MİNİ SÜRÜM

Donanım Haber

Uygulama ile Aç
Kayıt
M

Teğmen
09 Aralık 2004
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
8 üye
Görüntülenme (?)
62 (Bu ay: 1)
Gönderiler Hakkında
M
3 yıl
Sigma Plus (Gree Lomo) 9000 Btu/h Klima İncelemesi (Resimli)
Bu mesaj, mesaj sahibi tarafından silinmiştir.

Gerekçe: DonanımHaber'in tek taraflı bir kararla, bilgi vermeksizin ve haksız bir şekilde mesaj silmesi.
M
4 yıl
Windows 10 Dosya Gezgini > Bu bilgisayar > Belgeler ---> Tıklayınca "OneDrive Belgeler" Açıyor??
Başlıkta belirttiğim hususu arayıp taramadığım yer kalmadı. Çözüm yolunu biliyorsanız paylaşır mısınız arkadaşlar? OneDrive kaldırma ya da tamamen kaldırmak için yazılmış bat dosyalarını çalıştırma falan bir işe yaramıyor. Bu sadece, dosya gezginde soldaki bağımsız "OneDrive" başlığını kaldırıyor. Ayrıca OneDrive programından Belgeler ve Resimler klasörlerini "Bu bilgisayar" şeklinde ayarladım. Onunla da ilgisi yok.

Tek istediğim, (Windows 10) Dosya Gezgini'ne tıklayınca soldaki "Bu bilgisayar" başlığı altından "Belgeler"e tıklayınca normal "Belgeler" klasörümün açılması. Normal Belgeler klasörü, özelliklerinde "dosya klasörü" olarak; OneDrive Belgeler klasörü, özelliklerinde "sistem klasörü" olarak geçiyor. Sanırım bununla bir ilgisi var.
M
5 yıl
Konu silinebilir
Konu, sahibi tarafından silinmiştir.
M
5 yıl
Turgenyev'in "Babalar ve Oğullar" Romanı Üzerine Kısa Bir Not (Alıntı Değildir)
Ivan Sergeyeviç Turgenyev (1818-1883)’in “Babalar ve Oğullar” Romanı Üzerine Kısa Bir Not:

Uyarı: Önce romanı okuyun. Metin, romandan yoğun anlatılar içerir.

Ivan Sergeyeviç Turgenyev'in Babalar ve Oğullar'ı, hem döneminde hem de günümüzde hala geçerliliğini sürdüren nesil çatışması olgusundan ziyade tam bir geçiş aşamasını çok güçlü bir biçimde vurgulayan önemli eserlerden birisidir (ve belki de en önemlisidir). Nitekim “Babalar ve Oğullar” için nesiller arası çatışmayı tüm yönleriyle ve derinlemesine irdeleyen ilk eser diyebiliriz.

Klasik Rus edebiyatında her ne kadar yazarların, romanlarının ana karakterlerini kendi hayat görüşlerine göre yarattıkları bilinse de Turgenyev, oldukça hakçıl bir çatıştırma ile esasta Platon'un idealleri ve ruhun ölümsüzlüğünün yani inanç ve erdemlerin önüne, inanmayış ve erdem yoksunluğunu koymuştur. Eser bu yönüyle o denli çok boyutlu ele alınabilir ki romantizm ve nihilizm (hiçizm, hiçliğe inanış) çatışmasının da ötesinde değerlendirilebilir bir hal alır. Romantizmin "ben niye varım?" sorusunun karşısına nihilizmin "ben ne diye varım ki!" sor(g)usunu getiren eser, bu açıdan hayatı esasta felsefi bir düzlemde de ele almıştır. Bu anlamda eser, birçok felsefi hatta ideolojik akımla da bir hesaplaşma düzeyine çıkarılabilir. Bu bakış öylesine güçlüdür ki eser, söz konusu hesaplaşmaları günümüze adeta dünkü meseleymiş tadında yansıtabilmiştir.

Babalar ve Oğullar, muhteşem bir edebi eserden çok ötedir. Evet Ivan Turgenyev, Yevgeniy Bazarov'dur. Hem de romanı yazdığında kırklı yaşlarında olmasına karşın... Turgenyev de tıpkı Bazarov'un kusursuz bir güzelliğe aşık olduğu gibi Batı'ya aşık olmuş, kusurlu bir nihilisttir (hiççi).

“Ana karakter nihilist Yevgeniy Bazarov”un, bir bakıma öğrencisi de olan arkadaşı Arkadiy Kirsanov ise hocasına hayran olma neticesinde yalnızca “nihilist olma heveslisi” basit bir kişilik olmaktan öteye geçememiştir. Macera; soylu arkadaşının (Arkadiy'in) mezun olup baba evine dönmesi ve Bazarov'u da davet etmesi ile Arkadiy’in; kullarını serbest bırakmış, topraklarını köylüye (mahsulün yarısını almak şartıyla) hibe etmiş, iyi kalpli fakat beceriksiz bir adam olan babası Nikolay Petroviç Kirsanov'un çiftliğinde başlar. Bu iyi kalpli ve silik adamın karısı yıllar önce ölmüştür. Burada kendisi dışında bir de sofu kardeşi Pavel vardır. Çok gezmiş çok dolaşmış, gençliğinde çok canlar yakmış, emekli bir subay olan, soylu müsveddesi ve "Bazarov'un ters karakteri" Pavel Petroviç Kirsanov (Arkadiy’in amcası) sonunda kardeşinin yanına dönmüştür. Bu ellerinde kalan son toprak parçası üzerindeki küçük çiftlikte, birtakım “ücretli” uşaklar, kahya ve hizmetkarlarla birlikte, bir de Feniçka adında bir köylü kızıyla yaşayıp gitmektedirler. İşler, Nikolay Petroviç’in işten anlamazlığı sonucu sürekli kötüye gitmektedir ve adeta kokuşmaktadır.

Bazarov, ters karakteri Pavel Petroviç’le girdiği keskin tartışmalarda onu daima alt etmekte, onu özellikle barındırdığı soylu nefreti nedeniyle, derin bir öfke ve küçümseyişle kendine açıkça hasım belletmektedir. Pavel Petroviç Kirsanov sonunda sevdiği kızı bile elinden alma cüretini gösteren bu delikanlıyla olan husumetini bir gurur meselesi haline getirmiş ve ölüm kalım savaşına dönüştürmüştür. Çetin bir düellonun sonunda istenmediğini iyice anlayan Bazarov, bir ara uğradığı baba evine artık kesin dönüş yapmış fakat tifodan ölmüş bir hastanın otopsisi sırasında, bulaşık bıçakla elini kesmiştir. Tek tedavi yöntemi iyi bakılmak ve dinlenmek olan, fakat yüzde doksan ölümle sonuçlandığını bildiği bu çaresi olmayan hastalığı kapması da Bazarov’a göre son derece önemsiz bir olaydır. Öyle ki bu korkunç hadiseyi babasına oldukça önemsiz bir şeymiş gibi, “tifolu bir hastanın otopsisi sırasında elimi kestim, sanırım hastalığı kaptım” cümlesiyle gayet sakin bir tavırla söylemiştir. Ve kendisi de bu amansız hastalıktan ölmüştür. Bu acıklı son, romanın trajediden çok gerçekçilik akımının öncüllerinden olmasının bir sonucudur.

Romanda nihilizmin en üst noktasını temsil eden Bazarov karakteri, esasen yazarın da istediği gibi kusurlu bir güzelliktir. Her ne kadar dik başlı, dediğim dedik, kimseye eyvallahı olmayan, korkusuz ve tam da karakteristik bir nihilist gibi görünmesine karşın Bazarov, tam da öyle değildir: Şefkatli olmaması gerekmesine rağmen şefkatlidir. Aşık olmaması gerekmesine rağmen aşık olmuştur... İçinde hiç coşku olmaması gerekmesine rağmen hala coşkulu hatta utkuludur: Kimseye, hatta kendine bile belli etmemesine rağmen ölümden korkmasa da ölümü kendisine yakıştıramamaktadır. Ve en önemli kusuru aslında aşık olması değil, sonsuz öfkesidir.

Bazarov, bu nefreti ya da amansız öfkeyi kaba kuvvetle değilse de sonsuz bir aşağılama, engin bilgi düzeyi ve iyi konuşma becerisi ile çevresinde kendisine direnen herkese karşı hesapsızca yansıtmaktadır. Tüm bu nefretinin bir yansıması sonucu hakarete uğradığını düşünen (ve evet bu bir hakaretti) Pavel Petroviç Kirsanov’la düello etmiş, şefkatli olmaması gerekmesine rağmen ve ikinci kez ateş etme hakkı bulunmasına rağmen bunu yapmamış, hatta hasmının yarasını sarmış, onla "hiç" istemese de empati bile kurmuştur. Ötesi, ona hak vermiştir. Çünkü o kusursuz görünen, son derece kusurlu ve aslında şefkatli bir nihilisttir. Okuyucunun bu ruhsuz görünümlü, soğuk yapılı, uzlaşmasız genci çok sevmesinin altında, Turgenyev’in edebi dehası ve inceden inceye işlediği kusursuz görünümlü kusurlu nihilist portresi yatmaktadır.

Bazarov’un herkese karşı içinde duyduğu nefret, kendini amansız bir aşkın pençesine atmasına neden olacak kadar yoğundur. Öyle ki Bazarov özellikle soylulardan, kendini beğenmişlerden, sistemin öngördüğü şekilde yaşaması gerektiğine inananlardan (kendine göre bir düzen oturtmuşlardan), lüks ve rahatlık içinde yaşayanlardan; hülasa özellikle soylu, zengin romantiklerden, en önemlisi de tüm bunların gerekliliğini savunan soylu, zengin romantiklerden ölesiye nefret etmektedir. Ya da nefret etmesi gerekmektedir. Fakat tam da böylesi; soylu, esasta kendini beğenmiş fakat bunu belli etmemeye çalışan, düzenci, lüks ve rahatlık içinde tembel bir yaşayışta olan, zengin bir prensese, mutlak bir güzelliğe, Anna Sergeyevna Odintsova’ya gönlünü kaptırmıştır. Bazarov'un asıl kederi aşk mıdır yoksa bu aşkın tüm bu nefretini gereksiz ve geçersiz kılması mıdır? Yoksa her şey bir yalan mıdır?

Turgenyev bir Dostoyevski değildir, bir Tolstoy da değildir. Onda Dostoyevski'nin çeşitliliğinden ve inatçılığından ya da Tolstoy'un doğaçlamacı (fakat başarılı) ve destansı anlatış tarzından eser yoktur. Bazıları bunu bir eksiklik, bazılarıysa duruluk ve üstünlük kabul etmektedir. Fakat tüm bunlara rağmen "Babalar ve Oğullar" Turgenyev’in en güçlü romanı olmakla birlikte, belki de klasik Rus edebiyatının en önemli ve şüphesiz dünya edebiyatının sayılı eserlerinden birisidir.

Turgenyev, çağdaşlarıyla esasen kendisi bir münakaşaya girmemiş olmasına rağmen, elde ettiği erken şan ve şöhret nedeniyle çağdaşları tarafından çokça eleştirilmiş, alaya alınmış hatta düelloya davet edilmiştir. Turgenyev’in şan ve şöhretinin dönemin Dostoyevski, Tolstoy ve Gogol’larını gölgede bırakacak kadar fazla olmasının başlıca nedeni, Avrupalı büyük yazarlarla ve özellikle Flaubert’le olan sıkı ahbaplığıdır.

Ayrıca Ivan Turgenyev, birçoklarına olduğu gibi klasik Türk edebiyatının toplumcu öncüllerinden Sabahattin Ali'ye de esin kaynağı olmuş, onun üretkenliğine üretkenlik katmış da bir yazardır. Sabahattin Ali’nin en güçlü romanı (kendisi uzun öykü der) "Kuyucaklı Yusuf"taki Yusuf karakteri de "Babalar ve Oğullar"daki Bazarov'un nihilist karakteristiğinin özünü barındırmaktadır. Ve hatta, her iki roman da -tamamen farklı ve özgün olay kurgularına ve sonlara sahip olsalar da- eleştiri oklarını aynı yöne doğrultmaktadırlar: Çürümüş sisteme ve servetin (ya da soyluluğun) her şeyi yok edici gücüne.

Esrarlı bir cinayetle hayatını kaybeden Sabahattin Ali, yalnızca 41 yaşındayken geride çok güçlü romanlar, onlarca öykü, deneme, şiir, araştırma, eleştiri yazısı bırakmış, klasik Türk edebiyatının mihenk taşı niteliğinde bir siması olmuştur. Ve Ali muhtemelen, çok sevdiği ve koca öykülerini bir gecede okuduğu Turgenyev gibi dönemine damga vurmuş, düzene çomak sokmuş ve çok kişileri ürkütmüş eserler yaratmış fakat Turgenyev gibi yurtdışına gidemeden öldürülmüştür. 41 yaşında bu kadar fazla sayıda eserle aramızdan ayrılan Sabahattin Ali daha yaşasaydı kim bilir nice eserler ortaya koyacak, nice yollar açacaktı...

Ezcümle “Babalar ve Oğullar” Ivan Sergeyeviç Turgenyev’in başyapıtı, mutlaka okunması gereken en güçlü eseridir. “Babalar ve Oğullar” gerek edebi dili, gerekse savunduğu öz bağlamında son derece etkili ve değerli bir klasik roman olarak dünya edebiyatındaki yerini almış en önemli eserlerden birisidir.
M
6 yıl
ARZUM AR461 2500W ELEKTRİKLİ SÜPÜRGE - AYRINTILI İNCELEME
ÖZELLİKLER:

2200W Nom - 2500W Maks Giriş Gücü

450W Emiş Gücü

Elektronik Emiş Gücü Ayarı - 3 Kademeli Led Gösterge (Mavi)

Elektronik Toz Torbası Doluluk Göstergesi (Kırmızı)

Hepa Filtre (Numarası Belirtilmemiş)

Soft-start Motor İlk Çalışma Özelliği (Motor Koruma Özelliği)

Yıkanabilir & Yeniden Kullanılabilir Bez Toz Torbası

3,5 Litre Toz Torbası Kapasitesi

Teleskobik & Paslanmaz Çelik Sürgü Tuşlu Boru

360 Derece Dönebilen; Açılı, Hortum - Toz Torbası Bağlantısı

Otomatik Kablo Sarma Özelliği

6 Metre Kablo Uzunluğu

67 dB Ses Seviyesi

5,7 kg Ağırlık (Sadece Gövde)

Çin Malı



AKSESUARLAR:

Sert Zemin & Halı Başlığı (Normal Süpürge Başlığı)

Turbo Başlık

Kenar Köşe Aparatı

Mobilya Başlığı

Yuvarlak Başlık


__________________________________________________________________________



ARZUM AR461 AR-461 CLEANART SILENT 2500W TOZ TORBALI ELEKTRİKLİ SÜPÜRGE - İNCELEME YAZISI

İncelememe öncelikle ürünün fiziksel özelliklerinden bahsederek başlamak istiyorum. Ürünün gövdesinde kullanılan plastik malzemenin ABS olup olmadığını tam olarak anlayamadım. Malzeme sağlam görünmesine karşın yüzeyler pürüssüz. Bu yüzden çelişkiye düştüm. ABS değilse bile oldukça sağlam görünüyor. Gevreyen, gevşemiş ya da tam oturmamış hissi veren en ufak bir noktası dahi yok. Kalıp kalitesi çok iyi. Toz torbası kapağını kaldırdığınızda, toz torbasının olduğu haznede, kapağa deyen kısmın ses izolasyonu sağlanması için kauçuk ya da benzeri bir maddeyle desteklenmiş olduğunu görüyoruz. Aynı materyal, hepa filtreyi muhafaza eden plastik koruyucunun çevresinde de mevcut. Yoğun pervane dönüşünün yarattığı titreşimin minimize edilmesi amaçlanmış. Bununla birlikte, ürünün iç kısımları da yoğun olarak süngerlerle desteklenmiş. Bunu, hepa filtreyi kaldırdığınızda görebiliyorsunuz. Gövde kısmında kullanılan bu malzemeler bana göre ince bir düşünce ürünü. Kalite hissi veriyor. Tebrik ediyorum. Kalıp kalitesiyle beraber gövdedeki işçilik kalitesinin de oldukça iyi olduğunu söyleyebiliriz. Önceden de belirttiğim gibi gevşek, gevrek bir yeri yok. Ayrıca özensiz kesim gibi unsurlarla da karşılaşmıyorsunuz.

Ürünün hortum, çelik boru ve süpürme başlığı olmadan sadece gövdesi kendi ölçümümle 5,7 kg gelmekte. Bu bilgi, ürünün özelliklerinde ya da kullanma kılavuzunda belirtilmediği için ölçümü kendim yaptım. Merak eden arkadaşlar olabilir diye. Ürünün ağırlığı, Bosch-Siemens-Profilo grubunun 4,5 kg'lık küçük yapılı süpürgelerine göre fazla gibi görünse de, sandığımın aksine kesinlikle hantal değil. Hantal olmamasının sebebi ürünün boyutlarının gerçekten makul ölçülerde olması. Miele, Fakir ya da Nilfisk'in cüsseli ürünlerinin yanında boyutları size oldukça sempatik gelecektir.

4 adet ayağı ürünün kolaylıkla dönebilmesini sağlıyor. Ayaklarda kullanılan malzeme yumuşak fakat kauçuk değil sanırım. Daha çok dolgulu köpük gibi geldi bana. Açılı tasarlanmış hortum bağlantı noktası da gerçekten başarılı bir ayrıntı. Kolaylıkla dönüyor ve kullanıcıya süpürme esnasında özgür hareket imkanı tanıyor.

Kablo sarma mekanizması sorunsuz bir şekilde görevini yerine getiriyor. Güç göstergesi yanyana konumlandırılmış, mavi renkte 3 adet led lamba ile desteklenmiş. Güç artırıldığında yanan led lamba sayısı birden ikiye, en yüksek güce yaklaşıldığında ise ikiden üçe çıkıyor. Oldukça hoş bir görsel ayrıntı. Maalesef toz torbası doluluk göstergesi mekanik olarak toz torbasının basıncını ölçerek, kalan hacmi göstermiyor. Eski tip makinelerde olduğu gibi, toz torbasının dolduğunu, süpürme başlığı yerde değilken kırmızı renkte yanan lambadan anlıyoruz. Aynı lamba bize, makinenin boğulduğunu, hava akımının kesildiğini de gösteriyor. Bir miktar kullanışsız. Eski tip.

Gelelim ses konusuna... Kendi yaptığım ölçümler, sesin, katalog verisi olan 67 dB'i doğruladığını gösterdi. Hatta zaman zaman 2-3 dB daha düşük değerleri de gördüm. Sesi çok çok az değil ama rahatsız edici de değil. Hatta en alt devirde daha fazla rahatsız oluyorsunuz. İlginç ama öyle. Yüksek devirde pervane daha titreşimsiz ve ses vorvorvor'dan vırrr'a doğru hem tizleşiyor hem de kesintisizleşiyor. Muhtemelen motoru, esasen yüksek devir için tasarlanmış, düşük devirde çalışabilmesi için ek devre ve akım regülatörü entegre edilmiş.

Aslında en önemli kısmı en sona saklamak isterdim... Emiş gücü... Öncelikle şunu belirtmeliyim; ürün, özelliklerinde belirtildiği gibi 2500W değil, 2200W giriş gücüne sahip. 2500W peak değeri. Yani ürün arasıra ve anlık olarak 2200W'ı aşabiliyor ve bu anlık yükselmelerin gördüğü en yüksek değer 2500W'a tekabül ediyor. Fakat teorik olarak, ürünün maksimum güçte çektiği sürekli akım yani nominal akım 2200W. Ürünün arkasında yazan değerler bunlar. Gerçekte bir akım ölçer ile ürünün maksimum güçte sürekli 2200W çekip çekmediği kolaylıkla anlaşılabilse de bu ölçümün pratikte bize vereceği fikir, hiçbir zaman yüzde yüz sağlıklı olmaz. Şöyle ki, ürün tam olarak 2200W çekmese bile, gayet iyi bir çekim gücü olabilir. Ya da ürün 2200W'ın üzerinde bir elektrik akımı çekse bile çekim gücü yetersiz kalabilir. Buna karşın emiş gücü, her ne kadar daha sağlıklı bir veri gibi görünse de; gecikmeler, performans düşmeleri, süreklilik, zemin farklılıkları, başlık farklılıkları ve benzeri çok fazla sayıda değişken tarafından belirlendiğinden, hesaplanması oldukça karmaşık bir süreçtir. Benim elimde de bunu ölçecek cihazlar olmadığından doğrudan konuya dalarak, tamamen sezgisel görüşlerimi aktaracağım. Ürünün emiş gücü bana göre gerçekten ama gerçekten çok başarılı. Biraz kısa ve net oldu ama durumun özeti bu. Ürünün niceliksel verileri ne kadar doğru bilemiyorum fakat çekim gücü kesinlikle hakkını veriyor. Hatta son güçte süpürmek oldukça yorucu bir iş halini alıyor. Bu yüzden aklınızda, bu konuda en ufak bir soru işareti dahi kalmasın.

Gelelim aksesuarlara... Hortum iyi sayılır, esnekliği hiç fena değil. Eski tip makinelerden çok az daha kısa. Hortumun ucundaki entegre başlık (tetik) son derece basit bir görünümde. Üzerindeki, emiş gücünü anlık olarak düşürmek istediğinizde işe yarayacak açılır-kapanır pencere, çok basit tasarlanmış. Oyuncak gibi. Bu kadar kaliteli gövdeye pazar malı gibi, oyuncak gibi bir tetik hiç yakışmamış. Benim için bir önemi olmasa da belirteyim; tetikteki tutma kısmı (grip) dolgulu plastik değil. Sert plastik malzeme. Bir saatin üzerindeki süpürme işlemlerinizde, elinizi bir miktar ağrıtabilir. Özellikle, makineyi yüksek devirlerde kullandığınız zamanlarda...

Borular paslanmaz çelik ve/fakat hafif. Teleskobik, yani uzatılıp kısaltılabiliyor. Manşetli değil, kıstırma düğmeli. Mekanizma sorunsuz ve uzun yıllar da sorun çıkarmayacak gibi görünüyor. Fakat en uzun olarak ayarlandığında bile bir miktar kısa kalıyor. 7-8 cm daha uzayabilseymiş daha iyiymiş. Ağır değil, ki bence bu iyi bir şey. Parlak ve kutusundan yeni çıktığında dahi üzerinde onlarca çizik vardı. Umrumda mı. Hayır değil. Bu tarz, kullanıma etki etmeyen küçük ayrıntıları pek takmıyorum. Ama çok sağlam da değil açıkçası. Özellikle Bosch-Siemens-Profilo grubunun gülle gibi, çok sert borularına nazaran... Ama yine de sorun çıkaracak gibi görünmüyor. Hani sorun çıkarsa da 3 yıl garantisi var. 3 yıl bittiğinde kırılsa da, 20 TL'ye alırsınız zaten yan sanayiden. Çok da kaliteli bir şey olmadığından pek fark etmeyecektir.

Son olarak başlıklar... Yukarıda, aksesuarlar kısmında saydığım beş tür başlıkla geliyor. Başlıkların malzeme kalitesi mümkün mertebe iyi. Turbo başlıkla, ana süpürme başlığı çok ağır değil (ki bu iyi bir şey) ve aynı zamanda sağlam görünüyorlar. Bence başlıklar gayet iyi. Ses olayı da ana başlıkla süpürme esnasında ciddi oranda düşüyor. Turbo başlık elektrik motorlu değil. Hava akımıyla çalışıyor. Bu başlık kılı, tüyü, saçı, ip ve kıl yumaklarını çok daha etkili temizlemek için tasarlanmış. Malzemesi, kalitesi gayet iyi ve kesinlikle görevini yerine çok iyi bir şekilde getiriyor. Böyle bir başlığı almak diğer markalarda en iyi ihtimalle 30-40 TL'den başlıyor, bence kutudan çıkması oldukça hoş bir güzellik olmuş. Başlıklar kısmında olumsuz olarak gördüğüm iki unsurdan ilki, ana süpürme başlığının (normal süpürge başlığının); altında, yanlardan hava alması ve kesintisiz hava akışının sağlanması için, boşluklu yapıda tasarlanmamış olması olabilir. Yan kısımları dolu olan başlıklar halıya yapışıyor. Bu aslında iyi bir durum değil. Gördüğüm ikinci olumsuz husus ise teleskobik boru, başlıklar ve tetik üçlüsünün birbirine sıkıştırma yöntemiyle bağlanıyor olması. Çok zorladığınızda başlıklar veya tetik çıkabiliyor. Ama çok zorladığınızda... Ya da çıkmasa bile gönyesi kayabiliyor. Bir nebze de olsa rahatsız edici bir durum olsa da aktif süpürme işleminize etki edecek ve sizi çileden çıkaracak sıklıkta değil...

Ürün genel manada oldukça iyi. Ama ben gövdedeki sağlamlık ve işçilik kalitesini aksesuarlarda ne yazık ki göremedim. Yukarıda saydığım hususlar konusundaki hassasiyetinize göre siz karar verin fakat benim açımdan aksesuarların yukarıda saydığım olumsuz yönlerini hesaba katacak olmamıza rağmen, bence (gövde ve aksesuarlar) uzun vadede çok sorun çıkaracak bir görünüm arz etmiyor. Çok da takmayın bana göre. Ürün güzel. Alıp kullanmaya başladığınızda aksesuar konusunun aslında kağıt üzerinde yazılan birkaç olumsuz görüşle çok da bağlantılı olmadığını, bu olumsuz görüşlerin çoğu anlamda sadece kağıt üzerinde kaldığını, pratik kullanımda size etkisinin çok da dramatik olmadığını anlayacaksınız. Çünkü ürün çok iyi.

İncelemeyi burada sonlandırıyorum. Okuduysanız teşekkür ederim. Sorularınız olursa cevaplamaya hazırım.


ARTILARI:

- Yüksek emiş gücü.

- Tozu dışarı vermemesi. (Etraf, süpürmeden sonra toz kokmuyor)

- Kompakt gövde. (Makine hantal değil)

- Kaliteli malzeme ve işçilik. (Gövde)

- Sessizlik. Titreşim izolasyonu için düşünülen ince ayrıntılar.

- Yıkanabilir ve yeniden kullanılabilir bez toz torbası.

- Hepa filtre.

- Turbo başlık dahil 5 farklı süpürme başlığı.

- 360 derece dönebilir şekilde tasarlanmış; açılı, hortum - toz torbası bağlantısı.

- Özelliklerine göre makul fiyat.


EKSİLERİ:

- Vasat malzeme kalitesi ve işçilik. (Aksesuarlar)

- Sert plastik tetik tutma kısmı. Basit (bayağı) tasarımlı manuel güç düşürme penceresi.

- Nispeten kısa teleskobik boru ve hortum. (Genel kullanıma etkisi neredeyse hiç olmasa da)

- Sıkıştırmalı tetik, boru ve başlıklar. (Çok zorlandığında çıkıyor veya gönyesi kayıyor)

- Kapalı tasarım ana süpürme başlığı (Hava sirkülasyonu olmadığı için, halıyı vakumluyor)

- Kenar-köşe aparatı biraz daha dar ve uzun olmalıydı.

- Toz torbasının hacmi en azından 4 litre olabilirdi.

- Belirsiz hepa filtre toz tutma kapasitesi. (Numarası belirtilmemiş)


TAVSİYE EDİLİR !!


P U A N

7,5 / 10
M
8 yıl
DELL 5521 İNCELEME
DELL INSPIRON 15R 5521 G33W81C ~ İNCELEME


Özellikler:

HM76 Yonga Seti
3. Nesil Intel Core i5 3337U 1,8Ghz, Turbo Boost ile 2,7GHz, 3MB Önbellek ULV İşlemci (17 Watt TPD)
2x4 GB 1600 MHz Ram (Zaten Maks 8 GB)
AMD 8730M 128Bit 2GB Ekran Kartı (Nvidia 635M Muadili)
15,6 inç 1366x768 WLed LG TN Panel
Seagate ST1000LM024 1TB 5400RPM 16MB SATAII Sabit Disk (Bazı modellerde WD kullanıldığını duydum)
MaxxAudio-4 Teknolojili 2x2 Watt Stereo Ses Düzeneği
8X DVD-RW Dual Layer DVD Yazıcı
1MP HD Webcam (720P)
6 Hücreli Lityum Batarya (65 WHr, 3000 mAh)
Intel Centrino Wireless-n 2230 300Mbps Kablosuz Ağ Kartı ve Bluetooth 4.0
2 x USB 3.0 + 2 x USB 2.0 + HDMI 1.4 + RJ45 (100Mbit Ethernet)
7'si 1 Arada Kart Okuyucu
Windows 8 İşletim Sistemi

Ekran Hariç Kalınlık: 25,4 mm (1 inç)
Batarya Dahil Ağırlık: 2,32 Kg


Detaylı İnceleme
http://www.notebookcheck.net/Review-Dell-Inspiron-15R-5521-Notebook.88075.0.html







__________________________________________________



İnceleme:


Oyun oynamıyorsanız ısınmıyor. Oyun oynayan birisi olmadığım için böyle söylüyorum. Onun testini yapmadım. Sıcaklık değerleri kurulum vb. aktivitelerde en fazla 53-55 dereceleri gördü. Normal kullanımda 43-48 derece bandında seyrediyor ki sıcak günler henüz geçmedi. Batıda yaşıyorum.

Sessiz bir bilgisayar. Fan sesini normal kullanımda normal mesafeden (hızlansa bile) duyamıyorsunuz. Bununla birlikte bazı arkadaşlar sabit diskten gelen seslerden şikayet etmişti. Bu modelin bazı serilerinde WD disk kullanılıyor. WD disk kullanılan serilerde sabit diskten gelen ses daha fazla diye duydum. Bendeki Seagate diskte, yük altında dahi rahatsız edici bir ses yoktu. Diskin hızı ise beni oldukça şaşırttı. Büyük boyutlu kopyalamalarda 90 MB/s'yi gördü ki 5400 RPM SATAII bir disk için standartların üzerinde, oldukça iyi bir değer bu.

Şarj süresine gelecek olursak... Sürücü ve gerekli yazılımların kurulumu, güncellenmesi, işletim sisteminin güncellenmesi, yoğun indirme, nette gezinme, harici diskten arşiv aktarma gibi işlemler sonucu tam şarjdan %7 seviyesine 5 saat 10 dakikada indi. Üstelik bu henüz "ilk" şarjdı. Bu süreçte güç ayarlarıyla hiç oynamadım. Yani tasarruf modu falan seçmedim. Şarj süresi harika diyebilirim.

Bu modelde ULV i5 işlemci kullanmışlar. M serisi normal voltajlı i5 işlemci kullanmışlığım da var fakat ULV işlemci bende M serisi ile performansları aynıymış "hissi" yarattı. Bilgisayarda işlemciye yoğun olarak yüklenen program kullanmıyorsanız, aradaki farkı hissetmeniz olanaksız gibi...

Kasası zarif ve sağlam görünüyor. Alüminyum plaka çok ince, soğutmaya çok etkisi olur mu bilmiyorum fakat bilgisayarı şık gösterdiği kesin. Bir de şu tarz yorumlar var; ekranın arkasından marka logosuna bastırınca içe göçüyor falan diye, bu durum Asus ve diğer çoğu (aynı segmentteki) marka modelde olan bir şey zaten. Ben bunu, bu fiyat aralığı için bir dezavantaj olarak görmüyorum. Kasadaki sağlamlık imajını maalesef klavye bozuyor...

Klavye tuşları yumuşak, aralıklar ve tuş büyüklükleri iyi ayarlanmış. Sayısal tuş takımı mevcut. Klavye düzeni son derece iyi tasarlanmış. Fakat bununla birlikte, klavye platformu, ciddi şekilde esniyor. Can sıkıcı. Platform parlak malzemeden yapılmış, zamanla toz toplayacağı ve çirkin görüneceği kesin.

Dokunmatikped bana sanki çok efektif değil gibi geldi. Hassasiyet sorunları var. Evde Asus Eee PC var. Ondan daha kötü diyebilirim. Ve arada kilitleniyor. Uzun ofis işlemleri yapacaksanız, fare kullanımı şart gibi.

Modelde kullanılan hoparlörler, çok mükemmel olmasa da muadillerine göre ortalamanın üzerinde bir ses kalitesi sunuyor. Ses yüksekliği gayet iyi diyebilirim. Hoparlörler önde, altta.

Bu model, LG'nin TN Led panelini kullanıyor. Genel olarak Asus'un K55 serisinden daha kaliteli bir paneli var. Parlaklık yeteri kadar iyi. Kontrast biraz düşük denilebilir ama sınıfına göre fena sayılmaz. Renk konusunda ise sıkıntılı diyebilirim. Tepkime süresi iyi fakat renkler doygun değil. Görüş açısı çoğu dizüstüne göre biraz daha geniş. HD panelin 1366x768 nokta piksel çözünürlükle sınırlı kalması ise bu sınıf için bence genel sorun. Kesinlikle yetersiz. Pikselleri sayıyorsunuz. Panel, uzun ofis uygulamaları sonucu gözü yoracak gibi duruyor.

Batarya, bellek ve sabit disk değiştirilebilir konumda. Yani kasanın altı yekpare değil.

Ekran kartı testi yapmadım, araştırmalarıma göre ekran kartı Nvidia 635M seviyelerinde. Ekran kartı testi yapamadığım ve fotoğraf koyamadığım için üzgünüm.

Bilgisayarda VGA çıkışı bulunmuyor. Aynı zamanda, ethernetin hızı da 100Mbit ile sınırlandırılmış. Bunlar eksi not olarak değerlendirilebilir. Özellikle VGA çıkışının olmaması, öğrenciler ve sunum yapanlar için ciddi sıkıntı. Bu devirde VGA çıkışı da neymiş diye düşünmeyin. Devletimizin üniversiteleri, henüz son teknolojilerden haberdar değil.


Genel olarak, hata ve kusurlarına rağmen çok memnunum diyebilirim. Eksi puanları olsa bile, şimdiki aklımla yine de bu modele yönelirdim. En azından Asus'un K55 serilerinden daha iyi bence.


__________________________________________________



Artıları:


İşlemci yeterli.
Sunulan ram ve sabit disk miktarları muadillerine göre cezbedici.
Batarya süresi çok iyi.
Isınmıyor ve sessiz çalışıyor.
Kasa kalitesi, klavye platformu hariç iyi.
Klavye tuşları yumuşak, yerleşim mükemmel. Platform kötü.
Görüntü kalitesi bu sınıf için yeterli denilebilir. Parlaklık, iyi. Tepkime süresi, iyi. Kontrast, orta.
Sabit disk hızı iyi, aynı zamanda sessiz denilebilir.
Ekran kartı, 645M kadar iyi olmasa da bence yeterli.
Ses kalitesi (muadillerine göre) ortalamanın üzerinde. Ses yüksekliği gayet iyi.
Değiştirilebilir batarya, ram ve sabit disk.
Ekranı tutan menteşeler, uzun vadede sorun çıkarmayacak gibi görünüyor.
İnce ve zarif tasarım (normal boyutlardaki dizüstü bilgisayarlara göre).



Eksileri:

Dokunmatikped biraz sorunlu. Hassasiyet sıkıntılı. Ayrıca, arada bir donmalar yaşanıyor.
Ekran, renk konusunda cimri davranmış. Kontrast biraz daha iyi olabilirdi.
Klavye platformu ciddi şekilde esniyor ve parlak malzemeden yapılmış.
VGA çıkışı bulunmuyor.
Gigabit ethernet yok (100Mbit maks).
Çok da hafif değil.
Kutudan Türkçe veya başka bir dilde kullanma kılavuzu çıkmıyor. Kendi sitesinde Türkçe kullanma kılavuzu mevcut.


__________________________________________________



Benim puanım: 100 üzerinden 75.



Not: Bendeki modelde fan sorunu yoktu, olsa bile fan sorunu güncel Bios ile tamamen ve kesin olarak çözülüyor.




Okuduğunuz için teşekkür ederim.
M
14 yıl
Bilgisayar Tam Açılırken Kitleniyor...
Ender oluyor fakat yine de hep oluyor. Bazen haftada bir bazense dört günde bir. Fakat bazen günde dört defa da olabiliyor.

Başlat çubuğu çıktıktan sonra donuyor. İlk önce mouse oynatılabiliyor fakat başlat çubuğuna gelince kum saati oluyor ve hiç düzelmiyor bir süre sonra mouse da kitleniyor.

Daha çok ".pf" ve".tmp" dosyalarını silip genel bir temizlik ve tarama yaptıktan sonra (2 haftada bir). Ya da "msconfig"de fazla program çalıştırıldığı zaman ki şu an sadece "PC Booster", "NVidia" ve "PC Security" programları başlangıçta açılıyor.

Tüm bunların dışında gayet normal bir zamanda da kitleniyor.

Sistem üç aylıktır. Tüm sistemi yazıyorum.

AMD Athlon64 3500+ AM2 @ 2,34GHz
MSI K9N SLI Platinum - Bios Ver. 1.4
Geil Ultra 2x512MB 667MHz@3-4-4-8-CR1 - 2.1V - Dual Channel
Leadtek PX7600GS TDH (extreme veya klasik değil) 400-800 @ 450-900
Seagate 120GB 8MB SATA2


Sistemin içini elektrikli süpürgeyle mütemadiyen temizliyorum. Sorun bilgisayarı alıp kurduktan beri var. Yani pislikle, sıcaklıkla ilgili olduğunu falan pek zannetmiyorum. Everest'ten CPU'nun şu anki sıcaklığı 35C olarak gözüküyor. Diğerleri de normal.

Ayrıca Winamp'i ilk çalıştırdığımda 6, Messengir'i ilk çalıştırdığımda 9 (sonra hep 4) saniyede açıyor. Sizce de biraz geç değil mi? Bana sanki işlemci kasıyor gibi geldi.

Bir kere en büyük şüphelilerden bellek değil, onu bilin. Önceden Twinmos 2x512MB 533MHz@4-4-4-12-CR2 Dual Kit vardı ve onda da yapıyordu.

Değerli yorumlarınızı bekliyorum.

Sorunu çözene bayram harçlığı vereceğim.


İyi çalışmalar...
İyi bayramlar...
İyi yıllar...
Sağlık, huzur, mutluluk, vs...
M
15 yıl
Video Kamera Alacaklar!! Acele Etmeyin, Yeni Modeller Kapıda..
Ocak 2006'nın ilk haftası yani bu hafta birçok marka, birçok yeni model tanıtımı gerçekleştirdi ve gerçekleştirecek.

Bu modeller, yılın ilk bir ila altı ayı içerisinde piyasada bulunabilecek.

Hatta bazıları birkaç gün içinde...

Ortalık iyiden iyiye kızıştı...
Markaların yeni yıl atakları, fiyatları daha da düşürebilir.

Bakıp göreceğiz...
Hangi marka daha agresif fiyatlar sunabilecek ve daha çok yeniliği daha hızlı getirebilecek?




<<< Panasonic >>>



... 3 CCD çizgisini yenileyerek devam ediyor!
Hem de daha çok özelliği daha uygun fiyata...
Panasonic gerçekten agresif bir fiyat politikası izliyor.


Modeller:


> Başarılı 3 CCD serisi ile aynen devam;

PV-GS180 (yeni 140) / PV-GS300 (yeni 250) / PV-GS500 (yeni 400)
(PAL uyumlu NV-GS serisinde model numaraları küçük farklılıklar gösterebilir)


* Fiyatlar daha uygun...

* Örneğin; Eisa ödüllü ve profesyonel fonksiyonları bulunan eski 400'ün özelliklerine sahip yeni 500 modelini, eski 250 modelinin fiyatına (2400-2500 YTL) bulabileceksiniz. Buna paralel olarak diğer yeni modellerin fiyatları da düşecek.

* Fakat hiçbir modelde televizyondan kayıt özelliği bulunmuyor.

* Eskilerin vardır bir kerameti ama yine de fiyatlar iyi. Bu yüzden, tam anlamıyla bir üst seri olarak algılanması yanlıştır. Yalnızca fikir verilmek istenmiştir. Testleri izlemek lazım. Belki de tam anlamıyla bir hayal kırıklığı...



> Yeni, 3 CCD'li ve aynı zamanda DVD'ye kaydeden modelleri;

VDR-D250 / VDR-D300



> Yeni tek CCD'li hesaplı seri modelleri;

PV-GS29 (eski 19) / PV-GS39 (eski 31) / PV-GS59 (eski 35)
(PAL uyumlu NV-GS serisinde model numaraları küçük farklılıklar gösterebilir)


* İddialı fiyatlar devam ediyor. Başarı yakalamış, geleneksel bir seri.

* Başlangıç düzeyindeki kullanıcılar ve yüksek optik yakınlaştırma meraklıları için...

* Ekonomik ve kolay...



<<< Sony >>>



... Efsane geri döndü!
Sony, gerçekten çok yeni modellerle yeni yıla iddialı giren markalardan biri.
Fiyatlar çok da düşmemiş ama Sony kalitesi herkesçe bilinir.


Modeller:


> DVD'ye kaydeden yeni başlangıç ve üst düzey modelleri;

Başlangıç : DCR-DVD105 / DCR-DVD205 / DCR-DVD305
Üst Düzey: DCR-DVD405 / DCR-DVD505



> Sony'nin ilk sabit diskli modeli;

DCR-SR100


* 30 GB kapasiteli, çıkarılamaz yerel diskli.

* 1/3" tek CCD.

* XP modunda yani en iyi modda 9 Mbps tazeleme oranı (zaten yalnızca bu tavsiye edilir).

* Standart modda 6 ve uzun modda 3 Mbps tazeleme oranı (her ikisi de tavsiye edilmez).
(Bir DVD için ideal değer 25 Mbps olmasına karşın en azından 9, kabul edilebilir bir değerdir fakat bunun altı, bir dvd için kabul edilemez.)



> Yeni tek CCD'li hesaplı seri modelleri (yeni DCR-HC serisi);

DCR-HC26 / DCR-HC36 / DCR-HC46 / DCR-HC96


* Bu seri oldukça tutulan bir seriydi. Fakat son jenerasyonda maliyetleri (dolayısıyla kaliteyi) biraz düşürmüşlerdi.

* Başlangıç için ideal bir seri ve tabi geleneksel Sony kalitesi devam ediyor.

* Sony'nin efsanevi serisi olmaya aday bu yeni jenerasyonunda, bakalım Sony aynı başarıyı sürdürebilecek mi?..





Kaynak, Daha Ayrıntılı Bilgi ve Daha Değişik Markalar

DH Mobil uygulaması ile devam edin.
Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin.
Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.