Donanım Haber

Uygulama ile Aç
Kayıt
K

Yarbay
25 Eylül 2006
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
8 üye
Görüntülenme (?)
55 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
K
3 yıl
Simulasyonda mı yaşıyoruz?
"Temel bir gerçeklikte yaşıyor olmamız, yani bir simulasyonda yaşamıyor olma ihtimalimiz bana göre milyarda bir." Elon Musk

"Bir zekâ tarafından oluşturulmuş kurallarla yapılmış bir dünyada olduğumuz sonucuna vardım…” Michio Kaku

"Birinin hard-diskinde yaşıyor olma ihtimalinizin yazı tura atmakla eşdeğer olduğunu düşünüyorum" Neil deGrasse Tyson

" Eğer herhangi bir bilgisayar oyununda bir karakter olsaydım, tıpkı bizim evrenimizde olduğu gibi sonunda kuralların tamamen katı ve matematiksel göründüğünü fark ederdim." MIT’den Max Tegmark

“Doğanın yasaları matematiğin diliyle yazılmıştır.” – Galileo Galilei

“Aniden, evreni devasa bir hesaplama makinesi olarak yorumlamayı düşündüm.” Konrad Zuse

" Evren dev bir kuantum bilgisayarıdır. Var olan her şey bir bilgisayar çıktısıdır. Hesaplamalar ilerledikçe, algıladığımız anlamda gerçeklik ortaya serilmektedir. Evren eğer bir simülasyon ise programın algoritmik yapısında bugün parçacık fiziğinin standart modelince belirlenmiş temel parçacıklar ve kuvvetleri yöneten bir takım simetriler, yük, parite, spin gibi belirli özelikler standart olarak vardır. Sadece bunlar da değil, temel sabitler ve alan kuvvetlerinin göreli değerleri algoritmanın diğer standartlarıdır. Programı yürüten “işlem” ise bugün bizim temel ilkelerini oraya koymaya çalıştığımız kuantum mekaniğinin esasları olmalıdır. 
Simülatör muhtemelen simülasyonda ortaya çıkabilecek tüm olasılıkları önceden hesaplamıştı: Zeki varlıklar buna dahil. Ancak bu varlıkların bir simülasyonda yaşadıklarına dair kuşkuya kapılmalarının önüne geçecek kanıtları algoritmaya yerleştimeye gerek duyacağını sanmıyorum. " MIT’den Seth Lloyd

“Hiçbir şey gerçek değil” John Lennon

" Bir Sim’in içinde yaşayıp yaşamadığınızın farkında olup olmamak değil, önemli olan bunun ne koşullarda gerçekleştiğinin “ayırdında” olabilmek ve bu anlayışa erişebilmektir. Eğer bir simülasyonun içinde yaşıyor olma olasılığım belirmişse ve ben bunun ne derecede olası olduğuna dair entelektüel bir kavrayışa sahip isem, artık gerçekten de bir simülasyonda yaşayıp yaşamadığımın pratik olarak hiç bir önemi kalmaz. Eğer bu olasılık gelecekte bir gün bilimsel çabalarımız neticesinde tam bir açıklığa kavuşur ise, bu yine bilimin, bilimsel düşüncenin bir zaferi olarak tarihimizdeki yerini alacaktır. 
Sayın Tegmark’ın sözleriyle; eğer bir bilgisayar oyununda herhangi bir karakter kuralların tamamen katı ve matematiksel göründüğünü “fark edebilmiş” ise, bu karakter o oyunun “Theory of Everything”(Her Şeyin Teorisini) çözmüş demektir. Bu da ancak saygı duyulacak bir iştir. " Stephen Hawking

" Bilimin erişim alanı dışında kalan her şey kesinlikle anlamsızdır veya kesinlikle gerçek dışıdır demiyoruz. Bunu diyemeyiz de çünkü; gerçekliğin doğası bizim insan türü olarak kavrayış sınırlarımızı aşabilir bir nitelikte olabilir. Altını çizmekte fayda var: Bilim elbette gerçeklere, somut ve ikna edici gerçeklere ulaşma çabasıdır. İnsani bir faaliyettir. Dolayısıyla bizim gerçeklik olarak addettiğimiz, bilimin bize sağladığı fikirlere dayalıdır. Bence çürütülemez bir önerme deney bilimlerinin olamaz, ama bu onu anlamsız kılmaz. Bilimsel kuramlarımızın pek çoğu sınanamaz bilim öncesi kuramlardan geliştirildi. Newton’un kuramının geçmişinin izi Anaksimandros’a Hesiedos’a kadar geri götürülebilir; eski atomculuk kuramı 1905’lere kadar sınanamaz olarak kaldı. Doğrusu bilimsel kuramlarımızın çoğu bilim öncesi öykülerden doğmuştur. Bu öykülere ‘anlamsız’ demenin yanıltıcı olacağını düşünüyorum” Karl Popper
K
3 yıl
Satanistler, kötülüğe tapanlar
“Genel olarak çok sorunlu kişilerden oluşan topluluklardır” Bu insanlar genel olarak, insan kurban etme, cinayet, hayvanlara ve insanlara işkence, tecavüz ve kötü olarak nitelendirilen herşeyi uygularlar. Ayrıca bu kesim içinde herhangi bir Satanist ayin yapmayan hatta kendisini Satanist olarak nitelendirmeyen guruplar da vardır. Sadece bu tür kişilerin yaptıkları ayinlerde 60000’den fazla insanın öldürüldüğü resmi kayıtlara geçmiştir.
K
3 yıl
Maymunun kuyruğu nasıl düştü
Evet arkadaşlar. Evrim dinine göre biz maymundan geldik. Aslında sonradan kıvırmaya başladılar, maymunumsudan geldik demeye başladılar. Ama o maymunumsunun da bir kuyruğu vardı.

Hadi bakalım evrimciler açıklayın. O maymunumsunun kuyruğu nasıl düştü?
K
3 yıl
Vodafone servis ve Note3 telefonumun başına gelenler
Arkadaşlar Samsung Note3 telefonumu elimden düşürerek iç ekranını kırmıştım. Pek çok telefoncuyu gezdim. Samsung servis 620, diğerleri 450-500 civarı fiyat çekti. Ben de yaptırmadan bekletiyordum. Bi tanıdık, tanıdığı bi telefoncunun 310 liraya yapacağını söyledi. Bizim macera da başladı.

Vodafone servisi olan telefoncuyu gittiğimde fiyata yanlış bakmışım, 310 değil 330'a yaparım dedi. Tamam dedik verdik.

1.nci gün akşama kadar yaparım dedi ama şimdi git sonra gel derken ertesi güne kaldı.

2.nci gün gittiğimde yine hazır değildi. Dedim ki bi problem mi var oyalayıp duruyorsun. Telefonu elimden düşürdüm. Yeni taktığım ekran kırıldı dedi. Dedim şimdi nolcak? Ben bugün yeni ekran takıp teslim etçem dedi.

Bi kaç gün sonra gittiğimde ekran hazır dediler. Aldım elime baktım çalışıyor. Parasını verip eve gittim. Bi baktım ekranın üst taraflarında mürekkep var. Hemen geri gidip gösterdim. Paramı geri aldım. Sıkarken mürekkep salmış dediler. Ee nolcak şimdi dedim. Yeni ekran takıcaz dediler. Bakın dedim kendinizi zorlamayın. Olmuyorsa takın benim eski kırık ekranı, telefonumu geri verin. Yok öyle şey olur mu, biz yapıp geri vericez dediler. İyi bakalım dedim.

Bi kaç gün sonra gittim ekran hazır. İyice baktım mürekkep yok. Ekran sağlam çalışıyor. Parasını verdim. Telefonu aldım eve gittim. Sim kartı taktım. Vodafone çekmiyor. Sim karttaki kişiler geliyor ama anten çekmiyor. Sorun sim kart yuvası değil, anten olduğu belli. Dışarda çekiyor, evde çekmiyor. Gittim telefoncuyu gösterdim bak çekmiyor. Tama bakarız dediler.

Bi kaç gün sonra gittim. Anten devresinde çatlak var. Değişmesi lazım dediler. Ee dedim nasıl çatlamış. Düşürünce çatlatmışsın dediler. Dedim daha önce böyle bi problem yoktu. Sen düşürünce çatlamıştır o. Yok dedi sen düşürünce çatlamış. 30 liraya değiştiririm dedi. Tamam dedik mecbur.

Bi kaç gün sonra gittim. Anten olmuş. Ekran çalışıyor. Verdim 30 daha. Bu sefer eve gittim. Telefonun sesi çıkmıyor. Dedim ki aldık başımıza belayı. Bu işin sonu kötü olacak. Gittim telefoncuyu. Hemen hoparlörü hallettiler. Ama dokunmak biraz sıkıntılı. Sağ altta bir sıkıntı var.

Aradan bir hafta geçti. Telefonun üst kısmından ekran atma yaptı. Ekranı heralde uhuyla yapıştırdılar ki bir haftada attı. Götürdüm geri. Bu ne dedim. Hemen yapıştıralım dediler. Yapıştırıp geri verdiler. Telefonu bi kaç gün daha kullandım. Baktım dokunmak kendiliğinden basıyor. Çıkma ekran mı taktılar ne yaptılarsa artık telefon kendiliğinden mesaj yazıyor.

Hemen gittim telefoncuyu dedim servis kaydı açın. 5 kere geldim, 2 kere servis kaydı açtınız. Bu 3 ncü servis kaydı olacak. Bu sefer de yapmazsanız bana paramı iade etmek zorundasınız. Tamam yaparız dediler. Servis kaydı açtılar. 1 haftadır bekliyorum ses yok.

Şimdi bu durumda ben ne yapabilirim? Yaşadıklarımı Vodafone merkezi arayarak anlatayım mı? Tüketici mahkemesine mi başvuranın? Ne yapmam lazım şaşırdım.
K
3 yıl
Maddenin amacı
Evrendeki maddenin amacı nedir? Bir maddeyi başıboş bırakırsak ne yapar? Tabii ki maddenin yapacağı şey düşmektir. Mesela bir elma ağaçtaki dalından düşer. Peki neden düşer? Çünkü dünyanın kütlesi uzay-zamanı büker ve madde hep bu bükülme doğrultusunda hareket eder. Biz buna yer çekimi deriz.

Ancak madde, dünyanın kendi kütlesi nedeniyle engellenir ve düşmesi durur. Peki dünyayı ortadan kaldırırsak madde ne yapar? Kendisine en yakın kütleye düşmeye devam eder. O da güneştir. Peki güneşi ortadan kaldırırsak ne yapar? O zaman da samanyolu galaksinin merkezindeki karadeliğe doğru düşmeye başlar.

Karadeliğe düşerken ne olur? Olay ufkuna geldiğinde ışık hızına ulaşır ve onun için zaman durur. Peki evrendeki tüm madde ne yapar? Hepsi de etrafındaki kütlelere doğru düşme eğilimindedir. En sonunda galaksilerinin merkezlerindeki karadeliklere düşerler. Bütün karadelikler de birbirlerine doğru düşer. Sonunda tüm evren tek bir karadelik olur.

Ancak maddenin kütleye düşme eğilimi aynı zamanda zamanın yavaşlaması eğilimidir. Everestin tepesindeki kaya deniz seviyesine düştüğünde, zaman onun için daha yavaş akar. Evrendeki tüm madde zamanın yavaşladığı yöne doğru hareket eder. Bir karadeliğe düştüğünde ise zaman durur.

Aslında maddenin amacı sonsuzluğa ulaşmaktır.
K
3 yıl
İnterstaller filmindeki aptallık
Filmi izlediniz mi bilmem, ancak izlemediyseniz konu spoiler içerir bilginize.

Film son zamanlarda çekilmiş, kozmolojik ve felsefik açıdan evrene bakışımız irdeleyen bir film. Sorgulayıcı olması hoşuma gitse de aptalca bulduğum bir eleştiri yapmadan duramıyacağım.

Filmde dünya sona ermek üzere, yiyecek yetişmiyor ve insanoğlu yok olacak. Tek çare büyük bir uzay gemisi yaparak insanları uzaya taşımak. Ancak böyle büyük bir uzay gemisini uzaya taşıyacak, dünyanın yerçekimini yenecek bir teknoloji yok. Yerçekimini çözerlerse, insanlık da kurtulacak.

İnsandan üstün varlık ya da varlıklar bir solucan geçidi açarak insanlara yardım ediyor. Kahramanımız da bu solucan deliğinden geçip çare arıyor ama nafile. Yaşanacak gezegen bulamıyor. Sonunda karadeliğe atlamaya karar veriyor. Bu karadeliği üstün varlıklar tasarlamış ve kahramanımız yerçekimini yenecek formülü veriyorlar. Kahramanımız da karadeliğin içinden, boyutlararası olarak dünyaya mesaj gönderiyor ve insanoğlu bu sayede kurtuluyor.

Filmde Tanrı ya da başka varlık var. Ne olduğunu veya olduklarını asla göremiyoruz. Ancak insanlara yardım ediliyor. E buraya kadar güzel. Bu evrende başıboş değiliz. Karadeliğin içindeki çok boyutlu yapıyı inşa eden bişeyler var. İnsandan üstün. Yani evrende bakteriden türemiş, rastgele var olmuş ve ölünce bakteri yemi olacak en üstün varlık değiliz. Adamlar Tanrı da diyemiyor, uzaylı da diyemiyor. Arada kalmışlar.

Ancak sorun şu. Filmde evrim gevelenip duruyor. Yani bizi kimse yapmadı, tasarlamadı. Çamura şimşek düştü, bakteri olduk, böcek olduk. Sonunda insan olduk. Filmdeki uzaylılar ya da Tanrı, biz böcekten insana dönüşürken öylece oturup izlemiş. Sonumuz geldiğinde de müdahale edip bizi kurtarıyorlar.

Burada büyük bir saçmalık söz konusu. Hadi prometheus filmindeki gibi dersin ki bizi uzaylı üstün bir ırk tasarladı, yaratıcımız bu. Bunu bi derece anlarım. Ama biz kendiliğimizden olacaz, bizi kimse tasarlamayacak, ama sonumuz geldiğinde bizi boyutlar arası operasyonla kurtaracaklar. Adamlar iyice saçmalamış.

Tanrı var mı, bizden üstün varlık var mı, evreni kim tasarladı, kendiliğinden mi oldu? Evreni tasarlayanlar bizim evrimimize karışmayacak, biz kendiliğimizden olcaz ama sıkışınca gelip kurtaracaklar. Bu gevurların kafası iyice karışmış ya da bizim kafalarını karıştırmaya uğraşıyorlar ama yer mi? Yemez tabii ki.
K
4 yıl
Biosentrik Evren Anlayışı
Evet arkadaşlar forumumuzu ateist saçmalıklarından uzaklaştırmak ve gerçek bilimden bahsetmek adına sizleri, bilimsel gelişmeler ışığında ortaya çıkan en yeni evren görüşleriyle buluşturmak istiyorum. Kuantum fiziği ve diğer pek çok bilim dalında ortaya çıkan gelişmeler, pek çok farklı teorinin ortaya konmasıyla ilerlemektedir.Bunlardan en ilginç olanlarından biri de Biyosentrik Evren anlayışıdır.Adından da anlaşılacağı üzere , biyoloji ve kuantum fiziğinin harmanlanması sonucu ortaya atılmış bir teoridir.



Biyosentrizm, New York Times tarafından yaşayan en büyük 3 ncü bilim adamı ilan edilen Dr. Robert Lanza tarafından ortaya konmuştur. Robert Lanza aslında nesli tükenen hayvanları klonlama ve kök hücre üzerinde yaptığı çalışmalarla dünyada ses getirmiş bir bilim adamı olsa da onun dehası, kendisini biyoloji ile sınırlı kalmasına müsade etmemiş, kuantum fiziği ve astrofizik üzerine çalışmalarını devam ettirmiştir.İşte bu çok yönlülük, bu dehanın evrene bakışını değiştirmiş, kuantum fiziği ve biyolojiyi harmanlayarak Biyomerkezcilik ya da diğer adıyla Biyosentrizm teorisini ortaya koyduğu “Biocentrism: Yaşam ve Şuur İnsanın Doğasını Anlamaya Nasıl Anahtar Olur?” adlı kitabını yayınladığında ABD'de yer yerinden oynamıştır.

Beş yüz yıl önce insanlar dünyanın düz olduğuna inanıyorlardı. Karşıt kanıtlar saçma olarak değerlendiriliyordu: Bazılarına göre “eğer dünya gerçekten topraktan bir top ise, dünyanın altındaki insanlar düşerlerdi.Ancak günümüzde bilimsel ilerlemeler bizi çok farklı noktalara getirmiştir.Biyomerkezcil Evren anlayışı gibi.

Teori basitçe ölümün var olmadığını ima etmektedir. Ölüm, insanların zihninde oluşan bir illüzyon sadece. Ölüm var çünkü insanlar kendilerini bedenleriyle tanımlıyorlar. Bedenin er ya da geç öleceğine inanırken şuurlarının da kaybolacağını düşünüyorlar. Aslında, şuur zamanın ve mekânın sınırlarının dışında var olur.

Şuur, her yerde var olabilir; insan bedeninin içinde de dışında da varlığını sürdürür. Bu ise kuantum mekaniğinin temel önermeleriyle tam uyuşuyor, örneğin kuantum teorisindeki belirli bir parçacığın her yerde var olabileceği ve bir olayın birkaç, hatta bazen sayısız şekillerde meydana gelebileceği önermesi gibi.

Arizona Üniversitesinden Stuart Hameroff, şuurun ölümden sonra kaybolmadığının kanıtlarını bulduğunu açıkladı.Hameroff’a göre, insan beyni mükemmel bir kuantum bilgisayarı ve ruh ya da şuur da kuantum seviyesinde saklanan bir bilgi. Bedenin ölümünden sonra ruh, başka bir yere geçebiliyor, şuurun temsil ettiği kuantum bilgi evrenimizle birlikte birleşerek orada varlığını sürdürebiliyor. Biyomerkezcilik uzmanı Lanza ruhun başka bir evrene göçtüğünü kanıtlıyor.

Sir Roger Penrose, ünlü bir İngiliz fizikçi ve Oxford’dan bir matematik uzmanı. Penrose da Hameroff’un teorisini destekliyor ve bunun yanında diğer evrenlerle bağlantıların izlerini de buldu. Bilim adamları birlikte şuur fenomenini açıklayabilmek için kuantum teorisini geliştiriyorlar. Onlar şuurun taşıyıcılarını, yaşam sırasında bilgi biriktiren elementlerini bulduklarına inanıyorlar ve bedenin ölümünden sonra başka bir yerden şuur çektiğini düşünüyorlar.

Bu elementler protein bazlı *mikrotübüllerde (nöron mikrotübüllerinde) yerleşmiş bulunuyor ki bu söz konusu mikrotübüllere daha önce sadece canlı hücre içindeki bir destekleme ve aktarma kanalı olarak bakılıyordu. Yapılarından ötürü, mikrotübüller en iyi beyinde kuantum özelliklerinin taşıyıcıları olarak fonksiyon görmek üzere oluşturulmuşlardır. Bunun da temel sebebi, kuantum hallerini uzun süre tutma potansiyelini taşımaları ve bu da bir kuantum bilgisayarının elementleri olarak fonksiyon görebilecek olmalarıdır.

*Mikrotübül: Hücre içinde materyallerin taşınmasını sağlayan küçük tüp şeklinde yapı (microtubule)



RUH VAR MIDIR? KANITLAR EVET DİYOR! – Psychology Today

Genel olarak bilim, ruhu insan inancına ait bir unsur olarak reddetmiştir; ya da onu gözlenebilir dünyayı kavrayışımızı biçimlendiren bir psikolojik kavrama indirgemiştir. Ama şuura ilişkin yeni anlayışlar bu iddiaya meydan okumaktadır. Teoriye göre, şuur beyin hücrelerinin (nöronların) içinde bulunan ve kuantum işleminin gerçekleştiği yerler olan mikrotüpçüklerde bulunuyor.

Arizona Üniversitesi’nden Dr. Hameroff’a ve İngiliz fizikçi Sir Roger Penrosen’a göre kalp atmayı durdurduğunda, kan akmayı durdurduğunda ve mikrotüpçükler kuantum hallerini kaybettiklerinde bile mikrotüpçüklerdeki kuantum bilgisi zarar görmüyor. Öyleyse bu ölüme yakın deneyimleri ya da ebedi olan şuur düşüncesini açıklayabilir mi?

“Mikrotüpçüklerdeki kuantum bilgisi kaybolmuyor, kaybedilemiyor, o sadece evrene bütünüyle yayılıyor ya da dağılıyor. Kuantum bilgisinin beden dışında var olması mümkün ve bunun muhtemelen ruh şeklinde olması olasıdır” deniyor. Bilimadamları, şuurlanma deneyimimizin bu mikrotüpçükleri de etkileyen kuantum çekim etkisinin sonucu olup olmadığını tartıştılar, bu onların planlanmış objektif redüksiyon olarak isimlendirdikleri bir teoriydi.

Böylelikle ruhlarımızın beyindeki nöronların karşılıklı etkileşiminden başka bir şey olmadığı fikri kabul edildi. Ruhlar evrenin kumaşından oluşturulmuşlardı ve zamanın başlangıcından beri vardılar. Dolayısıyla evet, şuurunuzun maddi olmayan bir yanı var ve bu fizik bedeninizin ölümünden sonra da yaşamaya devam edecek.

Örtülü ve Örtüsüz Düzende Karşılıklı İlişki:

Örtülü ve Örtüsüz Düzen adı verilen iki gerçekliğe Bohm Karşılıklı İlişki adını veriyor. Bu iki gerçekliğin her biri diğerini devam eden tezahürler boyunca bilgilendiriyor ve etkiliyor. Kuantum seviyesinde, atom altı parçacıklar örneğin elektronlar varoluşun içinde veya dışında çok yüksek bir hızda titreşirler, ardından tezahür düzleminde, somut dünyada ortaya çıkar ve soyut-örtülü dünyaya geri dönerler.

Bunu yaptıklarında, parçacığın somut dünyada tezahür halindeyken kazandığı bilgi de diğer tarafa soyut dünyaya, örtülü düzene taşınır ve onun işleyişindeki arka plan bilgisinin tamamını etkiler. Bu da daha sonra parçacığın tezahür dünyasında yeniden oluşurken enerjisini ve bilgisini etkiler ve onun işleyişini etkiler ve değiştirir. Bu böyle devam eder gider.

Kaynak : http://kosmosmacerasi.com/v1/2015/07/biosentrizm/
K
4 yıl
Ben gerizekalıyım
Evet arkadaşlar, itiraf ediyorum. Ben tam anlamıyla bir gerizekalıyım. Bunu daha dün akşam keşfettim. Sizlerle paylaşmak istedim. Peki gerizekalı olduğunu nereden anladın derseniz, ortalama zekanın altında olduğumu fark ettim. Geçen akşam, Türkiye'nin izlenme rekorları kıran bir dizisini 10 dakika boyunca izlemek için kendimi ve beynimi zorladım. Ancak itiraf ediyorum, 10 dakika sonra beynim duman atmaya başladı. En son hatırladığım şey, genç bir kız ile erkeğin birbirlerine bağırmasıydı. Kumandaya ulaşıp kanalı nasıl değiştirdiğimi hatırlamıyorum.

Sizlere kuantum fiziğinin 100 yıllık tarihini anlatabilirim. 10 farklı programlama dili hakkında ders verebilirim. Ancak neden normal insanlar gibi rating rekortmeni dizileri izleyemiyorum? Hem de sözde yerli ve milli olan diziler bunlar. Ben mi ucubeyim, toplum mu ucube, anlamadım gitti. Allah'ıma bu toplum sana ne yaptı da bunları reva görüyorsun? Ama biz hakketti mi evet hakkettik. Elimizden Kuran'ı, kitabı düşürdüğümüzde, herşeyi kaybettik. Bunlar yine iyi günlerimiz gibi geliyor bana. Allah beterinden saklasın. İran polisi, Türk dizilerinin izlenmesini engellemek için çanak antenleri yasaklamış. Sokak sokak gezip, gördüğü antenleri çatıdan aşağıya atıyomuş. Elleri dert görmesin.
K
4 yıl
C# devexpress yardım
Arkadaşlar Mikro muhasebe programına entegre bir program yapıyorum. Devexpress kullanmak istiyorum. Form görünümü daha modern ve güzel. Ancak sitesinden 30 günlük deneme sürümü indirdim. Yaptığım programı satarken bu devexpress paketini satın almak zorunda mıyım?
K
4 yıl
Einstein : Bu hayatı 2 şekilde yaşarsın...
"Bu hayatı 2 şekilde yaşarsın: Ya hiç mucize yokmuş gibi ya da her şey birer mucizeymiş gibi…” Albert Einstein

İnsanlığın en ilginç ayrımlarından biridir bana göre. Nasıl olur da insanlar görmez, nasıl olur da bişey yokmuş gibi sefil ve aşşağılık hayatlarını devam ettirir? Şu evrene bakmak bile insanı kendinden alır götürür. Bir çiçek, içerisinde tatlı özler oluşturur, arılar onu toplarken polenleri kendilerine bulaştırır, kilometrelerce ötedeki başka bir çiçeği dölleyip o çiçeğin neslini devam ettirir. Bir kavak ağacı, tüylü hafif tohumlar üretir, rüzgar bu tohumları kilometrelerce öteye taşır.

Milyonlarca tür canlının, milyarlarcasının bir arada yaşadığı bu ekosistem, trilyonlarca yıldızdan oluşan trilyonlarca galaksiden oluşan şu evren.

Mucizenin içinde yaşayıp da mucize yoktur demek, nasıl bir düşüncenin ürünüdür?
DH Mobil uygulaması ile devam edin.
Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin.
Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.