenler bilirler bir çok araç değiştirdim ve kullanma fırsatı yakaladım bunların içerisinde ailemin kullandığı konfor odaklı otomobillerde vardı benim kullandığım sportif karaktere sahip otomobillerde. Ama uzun yolda konfor ve sessizlik konusunda sıralamamdaki ilk 3 otomobil 2 yıldır hiç değişmemişti tâ ki bu otomobili kullanana kadar. Artık benim için uzun yolda sessiz ve konforlu otomobil sıralaması kendi kullandığım veya sahip olduğum araçlardan yola çıkarak şu şekilde;


1) Mercedes-Benz Maybach S650

2) Audi S8 4.0TFSI Quattro

3) Audi RS6 4.0TFSI Quattro


Eskiden 3. sırada Bentley Flying Spur vardı fakat RS6 ile birlikte kendisinden hiç beklenmeyecek bir performansla listedeki ilk 3 sonunda değişmiş oldu. Burada yeniden belirteyim benim listem tamamen kişisel olarak oluşturuldu ben otomobilleri uzun yol otomobili olarak kıyaslarken 180 KM/H'den sonraki sessizliğine, konforuna ve sürücüyü yorma durumuna göre belirliyorum. Örneğin Mercedes-Benz S400d listede yok çünkü ilk günlerde gerçekten sessiz ve titreşimsiz bir araç olsa da 100.000 km'den sonra oluşan motor vibrasyonu nedeniyle uzun yolda sürücüyü yorduğunu düşünüyorum.



Yakıt Tüketimi ve Genel Giderler Ne Durumda?

Özellikle yakıt tüketimi kısmında bir çok kişinin yapacağı yorumu tahmin edebiliyorum ama emin olun bu aracı alan kişi de eğer günlük kullanım için alıyorsa yakıtı düşünüyor. Çok uzatmadan tüketimlere geçeyim.


Benim kullanımımla yaşadığım şehirde araç şehir içi 14.5L/100KM yakıt tüketimine sahip tabii Stage 1+ yazılım ve egzoz modifikasyonu olduğunu unutmamak gerekli. Ayrıca şehirler arası genelde 180 KM/H+ süratlerde 13 Litreler civarında gezen tüketim eğer sabit 120 KM/H ile gitmeyi başarabilirseniz 9 Litreler seviyesinin altına düşebiliyor.


Bakımlar 15.000 KM'de bir olarak ayarlanmış ama ben araçlarımın tamamına kullanımımdan kaynaklı 5.000 KM'de bir bakım yapmayı uygun görüyorum. Maliyet odaklı gidersek RS6 yağ filtresi değiştirildiğinde 9 Litre yağ almakta bu da bakım maliyetini arttıran unsurlardan birisi. Yetkili serviste rutin bakıma ek olarak fren hidroliği değişimi dahil olmak üzere toplamda 7.920 TL ödeme yaptım fakat bu tutar günden güne döviz kaynaklı değiştiği için dolar cinsinden 890$ olarak yazdığımda gelecekte konuyu görecek kişiler için daha avantajlı olacaktır.

geçen yıl
2013 AUDI A5 2.0TFSI QUATTRO S-TRONIC FACELIFT UZUN DÖNEM KULLANICI TESTİ

Merhaba arkadaşlar, herkese iyi forumlar dilerim.


Uzun zaman önce eski üyeliğimde açtığım konular arasında en çok ilgi görenlerden birisi Audi A5 incelemesi ve motor rektifiyesi konusuydu. Bir süredir kullanıcı testi yayınlamadığım için karantina nedeniyle fırsat bulmuşken bu araç hakkındaki kullanıcı yorumlarımı yaparak aracı alacak veyahut almayı düşünen arkadaşlara yardımcı olmak istedim.


Aracım başlıkta da belirtmiş olduğum üzere 2013 Model ve 92.000 KM'de. Yaklaşık 10 ay önce satın aldım, bu süre zarfında 6 bin kilometre kadar yol yaptım. Bu konuda bu süre boyunca araç ile ilgili genel olarak beğendiğim, beğenmediğim özellikleri ve arızalarından bahsedeceğim.


Bu araç benim aynı motora sahip üçüncü, model olarak ise dördüncü A5'im, bundan önce 2010 Model A5 Coupe, 2011 Model A5 Sportback ve son olarak 2018 Model 1.4 TFSI A5 sahibi olma imkanım olmuştu. Yazımızın ilerleyen kısımlarında, eski ve yeni jenerasyon ile kıyaslamayı da yapacağım.


Yazıya öncelikle aracın fotoğrafı ile başlayalım;



https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/58/ad/31/58ad3142b73bc86e11b861ed1e89aeb2.jpeg&t=0&width=480&text=1




Audi A5 2012 yılında makyajlandı, bu makyajla beraber içi ve dışında bir çok değişiklik yapıldı. Yapılan bu değişiklikler gerçekten aracın karakterini inanılmaz değiştirmiş. 2018 modeli de dahil olmak üzere Premium segment kalitesine en yakın Audi A5 bu diyebilirim. Zira özellikle iç mekanında yapılan onlarca iyileştirme Audi'nin A5 konusunda istediği kaliteye ulaşmasını sağlamış gibi gözüküyor. Göreceli olarak kişiden kişiye değişmekle birlikte bence dış görünüş olarak da bir alt modelinden çok daha gösterişli durduğunu söyleyebilirim.


Hakeza motor olarak da makyajlı kasada iyileştirmeler yapıldı lakin burada dikkat edilmesi gereken nokta şu, 2012 yılında aracın dışı ve içi değiştirildi fakat 2013 yılının sonlarına doğru motorda iyileştirmeler yapılarak 211 HP olan ünite 225 HP'ye çıkarıldı. Sadece güç artışı ile kalmadı, bilindiği üzere 2.0TFSI 211 HP'lik ünite yağ yakma sorunuyla bir hayli meşhur olmuştu hatta ben coupe aracımda blok patlattığım için sil baştan araca motor yaptırmıştım. Bir sonraki nesil olan 225 HP'lik versiyonda ise yağ yakma sorununun çözüldüğü söyleniyor, benim aracımda da herhangi bir yağ eksiltme söz konusu değil fakat 6 bin kilometre kullandığım için emin bir şekilde yorum yapamıyorum. Bunu görmek için 10.000 KM kullanmak gerekli diye düşünüyorum.


Şimdi sırasıyla aracın konfor, iç mekan, donanım, performans, yol tutuş, yakıt tüketimi, bakım maliyetleri gibi konulara değineceğim.



KONFOR


Araç selefi olan makyajsız kasaya göre çok daha konforlu, bir önceki aracımda çukurlara düşünce tam bir eziyet yaşardım. Fakat konfor konusunda 2018 model A5 kesinlikle içlerindeki en konforlu A5 diyebilirim. Lakin genel olarak bir D segment konforu yok hatta SuperB ve Passat gibi araçların konforu da bu araçtan daha iyi. Tabii aynı platformdaki BMW 4 serisi ile kıyaslarsanız durum Audi'nin lehine olacak şekilde değişir.


Benim aracımın lastik ölçüleri 245/40 R18, aracı aldığım gün lastiklerin eski olması sebebiyle Continental Premium Contact 6 taktırdım. Lastikler Michelin'e göre biraz daha sert karakterli ekstra olarak 18" jantın sertliğini de hesaba katmak gerekir.


Dolayısıyla eğer konfor tutkunu biri iseniz bu araç pek size hitap etmiyor.




İÇ MEKAN


Aracın iç mekanı daha önce de söylediğim gibi makyajla beraber inanılmaz bir kaliteye kavuşmuş. Özellikle Coupe aracımda trim sesleri çok yoğundu, kapı elinizde kalacak gibiydi fakat makyajla beraber tüm bu sorunlar gitmiş. Aracın içi çok sessiz ve daha kaliteli bir ortam haline dönüştürülmüş.


Tabii sadece malzeme kalitesini yükseltmekle de kalmayıp, aracı daha güncel hale uyarlamışlar. Özellikle eski kasanın direksiyonu bence bu tarzda spor görünümlü bir otomobile hiç yakışmıyordu. Araç gerçekten malzeme kalitesi olarak çok iyi mi derseniz tabii ki değil, sonuçta VAG grubunun D segmentinde üretilmiş bir aracı lakin belirttiğim gibi önceki nesille kıyaslama yapmak gerekirse eskisi Tofaş ise bu gerçek bir Audi şeklinde düşünebiliriz.


Benim aracımda iç ve dış renk kombinasyonları biraz daha 45'li yaşlarda bu araca sahip olan kişilerin tercih edeceği şekilde yapılandırılmış. Özellikle trimlerin ahşap kaplaması ve Nougat Kahve-Atlas Bej olarak geçen iç kombinasyon aracı bir hayli olgun göstermekte.


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/05/48/7f/05487fa3e4cab63122387a94f8d259ea.jpeg&t=0&width=480&text=1

Aracın iç mekanında herhangi bir trim sesi duymadım yine hakeza yıpranma belirtisi de yok. Bu biraz kullanımla alakalı olsa da %80 gibi malzeme kalitesiyle alakalı. Özellikle BMW'nin deri koltuklarında yıpranma ve aşınma durumu çok ciddi şekilde mevcut.


İç mekanda özellikle krom çerçeveli yerlerin güneşte parlamasından dolayı çok rahatsız olan biri olarak aracın içinde bolca krom çerçeve olmasına rağmen gözü rahatsız edecek bir yansıma asla yapmıyor. Kronik arıza olarak ön kol dayamanın kırılması şikayeti var, bir önceki aracımda benimde başıma geldi. Parçanın ismi kol dayama labeli olarak geçiyor serviste, $=7.75TL iken 475 TL gibi bir fiyatla satın alınabiliyor.




DONANIM


Maalesef Audi'lerin en büyük sorunu donanımdır, bu gün en üst seviye Audi'yi bile alacak olsanız mutlaka eksik bir donanım olur içinde. 2011 Model A5 SportBack aracım iç dış S-Line donanıma sahipti fakat koltukların ortası düşük kalitede olduğunu düşündüğüm bir kumaştı ve maalesef koltuk ısıtma mevcut değildi. Hakeza Coupe aracım ağzına kadar doluydu neredeyse, Kör Nokta uyarı sisteminden, Anahtarsız giriş ve çalıştırmaya, Bang&Olufsen ses sisteminden, Hafızalı ön koltuklara varana değin tüm fonksiyonları vardı fakat o araçta da Cam tavan yoktu :) Ben şimdiye bindiğim hiç bir Audi'de standart donanımlı bir Lexus'taki donanımların tamamını göremedim.


Bu araca gelirsek; Bang&Olufsen Ses sistemi, Koltuk Isıtma, Bluetooth, DVD Çalar, F1 özellikli Fonksiyonel Direksiyon, Hız Sabitleme, Torpido Soğutma, Sunroof, Nougat Kahve Ahşap Trim, Ön Arka park sensörü gibi ıvır zıvır donanımlar mevcut. Yeterli mi derseniz evet standart bir otomobil için yeterli fakat aynı fiyata alınacak olan bir Japon otomobiline göre çok düşük bir donanım seviyesinde. Hatta tüm Alman otomobilleri, emsali olan Japon otomobillerine göre donanım bazında yetersiz kalmakta.




PERFORMANS


Yukarda da bahsettiğimiz gibi aracın üzerinde 225 HP'lik ünite mevcut, bu aracı almamdaki ve vazgeçmememdeki yegâne sebep 2.0 motordan çıkan benzersiz performansın 4 çeker ile uyumlu çalışması. Mesela bir 428i xDrive ile kıyaslarsak, Quattro'da aldığınız verimi asla xDrive ile alamazsınız. Üstüne üstlük transfer kutusunda da ciddi problemler yaşarsınız. Hakeza benim 525d xDrive aracım 2015 yılında 12 bin kilometredeyken bu arıza yüzünden 6 defa yetkili serviste uzun süre yattı.


Aracımın üzerinde DL501 şanzıman mevcut, bu şanzıman diğer DSG ve S-Troniclere göre çok daha uzun ömürlü ve dayanıklı bir şanzıman, yeter ki Launch Control'e benim gibi abanmayın. TVS firması ufak bir upgrade ile bu şanzımanın 1000 HP ve 1000 NM torka dayandığını iddia ediyor fakat bana pek inandırıcı gelmedi zira ben stock halde kullandığım aracımda bile problem yaşadım.


Aracın vites geçişleri harikulade zaten her ne kadar çok hızlı olsa da, benim için şanzıman konusunda birinci sıra ZF8 ikinci sıra ise DL501'dir. Bu şanzıman 2.0TFSI motor ile inanılmaz bir uyum içerisinde çalışıyorlar. Kick-Down sırasında çok ama çok hızlı tepki veriyor, sollamalarda ise gaz pedalına dokunduğunuz an anında gitmeye başlıyor. Makyajsız kasa da aynı şanzımanı kullanmış olmama rağmen bu aracın motoru yatay yerleştirildiği için şanzıman oranlarında da farklılıklar yapılmış ve gayet başarılı olmuş.


Fabrika verilerine geleceğim fakat özellikle günümüzde Dünya Sağlık Örgütünün kararı üzerine bildiğiniz gibi akaryakıtların içine konan Ethanol yasaklandı. Dolayısıyla özellikle yüksek sıkıştırmalı motorlarda performans kaybı hat safhada. Araç Fabrika verisine göre 0'dan 100'e 6.5 saniyede hızlanıyor, normal standart Shell V-Power ile ölçüm yaptığımda 6.8 Saniye, Torco yakıt katkısı kullandığımda 6.4 saniyede 100'e ulaştım.


Araçtan beklediğiniz performans eğer 2.0 motor gibi gitmesi ise bu araç size daha fazlasını sunuyor, özellikle selefi 211 hp versiyonda 130 KM/H'den sonra başlayan yavaşlama yeni nesilde tamamen gitmiş. Araç daha rijit daha stabil bir hale getirilmiş. Eski konudan belki bilirsiniz, eşimin aracı olan Range Rover Evoque 2.0Si4 240 HP ile deneme videosu atmıştım, kalkışta A5 geçse de 80 KM/H'den sonra Range Rover mesafeyi kapatıyordu. Bu araçta ise mesafeyi kapatmayı geçin hızlandıkça aradaki fark daha da açılıyor. Buyrun video:





YOL TUTUŞ


Bu araç yol tutuş anlamında kullandığım en başarılı otomobiller arasında ilk 5'e girmeyi hakediyor. Tren gibi bir yol tutuşa sahip. Rakibi olan BMW 4 serisi bir kenara; Audi A7, Porsche Panamera gibi otomobillerden bile çok daha üstün yol tutuşu var.


Özellikle uzun yolda yüksek süratlerde viraj almak gerçekten çok güven veriyor. Hiç bir şekilde yüksek süratte arabayı yoldan çıkartmanız mümkün değil, adeta kedi gibi yapışıp apeksten taşmadan istediğiniz hızda viraja giriyorsunuz. Tren gibi yol almak kelimesinin karşılığını fazlasıyla verdiğini düşünüyorum. Eğer sizde benim gibi yoldan kopmayı sevmeyen birisi iseniz kesinlikle sizin aracınız bu.




YAKIT TÜKETİMİ, BAKIM MALİYETLERİ VE KRONİK SORUNLAR


Yakıt tüketiminden başlarsak, ben start/stop kullanmayı sevmediğim için arabaya biner binmez tuştan bu iğrenç özelliği kapatıyorum dolayısıyla yakıt tüketimim de yükseliyor haliyle. Bunu göz önünde bulundurursanız daha iyi olur.

Şehir içi sıkışık trafikte 12 Litre

Normal şehir içi trafikte ortalama bir kullanımla 10.8 Litre, performanslı kullanımla 14 Litre

Şehirler arası normal kullanım (120-150 KM/H) 7.5 Litre

Şehirler arası yüksek performanslı kullanım (180+ KM/H) 13.5 Litre yakıt tüketimine sahibim

Bu aracım için pek tutumlu olduğunu söyleyemem, yakıtı düşünen biri iseniz bu araç pek size göre olmayabilir. Zira 3.2 V6 Motorlu A6 ile yakıt tüketimleri hemen hemen aynı.



Kronik arıza konusunda bilindiği üzere S-Tronic'ten çok fazla yakınan var, bu araçtaki şanzıman her ne kadar en sağlam S-Tronic ünvanına sahip olsa da maalesef bu sorun vermediği veyahut vermeyeceği anlamına gelmiyor, şahsen ben bu araç ile 3-4 kez DBN almak için Launch Control yaptım sonrasında araçta vuruntu başladı. Işıkta durduğumda sanki arkadan biri vuruyormuş gibi araç ileri gitme eğiliminde bulunuyordu. Bu sorunu serviste sadece şanzıman adaptasyonu yaparak çözdük. Onun dışında herhangi bir problemle veya arıza ile karşılaşmadım.



Bakım maliyetleri ise gerçekten çok uygun, geçen hafta bakım için yetkili servise götürdüm. Yağ, filtreler, fren hidroliği, antifriz değişimi toplamda 2.300 TL'ye yakın tutmakta. Dışarda yaptırırsanız kaliteli filtreler ile 800 TL'den daha düşük bir maliyetle bakımı halledebilirsiniz.



Aklınıza takılan bir soru olursa çekinmeden sorabilirsiniz, elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım.

geçen yıl
JEEP RENEGADE İLE KLASİK İTALYA TURU -YOL MACERALARI 1-

Merhaba arkadaşlar;


Bu açtığım konuda sizlere Venedik'te kiralamış olduğum Jeep Renegade 1.6 Multijet Manuel araç ile İtalya gezimizi baştan sona paylaşacağım, bu sayede buhran içerisinde geçirdiğimiz şu dönemlerde bir nebze de olsa kafamız dağılır diye düşünüyorum. Ayrıca benim gibi İtalya'da araç kiralayarak şehir şehir gezmeyi isteyen arkadaşlar için bir rehber olur kanaatindeyim. Baştan sona Vize işlemlerinden, check-in hatta otel rezervasyonlarına varana değin ufak tüyolar vereceğim. Eğer ki talep olursa gezdiğim diğer ülkeler hakkında da bu şekilde bir yazı düzenleyebilirim. Dilerseniz konuya geçelim;


Bu yıl Şubat ayında eşimle beraber sevgililer gününü yurtdışında geçirmek için plan yaparken Fransa'ya gitmekte karar kılmıştık, mâlumunuz olduğu üzere aşk şehri Paris'in sevgililer gününde ayrı bir havası olduğunu herkes söyler biz de bunu yerinde görmek istedik, hatta vizelerimizi de Fransız konsolosluğunun yetki verdiği kurum olan VFS Global'den Schengen vizelerini almıştık. Fakat o dönemde yine Macron şimdilerde olduğu gibi Türkler hakkında ezici söylemlerde bulunduğu için gitmekten vazgeçip rotamızı İtalya'ya çevirdik ve iyi ki de çevirmişiz diyorum. Burada yalnız önemli bir detay olduğunu düşündüğüm yer var ki bu sorun kafamı ülkeye girinceye kadar kurcalamıştı. Bahsettiğim gibi vizeyi Fransa'dan almamıza rağmen İtalya bizi kapıda çevirmedi, normalde Schengen vizesi alanlar ilk önce hangi ülkeden vize aldıysa oradan giriş yapmak zorunda. Fakat İtalya bu kurala uymuyor, yani siz aldığınız herhangi bir Schengen ile direk olarak İtalya'ya gidebilirsiniz.


Şimdi gelelim gezi planımıza, ben 12-20 Şubat arası için planlama yaptım. İlk şehir Venedik, Dönüş şehri ise Roma idi. Normalde dönüş şehri Napoli olacaktı fakat bir önceki İtalya gezimde Napoli'de fazlaca zaman geçirdiğim için bu sefer gitmek istemedim, bu seyahati planlayan arkadaşlar var ise mutlaka Napoli'ye de 2 gün ayırt etmeliler özellikle Pompei gezilmesi görülmesi ve ibret alınması gereken bir yer diye düşünüyorum.


Seyahat noktalarımız kısaca şu şekildeydi;


Venedik (12-14 Şubat)

Milano (14-16 Şubat)

Bologna (Günübirlik)

Floransa (16-17 Şubat)

Roma (17-20 Şubat)


Bu süreler şehirleri gezmeniz için yeterli fakat keşke Floransayı 1 gece daha uzatıp daha rahat gezseydim diye içimden geçmiyor değil. Tur programı yapacak olan arkadaşlar eğer Bologna'da zaman kaybetmeyecek ise Floransa 1 gece yeterli fakat Bologna'ya uğrayıp Ferrari müzesini gezecekseniz Floransa'ya akşam varacağınız için gezecek zamanınız kalmıyor. Pisa kulesi için ise yaklaşık 2 saat yol sürdüğünü göz önünde bulundurmanız gerekmekte. Şimdi şehir şehir incelemeye geçelim;



İlk durağımız olan Venedik ile tura başlayalım. Burayı ilk şehir olarak seçmemin sebebi romantizm denince akla gelen şehirlerden biri olması ve 14 Şubatta hem Venedik hem de Milano'yu aynı anda görebilmek içindi. Bildiğiniz üzere Venedik iki Nehirin deltasında bulunan ve kanallarla dolu bir şehir. Bir görselle daha yakından görelim;




https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/61/94/ac/6194ac980f2ee093134ec718257f865e.jpeg&t=0&width=480&text=1





Venedik konusunda benim hassas bir noktam var, maalesef koku duyarlılığım çok yüksek ve bu şehirde eğer merkezde yani kanalların olduğu bölgede bir otelde kalırsanız maalesef sabah kalktığınızda odanızda felaket kötü bir koku oluyor. Amasya'da eğer ırmak kenarındaki otellerde sabah oluşan kokunun aynısı burada da var doğal olarak. Dolayısıyla ben su kenarındaki oteller yerine Mestre bölgesindeki bir otelde kaldım. Otelin hemen önünde otobüs durağı olduğu için merkeze ulaşmamız 17 dakika sürüyordu. Ayrıca, maalesef kanal bölgesindeki otellerin tamamına yakını eski yapı olduğu için ne kadar temiz olursa olsun bende kirlilik algısı yaratıyor. (Bu konuda bazı takıntılarım olduğu gerçeğini inkar edemem.)


Venedik güzel hoş ve romantik bir şehir fakat eğer akşamüstü şehir merkezinde gezintiye daldıysanız ve bizim gibi saati kaçırdıysanız hava karardıktan sonra tedirgin edici bir yere dönüşebiliyor. Mesai bitiminde bir çok insan sokağa dökülüyor ve hızlı adımlarla evlerine gidiyorlar. Sanki arkalarından biri kovalıyormuşçasına bir tempoda yürüyorlar ve şehrin iç tarafları bir anda ıssız ve ışıksız bir yere dönüşüyor. Biz maalesef saatin farkına varamadığımız için bu durumu yaşadık. Elimizde harita vesaire olmadığı için ve telefondaki harita iç bölgelerde suyun etkisinden dolayı sürekli yanıldığından dolayı bir anda kendimizi bomboş bir avluda bir anda çıkmaz sokakta buluyorduk. En sonunda yolu bulup çıkabildik fakat yaklaşık 2 saat boyunca yolu bulmak için uğraştık. İç bölgelerin aksine meydanda herkes oturmuş yemek yiyip eğleniyordu. Bir anda nerden nereye geçtiğimizi şaşıracak dereceye geldik.


Akşam yemeği için İtalya'ya gelen her Türk gibi standart olarak Pizza ve Makarna yemek için Ristorante Rialto isimli hemen Rialto Köprüsünün yanındaki mekanı tercih ettik. Fakat bence İtalya'daki pizza ve makarna olayı biraz abartılıyor. İlk günden son güne kadar pizza ve makarna yiyen biri olarak ABD'de de daha lezzetlilerini yediğimi söyleyebilirim. İtalya'da pizza ve makarnanın olayı domatesin doğallığından kaynaklanıyor. Burada yediğim domatesli makarnaların sosu çocukken babaannemin yaptığı ev yapımı salça ile aynı lezzette diyebilirim. Ha evet çok lezzetli makarna yapan yerler var yazımızın ilerleyen kısımlarında paylaşacağız ama Venedik'teki tüm makarna ve pizzalar fiyaskodan ibaret. Buyrun Ristorante Rialto'dan Pizza ve Makarna görüntüleri.


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/b5/4d/6f/b54d6f35ee8631d1321c132b21dadfbf.jpeg&t=0&width=480&text=1




Aynı zamanda Venedik'te Eat-To-Go şeklinde servis veren, içeriye girdiğiniz NFS Underground 2 ve Hızlı ve Öfkeli 1 müziklerini duyduğunuz genç elamanların işlettiği, önünde upuzun kuyruklar olan bir yer daha var. İsmi Dal Moro's Fresh Pasta olan bu mekanda bir kişi makarna hamurunu hazırlayıp kesip pişmeye hazır hale getirirken birisi haşlama ve diğeri soslamayı yapıyor siz de camekan bölümden izleyebiliyorsunuz. TripAdvisor gibi yerlerde yüksek puan verilmiş buraya fakat çok bir hikayesi olduğunu düşünmüyorum. Sadece gençler çok cana yakın, Türkleri'de çok seviyorlar onun haricinde kutu içerisinde verdikleri Makarna maalesef sınıfta kalır.


Hazır yeme içme konusundan gidiyorken dediğim gibi İtalya'da kaldığımız süre boyunca pizza ve makarna ile beslendik diyebilirim. En meşhur yerden en salaş yerine kadar hepsine gittik. Aralarında çok beğendiklerimiz de oldu hiç beğenmediklerimizde. Fakat Venedik için konuşmak gerekirse Farini bence şehirdeki en iyi pizzaları yapan yerdi diyebilirim. Buyrun fotoğraf;



https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/cb/22/71/cb22718e3e51d75ec02cf1a65c3c093b.jpeg&t=0&width=480&text=1




Belki Venedikliler Makarna ve Pizza konusunda iyi olmayabilir fakat gerçekten efsane lezzetli Fritella adını verdikleri, hamur içerisine Nutella koyarak kızarttıkları ve kahvenin yanına anlamsız bir şekilde mükemmellikle eşlik eden bir tatlıları var ki gerçekten her gördüğüm yerde 5-6 adet yedim. Zira ben kahveyi şekersiz içen biri olarak bu tatlı benim tüm DNA'mı bozdu diyebilirim. Eğer Venedik ziyareti yapıp "Fritella" yemeden dönecekseniz çok şey kaybedersiniz hatta bu lezzeti şu şekilde anlatmam gerekir ki bir sonraki İtalya gezimde eğer gidersem sırf bunu yemek için Venedik'e giderim.


Yalnız burada püf nokta, aradığınız Fritella'yı deneye deneye bulacaksınız, ben her gördüğüm yerde yediğim için benim damak zevkime en yakını Pasticceria Rizzardini'de yediğim fritellaydı. Yalnız burada bahsettiğim gibi damak zevkinize kalmış bir olay, mesela ben çok çikolatalı severken eşim başka bir yerde yediğimiz çikolatadan çalan bir pastanedeki Fritellayı sevdi. Bu kadar bahsetmişken fotoğrafını eklememek olmaz;


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/77/4b/7e/774b7ecf0a54cbef375b1eddd2ce1226.jpeg&t=0&width=480&text=1




Yeme içme konusunda benim için akan sular durduğu için biraz fazla abartıp sürekli yemekler hakkında konuşmuş olabilirim bunun için affınıza sığınıyorum. Şimdi artık Venedik'te ne yapılır ne edilir ne alınır kısmına geçelim.


Venedikte bilindiği üzere yapılacak en güzel şey gondol turu. Biz de gondol turu yapmak istedik, gondolların başında bekleyen insanlar ile anlaşıp tura başlıyorsunuz, 3 çeşit tur var. Büyük Tur, Standart Tur, Küçük Tur. Biz "Büyük Tur" paketini seçtik, bu turlar süreye göre değişiyor misal olarak küçük tur 20 dakikalık standart tur 40 dakikalık büyük tur ise 1 saatlik olarak değişmekte. Tabii bununla birlikte fiyatlarda değişkenlik gösteriyor, zaten gondolun yanındaki tabelada fiyatlar yazıyor, pazarlık edilip edilmediği konusunda net bir bilgim yok fakat fix fiyat olduğunu düşünüyorum.


Gondol turunu mümkünse akşam üzeri yapın, bizim gibi kış zamanı gittiyseniz hem hava daha ılık oluyor hem de gün batımında efsane bir manzara oluyor. Biz maalesef bu sefer akşam üzeri denk getiremediğimiz için öğle vakti yaptık. Bu arada bildiğiniz üzere gondolu kullanan kişi, bağırarak şarkı veya mâni söylüyor. En azından ben öyle sanıyordum eskiden fakat gittiğimde gördüm ki adam orada bağırarak bir şeyler söylediğinde aslında köşeden gelecek kişileri uyarıyor bir nevi korna vazifesi görüyor :)


Büyük Tur içerisinde 8 bölgeden geçiyorsunuz, bahsettiğim gibi tur yaklaşık 1 saat sürüyor. Fiyatlar konusunda net hatırlamıyorum ama 300€ civarında aklımda kalan bir rakam var. Gondol Turundan bir kaç görüntü aktarayım



https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/5c/da/67/5cda6756581cf8c8d0fd3af1dd3a6a99.jpeg&t=0&width=480&text=1


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/36/43/83/364383034d1199ea63b337342c6f015d.jpeg&t=0&width=480&text=1





Venedik'te başka ne yapılır derseniz, San Marco Meydanı, Dükler Sarayı dışında pek bir şey yok. Burano ve Murano adasını da ziyaret ettim fakat zaman kaybı oluyor denebilir. Tabii ki her insanın gezip görme zevki farklıdır fakat benim dikkatimi çeken pek bir şey olmadığı için bu gezimde Burano ve Murano adasına gidemedim. Aşağıdaki fotoğraflarda San Marco Meydanını gösterdikten sonra en can alıcı kısma geçebiliriz;


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/e2/eb/91/e2eb9175fd1a2193b54e2e3deb089fae.jpeg&t=0&width=480&text=1
https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/42/1d/cd/421dcd479ad7de5f3ef53835dbda0aed.jpeg&t=0&width=480&text=1








Tarih 14 Şubatı gösterdiğinde Venedik'ten Milano'ya doğru yol alma vakti gelmişti. Tabii ki burada en önemli nokta nasıl gideceğimiz sorusuydu. Gitmeden önce Hızlı Tren biletlerine bakmıştım, süre olarak araba ile yaklaşık aynı sürede gidiyor bir de üstüne taksi ile şehir merkezine veyahut otele ulaşma gibi süreler üstüne ekleniyordu. Dolayısıyla araç kiralamaya karar verdik. Bu arada İtalya'da araç kiralama gerçekten çok ucuz hatta pizza ve makarnadan sonra en ucuz şey araç kiralama diyebilirim. Bu yüzden 5 günlük araç kiralama yaptık, net olmasa da 800 TL gibi bir fiyat verdiğimi hatırlıyorum. Kiraladığımız araç Jeep Renegade 'idi. Araç 2019 modeldi ve kondisyonu oldukça güzeldi aşırı temiz bir araçtı. Daha önceki 2016 yılında yaptığım İtalya gezisinde Firefly diye bir yerden kiralama yapmıştım, kirli bir araç verdiler üstelik herhangi bir ceza veyahut araçta sorun olmamasına rağmen depozito kesintisi yapmışlardı o yüzden bu sefer Hertz'den kiralama yaptım ve çok ama çok memnun kaldım.


Aracı aldıktan sonra eşimi ve valizleri almak için tekrar otelin önüne geldiğimde bir fotoğraf çekmiştim hemen paylaşayım;


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/f4/fb/08/f4fb08add4092cb754f7f0e0bae2a90d.jpeg&t=0&width=480&text=1



Aracın bagajı 2 adet büyük boy valizimizi rahat şekilde aldı, bagaj için çok geniş diyemem fakat dar olmadığı kesin. Kontağı açıp Milano için yola çıktık. Venedik Milano arası normal şartlar altında yaklaşık 3 saat sürüyor, toplam 268 km olan yolun çoğu otoban. İtalyanlar gerçekten çok garip bir millet, otoyolda kimse hız kuralına uymuyor. 120 ile giderken beni sollayan otobüs gördüm. Baktım olacak gibi değil bende trafiğin hızına ayak uydurdum, yaklaşık 2 saat 15 dakika gibi bir sürede Venedik'ten Milano'ya ulaştık. Renegade ile ilgili tecrübelerime gelirsek;


Daha önce 2017 yılında Renegade kullanmıştım fakat test sürüşü kadar kısaydı diyebilirim, araç gerçekten dış görüntü olarak çok hoş bir karizmaya sahip. Ayrıca iç mekan gerçekten çok geniş hissettiriyor. Direksiyon, vites, radyo tuşları her şeyi olması gereken yerde. Ekstra bir çaba sarfetmeden araca hükmetmek mümkün. Konfor olarak Fiat Fiorino'dan 1 tık daha konforlu olduğunu söyleyebilirim. Fakat yol sesi, motor sesi konusunda şirkette kullandığımız Fiorinolardan farkı yok. Önündeki Jeep logosunu görmesem Fiat Fiorino derdim bu araç için.


Lakin bu aracın da kendine göre tabii ki artı yönleri var mesela yol tutuşu gerçekten çok güzel, yere yakın bir otomobil gibi viraj alabiliyorsunuz. Bizim aracımız 1.6 Multijet 120 HP'lik versiyondu, çekişi tabii ki iyi değil fakat yine de uzun yolda pek üzmedi diyebilirim. 6 ileri Manuel vites kutusu, gerçekten çok yumuşak geçişlere izin veriyor, hakeza debriyaj da kuş kadar hafif bu gerçekten beğenimi kazandı.


Bu araç aslında tam İtalya için yapılmış, dar ve küçük yollarda o kadar kıvrak o kadar rahattı ki neredeyse günlük kullanmak için kendime satın alacaktım. Özellik olarakta bayağı bir standart donanım mevcut araçta fakat bunlar çokta güzel çalışmıyor. Örneğin adaptif hız sabitleme öndeki aracı seyrederken siz ne kadar uzağa ayarlasanız da tam gaz dibine kadar gidip son anda frene basıyor, hazırlıksız olsanız kafanız ön cama çarpar o derece sert fren yapıyor ve hızı bir türlü öndekine göre ayarlayamıyor sürekli ivmelenme ve fren yapıyor.


Atlamışım, aracın direksiyon hissiyatı da Fiorino ile aynı zaten ortadaki Jeep logosunu sökseniz aynı direksiyon simidine sahip bu araçlar. Ben kullandıktan sonra altyapılarının da aynı olduğunu düşünmeye başladım.


Ses sistemine gelirsek ben araçtaki standart sistemin gayet yeterli ve tatminkar olduğunu düşünüyorum tabii ki daha iyileri vardır fakat sonuç olarak standart, opsiyonel olmayan bir sistem için fazlasıyla başarılı bile diyebilirim. Arabayla ilgili bu kadar bilgi yeterli ise şimdi tekrar geziye dönelim;




14 Şubat saat 13:00 gibi Milano'ya ulaştık. İlk olarak valizlerimizi otele yerleştirdik. Milano için dikkat edilmesi gereken nokta, oteli şehrin dışında tutmayın. Zira merkezden ne kadar uzaklaşırsanız o kadar tehlikeli bir bölge Lombardia bölgesi. Eğer alışveriş yapmayacaksanız, burası size gerçekten gereksiz gelebilir. Merkezde görülmesi gereken 2 yer var. Duomo (Kilise) ve Galleria. Eğer sanata merakınız varsa Leonardo Da Vinci'nin "Son Akşam Yemeği" tablosunu bu şehirde ziyaret edebilirsiniz, fakat 2 ay öncesinden bileti online olarak almanız gerekmekte.


Galleria'nın girişinden bir fotoğraf;


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/26/4c/e6/264ce66931ea0c81b1f89e2d0f2f1aa5.jpeg&t=0&width=480&text=1




Milano aslına bakılırsa çok kozmopolit bir şehir, insanlar birbirlerinden çok uzaklar fakat İtalyanların Akdeniz insanında olan cana yakınlığı sayesinde her türlü milletten insan birbiriyle kaynaşmış durumda. Milano'da bunu daha yakından görebiliyorsunuz, diğer şehirler hala o eski İtalyan havasını korumuş yani kafa yapıları pek değişmemiş gibi gözükse de Milano gerçekten hem Modernizm hem de Post Modernizmi bir arada yaşayan bunu yaparken de gelenek görenek ve kültürlerine bağlı kalan bir şehir.


Milano sokakları 7/24 canlı defileye ev sahipliği yapıyormuş gibi günün her saatinde çok şık giyinen insanları sokakta görünce kot şort-tshirt giyen turistler gerçekten garip geliyor insana. Burada tavsiyem, eğer Milano'ya gidecekseniz mutlaka şık bir takım veyahut elbisenizi yanınızda götürün. Zira restoranlar dâhi bir çok yer kılık kıyafet konusunda dress-code'a sahip.


Bu arada yemek konusunda Milano gerçekten harika bir yer, bence İtalya'daki en güzel pizzalar Milano'da yapılmakta. Ben Amerikan Pizza tarzındaki pizzaları daha çok seviyorum, burada ise bu işin membaı olan Spontini var, gerçi son dönemlerde İtalya'nın bir çok yerine yayılmış durumdalar ama asıl patlama yeri Galleria'nın arkasında olan Spontini Pizzacısı gerçekten enfes lezzette pizzalar yapmakta. Buradaki tarz ise fast-food tarzında, dilim pizzayı alıp ayakta yiyorsunuz. Mutlaka önünde sıra oluyor. Margarita pizzayı yemenizi tavsiye ederim. Bu arada araba severler için hemen karşı tarafta Ferrari Store var, oradan kendinize veya sevdiklerinize bir şeyler alabilirsiniz.


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/dc/40/b7/dc40b70be3ee38b136f382c36b6aabbf.jpeg&t=0&width=480&text=1


Bu bölge gerçekten ünlü sokak yemeklerinin bulunduğu bölgeye de ev sahipliği yapıyor. Örnek vermek gerekirse, Spontini'nin hemen karşısında bir dondurmacı var dünyaca meşhur olduğunu söylediler mevsimin kış ve havanın soğuk olmasına rağmen önünde yaklaşık 220 kişi kadar sıra bekledik. Dondurmayı aldık ama değer mi derseniz orası soru işareti olarak aklımda kalır. Bundan daha iyi çok kez dondurma yedim, hatta Kahramanmaraş'ın dondurması bence daha güzel fakat biz maalesef Türk Milleti olarak ürünlerimizi pazarlamayı beceremiyoruz. Dondurmacı'dan bir görüntü aktarayım;


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/19/29/a6/1929a62d5f4faeeeb747c9c4f29bb8d0.jpeg&t=0&width=480&text=1

Dondurmacının adı Cioccolatitaliani. Eğer benim gibi kahve severler varsa Escobar isimli dondurmayı denemenizi tavsiye ederim. Fakat çok yüksek bir beklenti içerisinde olmayın. Sıradan olmasa da abartılacak ve 220 kişiyi bekleyecek gibi bir dondurma değil. Bir daha gider miyim? Sıra olursa gitmem ama sıra olmazsa önünden geçerken belki yine escobar yerim.


Bu arada araçla buraya gelmek isteyen arkadaşlar rahatlıkla park yeri bulabilirler, Duomo katedralinin yaklaşık 300 metre ilerisinde yer altı katlı otopark mevcut. Oraya park ederseniz yürüyerek meşhur yerlerin neredeyse hepsini gezebilirsiniz.


Meşhur yerler demişken, Milano'da Super Sport arabaların olduğu caddeyi bilmeyen yoktur, Doumo katedralinin yakınlarında olan bu caddeye giren bir otomobil sever çıkarken delirerek çıkıyor. Yalnız burada dikkatimi çeken ufak bir nokta oldu. İtalya'da ne kadar lüks araba varsa hepsinin içerisinde 55+ yaş üstü yaşlı bir beyfendi veyahut hanımefendi direksiyonda oturmakta. Gerçekten bu durum benim çok ilginç bulduğum şeylerden biri. Neredeyse gençlerin hiç birinde lüks araç yok denebilir. Bizim burada ise tam tersi, genelde hızlı ve lüks araçları gençler kullanırken biraz daha oturaklı olarak nitelendirebileceğimiz araçları büyüklerimiz kullanırlar. Hatta 2 adet araç fotoğrafı çektim McLaren'dan 60'lı yaşlarda bir Hanımefendi indi, Lamborghini'den ise 70 yaşın üzerinde olduğunu düşündüğüm Beyfendi indi buyrun fotoğraflar;


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/0e/22/6e/0e226ebda5320f6b741ba8a623a26867.jpeg&t=0&width=480&text=1
https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/65/39/da/6539da49c775675dd9df0ad4563018f8.jpeg&t=0&width=480&text=1


Hemen şuraya da o meşhur spor araçların olduğu caddenin fotoğrafını ekleyeyim;


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/ba/4c/3c/ba4c3c2c2dfffe96bfaf682f8ec6dbcd.jpeg&t=0&width=480&text=1



Bu arada sevgili arkadaşlar; eğer yurtdışında araç kiralamaktan çekinen, cesaret edemeyen varsa kesinlikle böyle bir şüpheye veya cesaretsizliğe düşmesin. Çünkü Türkiye şartlarında araç kullanmak gerçekten çok daha zor. Örnek vermek gerekirse, en kalabalık trafiği Milano ve Roma'da çekmeme rağmen en ufak bir saygısızlık veyahut dikkatsizlik yoktu trafikte. Herkes birbirine saygı ve sevgi çerçevesinde davranış göstererek ilerlemekteydi. Bu konuda müsterih olunuz.


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/ad/2c/6c/ad2c6ca6c43f33b250db48196589a96c.jpeg&t=0&width=480&text=1


Bu Fotoğrafı çektiğimde 14 Şubat tarihinde Milano'da gece yarısına yaklaşıyordu saatler, sokakların canlı olması beni sevindirmişti. Çünkü Venedik gibi ruhsuz, gece herkesin içeri kapandığı bir şehir gerçekten beni darlamıştı ki ertesi gün bu kalabalığın 14 Şubattan ibaret olduğunu, Milano'nun da Venedik'ten farkı olmadığını. Saat 9'dan sonra Çin'deki Sanayi Şehirleri gibi şehrin bir anda kapandığını gördüm. Elbette ki gece clubları ve eğlence mekanları açık fakat, gidip kahve içip oturabileceğiniz nerdeyse hiç bir kafe yok.


Ha bu arada, 14 Şubat, Noel, Yılbaşı, Paskalya gibi günlerde mutlaka gideceğiniz mekana rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Biz rezervasyon yaptırmamıza rağmen az daha dışarda kalıyorduk. Bu arada Milano'da gerçekten çok güzel makarna yapan yerler var. Buradaki makarnacılar Venedikten çok daha farklı. Mutfağı tamamen şeffaf bir şekilde görebiliyorsunuz ve genelinde mutfakta 8-10 kişi arasında çalışan oluyor. Özellikle temizlik konusunda Milano'daki mekanlar çok daha temiz ve özenli olduklarını söyleyebilirim. Milano için ise özellikle Ristorante Da Oscar tavsiyemdir mutlaka gidilmeli. Eğer yer bulamazsanız Miscusi'ye de gidebilirsiniz fakat ben Oscar'ın yemeklerini daha çok seviyorum. Oscar'ın makarnalarından bir görüntü vereyim


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/22/f6/c9/22f6c9fd605c099569a88088af0a0cb4.jpeg&t=0&width=480&text=1

Ha bir de unutmadan bu arkadaşlar Trüf Mantarını çok seviyorlar, trüf mantarının yağını bile çıkartmışlar. Benim damak tadıma pek uygun değil, bence makarnanıza yazık etmeyin olur da zorla vermek isterlerse yok diyin arkadaşlar. Gerçekten çok tuhaf bir tadı var üstelik çok truffle tükettiğiniz zaman ertesi gün tıpkı pastırma gibi koku yapıyor. Önemli bir toplantınız olursa kesinlikle dikkat edilmesi gereken bir şey Truffle.


Sanırım Milano'yu seviyorum, anlatırken keyif alarak anlattığım bir kaç şehirden birisi. Eğer yaşayacağım şehri seçme imkanım olsaydı; Los Angeles, Milano veyahut Kuala Lumpur'da yaşamak isterdim.



15 Şubat sabahı Milano'ya 1 saat uzaklıkta olan en sevdiğim yerlerden biri olan Como Gölüne gittik, buranın olayı Beverly Hills'e çok benzer. Amerikalı ve Avrupalı tüm ünlüler bu göl etrafındaki evleri satın almışlar. O kadar şirin ve o kadar güzel bir yer ki gerçekten Beverly Hills'teki kasvetin en ufak bir timsali bile yok burada. Doğal güzellikler ile bence sakin bir balıkçı kasabasından çokta farkı yok buranın. Buyrun Fotoğraflar ile biraz daha yakından tanıyalım:


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/36/22/0d/36220d94c09aaa253aff37ada5700acd.jpeg&t=0&width=480&text=1


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/d1/1d/38/d11d380c701b560edbadbb823beba877.jpeg&t=0&width=480&text=1


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/ee/f2/f6/eef2f6c9174a28f4e42c8313abfe7e75.jpeg&t=0&width=480&text=1



Como ile alakalı çok bilgi paylaşmak yerine sizin de gezip görmeniz için ufak bir video hazırladım. Umarım keyif alırsınız iyi seyirler;






Milano diyince insanın aklına alışveriş geliyor tabii ki ve buna hiç değinememiştim. Eğer Milano'ya gidiyorsanız alışveriş kaçınılmaz fakat bunu nerede ve nasıl yaptığınız önemli. Özellikle Milano için konuşacak olursa, şehrin yaklaşık 100 Kilometre ilerisinde Seravalle Designer Outlet var, burası bir kasaba gibi tasarlanmış, her bir ev bir markanın dükkanı olarak çalışıyor Dünyadaki pek çok meşhur markayı düşük fiyatlara bulabilirsiniz. Örnek vermek gerekirse Dior'un çantaları burada 2-3.000$ bandından satılırken Seravalle'den 1.000$ bandında temin edebiliyorsunuz. Gerçi bu tip markaların genelde en pahalı satıldıkları ülke Türkiye oldukları için şehir içindeki mağazadan da alsanız çok daha uyguna gelmiş olacaktır. Burayı gezmek için mutlaka 5-6 saat ayırt edin. Hele yanınızda eşiniz varsa süreyi duruma göre uzatabilirsiniz :)




16 Şubat öğlene doğru Bologna ardından Floransaya gitmek üzere yola koyulduk, Bologna bizim için önemli, çünkü Ferrari fabrikası, Ferrari Müzesi, Ferrari Pisti ve Ferrarinin tüm otomobillerinin test sürüşünün yapıldığı yer Bologna'da.


Milano Bologna arası 216 KM'lik bir otoban, fakat otoban çok hızlı akıyor. 160'la sol şeritte çok yavaş kalıyorsunuz. Hatta öyle bir an geldi ki trafiğe yetişebilmek için tam gaz gitmek durumunda kaldım. Tabii bu sırada muhteşem hızlı olan 1.6 Multijet 120 HP'lik Renegade ile Urus tokatladık :) İnanmadınız mı? Buyrun video:



Arkadaşlar tabii ki şaka yapıyorum, o araç istese ben daha Bolognaya varmadan Kayseriye gelir bundan eminim, sadece parodi amaçlı çekilmiş bir videodur. Baktım aracı süren Beyfendinin yaşı ileri olunca nereye kadar basacak merak edip 20-30 dakika kadar kovaladım. O da sağolsun apaçilik yaptığımı görünce yol verdi :)


Neyse ki bir kaç saat sonunda kazasız belasız, Ferrari fabrikasına vardık. Ferrari'nin yarışlarda kullandığı otomobilleri parçalayıp motor parçalarını sattığını biliyor muydunuz? Mesela Krank Milini satıyor çıkma olarak. İlk girdiğimde Ankara Ostim Çıkmacılar Sitesi mi Ferrari Fabrikası mı karıştırdım ama sonradan durumu idrak edip kendime geldim. İşin şakası bir yana, satılan her parçanın bir manevi değeri mevcut. Bunlardan bir kaçının fotoğrafını çekebildim sonrasında yasak olduğunu söyledikleri için devam edemedim.


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/9d/be/18/9dbe189ecc5d3aa69b3f85be308da63c.jpeg&t=0&width=480&text=1

Mesela 2007 Sezonunda yarışmış bir F2007 yarış arabasından çıkan krank üstteki fotoğraflarda yer alıyor. Sanırım sezon sonunda komple motoru dağıttıkları zaman çıkıyor bu parçalar, zira üstündeki izler de söylediğimi kanıtlar nitelikte. Her yarış sonrası krank değiştirdiklerini sanmıyorum.



https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/d0/44/36/d044362617b5ff7ed5b5c1cce2d85bd9.jpeg&t=0&width=480&text=1

Bu blok ise yaklaşık 12 bin Euro'ya satılıyor. Hikayesini okumuştum fakat şimdi tam hatırlamıyorum çünkü tam bunu çekerken fotoğraf çekmemem konusunda uyarı geldi.


Bologna'ya kadar gelinir de hiç Ferrari test edilmeden gidilir mi dediğinizi duyar gibiyim, evet bende test ettim zaten. Ferrari fabrikasında test edemiyorsunuz doğal olarak, fakat çevrede 4-5 adet firma var araç testi yaptıran. Bunlardan birisine girdim, Ferrari FF, California, 488 Pista test ettikten sonra bir baktım kenarda Boğa duruyor. O normalde şirketin patronunun arabasıymış sağolsun beni kırmadı ücret dahi talep etmeden test etmeme müsade etti. Hatta hemen kendisinin reklamını yapacak şekilde fotoğraf paylaşayım :) ;


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/95/7e/19/957e19f14e359f6b77a5009c2c304f56.jpeg&t=0&width=480&text=1

Firmanın ismi Push To Start, patronla biraz samimi olduktan sonra bize bir sürü ikramda bulunup şirketlerini anlattı biraz hayat hikayesinden bahsetti. Kendisi de en az benim kadar araba meraklısıymış, anlattığına göre oradaki en yüksek hıza çıkmaya müsade eden firma kendileriymiş. Diğer firmaların araçları hep 150 KM/H ile sınırlandırılmış. Gerçekten de 488 Pista ile 280 civarında bir hıza çıktığımda yanımda oturan Co-Pilot'un hiç bir şey söylememesi beni şaşırtmıştı firmanın disiplini olduğunu orada anladım, oysa ki biz burada 1.6 Motorlu araçları test ederken bile çok defa satış personeli tarafından uyarılırız.


Devamı gelecek...

geçen yıl
Audi A6 3.2FSI Quattro 200.000 KM Ağır Bakım Serisi

Merhabalar;


Öncelikle herkese iyi haftasonları dilerim. Bir süredir işlerimin yoğun olması nedeniyle araçlarıma pek zaman ayıramamıştım. Şu sıralar bir boşluk bulduğum için bu fırsatı değerlendirmek istedim. Daha öncesinde biliyorsunuz bir çok aracın uzun dönem kullanıcı testlerini, bakım-tamirat çalışmalarını paylaşmıştım. Bu gün yine garajımda bulunan günlük olarak kullandığım Audi A6 3.2 FSI Quattro aracımın 200.000 KM'ye gelmesi ile birlikte ağır bakımını yaptıracağım için birilerine faydalı olmak amacıyla konu açmış bulunmaktayım. Fakat bu konunun işleyişi diğerlerinden farklı olacak, önceki konularımı bir bütün haliyle yayınlamıştım bu konu da ise gün gün konuyu düzenleyerek paylaşım yapacağım. Bu sayede her noktayı atlamadan anlatmış olacağımı düşünüyorum.


Forumdan beni tanıyan arkadaşlar araçlara ne kadar düşkün olduğumu bilir, aynı şekilde bakım ve tamirat konularında da çok hassas davranırım. Belki bir çok kişi burayı okuduğunda aracı satıp yenilemenin daha mantıklı olacağını düşünebilir fakat ben aracı satarak konunun çözüme kavuşacağını düşünmüyorum ki hakeza aracımı zaten satmak gibi bir düşüncem de yok. Konuyu daha fazla uzatmadan sadede geleyim. Aracım 2005 model okuduğunuz üzere 200.000 km'ye geldi, çok şükür şimdiye kadar hiç bir sorun vermemesi bir yana arıza lambası dâhi yakmadı. Araçla alakalı tek sorunumuz son dönemde yağ kaçaklarının başlamış olmasıydı, zincir kapağı ve külbütör kapağının altındaki yerden yağ kaçakları egzoz manifolduna denk geldiği için çok aşırı performanslı kullanımda araç içine bir miktar yağ kokusu geliyordu. Onun haricinde belirttiğim gibi hiç bir sorun olmamasına rağmen yılda diğer araçlarıma beraber toplamda 60 bin kilometre civarı yol yaptığım için aracı baştan aşağı bakıma sokma ihtiyacı hissettim.


Aracım 125.000 KM'ye kadar yetkili servis bakımlıydı, son yetkili servis bakımında triger zincirlerini, diskleri, balataları, filtreler, şanzıman yağı, motor yağı gibi bir çok aksamını değiştirtmiştim. Bu zamana kadar da her 5.000-7.500 km'de bir yağ ve filtre bakımlarıyla sorunsuz sıkıntısız geldik.


Aracı neden yetkili servis bakımından çıkarttığıma gelirsek, daha öncesinde sanayide tanıştığım bir ustamın fabrikasyon iş yaptığı kanısındayım, yetkili servise yaptırdığım işlerde dahi bir çok aksaklık yaşadığım için son bir kaç yıldır aracımı garanti dışı bırakmak pahasına kendisine yaptırıyorum tüm işlerimi. Daha önceki konularımdan dolayı burada da tanıyan vardır, a5 2.0tfsı aracımın motor yenileme konusunda bayağı ilgi görmüştü. İzmir'den Antalya'dan ve bir çok büyük şehirden çok arayan soran olmuştu kendisini. Bu aracımda da hakeza yetkili servise bu işlemi yaptırmayarak ne kadar doğru bir karar verdiğimi görmüş oldum. Yetkili servisin bir önceki triger değişiminde yaptığı hataları da fotoğraflarıyla birlikte paylaşacağım.


Aracımı 1.10.2020 tarihinde sökülmek üzere, ustama teslim ettim, kendisi sağolsun bu gün motor ve şanzımanı tamamen sökmüş şaseden ayırmış. Zincirleri, gergileri, kızakları, külbütör kapağını ve bir çok yeri parçalamış, eksik listesine kadar hazırlamıştı. Motor bir çok arkadaşın sevdiği şekilde sökülüyor hani Range Rover'lardaki gibi beşikle beraber aşağı iniyor bu sayede aracın tamponunu dahi sökmenize gerek kalmıyor buraya hemen bir fotoğraf ekleyeyim daha rahat anlaşılması açısından.


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/1c/22/02/1c2202a9df7c4e270ba032a1ced0a224.jpeg&t=0&width=480&text=1



Aracın motorunu indirdikten sonra parçalama işlemi sırasında, bir çok hatayla karşılaştık. Aracın şimdiye kadar yağ kaçırmamış olması bir mucize. En basitinden yağ filtre kabının blok kısmına takılan yerinde olması gereken conta yoktu. Hakeza, contası değişen yerlerde tam olarak conta ıssırmamış, hatta ezilmiş ve yırtılmıştı. Bunun yanı sıra yine ben yetkili servise aracımı bıraktığımda tüm zincir ve gergilerin değişmesini söyleyerek bırakmama rağmen sadece krank, sibop arasındaki zincirler değişmiş kızakların çoğu ve yağ pompası ile yağ balansörünün zincirleri değişmemiş. Bunu gördüğümde zaten yetkili servis dahi olsa hiç bir yere aracımı güvenerek bırakamayacağımı anladım. Buyrun, ezilmiş ve yırtılmış contalardan bir örnek;


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/ae/bc/58/aebc583486718cddd13a9866a8b919dc.jpeg&t=0&width=480&text=1



Yalnız burada dikkatimi çeken bir şey var, araç 15 yaşında ve 200.000 km'de olmasına rağmen bir çok parça yıpranmamış sıfır gibi duruyordu. Özellikle egzantrik, silindir kapağı ve segmanlar gibi aşınması, yamulması gereken parçalarda bile hiç bir şey yoktu. Bu durum beni oldukça şaşırttı ama bir o kadar da sevindirdi zira ben araçlarımı sakin kullanmam, yolun müsaitliğine göre 200 kmh ve üzerindeki hızlarda uzun yol yaparım. Tek dikkat ettiğim nokta soğuk motorda gazlamam bunun haricinde araçlarımın canını alıyorum desem yeridir. Buradan çıkardığım sonuç şu bakımı yapılan bir otomobile asla bir şey olmadığı. Hatta hazır bahsetmişken egzantriklerin fotoğrafını ekleyeyim:


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/bd/72/2c/bd722c4588c02e658dc2c79c3c439b83.jpeg&t=0&width=480&text=1

Bu arada sevgili dostlarım, belirtmem gereken bir şey daha var, bu aracın trigerini değiştirecek kişiler aparat konusunda sıkıntı yaşıyorlar şahsen bende aynı sorundan dolayı çekimser davranmıştım ama 2.0FSI motorlardaki triger değiştirme aparatları bu motora uymakta, tek sorun krank kilitlemeden kaynaklı oluyor, onun için ise tornacıda 2.0FSI için olan aparatın bir tık büyüğünü yaptırmanız yeterli olur.


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/2a/13/ad/2a13ad7661721754b4a530b975613702.jpeg&t=0&width=480&text=1

Resimlerde de gördüğünüz gibi şu an aracımız bu halde, parçaların tamamını kayıtlı ve faturalı olması amacıyla yetkili servisten siparişini verdik, parça listesi ise şu şekilde;

Triger Zincir Seti

Triger Kızak Seti

Triger Gergi Seti

V Kayış

Devirdaim

Trigerdeki Tüm Dişliler

Külbütör Contaları

Silindir Kapak Contası

Arka Zincir Kapağı Contası

Krank Keçesi

Alternatör Saplamaları

Egzoz Manifold Contaları

Kartel Contası

Alt ve Üst Takım Contalar (Sensör dibindeki contalar dahil 23 parça)

Buji Seti*

Kırmızı Bobin Seti*

Yağ Filtresi

Motor Kulakları

Balatalar*

Diskler*

El Fren Motoru*


Bu parçalardan * ile belirttiklerim hariç diğer hepsi yetkili servisten alındı, * ile belirtilen parçalar hariç 2.10.2020 tarihi itibari ile 7.74 TL dolar kuru baz alınarak servise 12.500 TL geri kalan * ile belirttiğim parçalar OEM olarak orjinalleri alındığı için 3.500 TL civarında tuttu. Şu ana kadar toplamda 16.000 TL civarında parça için harcandı. Fakat servisin yurtdışından getirteceği 5-6 kalem malzeme olduğu için 10 gün sonrasında bu parçalar elimizde olacak. Bunların haricinde; işçilik, motor yağ, diğer filtreler ve olası diğer masrafları aracı toplarken belirteceğim. Şu an için geriye bir tek nokta kaldı. Bu konuda da fikir alışverişi açısından yardımcı olmanızı rica ediyorum. Aracımın görmüş olduğunuz gibi şanzımanı da prosedür gereği motorla beraber indi, şanzımanla alakalı ciddi bir problemim yok, herhangi bir şekilde viteste kalma, boşa çıkma, vuruntu, vites geçişlerinde sarsıntı, devir sıkıntısı gibi bir sorunum yok lakin geri vitese taktığımda soğuk motorda yarım saniyelik bir gecikme var. Aracın ilk halini bildiğim için bu gecikmenin olduğunu bir tek ben biliyorum, gösterdiğim şanzıman ustaları hiç bir sorun olmadığını söylemişlerdi. Fakat kafamda hala soru işareti var, Hakan ustamda bana bıraktı, ben de tamamen size bırakıyorum burada gelecek yorumlar neticesinde oy birliği ile tork konvertörüne işlem yaptırıp yaptırmayacağıma karar vereceğim.


Konuyu okuyan herkese çok teşekkür ederim, umarım keyif aldığınız bir konu olmuştur. Bundan sonra kısmet olursa konuyu her işlemde adım adım güncelleyeceğim.



10.10.2020 tarihinde gelen edit:


Yeniden Merhaba arkadaşlar;


Doğuş oto’ya siparişlerimizi acil koduyla verdikten tam 8 gün sonra yurtdışı siparişlerimiz de dahil olmak üzere tüm parçalar elimize ulaştı. Üstelik bu sürenin 2 günü İstanbul-Kayseri arası kargo da geçti. Doğuş otoyu normalde sevmediğimi tanıyanlar bilir fakat gerçekten bu başarısını tebrik ettim. Demek ki acil ihtiyac durumunda gerçekten çok hassas çalışıyorlarmış.


Parça fotoğrafları şu şekilde;


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/bb/77/78/bb7778f708fc6fd9e4891c02520c9dbb.jpeg&t=0&width=480&text=1



Bu süre zarfında ben de dışardan aldığım parçaları toparladım, hepsini beraber ustama teslim ettim. Nasipse Çarsamba gününe araç toplanmış olacak :)




19.10.2020 tarihinde gelen mutlu son :)


Herkese yeniden merhaba arkadaşlar;


Hafta içi işlerimin yoğun olması nedeniyle konu açamadım kusura bakmayın. Aracım ayın 14'ü salı günü yani parçalar geldikten yaklaşık 3 gün sonra toplandı. Bu süre zarfında eksik olan bir kaç parçamız vardı, onları da aldık. Şimdi sırasıyla anlatıma geçeyim.


Aracın söktüğümüz tüm parçalarını yıkamaya verdik, bunu yapma sebebimiz silikon çekilecek olan yerlerin yüzeyinin daha temiz olmasını bu sayede silikonun yapışma potansiyelini arttırmak istememizden kaynaklıydı. Mümkünse sizde silikon conta kullanılan parçaları söktürdükten sonra yıkatın, bu sizin açınızdan çok daha faydalı olur, ileriki dönemlerde oluşabilecek yağ kaçaklarını da önlemiş olursunuz. Bizim için tüm parçaların yıkanması 200 TL'ye mâl oldu. Yıkamaya giden parçaların bir kısmının fotoğrafını ekliyorum;


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/0f/a5/04/0fa5042aa3ee925312eb71b96abd951f.jpeg&t=0&width=480&text=1




Parçalar geldikten sonra zincir setindeki bir gerginin revize edildiğini farkettik. Aşağıdaki fotoğrafta gösterdiğim parça yeni haliyle revize edilmiş olan; eski parçadaki sorun, kızağın kırılması neticesinde ses yapmasıymış ama bizde böyle bir sorun olmamıştı:


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/fa/c3/b9/fac3b941ea2bc76a7b202c19aeb398f8.jpeg&t=0&width=480&text=1



Bunun dışında tabii ki filtreler, şanzıman ve motor yağı, antifrizi de değiştirdik. Tüm filtreleri yetkili servisten tamamlamak istedim ama bulunduğum ilde ki yetkili serviste sadece yağ filtresi olduğu için diğer filtrelerin gelmesi zaman alacağından dolayı sadece yağ filtresini yetkili servisten aldık. Benzin filtresi hariç diğer filtreleri ise VW grubunun OEM filtre üreticisi olan MANN marka tedarik ederek aracımın son eksiklerini gidermiş oldum. Aşağıdaki fotoğrafta servisten alınan yağ filtresinin üzerinde de MANN logosunu görebilirsiniz. Bu kısma ufak bir not ekleyeyim, bu araçların şanzıman filtresi standart ZF6HP19 modelindeki gibi dikdörtgen değil, üçgen şekle benzer bir filtre çıkıyor MANN Online Katalogdan baktığımızda H2628 KIT olarak gözüken model bu araca ait değil. Şanzıman filtresinin fiyatı ise yetkili serviste 465 TL fakat buradaki saçmalık eğer contasını almak isterseniz (ki mecburen filtre değişimi yaparken almanız gerekmekte), 680 TL'de sadece conta için ödemeniz gerekiyor. Ayrıca benim gibi ücreti ödemeye razı olsanız bile yetkili servisin veya Doğuş Oto'nun elinde bulunmadığı için yurtdışı siparişi vermeniz lazım, bu da yaklaşık 6-7 iş günü kadar sürüyor. Ben bunun yerine Mahle marka filtreyi bulunduğum bölgeden contasıyla beraber ikisini set halinde 280 TL'ye tedarik ettim. Diğer tüm filtreler için ise 585 TL ödeme yaptım.



https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/a8/2b/e5/a82be5173d1131514f64a7356d642526.jpeg&t=0&width=480&text=1


Ayrıca aracın marş motoru ve şarj dinamosu söküldüğü için kendi işyerime götürerek garanti departmanındaki arkadaşlara tamirat ve bakımlarını yaptırdım, bu bakımda aracın kilometresinden kaynaklı olarak şarj dinamosunun içindeki tüm rulmanlar, kasnağı ve rotor bakırı ile konjektörün kömürleri değişti. Marş motorun da ise hiç bir sorun olmadığı gibi kömürleri dahi daha yarısına gelmemişti. Bunun için sadece marş motorunun temizliği yapıldı ve her ihtimale karşı marş dişlisini değiştirdik. Buranın fotoğrafını çekemedim zaten çokta kaile alınacak işlemler değildi. Kendi şirketim olduğu için işçilik ödemedim, değişen rulmanlar, kasnak, rotor bakırı, konjektör kömürü, dişli gibi parçalar yaklaşık 180 TL tuttu.




Aracın tüm işlemleri tamamlandıktan sonra motor toplandı, tekerlekli tezgah üzerine alınarak şanzımana montajı yapıldı. Bu işlemi yaparken benim çok şanslı olmam(!) nedeniyle motor kaldırma vinci bozulduğu için en ilkel yöntemler ile motorumuzu sehpa üzerine alabildik :) Fotoğrafını eklediğimde siz de halime eminim ki acıyacaksınız.


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/be/e9/e3/bee9e332643d079597bc3cadc2cd87fd.jpeg&t=0&width=480&text=1


Evet evet yanlış görmediniz lift ile motoru kaldırdık, zira motor çok ağır ve 2-3 kişi kaldırsak dahi dengesinin şaşma ihtimali ve düşürme olasılığımız olduğu için bu şekilde bir yönteme başvurduk. Bunun akabinde neyse ki aksilik olmadan motorumuzu şanzımanla buluşturup araca montajlamaya hazır hale geldik.


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/b5/31/63/b531635a1a54df3824948a42dbc4bc71.jpeg&t=0&width=480&text=1


Buradan sonra işlerim yoğunlaştığı için aracın başında pek duramadım, sağolsun ustam gereken her şeyi en ince ayrıntısına kadar toplayıp eksiksiz bir şekilde aracımı hazırladı. Daha önceki konulardan bilenler ustamın ne kadar zanaatkar birisi olduğunu bilirler yine aynı zanaatını bu aracımda da gösterdi. Bu arada aracın motoru daha önce triger zinciri değişimi için yetkili serviste söküldüğünde bozdukları ve kırdıkları bir kaç yeri de orijinal parçalar kullanarak ilk gün ki haline getirdi. Bu işlemlere toplam işçilik olarak 3.000 TL ödedim.


Bu arada arkadaşlar, yorumlara yazılanları okuyorum bazıları aracın motorunu sorun olduğu için indirdiğimi düşünüyorlar sanırım ki atmosferik motorun 200.000 KM'de bozulmayacağını söyleyenler var. Ben de durumun farkındayım, benim aracımda yağ kaçağı dışında bir sorun yoktu zincirden ses dâhi gelmiyordu. Fakat triger zinciri kilometreden dolayı artık değişmeliydi çünkü ben bu aracı genelde 200 KM/H üzerinde kullanıyorum yani ses gelmesini beklemek bu şekilde bir kullanım tarzıyla ahmaklık olur kanaatindeyim. Bu yüzden zincir değişimi yapıldı ve bu yapılırken de yağ terlemesi olan yerlerin conta ve oringleri değiştirildi.


Ayrıca şanzıman için yağ değişimini geciktirdiğimizi söyleyenler de oldu, burada yazılan her yorum benim için değerlidir ve dikkate alırım. Fakat sanırım aracı sürekli uzun yol sayılabilecek alanda kullandığımız için olacak, şanzımanda en ufak bir problem çıkmadı. Tabii bu süre zarfında içime kurt düştüğü için tork konvertörünü tamire gönderdim bunda bir şey yok diyerek geri gönderdiler, yine de her ihtimale karşı Ankara'da sıfır şanzıman buldum ve neredeyse satın alıyordum, oradaki arkadaşlarımda önce bir kendi şanzımanına bak eğer bir sorun olursa gelir alırsın dedikleri için rezerve ettirmiştim fakat şansım yaver gitmiş olacak ki şanzımanımızda ve tork konvertörümüzde bir sorun çıkmadı. Eğer olur da ileriki zamanlarda vuruntu, geriye veya ileriye geçerken doldurmama gibi bir şey hissedersem sıfır şanzıman alıp takacağım.


Triger zinciri değişimi sonrası farkettiğim bir kaç durum var bunlardan biri ise motor daha sessiz, daha stabil çalışıyor. Sanırım değiştiğimiz bobin ve bujilerden kaynaklı olacak marş alma süresi de ciddi manada kısaldı diyebilirim. Zaten sessiz ve titreşimsiz olan aracım şu an çok daha sessiz ve stabil çalışıyor. Bunun da bir videosunu ekleyeyim;


Aracın yağ, antifriz, şanzıman yağ, fren ve direksiyon hidrolik yağları gibi tüm yağlarını da değiştirdik. Yarın yetkili servisten aldığımız parçaların faturası ile beraber tüm masrafı paylaşacağım.




19.10.2020


Herkese yeniden merhaba;


Konunun sonuna gelmiş bulunmaktayız, bu mesajda yapılan tüm işlemlerin ve parçaların maliyetlerini yazacağım. Bu sayede bu aracı almak isteyen kişi bu maliyetleri göze alırsa daha yararlı olur kanaatindeyim. Yalnız burada yeniden belirtmek istediğim bir nokta var, değişen parçaların neredeyse tamamı bakım amaçlı değiştirildi, yani nasıl ki 10.000/15.000 km aralığında yağ ve filtre bakımları yapılıyorsa aynı o şekilde düşünülmesi gerekir.


Ayrıca bu konu Dolar Kuru 7.74 TL iken açılmış olup maliyetlendirmeyi yaparken bunu göz önünde bulundurmanız faydanıza olacaktır. Şimdi geçelim maliyetlere;


Yetkili servis için ödeyeceğimiz tutar 12.500 TL civarındaydı fakat iskonto yaptıkları için 9.144 TL ödeme yaptık. Bu faturada içeriğinde tüm zincirler, kızaklar, gergiler, oringler ve contalar mevcut. Faturayı fotoğraf halinde ekliyorum


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/81/9d/11/819d11c610af434981e2a4ceee1a2e0e.jpeg&t=0&width=480&text=1


Ön Diskler, 4 balata, 6 adet kırmızı bobin, 6 adet buji, 1 adet sağ arka el fren motorunu dışardan OEM olarak temin ettik. İlk başta 3.500 TL gibi bir tutar tutsa da gelen parçaların yanlış olması sebebiyle değiştirdiğimiz parçalar olduğu için fiyat bir hayli arttı. Burası için de toplamda 4.840 TL ödeme yaptım.



Sökülen parçaların yıkama bedeli olarak 200 TL

Yağ, Hava, Polen, Benzin ve Şanzıman filtresi toplamda 865 TL

6.5 Litre Shell Helix 5-30 ECT Motor Yağ 312 TL

10 Litre ZF6HP19 LifeGuard şanzıman yağı 2.200 TL

12 Litre Motul G13 InuGel Antifriz 720 TL

Alternatör ve Marş Motorunun bakımı 180 TL

İşçilik 3.000 TL


Olarak toplam maliyetimiz buraya kadar 21.461 TL çıktı.



12.12.2021 tarihinde yazılan ek bilgilendirme


Yeniden Merhaba arkadaşlar;


Şanzıman yağı değişimi sonrası okuduğunuz yazılar üzerine içime bir kurt düşmüştü, ya şanzıman bozulursa modunda bakıyordum arabaya. Yağ değişiminden yaklaşık olarak 20.000 KM sonra beklenilen oldu ve şanzıman sadece soğuk havalarda sabah ilk 1-2 KM rampa aşağı inerken gazdan ayağımızı çekince 90 KM/H civarında devir saatinde dalgalanma yapmaya başladı. Ayrıca yine ilk 1-2 KM vites geçişlerinde normal birinin hissetmesi imkansız olan çok ufak vuruntu vardı.


Sorunun çözümü için ilk önce yetkili servise gittim, aracım 1 hafta yetkili serviste kaldı ve ısrarlarım üzerine bir çok usta tarafından 5 kez kontrol edildi. Şanzımanda sıkıntı olmadığını ifade ediyordu hepsi. Baktım Kayseri'de olacak gibi değil, Ankara'daki yetkili servislerden birine götürdüm aracı. Yine orası da 1 gece serviste beklettikten sonra soğukta arabayı deneyerek şanzımanda problem olmadığını aracın gayet güzel çalıştığını ifade ettiler. Hal böyle olunca kuruntu yaptığımı düşünüp aracı alıp yeniden günlük olarak kullanmaya başladım ama gün geçtikçe ve havalar soğudukça vuruntu aynı şekilde çok hafif devam etmesine rağmen rampa aşağı inerken devir saatindeki dalgalanmalar daha da artmaya başladı. Araç artık rampa inişlerinde soğuk motorda 100-150 devir kadar yukarı aşağı hareket ediyordu. Videosu da bu şekilde buyrun;




Yine yetkili servisin yolunu tuttum, bu sefer sorun olduğunu kabul ettiler ve adaptasyon yaptılar. Rampa aşağı inerken devir dalgalanması sorunu çözüldü lakin vuruntu hala devam ediyordu.


Kafamı çok kurcalayan bu sorun karşısında bir kaç özel servisle ve şanzıman ustasıyla görüştüm. Nihayet Kayseri'de gerçekten sorundan anlayan bir usta buldum, hatta benim farkedemediğim bir kaç sorunu daha gösterdiğinde kendisine güvenip aracı teslim ettim. Bu vuruntuların kaynağının Valflerden olduğunu söyledi fakat ben şanzıman tamirine yanaşan biri olmadığım için şanzımanın komple tork konvertörü ve beyinle beraber yenilenmesini istedim.


Daha önce sıfır şanzıman bulduğum bir yer vardı, fakat şanzıman satılmıştı. Sağolsun ustam bu konuda da yardımcı oldu ve sıfır sandık içi 2009 üretimi şanzıman bulduk. Buyrun efendim fotoğrafları;


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/f0/77/48/f077483a1fdddf70bcb1df9cb94e3d1e.jpeg&t=0&width=480&text=1
https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/ef/44/66/ef4466e771eb2b9fbe62d6ed6ffabaad.jpeg&t=0&width=480&text=1
https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/64/a3/6e/64a36ea72af5ba030e7aa7d6e2936be6.jpeg&t=0&width=480&text=1


Biz sadece beyin, tork konvertörü ve şanzıman olarak satın almıştık lakin diferansiyelde şanzıman üzerinde geldi ki bu durum beni çok mutlu etmişti, zira bunun anlamı sandık bizden önce hiç açılmamış demektir. Şanzıman için toplamda 17.000 TL ödeme yaptık. Eski şanzımanımızı da revizyonlanıp o şekilde satılması için aldığımız yere verdik.


Şanzıman geldikten hemen sonra içine yağ doldur-boşalt yaparak herhangi bir kullanım belirtisi olup olmadığını kontrol ettik ve şanzımanın gerçekten sıfır olduğuna yeniden şahit olduk. Ardından araçtaki şanzımanın sökümüne başlandı, bu aşamalarda aracın başında durmadım zaten durmama da gerek yokmuş gerçekten böylesine kaliteli bir şanzıman servisinin Kayseri gibi bir yerde olması beni çok fazla şaşırttı. Aracın şanzımanı söküldüğünde tork konvertörünün civatalarında yamukluk ve uzama olduğunu gördük ve yetkili servisten tüm civataları 1.710 TL+KDV şeklinde sipariş ettik.


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/e9/af/0e/e9af0e111b5435886d3aad70edfdce95.jpeg&t=0&width=480&text=1


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/9c/e7/cd/9ce7cdbfeaebf08f13b8f19f9f1529e6.jpeg&t=0&width=480&text=1



İşlem yaklaşık 2 gün kadar sürdü, tüm bunlardan sonra nihayet sorunsuz sıkıntısız bir şekilde şanzımanımıza kavuştuk. Aracımın performansında değişen çok bir şey olmasa da top speed olarak eskiden 270 KM/H gibi bir süratte kalan araç artık 280+ hızlara ulaşabilir hale geldi.


Bu işlerin toplam maliyeti ise yağ + şanzıman + tork konvertörü + valfler + beyin + diferansiyel + yeni tork konvertörü civataları ve işçilikle beraber 24.000 TL oldu.


Araç için harcanan toplam maliyet 45.461 TL oldu. Bunun dışında görsel maliyetler olan direksiyon sıfırlaması ve önümüzdeki hafta yapılacak olan komple boya işlemi dahil değil. Bunları da araç çıktıktan sonra ekleyeceğim.


Konuyu okuduğunuz için teşekkür ederim, umarım aracına bu işlemi yaptırmak isteyen kişilere ilham olabilmişimdir. Herkese mutlu zamanlar dilerim.

geçen yıl
RANGE ROVER EVOQUE COUPE 2.0SI4 UZUN DÖNEM KULLANICI DEĞERLENDİRMESİ
Merhaba arkadaşlar, uzun bir aradan sonra yeniden başka bir kullanıcı adıyla aranıza döndüm. Eski kullanıcı adım olan Montainegro'yu belki hatırlarsınız, çeşitli araçların incelemelerini burada paylaşmıştım. Şimdi ki paylaşacağım araç ise başlıktan da anlaşıldığı üzere Range Rover Evoque 2.0SI4

Aracı eşim için 2019 yılı 9. ayda satın aldım, bu güne kadar yaklaşık 10 bin kilometre kadar yol yaptım. Bu zamana kadar başımdan geçen olayları, kronik sorunları, araç hakkında genel değerlendirme şeklinde bir yazı hazırladım umarım faydalı olur.

Öncelikle aracı tanıtarak başlayayım, aracım 2014 model Prestige paket Coupe yani tek kapı ve kırmızı renkte aldığımda 69.000 KM'de idi şu anda 80.000 KM'yi buldu.
Araçta Cam Tavan, Meridian Ses Sistemi, Direksiyon Isıtma, Koltuk Isıtma, Bardaklık Soğutma, Hafızalı Koltuk gibi bir çok özellik mevcut.

Aracı tek kapı almamın nedeni eşimin yoğun ısrarları yüzünden oldu, İtalya seyahatimizde aracı gördüğünde çok sevmişti. Uzun bir araştırma sonucu istediği Coupe ve kırmızı renkte arabayı nihayet bulabildim.

Daha önce de kendim ve ailemde Range Rover kullananlar oldu, fakat neredeyse hiç kimse memnun değildi. Benim kendi aracımda enjektörlerin işemesi sonucu 75 bin kilometredeki 2012 Model Range Rover Sport 3.0SDV6 aracımın motorunu yemiştim, yine çevremdeki bir çok kullanıcı aracından çok şikayetçiydi. Yine aynı şeyleri yaşayacağımdan korkarak gidip aldım aracı.

Bu bilgiler eşliğinde aracı incelemeye geçelim

Aracın dış görünümü oldukça tatminkar, köşeli ve keskin hatları bence sportifliği çağrıştırıyor. Görüntüsü adına söyleyebileceğim pek bir şey yok malumunuz üzere zevkler ve renkler kişiden kişiye göre değişmekte. Bu arada dış görünüş demişken bir fotoğraf eklemeden olmaz.





Aracın iç mekanı gayet hoş ve ferah, özellikle dıştan görünen basıklık hissini araç içerisinde yaşamıyorsunuz. Kullanılan malzemeler günümüz standartlarına göre çok daha kaliteli ayrıca araç içerisinde dokunduğunuz her yer deri kaplı bu detay gerçekten kendinizi özel bir araçta gibi hissetmenizi sağlamakta.

Aracın ses sistemi gerçekten çok iyi, konser havasında müzik dinleyebiliyorsunuz. Yarın bir gün yeniden garajıma Range Rover alırsam sebebi ses sistemi olur. Lakin multimedya ekranı biraz karışık, ilk aldığımda telefondan nasıl müzik çalabileceğini bulmak için bayağı uğraşmıştım.

Multimedya Ekranda iç ambiyans aydınlatması adı altında bir menü var fakat sadece 1 tane led lambanın rengini değiştirebiliyorsunuz, koskoca menü bile yapmışlar ama sadece tek ledin renginin değiştiğini görünce kahkaha atmıştım :)

Sevdiğim noktaları söyledikten sonra, noksanlıklara gelecek olursak iç dizayn adına bir takım eksiklikler ve düzeltilemeyen kronik sorunlar var maalesef. Bu araçta benim en sevmediğim kısım cam tavan oldu;

Bu araçların cam tavanları baştan sona kadar tek parça halinde olduğu için cam açılmıyor. Sadece perdeyi açıp gökyüzünü seyretme imkanınız var. Dolayısıyla bu aracı almak isteyenler varsa, cam tavanın açılmadığını bilerek alsın. Ben kullanan biri değilim ama sunroof için can alıp can verecek bir kesim tanıyorum çevremde :)

Onun dışında eksi nokta olarak araçta kesilemeyen bir trim sesi var. Bu konuyla alakalı 2 kez servise girdi araç, sol arka koltuğun oradan gelen bir ses bu. Çukurlarda tıkır tıkır geldiği için çileden çıkartacak cinsten. Yaklaşık 1.700 TL harcadım servisten çıktığımda ses kesilmiş oluyor, 1 hafta geçiyor ses yine gelmeye başlıyor. En son bayramdan önce bakıma girdiği sırada yine yaptırdım fakat bayramın 3. günü ses gelmeye başlayınca olduğu gibi götürüp garaja bıraktım, diğer aracımla devam ettim zira ses o derece gıcık eden bir ses. Ama bu sefer tamire götürdüğümde o kısımdaki değişen trim parçalarına bakacağım gerekirse kendim bir şeyler imal ederek sorunu çözeceğim ama bu ses kronik olarak tüm Evoque'lardan gelen bir sesmiş, baktığım başka bir araçta da aynı ses mevcuttu.

Bu da aracın içinden bir görüntü





Sıra geldi anlatmayı en sevdiğim kısım olan motor kısmına çok uzatmadan konuya gireyim;

Range Rover Evoque 2.0SI4'de kullanılan Benzinli motorlar 240 HP ile desteklenen 340 NM torka sahip olup Ford tarafından üretilmektedir. Yani aracın üzerindeki motor Ford Mondeo 2.0EcoBoost ile aynı denilebilir.

Aracın 0'dan 100 KM/H'ye ulaşması 7.6 saniyelik bir zaman diliminde gerçekleşiyor ayrıca hızlanma aşırı rijit, tork hıza bağlı olarak lineer bir şekilde devirlendikçe artıyor, normalde Turbo beslemeli araçlarda belli devirler arasında verilen tork bu araçta çok daha uzun bir aralıkta kullanıcının hizmetine sunulmuş. Araç hızlandıkça sizi daha çok koltuğa yapıştırdığını hissediyorsunuz, bu özellik araca atmosferik motor gibi keyifli sürüş şansı tanımış. Ayrıca 6 ileri otomatik şanzımanlı modelde motor-şanzıman uyumu mükemmel derecede iyi. F1 kulakçıklar ile manuel bir araçtan farksız bir şekilde vites geçişlerinde gecikme olmaksızın aracı kullanabiliyorsunuz. Bu olay gerçekten çok hoşuma gidiyor, DSG ve ZF8 şanzımanlarda bile F1 bu kadar uyumlu çalışmıyordu.

Range Rover'ı 2.0TFSI 211 HP Quattro A5 aracımla denedik A5 bir süre arayı açıyor fakat hız arttıkça aradaki mesafe sabitlenmeye ardından da kapanmaya başlıyor. Range Rover sürekli 4x4 olmasına rağmen yüksek hızlarda daha atak davranıyor. 150 ile giderken gazı köklediğiniz takdirde sanki sıfırdan kalkıyormuş gibi tepki vermekte. Bu nedenle gerçek gücün tadını şehir içinde değil de şehirlerarası yollarda alabiliyorsunuz

Hatta bu arada şuraya bir video ekleyeyim eşimle beraber eski A5 aracım ile Range Rover Evoque denememizden;









DİKKAT! VİDEODA GÖRÜLDÜĞÜ ÜZERE DENEME TRAFİĞE KAPALI ALANDA YAPILMIŞTIR. LÜTFEN TRAFİĞE AÇIK ALANDA TEHLİKELİ ARAÇ KULLANMAYINIZ!!

Araç sonuç olarak Rolling yapmak için değil, hafif arazi / şehir içi kullanımı için tasarlanmış bir araç. Hafif arazi demişken, aracın üretim amacı hafif arazi olabilir ama Off-Road aracı olarak Grand Cherokee 5.2 kullanan biri olarak şunu söyleyebilirim ki bu aracın off-road kabiliyetleri gerçekten mükemmel. Orta konsolda 4 adet araziye uygun seçim yapabileceğiniz mod bulunmakta. Bu modlar gerçekten işe yarıyor, laf olsun diye tasarlananlardan değil. Bu akşam aracın off-road videolarını da ekleyeceğim.

Bir söz vardır, aracınız off road'da ne kadar iyi olursa caddelerde o kadar kötü olur diye, bu çok doğruymuş resmen aracın yol tutuşu çok zayıf, yetkili servisten aldığım Pirelli lastikler olmasına rağmen yanal kayma ve virajlarda dengesizlik sorunları yaşıyorum, bu durumdan eşim de çok rahatsız, bir önceki aracı Leon 1.5EcoTSI DSG xCellence idi eski aracının yol tutuşunun bundan daha iyi olduğunu ve her viraja girdiğinde aracın tedirgin ettiğini söylüyor ama aracın iç mekan kalitesine özellikle Leon'dan sonra hayran kaldığı için satılmasını istemiyor.
Ayrıca aynı segmentte uzun dönem kullandığım otomobillerden olan Audi Q3 ile kıyaslayınca gerçekten konforsuz ve rahatsız bir araç olduğunu söyleyebilirim. Çukurlara girdiğimde her an jantın, lastiğin bir yere uçmasından korkuyorum :) Bunlar da aracımızın performans olarak eksileri diyebilirim.

Bu aracı aldığımdan beri herkes ne kadar yaktığını merak ediyor, hatta kırmızı ışıkta bile soran oldu neden olduğunu anlayabilmiş değilim. Araç kullanıma bağlı olarak şehir içinde 11.5 ile 14.3 litre arasında gösterge verisine sahip ama pompada 1-1.5 litre daha fazla çıkıyor. Şehir dışı ortalamam ise 10 Litre gösteriyor o da garip bir şekilde gösterdiğinden 1 litre daha az çıkıyor. Güncel kullanımım ile 405 KM'lik yol yaptım yakıt almak için durduğumda depo 58 Litrelik yakıt aldı. Şehir içi verisi konusunda aynı kullanım tarzı ve aynı yollarda A5 2.0TFSI Quattro 11 Litre, A6 3.2 FSI Quattro 12 Litre, A7 3.0BiTDI Quattro 9 Litre, BMW F10 520d 8 Litre yakıyor. Kıyaslama yaparken bunu göz önüne alabilirsiniz.

Ayrıca yetkili serviste 15.000 KM bakımı 1.850 TL tutuyor, pazarlıkla fiyatı daha da indirmeniz mümkün. Yürütme olarak ciddi bir maliyeti yok, sonuçta bir markanın giriş seviyesi otomobili olduğu için yürütme maliyeti makul seviyelerde tutulması doğru da olmuş.

Burada paylaştığım bilgilerin tamamı tarafımdan test edilmiştir, güncel olarak bir çok araca sahip biri olarak herhangi bir marka fanatikliği adı altında yazılmamış olup tamamen kendi tecrübelerime dayalıdır, yorum yaparken bunu dikkate almanızı önemle rica etmekteyim. Sormak istediğiniz bir soru olursa elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım.

Okuduğunuz için teşekkürler :)
DH Mobil uygulaması ile devam edin.
Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin.
Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.