MİNİ SÜRÜM

Donanım Haber

Uygulama ile Aç
Kayıt

Haber Editörü
22 Nisan 2003
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
9 üye
Görüntülenme (?)
121 (Bu ay: 1)
Gönderiler Hakkında
18 dk. önce
Relativity Space, 3D yazıcı teknolojisiyle üretilecek yeniden kullanılabilir roketini tanıttı

Uzaya uydu ya da yük taşıma alanında rekabetin kızıştığı bir dönemde birçok farklı şirket ve kurumun desteğini alan Relativity Space, %100 oranda yeniden kullanılabilir roketi Terran R’yi duyurdu. Beş yıl önce kurulan şirketin ilk roketi olma özelliğini taşıyan Terran 1 ise bu yıl uzaya çıkacak.



Ayrıca Bkz.Perseverance'ın Mars'ta çektiği binlerce işlenmemiş fotoğrafa buradan göz atın



Dropbox ve airbnb gibi girişimlere destek olan danışmanlık şirketi Y Combinator ile Dünya Ekonomik Forumu ve Beyaz Saray ile NASA gibi kurumlardan da destek alan Relativity Space’in Terran R roketi, küçük kardeşin 20 katına kadar daha ağır yükleri uzaya taşıyacak.





Tamamen yeniden kullanılabilir şekilde yine 3D yazıcılar kullanılarak üretilecek roket, bu sayede yeniden kullanılabilirlik alanında rüştünü ispat etmiş Space X’e ciddi bir rakip olacak. Bilindiği üzere, Space X üretimi Falcon 9 roketlerin sadece birinci aşaması yeniden kullanılabiliyor. Roketlerin yükü barındıran ikinci seviyesi yeniden kullanılabilir değil.





Şirketi kurucusu Tim Ellis, Relativity Space’i Space X’e rakip olarak görse de Elon Musk’ın uzay şirketinin başarılarının kendine ilham verdiğini dile getirmekten ise geri kalmıyor. Terran R hakkında konuşan Ellis’in sözleri, “Aynı mimari, aynı yakıt, aynı fabrika, aynı 3D yazıcılar, aynı elektrnik sistemler ve aynı ekip” şeklinde. Kendini “yeniden kullanılabilirliğin” büyük bir hayranı olarak tanıtan girişimciye göre 3D baskı yöntemleri marifetiyle roket üretim maliyetleri düşse de gelecek bunları yeniden kullanmaktan geçiyor.



Piyasa değeri 2,3 milyar dolara ulaşan Relativity Space, Space X ya da Blue Origin gibi devlerin arasında kendine nasıl bir yer bulur bilinmez ancak şirket, roket fırlatma maliyetlerini planladığı şekilde düşürebilirse uzay yarışının parlayan yıldızı haline gelebilir.




Kaynak:https://interestingengineering.com/relativity-space-debuted-fully-reusable-3d-printed-rocket
1 sa.
Kanada merkezli Bombardier, siber saldırıya uğradı

Kanada merkezli havacılık şirketi Bombardier, içinde çalışanlar, müşteriler ve tedarikçilere ait bilgilerin ele geçirildiği bir siber saldırıya maruz kaldığını duyurdu. Ancak hackerların ele geçirdiği bilgiler arasında havadan erken ikaz ve kontrol uçak sistemlerine yönelik veriler olduğu da belirtiliyor.



Ayrıca Bkz.Volkswagen, Golf GTI'ın 45. yaşını özel bir versiyonla kutluyor: Golf GTI Clubsport 45



Fidye yazılımcıları tarafından düzenlenen siber saldırı sonucu ele geçirilen bilgiler arasında belki de en önemlisi şirketin İsveç merkezli Saab ile geliştirdiği GlobalEye erken ikaz ve kontrol uçağına ait veriler bulunuyor. Fidyecilerin uçağa ait teknik özellikler ile mekanik sistemlere ait tabloları dark web üzerinden paylaştığı da ifade edilmekte.



Siber saldırının ise Accellion FTA web sunucusu yazılımındaki sıfır gün açığının hackerlar tarafından fark edilmesi sonucu gerçekleştiği belirtilmiş. Söz konusu yazılım, elektronik posta aracılığıyla müşterilere gönderilmesi mümkün olmayan büyük boyutlu dosyaların paylaşımı için kullanılıyor.





GlobalEye erken ikaz ve kontrol uçağının müşterileri arasında Meksika, Brezilya, Yunanistan, Pakistan, Tayland, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler var. Uçak, şirketin Bombardier 6000 uzun menzilli iş jeti platformu ile Saab’ın Erieye hava radar sensörünün birleşimi sonucu ortaya çıkan bir ürün. Firma, çok sayıda çok uluslu şirketler, kısmi mülkiyet sağlayıcıları, hükümetler ve özel şahıslarla hizmet veren dünya çapında yaklaşık 4 bin 900 uçaktan oluşan bir filonun sağlayıcısı konumunda.




Kaynak:https://www.popularmechanics.com/military/aviation/a35634849/hackers-leak-details-of-military-spy-plane/
dün
Boeing 777’lerde yaşanan motor arızası olaylarına bir yenisi daha eklendi

737 MAX’ların karıştığı ölümcül kazalar sonrası oldukça sancılı bir süreç geçiren ve kârlılık oranında ciddi kayıplar yaşayan Boeing’in başı bu kez de 777 serisi uçakların motorlarıyla dertte. Geçtiğimiz haftalarda, United Airlines filosunda görev yapan Boeing 777-200 model uçağa ait Pratt & Whitney üretimi PW4000-112 motorun patlaması sonrası gelişen olayların bir benzeri daha yaşandı.



Ayrıca Bkz.Perseverance'ın Mars'ta çektiği binlerce işlenmemiş fotoğrafa buradan göz atın



Denver Uluslararası Havalimanı'ndan Honolulu'ya gitmek üzere 231 yolcu ve 10 mürettebatla havalanan United Airlines'a ait uçakta yaşanan sorunun benzeri bu kez Rusya merkezli Rossia Airlines’a ait 777 tip uçakta meydana geldi. Uçağın sol kanat motor kısmında meydana gelen arıza sonucunda motor, alev aldı.



Hong Kong’dan kalkış yaparak İspanya’nın başkenti Madrid’e kargo taşıyan uçaktaki arıza, pilotların Moskova’daki Şeremetyovo Uluslararası Havaalanı’na acil iniş yapmasını zorunlu kıldı. Herhangi bir can kaybının yaşanmadığı olay sonrası uzmanların kapsamlı bir inceleme başlatacağı bilgisi paylaşıldı.





Hatırlanacağı üzere Amerikan hava yolu şirketi United Airlines, yaşanan kaza sonrası filosundaki 24 adet Boeing 777 uçağın uçuşlarını askıya almış, United’ı Japon All Nippon Airways ve Japan Airlines takip etmişti. Bu kapsamda Japon şirketlerin filosundaki 32 adet Boeing 777, hangara çekilmişti.




Kaynak:https://www.sozcu.com.tr/2021/dunya/boeing-777-tipi-yolcu-ucaginin-motoru-yine-patladi-6283014/
3 gün
ABD ordusu, “dünyanın en güçlü” lazer silahı olacağı iddia edilen bir platform üzerinde çalışıyor

Özellikle artan dron ve füze tehdidine karşı geliştirilen ve ülkemiz silahlı kuvvetlerinin de içinde bulunduğu orduların üzerinde çalıştığı lazer silahı platformlarıyla ilgili, ABD kaynaklı bir gelişme gündeme taşındı.



Ayrıca Bkz.İsrail, ABD ile ortak üretilen Arrow hava savunma sistemini 4. nesle terfi ettirecek



Mevcut lazer silahı platformlarından farklı bir prensiple işleyeceği ifade edilen ve Ultra Kısa Darbeli Taktik Lazer (Tactical Ultrashort Pulsed Laser-UPSL) platformu adı verilen sistem, paylaşılan bilgilere göre halihazırda kullanımda olan platformlardan kat be kat daha güçlü olacak. Hedefe sürekli olarak ışın yollayan sistemlerin aksine düşük enerji tüketecek şekilde kısa atımlar yollayacak UPSL ile hedeflerin çok kısa sürede imhası öngörülüyor.





200 femtosaniye (saniyenin katrilyonda biri) bir sürede terawatt düzeyinde enerjiyi hedefe göndermesi beklenen sistem ile örneğin düşman dronları ya da füzelerinin adeta buharlaştırılacağının ifade edildiği paylaşımda denemelerin 2022 yılında başlamasının öngörüldüğü bilgisi de yer almakta. Halihazırda kullanılan sistemlerde hedefe sürekli olarak gönderilen ışın ilgili bölgeyi eriterek unsurları imha ediyor.



İnsanlar üzerinde de kullanılabilir



UPSL’in işlevsel hale gelmesiyle birlikte silahın sadece dron ya da füze gibi elektronik sistemler değil, insan hedefler üzerinde de kullanılması muhtemel görünüyor.  Çok kısa bir sürede etki gösterecek silah, düşman askerlerinde deri yanığı ya da körlük gibi etkiler bırakabilme potansiyeline sahip. Sistem üzerinde çalışan ekiplerin ilk önceliklerinden biri ise UPSL’i yeterlikte büyüklükte ve askeri platformlarda kullanılacak şekilde dayanıklı olarak tasarlamak.



Geçtiğimiz yıl, ASELSAN’ın da dahil olduğu ve  TÜBİTAK Savunma ile  Güvenlik Teknolojileri Araştırma Destek Grubu (SAVTAG)'nun öncülüğünde geliştirilen Lazer Savunma Sistemi’nin (LSS) Libya’da kullanıldığı belirtilmişti.




Kaynak:https://interestingengineering.com/us-army-is-building-the-worlds-most-powerful-laser-weapon
6 gün
ABD’de soyu tükenmekte olan bir gelincik türü klonlandı

ABD’de bir grup bilim insanı, nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olan bir gelincik türünü klonladı. ABD Balıkçılık ve Doğal Hayat Servisi’nde görevli bilim insanlarının yürüttüğü çalışmayla klonlanan hayvan, bir kaya ayaklı gelincik türü.



Ayrıca Bkz.Nüfusun yüzde 40’ını aşılayan İsrail’de pozitif çıkma oranları düşüyor



Kuzey Amerika’nın nesli tükenmekte olan türler içindeki ilk klonlanan hayvan olan ve Elizabeth Ann adı verilen klon, 30 yıl önce yaşamış Willa adlı gelinciğin dondurulmuş hücreleri kullanılarak hayata gelmiş. 10 Aralık tarihinde dünyaya gelen Elizabeth Ann’in sağlık durumu yoğun bir şekilde gözlem altında tutuluyor.



1981 yılında Wyomingli bir çiftçinin sağlıklı bir grup hayvanı görene kadar soyunun tükendiği düşünülen kara ayaklı gelincikler, söz konusu tarihten bu yana korunaklı bölgelerde yetiştirilme programıyla gözlem altında tutuluyor.






Ülkede hayatta olan tüm kara ayaklı gelincikler ise koruma altına bu hayvanların soyundan geliyor. Bu durum ise genetik çeşitliliği daralttığından, sağlıklı kara ayaklı gelinciklerin dünyaya gelmesinde birtakım zorlukları da beraberinde getiriyor. Ancak Ann’in 30 yıl önce yaşamış bir gelincikten klonlanmış olması, doğal hayata kazandırılacak hayvanlar için bir umut. Bu sayede daha sağlıklı ve hastalıklara dirençli gelinciklerin var olma ihtimali, bilim insanlarının önümüzdeki dönemde takip edeceği önemli bir süreç olacak.




Kaynak:https://www.fws.gov/mountain-prairie/pressrel/2021/02182021-USFWS-and-Partners-Innovative-Genetic-Cloning-Research-Black-footed-Ferret-Conservation.php
Kaynak:https://www.engadget.com/endangered-ferret-cloned-215247042.html
6 gün
SARSILMAZ üretimi SAR 240 PMT 7.62 projesi ile dışa bağımlılık sona eriyor

Ülkemizin savunma sanayii atılımları artarak devam ediyor. Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün makineli tüfek ihtiyacının karşılanması ve bu alanda dışa bağımlığa son vermek adına SARSILMAZ tarafından geliştirilen SAR 240 PMT 7.62 projesinde sona yaklaşıldı.



Ayrıca Bkz.Türkiye F-35 programındaki hakları için harekete geçti



Bu kapsamda Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir’in Twitter hesabından yaptığı paylaşımda "Platformlar için 7.62 mm Makineli Tüfek PMT 7.62’nin geliştirmesi sürüyor. Kalifikasyonu tamamlandıktan sonra teslimatına başlayacağımız bu silah sisteminde dışa bağımlılığı bitirecek, artık yerli ve milli üretimle güvenlik güçlerimizin kullanımına sunacağız" ifadelerine yer verildi.






Ülkemiz savunma sanayii şirketlerinin üretimini gerçekleştirdiği zırhlı kara platformlarında kullanılan Uzaktan Komutalı Silah Sistemleri’ne (UKSS) takılan yabancı silah çözümlerinin de yerini artık 7,62×51 mm çapındaki SAR 240 PMT 7.62 ve ileriki dönemde ise henüz prototip aşamasında olan 12,7×99 mm çapındaki SAR 127 MT’ye bırakacak olması oldukça sevindirici. Söz konusu silah sistemleri ayrıca Türkiye’nin ihracat kalemleri arasına da eklenecek.





SAR 240 ve SAR 127



SARSILMAZ tarafından üretilen SAR 240’ın 3 ayrı modeli bulunmakta. SAR 240 A/B/C varyantları bulunan silah, farklı maksatlar için modifiye edilebiliyor. Bu kapsamda SAR 240A; SARP ve STAMP gibi UKKS’lerde kullanılabilecekken B varyantı ise piyade sınıfı personelin ihtiyaçları kapsamında hem çatal ayak ile hem de üç ayaklı sehpa üzerinden ateşlenebilecek şekilde özelleştirilecek. SAR 240C’nin ALTAY ana muharebe tankının, ana silahı ile eş eksenli makineli tüfek olarak kullanılması planlanmakta. SAR 240’ların gövde ömrü 50 bin, namlular ise 25 bin atıma elverişli. SAR 240’ler 12 kg ağırlığa sahip.





12.7’lik SAR 127 ise hem tam otomatik hem de tek tek atış yapma özelliğine sahip. UKKS’ler haricinde kara, deniz ve hava araçlarına da takılabilme imkânı bulunan SAR 127’nin ağırlığı 38 kg olacak.




Kaynak:https://twitter.com/ismaildemirssb?lang=en
Kaynak:https://www.defenceturk.net/sarsilmaz-pmt-762-makineli-tufeklerin-ilk-teslimatini-yapiyor
geçen hafta
İsrail, ABD ile ortak üretilen Arrow hava savunma sistemini 4. nesle terfi ettirecek

İsrail Savunma Bakanlığı, ülkenin hava savunma sistemi imkân ve kabiliyetlerini bir adım daha öteye taşıyacak gelecek nesil füzelerin geliştirildiğini duyurdu. Arrow-4 adı verilen füze sistemleri, halihazırda kullanımda olan Arrow-2’lerin yerini alacak.



Ayrıca Bkz.F-35’lerdeki motor tedariki sorunu, uçaklarla ilgili planlarda değişikliği zorunlu kılıyor



İsrail Füze Savunma Teşkilatı (IMDO) ve Amerikan Füze Savunma Ajansı tarafından geliştirilmeye başlanan Arrow 4’ler endo-exo atmosferik önleyicilerin gelecek neslini temsil edecek. Atmosferde ve uzayda balistik füze imha etmek için çok katmanlı bir sistemin parçası olarak çalışan sistem, kıtalar arası mesafe kateden nükleer, biyolojik, kimyasal başlıklı ya da konvansiyonel füzeleri imha edebiliyor.





Halihazırda kullanılan Arrow-2 ve Arrow-3 sistemlerin ilki, düşman füzelerini atmosfere girmelerini müteakip diğeri ise füzeler atmosfere girmeden önce imha edebiliyor. Arrow-4’lerin ana yüklenicisi İsrail Havacılık ve Uzay Endüstrisi (IAI) olurken, şirketin doğrudan satış bölümü fırlatma platformu ve füzeleri geliştirecek. İsrailli Elta savunma sanayi şirketi ise sistem için yeni bir radar tasarlayacak.



IMDO Başkanı Moshe Patel, Arrow-4’lerin Körfez Savaşı’ndan 30 yıl sonra geliştirilmeye başladığını ve bunun da sembolik bir anlamı olduğunu ifade etti. IMDO’nun kurulmasına neden olduğu ifade edilen  Körfez Savaşı sonrasından gelinen aşamada üretilmesine karar verilen Arrow’4’ler Patel’e göre benzeri görülmemiş uçuş ve önleme yeteneklerine sahip olacak.




Kaynak:https://www.janes.com/defence-news/news-detail/israel-announces-arrow-4-development
geçen hafta
Türkiye F-35 programındaki hakları için harekete geçti

Türkiye’nin hava savunma sistemi ihtiyaçlarının karşılanması kapsamında batılı ülkelerden aradığını bulamaması ve ardından Rus yapımı S-400’lere yönelerek bunları satın almasının ardından ülkemiz, ortağı olduğu F-35 müşterek taarruz uçağı programından çıkarılmıştı.



Geride bıraktığımız süre zarfında konuyla ilgili bir çözüme ulaşamayan Türkiye, F-35 programındaki haklarının korunması amacıyla ise lobi faaliyetlerine başlamaya karar verdi. Bu kapsamda Savunma Sanayi Başkanlığı'na (SSB) bağlı SSTEK Savunma Sanayi Teknolojileri şirketinin Washington DC'nin en prestijli hukuk firmalarından biri olan Arnold & Porter'la anlaştığı ifade edildi. Anlaşmaya göre Türkiye, 6 aylık sözleşme için 750 bin dolar ödeyecek.



Ayrıca Bkz.Karadeniz'deki doğal gazın üretim ve iletim altyapısına 780 milyon liralık yatırım



ABD’li Arnold & Porter anlaşmaya yönelik yaptığı açıklamada, “lobi şirketi, halihazırdaki karmaşık jeopolitik ve ticari faktörleri göz önünde bulundurarak SSB ve Türk tedarikçilerin F-35 programında kalması yönünde stratejik danışmanlık yapacak” sözlerine yer verdi. Lobi şirketi aynı zamanda Türk tarafının programda stratejik müttefik olarak kalmasının önemine yönelik Amerikalı şirketlere de ulaşacak.





F-35 sorununun müzakere yoluyla çözülebileceğine yönelik en son açıklama, Savunma Bakanı Hulusi Akar’dan gelmişti. Akar, S-400’lere yönelik Yunanistan ve eski Varşova Paktı ülkelerini örnek göstererek “bunları sürekli kullanacağız diye bir şey yok. Sovyet döneminden kalma silahlara sahip ülkelerin sistemleri NATO içinde tutuluyor. Biz de Girit’teki S-300’lerde nasıl bir model kullanılıyorsa, bunu müzakereye açığız” sözlerini söylemişti.



Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir ise Türkiye'nin F-35 programından çıkarılmasını "tek taraflı ve hukuksuz" olarak nitelemiş ve ülkenin haklarının korunması konusunda her türlü adımın atılacağını belirtmişti.



Lobicilik nedir?



Belirli bir konuda, çıkarlarına uygun sonuçlar oluşması maksadı ile bir araya gelmiş, bu amaçla hükümet, medya, vb araçlar üzerinden beklenen siyasi ve/veya ticari çıkarları yaratma faaliyetleri için oluşturulan çeşitli çıkar gruplarının temsilcilerinden oluşan topluluğun yaptığı faaliyetler lobicilik olarak tanımlanıyor.(kaynak)




Kaynak:https://tr.euronews.com/2021/02/18/turkiye-f-35-program-nda-kalmak-icin-750-bin-dolara-lobi-sirketi-tuttu
geçen hafta
Kovid-19 salgınından sert etkilenen THY, 17,3 milyar TL zarar açıkladı

Kovid-19 pandemisinin sert vurduğu sektörlerin başında havacılık endüstrisi geliyor. Uçak üreticilerinden havayolu şirketlerine kadar geniş bir yelpazede zarar haberlerinin yayıldığı sektörde ülkemizin bayrak taşıyıcısı Türk Hava Yolları’ndan da açıklama geldi.



2020 yılına dair gelir tablosunu Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) açıklayan THY, pandemi sürecinin yarattığı olumsuzluklar nedeni ile 17,3 milyar TL zarar ettiğini duyurdu. 1 Ocak-31 Aralık 2020 tarihleri arasındaki gelir tablosunu açıklayan THY, havacılık sektörünün içinde bulunduğumuz süreçten ne derece etkilendiğini gösteren şirketlerden biri oldu.



Ayrıca Bkz.Yeni nesil Honda HR-V tanıtıldı: Yepyeni tasarım ve hibrit sistemle geliyor



THY’nce yapılan açıklamada “Faaliyet kârına rağmen dönem zararı, ekli gelir tablosundan da görüleceği üzere kambiyo zararlarından kaynaklanmaktadır.” ifadelerine yer verilerken net satışların 45 milyar 67 milyon TL olduğu ve satış maliyetinin ise 37,5 milyar TL olarak gerçekleştiği ifade edildi.





Faaliyet kârını 26,9 milyar TL olarak açıklayan THY, zarar hanesine ise 41,1 milyar TL büyüklüğündeki kambiyo zararları ile 2,8 milyar TL büyüklüğündeki finansman giderlerini ekledi. Tüm bu meblağlar sonucunda ise THY’nin dönem net zararı 17,3 milyar TL olarak gerçekleşti.




Kaynak:https://haber.aero/sivil-havacilik/thynin-covid-19-zarari-173-milyar-tl/
geçen hafta
Rusya’da toksik bileşiklerle temas ettiği düşünülen ve tüyleri maviye dönmüş köpekler bulundu

Rusya’nın Dzerzhinsk kentindeki terkedilmiş bir kimya tesisi yakınlarında tüyleri mavi rengine dönmüş başı boş köpekler bulunduğunu duyuruldu. Ülkede faaliyet gösteren hayvan hakları derneklerini harekete geçiren gelişmeye, tam olarak ortadan kaldırılmayan zararlı kimyasalların neden olduğunu inanılıyor.



Ayrıca Bkz.Bakan Koca açıkladı: Nisan sonuna kadar 100 milyon doz aşı geliyor



2015 yılında iflas eden tesisteki gerekli temizliğin yapılmadan terk edildiğini ifade eden yetkililer, boş tesise giren köpeklerin söz konusu kimyasallarla temas ettiğini düşünüyor. Rus Moscow Times’a göre köpeklerdeki parlak mavi renge neyin neden olduğu tam olarak bilinemese de talihsiz hayvanların burada üretilen hidrojen siyanüre veya bakır sülfata maruz kalmış olabileceğine inanılıyor. Her ikisi de oldukça zararlı inorganik bileşik olan kimyasallar, ne yazık ki köpeklere sahip oldukları mavi rengi verebileceği gibi onların hayatlarını da ciddi anlamda tehdit etmekte.






Hayvanlarda deri yanığı, kaşınma, iç kanama ve ölümle sonuçlanan hastalıklara yol açma ihtimali bulunan durumla ilgili Dzerzhinsk’e bir saatlik mesafede bulunan Nizhny Novogrod’daki bir veterinerde tedaviye başlanmış olması ise olayın sevindirici tek tarafı.



Benzer bir olayın 2017 yılında Hinditan’ın Mumbai şehrinde de yaşandığını hatırlatan yetkililer, söz konusu olayda ise Kasadi Nehri’nin fabrika atıkları nedeniyle aşırı bir şekilde kirlenmesine bağlı olarak köpeklerin maviye döndüğünü belirtmiş.



Umarız, hiçbir suçu olmayan tüylü dostlarımız bir an önce sağlıklarına kavuşur.




Kaynak:https://interestingengineering.com/blue-dogs-spotted-in-russia-likely-dyed-by-toxic-compounds
DH Mobil uygulaması ile devam edin.
Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin.
Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.