Donanım Haber

Uygulama ile Aç
Kayıt

Haber Editörü
11 Ağustos 2009
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
25 üye
Görüntülenme (?)
414 (Bu ay: 6)
Gönderiler Hakkında
4 gün
Steelseries'den böyle bir kulaklık beklemezdim “Steelseries Arctis Prime incelemesi“

Bu videoda Steelseries Arctis Prime'ı inceliyoruz. Arctis Pro'daki sürücülerin aynılarına sahip Prime'ın tasarımını, konforunu değerlendiriyor, farklı kaynaklardaki ses kalitesini sınıyoruz.


geçen hafta
4 çekirdekli Broadcom yongalı, Wi-Fi 6 Router! “TP-Link Archer AX20 incelemesi“

Archer AX20, küçük kardeşi AX10 ve abisi AX50’nin ortasında, ortanca kardeş yani. AX10’da üç çekirdekli Broadcom yonga var, AX20’de dört çekirdekli bir Broadcom yonga var, AX50’de ise çift çekirdekli Intel yonga. Intel çözümün çekirdek sayısına bakmayın, özelleştirilmiş yardımcı işlemcisi ile ailenin gerçekten abisi.





Tasarım. Bir kısmı mat bir kısmı piyano siyahı. Rakiplerine kıyasla biraz daha genişçe bir yapısı var ama kalın değil, altındaki yuvalarla duvara sabitlense sırıtmaz. Aslında üstüne bakınca parlak kısımlar A, ikisine tepeden bakınca da bir X çıkıyor ortaya, 802.11AX vurgusu bence bu, açıkçası uzun zamandır böyle tasarımında mesaj saklayan modem/router görmemiştim.





Üstünde durum LED’leri var, sağında solunda bir detay yok, altında da bilgilendirme etiketi. Antenler entegre antenler, çıkarılamıyorlar ama istediğiniz gibi yönlendirebiliyorsunuz, kaç dBi oldukları belirtilmemiş. Arkasında güç girişi ve anahtarı, 4 tane Gigabit LAN, 1 tane Gigabit WAN portu ve USB 2.0 portu var. USB portuna flash bellek veyahut benim gibi 2.5 inç bir HDD takabilir, ufak bir medya sunucusu haline getirebilirsiniz, 250Mbit yani 30MB-31MB/saniye civarına kadar çıktı buradan aldığım hız, rahatlıkla yüksek bitrate’li 4K video akışı sağlanabilir. Küçük kardeşi AX10’da USB portu yok, AX50’de ise USB 3.0 portu var. LED’leri kapatıp açan buton, WPS-Wi-Fi açıp kapama butonu ve reset butonunu görüyoruz devamında.





Kurulumu gayet kolay, Android ve iOS’ta Tether uygulaması var, Türkçe dil destekli. Cihaz şifrenizi oluşturuyorsunuz, bağlantı türünüzü seçiyorsunuz, kablosuz ağ adı ve şifresi belirliyorsunuz ve onaylıyorsunuz, çok geçmeden ayarlar tamamlanıyor. Herhangi bir ekstra ayar yapmadan önce güncellemesini yapmakta fayda var.





Ana ekranda bağlantı durumu, bağlı cihazları ve bant genişliğinin ne kadarını işgal ettiklerini görebiliyorsunuz. IPTV var, hangi porta atayacağınızı seçebilirsiniz. OneMesh var, bu destekli menzil genişleticiler, modem’ler, router’lar ve powerline adaptörlerle oluşturduğunuz kurulumu Mesh Wi-Fi sistemi haline getiriyor, diyelimki evde üst kata çıktınız, alt kattaki modem’e bağlıydınız, üst kata çıkınca hangi vericiye daha yakınsanız bağlantınız otomatik olarak ona aktarılıyor. Aman bağlantıyı kes, yakındaki cihaza bağlan, bu manuel zahmeti ortadan kaldırıyor.



QoS var ama oyun, medya aktarımı vs. şeklinde modlarla değil, istenen cihaza, oyun oynadığınız makineye mesela öncelik veriyorsunuz. Evebeyn kontrolleri var, içerik filtreleyebilirsiniz, süre tanımlayabilirsiniz, site yasaklayabilirsiniz. Wi-Fi paylaşma özelliği güzel, bazı telefonlarda da şifresi girili ağlar için QR kodu oluşturup misafirin telefonuna mesela okutuyorsunuz bağlanıyor ama olmayanlar için burada uygulamada var. İki tane çalışma modu bulunuyor, router ve access point yani erişim noktası şeklinde. Güncellemesini mobilden de yapabilirsiniz ama USB ayarları mobil arayüzde yok, masaüstü arayüzüne gitmek gerekiyor.





Kalbinde Broadcom’un BCM6755 yongası var, 1.5GHz’de çalışan dört çekirdekli bir yonga, 256MB RAM eşlik ediyor. Fiyatı segmentinde RAM’i normal, yongası ise segmentine göre rakiplerinin önünde. Yeterince kalın ve büyük bir soğutma bloğu var üzerinde, bu şekildeyken en fazla ılıyor makine.





802.11AX standardında, Wi-Fi 6 destekli. 2.4GHz için 574Mbit, 5GHz için 1201Mbit’e kadar destekli, kağıtüstü veriler bunlar tabii, canlı testlerde göreceğiz. 5GHz için Beamforming var, yani sinyal alanı alıcıya göre şekillendiriliyor, duvar aşma kabiliyeti kuvvetlendirilmiş oluyor. OFDMA var, baz istasyonlarında kullanılan bir teknik, MU-MIMO ile cihaz başına sinyal atayıp bunları parçacıklara ayırabiliyor, özetle Wi-Fi 5’e göre çok daha fazla cihaz sorunsuz bağlanabiliyor. Airtime Fairness’da var, ağdaki hızlı Wi-Fi 6 cihazlar bütün hızı kullanıp Wi-Fi 5 destekli cihazları yavaşlatmasınlar diye bant genişliği kontrolü yapıyor. WPA3 var, WPA2 cihazlar artık kırılmaya çok daha müsait, 17 senelik bir şifreleme prokolü sonuçta, dolayısıyla WPA3 önemli.





Gerçek dünya testlerine gelelim. Wi-Fi 5 standardı için ASUS PCE-AC88, Wi-Fi 6 standardı için Asus PCE-AX58BT kullandım, ikisi de alanında uçuk PCIe Wi-Fi adaptörleri. Qnap TS-431P NAS’ımı Archer AX20’ye bağladım ve video dosyaları çektim. AX20 ile aynı odada PCE-AC88 ile 2.4GHz’de 160MBit yani 20MB/saniye civarı, 5GHz’de 670Mbit yani 84MB/saniye civarı bir hız elde ettim. 75 metre/kare ve 3 duvar ardından 2.4GHz’de 80MBit yani 10MB/saniye, 5GHz’de 470Mbit yani 59MB/saniye civarı.





AX20 ile aynı odada PCE-AX58BT ile 2.4GHz’de 140Mbit yani 17MB/saniye civarı, 5GHz’de 650Mbit yani 81MB/saniye civarı. 75 metre/kare ve 3 duvar ardından 2.4GHz’de 60MBit yani 7-8MB/saniye civarı, 5GHz’de 400MBit yani 50MB/saniye civarı. Bu hızların özeti şu, evdeki 100-200Mbit’lik fiber altyapı modemden köprülenip 5GHz yayınıyla rahatlıkla taşınabilir, gerektiğinde dosya paylaşımı için de iyi bir hız, menzilinde bir sorun görmedim. Bendeki menzilinde ve stabilitesinde sorun görmedim ama duvar kalınlığına, ortamdaki sinyal yoğunluğuna, etraftaki elektromanyetik alana göre, bu değişken faktörlere göre alacağınız performans artı ya da eksi değişir. 





Güç tüketimi. Boştayken 5W, yük altındayken 8W civarı tüketiyor, pek ısınmıyor, en azından çalışmasını etkileyen bir durum yok. Ben test ortamımdaki 15’in üzerinde alıcıyı bağlayarak 1 ay kadar kullandım, bu süre zarfında kapatıp açayım da kendine gelsin şeklinde olumsuz bir durum yaşamadım. İnceleme için gelen, öyle sorun yaşatan makineler zaten ön testlerimden geçemiyor, karşınıza çıkarmıyorum kötü ürünleri, vaktimi düzgün çalışır modem ve router’lara ayırıyorum.





TP-Link Archer AX20. Bu videonun çekildiği tarih itibarıyla fiyatı 750-800TL civarı, güncel fiyatına mutlaka kendiniz bakın, kur sürekli değişiyor. Genel olarak orta-üst segment bir router, hem performansıyla hem de fiyatıyla. Daha önce incelediğimiz 802.11ac standardı Archer C80’in yerine geldi diyebiliriz, tabii o şu sıralar 500TL civarında. C80 aslında Wi-Fi 5 standardında olsa da 5GHz’de 800Mbit ile AX20’den daha hızlı lakin USB portu yok ve AX20’nin Wi-Fi 6 standardı olması geleceğe yatırım olarak düşünülebilir, fiyatı da bunlar hesaba katılarak daha yüksek. Başka markalara bakarsak Keenetic Extra DSL var, router’lık da yapabiliyor, 600TL civarı ama çift çekirdekli MediaTek işlemciyle geliyor ve portları Gigabit değil. Asus tarafında RT-AX56U var ama onun fiyatı 1400TL civarı, benzer başarım gösteriyorlar ama fiyatı neredeyse iki katı. AX20’nin rakibi Honor Router 3, hız olarak 5GHz’de denkler diyebiliriz, fiyat olarak da benzerler ama bu da USB portu olmaması ve 3 tane RJ-45 portuyla gelmesiyle geriye düşüyor. Uzun lafın kısası arkadaşlar, AX10 ve AX50’yi de test etmek gerek ama TP-Link Archer AX20 rakiplerine göre gayet iyi bir noktada, donanım, özellik ve en önemlisi fiyat dengesi gayet yerinde bir cihaz olmuş, ben tercih listenizde bulunmalı diye düşünüyorum ama tercih karar sizin.


2 hafta
Steelseries Rival 5 incelemesi “Aerox 3 ve Sensei Ten karşılaştırmalı“



Bu videoda Steelseries Rival 5 kablolu oyuncu faresini inceliyoruz. 85 gram ağırlığıyla ergonomisini, RGB aydınlatmasını değerlendiriyor, sensörün detaylarına inip oyunlarla test ediyoruz.



Steelseries Rival 5'in güncel fiyatını öğrenmek için; Steelseries Rival 5




2 hafta
HDMI'dan bağlayın, her şey RGB'lensin “Philips Hue ailesini denedik“



Akıllı ev aydınlatma sistemlerine baktığımızda en geniş yelpazelerden birinin Philips’te olduğunu göreceksiniz, Hue ampüller, şeritler, lambalar ve bunlara bağlı aksesuarlar. Takip ettiyseniz eğer kendim Amazon.tr’den, indirim takip ede ede beş tane Hue Play ve bir tane Hue Bridge alıp uzun kullanım deneyimlerimi aktarmıştım. Bu sefer Philips Türkiye ekibi iki Hue Play ve bir Bridge’den oluşan paketin yanısıra HDMI Sync Box ve yeni Hue Go taşınabilir aydınlatmayı test masama getirdi arkadaşlar.





Hue Play. 25.3CM uzunluğunda, 4.4CM genişliğinde gövdesi siyah, difüzörü beyaz bir akıllı aydınlatma. RGB LED modüllere sahip, flamalı ampüllerle karşılaştırıldığında 42W’lık bir aydınlatma sağlıyor. 530 lümen kağıt üstünde az gelebilir ancak gerçek dünya koşullarında doyurucu olduğunu düşünüyorum, şu anda kendi gözlerinizle de görüyorsunuz zaten. 25 bin saate kadar kullanım ömründen bahsedilmiş, bu günde 6 saat kullansanız 11 yıl civarı bir zaman ediyor. İsmi cismi olmayan türde Çinli bir ürün olsa kağıt üstü verilere itimat etmem ama burada Philips’ten bahsediyoruz ve Philips’ten bahsettiğimiz için fiyatları belirli bir çıtanın üzerinde oluyor.





Tekli kutuları var, tekli ve adaptörlü olanları var ki bu adaptörlerin her biri üç Hue Play’e güç verebiliyor ve çift halinde olanlar var, bunlar çoğu zaman daha ekonomik. Yalnız bunlar tek başına değil, bir köprüyle kullanılıyorlar, o da Hue Bridge adlı bu arkadaş. Kutusundaki adaptörüyle güç verip RJ-45 portundan evinizdeki modem veyahut router’a bağlıyorsunuz. Kurulumu oldukça kolay, yazılım arayüzü Türkçe zaten kendi ekosistemime eklediğim Hue’lardan gördüğüm şey şu “arıyor ama bulamıyor, uygulamada gözükmüyor” gibi bir sorunla henüz karşılaşmadım, elektrik kesintilerinden sonra da sorunsuz çalışmaya devam ettiler.



Android ve iOS destekli Hue uygulamasında oda ve bölge ayarlayabilir, istediğiniz rengi, istediğiniz temayı efekti ayarlayabilirsiniz. Eğlence alanı oluşturdum mesela, TV kurulumu için hangi aydınlatma nerede, nereden örnekleme alsın da TV ile eşlenik renk sunsun bunu ayarlamış oluyorsunuz buradan. Google Assisstant ve Apple HomeKit destekli, aç kapa, rengi ayarlama, ışık şiddetini değiştirme, bu tür şeyleri sesle yapıyorum ama telefonumda ana ekranda Widget’larım var, komutlarını kendim belirledim, bunları kullanıyorum çoğu zaman.





Hue Sync HDMI. Yaptığı iş genel olarak şu, bir medya oynatıcınız, Android kutunuz, Playstation veya Xbox’ınız mı var ve bu kaynaklardan HDMI ile gelen görüntüyü tüm Hue ürünlerinizle eşlemek mi istiyorsunuz, bu kutuyu almanız gerekiyor. Ben masaüstü bilgisayarımda, Windows ve MacOS’ta Hue uygulamasıyla 3 Hue Play’i her monitörün arkasına bir tane olacak şekilde yerleştirdim, Hue Bridge’i de aynı odaya koydum, istediğim gibi gecikmesiz bir şekilde oyunlarımı ve aydınlatmalarımı eşledim, zaten hemen hemen tüm videolarımda bu kurulumu görüyorsunuz, görmüşsünüzdür.





HDMI Sync kutusu uzaktan bakınca aslında Android bir medya oynatıcı gibi görünüyor, tabii biraz daha iri yapılısı diyebiliriz, genel olarak sade ve sırıtmayan bir tasarım. Arkasında bir tane çıkış, dört tane giriş olmak üzere HDMI 2.0b portlarını görüyorsunuz, HDR10+ ve Dolby Vision desteği var lakin 4K 60Hz ile sınırlı, yeni konsollarla beraber 4K 120Hz’den bahseder olduk, dolayısıyla ben bu kutunun güncelleneceğini tahmin ediyorum ama benim konsolla işim yok, dizi film izleyeceğim zaten TV’imde derseniz sorun yok. IR alıcısı var, Blueooth 4.2 var kurulumunu yapmak için ve bu cihaz için Hue Sync uygulamasını kullanıyorsunuz, Wi-Fi’a da sahip Wi-Fi ağınıza bağlayıp kurulumunu tamamlıyorsunuz.





Deneyimine gelecek olursak, öncelikle PS4’ümle beraber test ettim, Hue Play’leri televizyonun arkasına koyarak denedim, uygulamasından oyun modunu şeçtim, eşleme hızını, şiddetini en yükseğe aldım, bu kimisine biraz yorucu gelebilir, bir tık altı ayar seçilebilir. Misal veriyorum bir köprünün altından geçiyorsunuz, bir tünele giriyorsunuz, hemen aydınlatmalar da o karanlığa düşüyor, bu oldukça hoş bir his. Tekken oynuyorum mesela, harekete aksiyona göre değil de maçın yapıldığı arenaya göre bana ambians sağlamış oluyorlar, bu 55 inç bir TV mesela, bir nevi ekranın sınırlarını aşmışsınız hissi veriyor, tüketilen içeriğe göre değişiyor tabii.





Dizi film veyahut benim gibi anime izliyorsunuz diyelim, özellikle bol aksiyonlu olanlardan, benim ilk beklentim aydınlatmanın hızlı sahnelerde gecikmemesi, gecikmiyor arkadaşlar, Hue ürünlerde neden bir de köprü almak durumundayız sorusunun cevabı bu aslında, gecikmenin önüne geçiyorlar, kontrol işini modemin router’ın insafına bırakmıyorlar. Philips Hue Play’lerin kutudan çıkan aparatlarıyla duvara yansıtıldığı senaryoyu baz alıyor aslında, benimkisi Ambilight’siz TV’yi Ambilight’lı yapma çabası biraz ama olmuyor arkadaşlar, Hue Play ile Ambilight’lı TV’deki aydınlatma başarımı yakalanamıyor. Bunun için Hue Gradient Lightstrip adlı şeride ihtiyacınız var, nispeten yeni bir ürün kendisi, 55-65 ve 75 inç TV’lere uygun, yine HDMI Sync kutusu ve Hue Bridge gerektiriyor ama Hue Play’li kurulumdan çok daha iyi sonuç vereceğini tahmin ediyorum. 







Hue Go. Bu yeni versiyonu arkadaşlar. Tasarımsal açıdan bir fark göremiyorsunuz ama aslında farklar detaylarda gizli. Bir defa 1. nesil diyebileceğimiz Hue Go uygulamasından, Wi-Fi üzerinden yani ve arkasındaki butondan kontrol ediliyordu, 2. nesil’de Bluetooth desteği de var, sağa sola alıp götürüp detaylıca kontrol etmek için çok daha iyi olmuş böylesi, Google Assisstant ile sesli kontrol de var. Hazır tonlar arasında beyaz için birkaç ton var, sarı olanları kitap okurken kullandım mesela ve RGB olduğundan isterdiğiniz rengi tonu kendiniz de belirleyebiliyorsunuz.





Birinci nesil 300 lumen, ikinci nesil ise 520 lümen, Hue Play’ler kadar kuvvetli yani aydınlatma anlamında. Güç girişi ilk nesilde arkadaydı, şimdi yanında, kutudan çıkan adaptörüyle bağlıyorsunuz. Aydınlatma efektine, rengine göre değişmekle beraber içerisindeki bataryayla 18 saate kadar kullanım süresi sununuyor, mum modunda böyle, ambians modunda 10 saat, beyaz parlak ışıkta 2.5 saat gibi gibi. önceki nesille bence aradaki en büyük fark bu. Kablo yönetiminde ufak bir fark var, birinci nesilde güç girişi altındaydı, şimdi yan tarafında.





Genel olarak beyaz renkli plastik malzemeden, bence şirin görünen bir aydınlatma. İster arkasındaki desteğiyle ayakta dursun, ister sırtüstü dursun, ışığını tavandan yansıtsın, daha hoş bir sahne oluştursun. Ürün bende kalacak olsa yapacağım şey şu olurdu, hem yatağımın yanında başucu lambası yapardım hem de elektrikler kesildiğinde kullanırdım, yer yer indirime giriyor, 500TL civarına temin edilebiliyor. Hue Play, Hue Bridge, Hue Sync ve Hue Go V2 taşınabilir aydınlatma. Elde ettiğim tüm deneyimleri sizlerle paylaştım arkadaşlar, bundan sonra tercih karar sizin.


2 hafta
Kasası sağlam eğitim dizüstüsü “Dynabook Satellite Pro E10-S'yi denedik“

Arkasında aslında Toshiba’nın olduğu, eğitim faaliyetleri düşünülerek geliştirilmiş bir dizüstü bu. Dayanıklılık, taşınabilirlik, en önemlisi de uygun fiyat amaçlanmış.





Sert plastik bir gövdeyle geliyor, standart bir dizüstü bilgisayarın aksine tüm çerçevelerin kauçuk bir malzemeyle sarıldığını görüyoruz, çarpma ve düşme esnasındaki şoku emiyorlar, çatlamıyor veyahut kırılmıyorlar. Klavye etrafı bu kauçuk ile bütünleşik, alttaki kapağı vidalarıyla açabiliyorsunuz.





1.1KG ağırlığında ve 19.9mm kalınlığında, genel itibarıyla bir defter boyutlarında diyebiliriz, tek elinizle, koltuğunuzun altında rahatlıkla taşıyabileceğiniz kadar kompakt. Ekran 180 derece açılanabiliyor, kullanışlılığın yanısıra bir kaza anında ekranı en geriye itip menteşelerden kırma ihtimalini ortadan kaldırmışlar. İçinde hareketli parçalara sahip bir HDD değil SSD var, SSD’yi fiziksel hasarla bozabilmeniz pek olası değil. İçerisinde bir fan da yok, mütevazı yonga dolayısıya ihtiyaç duymuyor zaten. 40W’lık böyle küçük bir adaptörü var, kendi gibi taşıması kolay. İçindeki 45.6W/h’lik bataryayla %80-%100 arası ekran parlaklığı, %80 civarı ses olmak üzere 7 saat civarı kullanım süresi elde edebildim.





Giriş çıkış anlamında gayet iş görür bir kurulum var. Solunda güç girişi, tam boy bir HDMI portu, USB 3.0 Tip A portu ve Tip C portu, sağında RJ-45 portu ki çoğu dizüstüde artık yok, 3.5mm kombo jack, bir USB 3.0 Tip A portu daha ve Micro SD kart okuyucu var, gri buton da güç butonu.





11.6 inçlik bir ekran, 768P LCD bir ekran, mat kaplamalı, bu da güneş ışığı altında aynaya dönmesini engelliyor, ekrandakileri yine görebiliyorsunuz. Çözünürlüğü 11.6 inç için yeterli düzeyinde, metin okurken veya yazarken yorucu değil. Renklerin sapmaması için bakış açınızı iyi ayarlamanız icap ediyor, bilginiz olsun. Çerçeveler kalınca, maliyet hesabının da bir sonucu tabii ama bir yandan da dayanıklılığın bir parçası oluyor. 720P webcam’i var, gürültü engellemeli mikrofonarı var, çevrimiçi eğitimde olmazsa olmazlar, şimdi karşıya gidecek görüntünün ve sesin kalitesini kendiniz görün dinleyin.





Klavye. Dışarıdan bakınca standart çiklet bir klavye ama Dynabook bu tuşları sabitlemiş, yani bu tuşları çıkartamıyorsunuz, çıkarmak isteyeceğinizden değil, bir şey takılır veya öğrencinin biri inat eder tuşu kaldırır alır ya, onu engellemek için, toplamda dayanıklılık anlamında yine bir önlem. Klavye küçük, alışması zor olur mu? Hayır, aralarındaki mesafe iyi ayarlandığı için sıkış tıkış değil, yön tuşları da var, bileklerinizi gereksiz kırmaya gerek bıraktırmıyor, hatta alıştıktan sonra oldukça hız kazanabileceğiniz bir klavye, ben beğendim. 





Touchpad öyle minyon boyutlarda değil, gayet kullanılır boyutlarda. Alt bölgesi tıklanabilir halde, sertlikleri normal, imlecin keskinliği de normal, böyle kompakt dizüstülerde yanımda ekstra bir fare taşımak istemem ben, çok gerek kalacağını da sanmıyorum gerçi, touchpad yeterli.





Kalbinde Intel Celeron N4000 var, 2 çekirdekli, 2.6GHz’e kadar çıkabiliyor, genel olarak enerji tasarrufu odaklı, tekli işlemlerde ve ofis uygulamalarında yetebilecek bir işlemci. 8GB RAM eşlik ediyor, birkaç sekme açıkken tekrar önbellekleme yapmadan internette sörf mümkün, Zoom ve Microsoft Teams’te sorunsuz çalışıyor. Depolama tarafında 128GB’lık bir SSD bulunuyor, biçimlendirme ve sistem dosyaları derken 102GB kullanılabilir alan var. İşlemci tasarruf odaklı bir işlemci ama SSD sistemi atik kılıyor, uzun vadede sistemlerin yavaşlamaması için SSD şart. 



Wi-Fi modülü 802.11ac standardında, dolayısıyla 2.4GHz ve 5GHz yayınlarına bağlanabiliyorsunuz, özellikle menzilini test ettim, 75 metre/karelik dairenin bir ucundan diğer ucuna sorunsuz bağlandı, stabilite sorunu yok.





Dynabook Satellite Pro E10-S. Amacı net, dayanıklılık. Kauçuk çerçeveler, çizilmeye dayanıklı sert plastik gövde, 180 derece ekran, sabitlenmiş tuşlar, güçlendirilmiş şarj bağlantı yuvası, SSD kullanımı, fansız tasarım, yani hor kullanılacağı durumlara karşı önlemler alınmış bir makine. Windows’u kurulu olsun, öğretmen gerektiğinde uzaktan yönetim yapabilsin, Intune for Education ile mesela ve her şeyden önce sağlamlık, uygun fiyatı benim için önceliklidir diyorsanız Satellite Pro E10-S ihtiyaçlarınızı karşılayabilir. 



 



 



 



 



 



  



 



 


3 hafta
Apple'a tonla para vermesek? “Harici NVMe SSD oluşturduk“

Kioxia, yabancı gelebilir ama aslında Toshiba Memory Corporation adıyla Toshiba holding’den ayrılan ayrı bir şirket haline geldi, Kioxia yeni kimliği oldu. Test masamızda Exceria serisi, 5 yıla kadar garantili, M.2 formatında bir NVMe ve bir tane de 3 yıla kadar garantili, 2.5 inç formatında SATA SSD görüyorsunuz.





PCIe 3.0 x4 yani 3. jenerasyon NVMe 1.3c standardı bir SSD ile karşı karşıyayız. Renkli PCB’li, fiyatı segmenti çoğu rakibi gibi soğutmasız. Daha önce Exceria Plus serisinden bir SSD de incelemiştik, Plus serisinde bunda da olduğu gibi BiCS Flash TLC kullanılıyor ama kontrolcüler farklı, Plus serisi iki kat daha hızlı, fiyatı da ona göre daha yüksek.





250GB, 500GB ve 1TB şeklinde kapasite seçenekleri var, elimdeki 1TB olanı, 400TBW yani 400TB yazım ömrüne sahip. Tabii ki bu 400TB olur olmaz bozulacak demek değil, şansınıza bağlı olarak bu ömrü 3’e 4’e 5’e katlayabilir. Kağıtüstü bir hesapla her gün 50GB yazsanız ki çoğunlukla okuma yaptırıyoruz, 20 senenin üstünde bir süre ediyor. MTTF yani Mean Time to Failure yani aritmetik ortalama arıza süresi ise 1.5 milyon saat. 



 





Üzerindeki yongalar TLC yongalar,  hücre başına üç bit yazılan yongalardan. Kioxia’nın BiCS FLASH olarak adlandırılan yüksek yoğunluklu, 3 boyutlu, düşük enerji tüketimi amaçlı, kendi ürettiği NAND’ler. 



QLC’yi çoğu zaman giriş, kimi zaman orta segmentte görüyoruz ama TLC giriş, orta, hatta üst segmentte sıklıkla karşımıza çıkıyor. Exceria Plus serisi, Gigabyte Aorus SSD’ler, Corsair MP600 ve MP600 Pro gibi gibi. Piyasada tek başına senelerdir tüketici sınıfında MLC yongalı SSD üreten Samsung dahi 980 Pro ile TLC’ye geçti, MLC devri kapanmış oldu. Uzun lafın kısası, TLC artık NVMe SSD’de üst segmentte de endüstri standardı oldu.



1TB olanı 1700MB/saniye okuma, 1600MB/saniye yazma hızıyla geliyor. 350 bin IOPS okuma ve 400 bin IOPS yazma yani girdi çıktı hızına sahip. SSD Utility uygulamasıyla performansını ömrünü takip edebiliyorsunuz.





Exceria. Evet, bu düz Exceria. 2.5 inç formunda SATA bir SSD. Gövdesi metalden, aslında plastik görmeye hayli alışmıştık, bir sorun da değildi plastik, SATA SSD’ler pek ısınmadıklarından metalle ısı dağıtmaya gerek olmuyordu ama tekrar metal görmek hoşuma gitti. Üstündeki etiket böyle bir kutuda güzel görünüyor.



240GB, 480GB ve 960GB’lık kapasite seçenekleri var, 960GB olanı elimizdeki, 240TB yazma ömrüne sahip. Günde 50GB yazsanız 13 sene civarı ediyor, bu da 1.5 milyon saat aritmetik ortalama arıza süresiyle geliyor. 



Yine BiCS Flash TLC yongaları yongaları var, 555MB/saniye okuma ve 540MB/saniye yazma hızıyla geliyor. Yazmada 81 bin, okumada 88 bin IOPS. SSD Utility üzerinden durumunu ömrünü izleyebiliyorsunuz yine.





Gelelim kullanacağım kutulara. NVMe olanı için ORICO’nun USB 3.2 ikinci jenerasyon 2x2 20Gbit destekli kutusunu temin ettim Aliexpress’den. Türkiye’den alayım dedim, 10Gbit’in ötesini bulamadım, Aliexpress’te 40Gbit Thunderbolt destekli seçenekler bile var. Kutusundan Tip C’den Tip C’ye ve Tip C’den Tip A’ya iki kablo çıkıyor, hızından faydalanmak için yine kendi standardında bir yuva ve Tip C kablo kabloyu kullanmak icap ediyor.



Bu gördüğünüz ızgaralı parça metalden, gövdesi plastik malzemeden. Kaldırıyorsunuz, bir metal blok daha var ve en önemlisi 2.7CM’lik bir fan var, evet aktif soğutmalı bir kutu. Gerçi 20Gbit’i doyurabilecek hızlarda güncel SSD’ler pasif soğutma ile de gayet güzel iş yaparlar ama fan ile ısınma ihtimalini ortadan kaldırabiliyorsunuz. Ne kadar soğuttuğunu test edemedim zira bu kutunun içindeyken ısı değerlerini takip etmek mümkün değil.





Crystaldiskmark’ta okumada 1550MB/saniye, yazmada 1640MB/saniye civarı bir hız elde ettim. %50 dolulukta ilginç bir şekilde yazma hızı değil okuma hızı düştü, 1300MB/saniye civarı iyi bir değer yine de.



Atto Disk Benchmark’a baktığımızda 1MB’ın altındaki testlerde %50 doluluk ufak tefek farklar oluşturdu. Anvil’s Storage Utilities’te aldığıı puan ise yine pek değişmedi. Peki ya dosya aktarımı, benchmark kıyas yapmamızı sağlıyor ama gerçek dünya kullanımındaki hızı nedir derseniz boşken 1.1GB/saniye, %50 doluyken bir süreden sonra 600MB/saniye civarlarına düşüyor.





SATA olanı için Codegen marka 2.5 inçlik USB 3.1 destekli 10Gbit’lik bir kutu temin ettim, beni çeken yanı öncelikle fiyatı oldu açıkçası, yine Orico’nun bunun gibi şeffaf kutuları vardı ama belirgin şekilde daha pahalılardı.





Crystaldiskmark’ta okumada 450MB/saniye, yazmada 380MB/saniye, günlük kullanım başarımını değiştiren 4KB testi fena değil. Atto’da okuma ve yazma hızı 512KB testinden sonra eşitleniyor. Anvil’s Storage Utilities’te aldığı skoru karşılaştırmak için kullanabilirsiniz, NVMe SSD ile arada 2 katın üzerinde bir fark var. Günlük kullanımda, dosya aktarımında bir süreden sonra 180MB/saniye civarı bir hıza inip aktarıma öyle devam ediyor.





Pekiii, bu kutularla böyle harici depolamalar yapsak, bunları Mac Mini’de veya depolamasını arttırması pahalı cihazlarda bir çözüm olarak kullansak sistemi yavaşlatırlar mı diye soracak olursanız NVMe olanı Mac Mini’ye taktım, kendi depolaması ve h Kioxia Exceria NVMe SSD’li harici kutuyu taktım, en azından beni kullandığım 50Mbit-100Mbit kaynak dosyalı Premiere projemin çıktısında harici olanla 8 saniye geç çıktı aldı, bence kayda alınmayacak kadar küçük bir fark ama tam hızında kullanamadım, Windows’ta 1.5GB/saniye sularında seyrediyordu, burada 700-800MB/saniye, kullandığınız kutuların M1 destekli olup olmadığına dikkat edin. 





Kioxia Exceria serisi NVME ve SATA SSD’lerden harici depolama çözümleri yaptık, peki değdi mi? Bence en başta düşürüp düşürüp bozduğum mekanik diskli harici depolamalardan çok daha iyi çünkü hareketli bir parça yok, düştüğünde çarptığınızda bozmanız hayli zor. Apple’da Mac Mini’yi 256GB’tan 1TB’a yükseltmek 4400TL tutuyor, 1TB NVMe SSD ve kutusuyla biz bunu 1500 lira civarına getirdik. Mac Mini M1’in içindeki kadar hızlı mı oldu peki? Hayır, dahili çözüm 3GB/saniye civarı okuma ve yazma hızına sahip. Gerçek dünya kullanımında bu fark hissediliyor mu? Testte gördünüz, günlük kullanımda ve en azından benim içerik ürettiğim sırada kayda değer bir fark yok. Orico’nun daha hızlı, direkt Thunderbolt destekli, 75-100 dolarlık kutuları da var, bu hızlara yakın NVMe SSD’ler 2 bin TL’nin biraz üstünde, toplamda 3000-3250TL civarına Mac Mini M1’deki kadar hızlı bir çözüm de oluşturulabilir, düzgün kutu ve SSD tercih edilirse tabii. Ben dahili depolamadaki yükseltme ve bu hızlı harici çözümle aradaki 1500TL fark için böyle bir zahmete girmedim ama Kioxia Exceria NVMe veyahut SATA SSD ve benim tercih ettiğim fiyatı uygun kutularla mantıklı bir çözüm haline gelebilir, oluru var.



Orico 20Gbit NVMe kutusunun Aliexpress linki; Orico 20Gbit NVMe kutu



 



 



 



 



 


3 hafta
AMD Radeon RX 6700 XT incelemesi

RDNA mimarili 5000 serisi GPU’lara kıyasla 1.54 kata kadar daha fazla Watt başına performans sunan RDNA2 mimarisi üzerine kurulu RX 6700XT. RX 5000 serisinde PCI Express 4.0’e geçiş yapılmıştı zaten, o dönemki RTX2000 serisinde PCI Express 3.0 ile devam ediliyordu, RTX3000 serisinde yeni nesile geçilmişti, gerçek dünyada çok bir şey değiştiriyor muydu, hayır, skorları görüyorsunuz ama bu yarışta öndeydi AMD. Lakin RX 6000 serisinde AMD işlemci kullanıldığı takdirde Smart Access Memory sayesinde, GPU belleğinin tümüne erişim sağlayan bir donanım-teknik toplamı diyebiliriz, oyununa göre %6 ila %15 arası kazanç sağlayabiliyor, AMD’nin test sonuçlarına göre tabii, işte bu gerçek dünyada getirisi olan bir şey. Bu konuyu baştan sona başka bir videoda testlerle beraber anlatacağım ama belli ki AMD bu şekilde AMD CPU ve GPU kullanımına teşvik ediyor. PC dünyasına teknik anlamda hakim olmayan arkadaşlarımızın “AMD işlemciyle AMD ekran kartı daha uyumlu olur” söylemi şimdi yavaş yavaş gerçek oluyor.





Elimizdeki kartın tasarımı referans tasarım arkadaşlar, direkt AMD’nin elinden ama misal veriyorum Asus’tan bu tasarımla temin edebiliyorsunuz, tabii piyasada kart bulabilirseniz. Siyah-gri teması aslında RGB’li şaşalı tasarımların aksine uyum sağlayacak bir kasa bulabilirseniz çok daha oturaklı ve güçlü görünüyor, kırmızı çizgiler Radeon’dan gelen ezgiler. Arkası da kaplı, metal yoğunluğu fazla, 26.7CM uzunluğunda, 2 slotluk bir kart, hacmi küçük, mini ITX anakart destekli kasalar için de düşünülebilir. 



2 tane 8.5CM’lik fanla geliyor, aksiyal fanlar bunlar, ekran kartı boştayken duruyorlar, gün içinde değil belki ama gece oyun indirirken bu sessizlik baya işe yarıyor. Siyah renkli bir soğutucu bloğu var, şimdi mesela iki bloğa bakın, aslında ikisinde de korozyona karşı nikel kaplama olsa da siyah rengi tasarımı sürdürme açısından başarılı. 





Arkasında 3 tane Display Port 1.4 portu var, DSC yani Display Stream Compression destekli. Bu da yine DSC’li monitörlerde TV’lerde 4K 120Hz’in ötesinde 8K için önem arzediyor. Bir tane de HDMI 2.1 portu var, 4K 120Hz ve 8K 60Hz çıkış alabiliyorsunuz. 





230W TDP’li, 650W PSU tavsiye ediliyor. Referans tasarımda bir 8 pin bir 6 pin güç girişi var, özel tasarımlarda 2 tane 8 pin. Rakibi Nvidia RTX3070 ise 220W TDP’li, 550W PSU tavsiye ediliyor. RTX3070’de Samsung üretimi 8nm Ampere mimarili yongada 17.4 Milyon transistör, RX 6700XT’de TSMC üretimi 7nm RDNA 2.0 mimarili yongada 17.2 Milyon transistör var, zar boyutlarına da bakınca mimarinin yanında üreticinin de o alana sığdırabildiği transistör sayesinde bir fark oluşturabildiği ortada.





Navi 22 XT yongası, baz olarak 2321MHz’te, oyunda 2424MHz’de, Boost ile 2581MHz’de çalışıyor. 12GB GDDR6 bellekli, 192-bit veriyolunda 384GB/saniye bantgenişliğine sahip, rakibinden 4GB artısı var, toplam VRAM’in ne kadarı kullanılıyor göreceğiz zaten. Büyük abileri 6800, 6800XT ve 6900XT’de 256-bit veriyolu mevcut. RDNA 2.0 yongalar DirectX Ultimate uyumlu, yani DirectX Raytracing DXR var, ışın izlemeyle daha sinematik bir görüntü AMD kartlarda da elde edilebiliyor, tabii ki destekli oyunlarda.



BIOS’u güncel, Windows’u güncel bir sistmde, 2x8GB 3200MHz RAM ve 4.8GHz’e hızaşırtılmış bir Ryzen 5 5600X ile testlerimi yaptım, şimdi FHD, 2K ve 4K performansını tablolarla görelim.





Test sonuçlarını gördünüz, hangi grafik ayarında kaç FPS almış artık biliyorsunuz ve şunu vurgulayayım testleri mümkün mertebe en yüksek grafik ayarlarıyla yapıyoruz. FHD’de 15’i aşkın oyunun sadece üçünde 100FPS’nin altında kaldı, onlar da 90FPS’nin üzerindeydi yine, 2K’da yine 9 oyunda 100FPS’nin üstünde, iki oyun 90FPS civarı, 4K’da ise 5 oyunda 4K 60FPS’nin üstünde. Yani genel olarak 6700XT 2K için düşünebileceğiniz bir ekran kartı, 2K 144Hz bir monitörle eşlenebilir, 4K için abilerine bakmak lazım. 6800XT ile arada ne kadar fark var mesela, 3D Mark skoru olarak baktığımızda skor yarı yarıya. 







RX6800 ile fark %26-27 civarlarında, bu sentetik farklar oyun performanslarına da birebir ayna tutuyor. Rakibi RTX3070 ile farkı ise %12 civarlarında. Bu ekran kartlarının tekrarlıyorum teker teker bulmak almak mümkün değil ama aradaki performans farkından haberdar olmuş olsun.





Termal başarım. Önce Furmark ile test ettim, GPU 80 dereceye çıktı, en sıcak noktasında ise 95 derece, 2350MHz’de çalışıyor bu haldeyken. Oyun boost hızı farklı tabii, 2500MHz sularına kadar çıkıyor lakin GPU kullanımı mesela GTA 5’te oldukça dalgalı, Apex Legends’da çok daha yüksek FPS ile mücadele etmesine rağmen kullanım sürekli %95’in üzerinde, Overwatch’ta GTA’dan biraz daha iyi kullanım.





Assassins Creed Valhalla’da ise %99’u görüyor, tabii bu çekimler esnasında kayıt alındığını unutmamak lazım, FHD 30FPS 50Mbit kayıttaki başarımını ve YouTube’da nasıl göründüğünü görmüş oldunuz. Gürültü anlamında özelleştirilmiş kartlar daha iyi başarım gösterebiliyorlar elbette ama burada da fanlar %50 civarında çalıştı ve normal bir gürültü ürettiler, blower fanlı kartlar gibi bağırıp çağırmıyor kesinlikle, elimdeki kartta da bobin zırıltısı yok, zırıltı konusu biraz şans meselesi. 





AMD RX 6700XT. Bu videonun çekildiği tarih itibarıyla fiyatı şu diyeceğim ama nafile, bu kartları daha uzun bir süre hazır sistemlerin içerisinde göreceğiz sadece, bu videoyla en azından hazır sistemler arasında, misal veriyorum RX 6700XT’li olanını mı RTX3070’li olanını mı alayım kararınızı daha kolay verebilirsiniz diye düşünüyorum. Test sonuçları ortada, benzer segment işlemcilere sahip ve bu iki ekran kartıyla gelen hazır kasalardan hangisi daha uygun fiyat sunuyorsa o kazanır, o alınır, AMD’nin sürücüler tarafındaki durumuna, NVIDIA’nın miningcileri destekler hallerine ne dersiniz bilemiyorum ama tercih karar sizin arkadaşlar.



 



 



 



 



 



 



 



 



 



  



 



 



 



 



 


geçen ay
Monitör lambası mı? Bence hafife almayın “Xiaomi Yeelight Light Bar Pro incelemesi“

Bu videoda Xiaomi Yeelight Bar Pro monitör lambasını inceliyoruz. Tasarımı ve aydınlatmasını ele alıyor, bağlantı seçeneklerini değerlendiriyor, Standart modelin neden daha iyi olduğunu anlatıyoruz.  



Xiaomi Yeelight Light Bar Pro'nun güncel fiyatını öğrenmek ve satın almak için; Xiaomi Yeelight Light Bar Pro



Xiaomi Yeelight Light Bar Basic'in güncel fiyatını öğrenmek ve satın almak için; Xiaomi Yeelight Light Bar Basic


geçen ay
M1 gerçekten o kadar hızlı mı? “Mac mini M1 incelemesi“

Bu videoda M1 yongalı Mac Mini'yi inceliyoruz. Tasarımı ve yapısını ele alıyor, kurgu sistemimi detaylandırıyor, onlarca videodan sonra elde ettiğim deneyimi-performansı tüm detaylarıyla anlatıyorum. 


geçen ay
Bu tam 2K kasası oldu “DH Panther incelemesi“



İtopya çeşitli bilgisayar donanımlarını teker teker de temin edebileceğiniz veyahut etlisine sütlüsüne karışmadan hazır oyuncu kasaları da alabileceğiniz bir yer, bir site. İster Acıbadem ve Beylikdüzü’ndeki mağazalarından yetkili arkadaşlara danışıp görüp alın, ister sitesinden.





Bu kasadaki amacımız 2K ve 4K oyunculuk, 2K’da yüksek tazeleme hızına sahip bir monitörü doyurmak ve 4K’da da 60FPS’yi yakalamak. 11. Nesil 11900K ve 11700K güç tüketimleri ve termal başarımları, üstüne bir de fiyatları dolayısıyla sevilmedi, pek sevilecek gibi değil ama 11600K, işte bu işlemci rakibi Ryzen 5 5600X’ten ortalama 400 lira uygun fiyatı, oyunlarda benzer başarım gösterebilmesi, güç ve termal nispeten kontrol edilebilmesiyle 11. Nesil içerisinde tercih edilebilecek en su kaldırır işlemci. GPU tarafında Asus’un TUF serisi RTX3070’ini kullandık, anakart, power supply, sıvı soğutucu, kasa derken hemen hemen her şeyi Asus bir kasa olmuş oldu. Sadece bu kasa için söylemiyorum, satıcı alıcı fark etmeksizin sözüm herkese, stok bulabildiğiniz sürece şu noktada, donanım kıtlığında beklemek maalesef ama maalesef, işin içine bir de kur farkı girince hiçbir şey kazandırmıyor, kaybettiriyor arkadaşlar.





Kasa Asus’un TUF Gaming GT301 ATX Mid Tower kasası. Siyah renkli, ön yüzü plastik geri kalanı metal malzemeden. Önündeki kayışlar tasarımsal şeyler, bunlardan çekin kaldırın diye değiller ama çizgileri itibarıyla askeri sınıf bir ürünmüş gibi duruyor. Bal peteği şeklindeki ızgaraların ardında 3 tane 12CM’lik adreslenebilir RGB aydınlatmalı fan var. Toplam 6 tane 12CM’lik fan takılabilir, üstüne 240’lık önüne 360’lık radyatör sığabiliyor. Sistemin toplam termal başarımını ilerleyen testlerde göreceğiz zaten. Solunda temperli cam var ve tercihimdir çünkü pleksili kasalar daha uygun fiyatlı olsalar da sildiğiniz bezdeki en ufak zerrecik bile pleksiyi hemen çiziyor, temperli camı öyle kolay kolay çizemezsiniz.





Üstünde güç ve reset butonu, 2 tane USB 3.1 Tip A portu, 3.5mm kombo jack ve LED kontrol butonu var, evet bununla beraber yazılım olmadan fanların kontrolleri sağlanmış. Ekstralara gelelim, içinde Aura Sync adreslenebilir RGB aydınlatma destekli 6 portlu bir hub var, tüm fanları RGB’leyebilirsiniz, yazılımsal olarak kontrol edip diğer Asus çevre ekipmanlarıyla aydınlatmalarını eşleyebilirsiniz de. Benim özellikle beğendiğim ekstrası kulaklık askısı, ister kullanın ister kullanmayın ama bence pratik bir şey.





Tüm sisteme yine Asus’un TUF Gaming 750B 750W’lık 80+ Bronze sertifikalı power supply’ı güç veriyor. Markalı, kaliteli power supply güç verdiği tüm ekipmanların uzun ömürlülüğü için çok önemli, yük altında voltaj dalgalanması donanımlardaki güç bileşenlerini kaybı tolere etmeye çalıştıklarından strese sokar. Önceliklerimden ilki tam yük altındaki sessizlik, fanı sistem gürültüsüne ekstra bir şey katmıyor, boşta fan duruyor zaten, bobin zırıltısı ise sıfır.





Anakart Asus Prime Z590-P, Z590 serisi en uygun fiyatlı anakartlardan biri. DrMOS dijital kontrolcünün emrindeki 10+1 faz kurulumuna sahip, alüminyum soğutucuları var, 50 derece civarında kalıyorlar tam yük altında ki gayet iyi, 11600K için yeterli bir kurulum. Giriş çıkışlar, 4 tane Tip A port var, bunlardan ikisi USB 2.0, ikisi USB 3.1 1. jenerasyon. 1 tane de USB 3.2 2x2 Tip C port var, bunun gibi yüksek hızlı, NVMe bazlı depolama birimleri kullanıyorsanız işinize yarar. Anakartın üzerinden 4 tane USB 2.0, 4 tane de USB 3.2 birinci jenerasyon Tip A ve bir tane Tip C çıkış alınabiliyor, kasanın üzerindekilerle 6 tane Tip A portu yeterli. 





2.5Gbit’lik RJ-45 portu var, Realtek yongalı, artık 2.5Gbit destekli router’lar var piyasada, herkesin faydalanabileceği bir hız değil ama potansiyeli bu. Ses tarafında ise Realtek ALC897 var, uzun zamandır piyasada olan bir yonga, jack’lı kulaklıkları yeterince besliyor bence ama artık USB kulaklıklar piyasaya hakim, dijital olduklarından kendi yongaları var, sesi kendileri işliyorlar, güçlerini USB’den alıyorlar, ses yongasıyla işi yok bu kulaklıkların.





Bu sistemde Gskill Flare X 3200MHz’lik RAM kitini kullandık, 2x8GB CL16 DDR4 bir ram kiti. RGB aydınlatması yok, fiyat performans odaklı. 11. nesil CPU’lar artık 3200MHz destekliyor, 1:1 yani RAM ve kontrolcü eş hızda çalışacak şekildeki Gear 1 denilen kurulum oyunlarda daha iyi başarım gösteriyor bilginiz olsun.





3 tane M.2 slotu var, en üstteki alüminyum bir plakayla soğutulmuş. Altında Sandisk Ultra 3D NVMe sınıfı bir SSD var. 2450MB/saniye okuma ve 1950MB/saniye yazma hızı destekli, 600TBW yani 600 terabyte yazım ömürlü. Günde 50GB veri yazsanız ki çoğunlukla günlük kullanımda, oyun oynarken okuma yaptırıyoruz, 30 senenin üstünde bir tahmini kullanım süresi ortaya çıkıyor. Özetle sistemi hızlı tutuyor, açılırken kapanırken hızlı, herhangi bir şey için bekletmiyor sizi.





Sistemin kalbinde 14nm mimarili 11. nesil Intel i5 11600K var, 6 çekirdek 12 izlekli bir işlemci. Baz olarak 3.9GHz’de çalışıyor, boost ile tek çekirdek için 4.9GHz’de kadar çıkabiliyor, tüm çekirdekler için de 4.6GHz sularında seyrediyor, oyundan oyuna farklılık gösterebiliyor tabii, birazdan siz de canlı canlı göreceksiniz. 10600K’ya göre sentetik testlerde özellikle tek çekirdek başarımı belirgin şekilde daha iyi, oyunlarda da öyle, kendinden daha pahalı rakibi AMD Ryzen 5600X ile kafa kafaya, çoğu zamanda önünde, geride kaldığı konu güç tüketimi, belirgin şekilde daha fazla güç tüketiyor. 11. nesilden hiç beklemezsiniz belki ama genel olarak şu sıralar fiyatıyla alınabilecek en iyi oyun odaklı işlemcilerden biri.





Ekran kartı Asus TUF Gaming serisi, hızaşırtmalı RTX3070. 2.7 slotluk, 3 bölgeli soğutma bloğuna sahip ve 3 fanlı bir kart. Üst gövdesi de arka plakası da metal malzemeden, ilginçtir Strix serisinde yani üst seride ön plaka plastik, TUF’da metal. 8GB GDDR6 bellekli. 256-bit veriyolunda 448GB/saniye bantgenişliğine sahip. Geçmiş nesille kıyaslarsak RTX2080Ti ile kafa kafaya bir performansta. RTX ve DLSS var, çeşitli ışık ve yansımalarla FPS düşüyor ama daha sinematik bir deneyim elde edebiliyorsunuz. DLSS ile daha az piksel işlenip daha fazla çözünürlük elde edebiliyorsunuz, yapay zeka teknolojisiyle yapıyor bunu.



Testleri yaparken BIOS’tan XMP profilini açtım, işlemci performansını belirgin şekilde etkiliyor bu, Windows güncellemelerini yaptım, GPU sürücüsü de videonun çekildiği tarih itibarıyla güncel 466.27 sürümü. Şimdi FHD, 2K ve 4K performansını tablolarla beraber görelim.























(Daha fazla oyun testi için videoyu izleyin)



11600K ve RTX3070’in hangi ayarlarla ne sonuç verdiğini kendiniz de gördünüz ama ben bir özet geçmek istiyorum. 17 oyunla test ettim ve 2 oyun hariç ki bunlar Assassins Creed Valhalla ve Red Dead Redemption 2, 100 kare/saniyenin hayli üzerinde seyretti, PUBG’de 200, Overwatch’ta da 300 kare/saniye üstü, FHD 240Hz bir monitörle de kombinlenebilir ama bu kasadaki asıl meselemiz 2K. 2K’da 10 oyunda 100 kare/saniyenin üzerinde kaldı, PUBG ve Apex Legends gibi rekabetçi oyunlarda oyunlarda 144FPS’nin üzerinde seyretti. Benim şahsi tavsiyem 2K 144Hz bir monitör almanız şeklinde olacak. 4K’da da 10 oyunda 4K 60FPS’yi tutturdu. En nihayetinde bu kasa tam 2K monitörle kombinlenecek bir kasa oldu.





Termal başarım. İşlemci 88 dereceye kadar çıktı, hız düşmedi ama 11. nesil bir Intel olduğunu hatırlattı, bu yüzden Asus TUF Gaming LC 240’ı kullandık zaten, mümkün mertebe en düşük fan devriyle, en düşük gürültü oluşturacak profilde böyle. GPU ise 65 derece paket sıcaklığı, en sıcak noktada da 75 derecede çalıştı, RTX3070 için, herhangi bir GPU için gayet serin sular bunlar.





Bunlar sentetik testlerdi, peki gerçek dünyada, oyunlarda durum ne, işlemci 55 derece sularında seyretti, ekran kartı ise 65 derece sularında, sistem toplamda hem serin hem de yük altında kafayı yormayacak bir gürültüyle çalışıyor. Herhangi bir darboğaz var mı peki diye soracak olursanız, işlemci bazı çekirdekler için %50-%70 yükte çalışıyor, Overwatch gibi yüksek kare/saniye alınan oyunlarda da aynı şekilde, GPU ise %96-97 sularında çoğunlukla.





11600K ile sınır RTX3070 aslında, 3080-3090 için işlemci değiştirmek lazım ama 2K bir monitörle kombinlediğinizde iyi başarım gösteriyor. “Ben stok bulunabildiği zamanlar RTX3080-RTX3090 alırım” diyorsanız eğer özelleştirme seçeneklerinden işlemciyi yükseltin ama benim amacım Fiyat/Performans diyorsanız 11600K ve 2K çözünürlük gayet doyurucu.





Gürültü konusunda DH Panther gayet ılımlı bir kasa, şu anda boşta ve yükteki gürültü miktarının ölçümünü görüyorsunuz, bir önce kurduğumuz kasa DH Dragon kadar sessiz, o kadar melek değil ama gücüne göre gayet kabul edilebilir bir ses üretiyor, tam yük altındayken rahatsız olmazsınız, kulaklık taktırmaz.





DH Panther. Bu videonun çekildiği tarih itibarıyla fiyatı 18.599TL, tabii ki güncel fiyatına mutlaka aşağıdaki linkten bakın, kur farkının ne yapacağı belli olmuyor. İtopya bu fiyatı belirli bir adet kasa için sunabiliyor arkadaşlar, sonsuza kadar bu fiyatı, kampanyalı fiyatı devam ettiremiyorlar doğal olarak, biz mümkün mertebe en iyi fiyatları almaya çalıştık ama tabii siz bir tüketici olarak elbette fiyat araştırmanızı yapın, kendiniz de teyit edin. En nihayetinde DH Panther bol bol Asus donanımlı, yüksek tazeleme hızına sahip 2K bir ekranda gayet tatmin edici sistem oldu.



DH Panther'i satın almak isterseniz; DH Panther


DH Mobil uygulaması ile devam edin.
Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin.
Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.