Donanım Haber

Uygulama ile Aç
Kayıt
D

Yüzbaşı
14 Mart 2005
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
0 üye
Görüntülenme (?)
18 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
D
15 yıl
MOVED: Şairlerin Sultanı [Üstad]
D
16 yıl
Sonunda buldum ve aldım [ACER TM-4061 LCI Sonoma]


İşlemci Intel Sonoma Pentium M 1.6GHz (730 -1.6 Sonoma), 2MB L2 cache, 533MHz FSB
Memory 256 MB DDR2-RAM 400MHz
Memory Upgrade 2 GB maksimum
Harddisk 60 GB S.M.A.R.T.
CD-Rom&Floppy DVD/CD-RW Combo
Grafik Kartı 64 MB paylaşımlı (Intel Graphics Media Accelerator 900)
Ekran 15" TFT XGA ekran (1024x768)
Modem 56K V92 dahili
Ethernet 10/100Mbps WOL Ethernet; Wake-on-LAN ready
Mobilite Intel PRO/Wireless 2200BG (Signal Up)
Ses On Board, 2 hoparlör
Klavye/Mouse Q Klavye / TouchPad Mouse
Arabirimler
1x IrDA,
1x S-Video,
1x VGA for external monitör,
1x IEEE 1394 (FireWire),
3x USB 2.0 port,
1x PCMCIA Type II,
1x RJ-11 jack
1x RJ-45 jack
1x spekaer/headphone/line-out,1xmicrophone/line-in
İşletim Sistemi Windows Xp Home Türkçe
Batarya Lithium ion, 5.8 saate kadar pil kapasitesi
Ağırlık & Ölçüler 2.9 kg, 364 (W) x 279 (D) x 33,9 (H) mm
Garanti Süresi 2 yıl

Fiyat: 1115 YTL (KDV Dahil)
Mavi Bilg.
D
16 yıl
Updating..
Güncellenecektir..
D
16 yıl
+Astronomi +Astroloji +Mitoloji +Yıldızname +Fal vb
Saygıdeğer arkadaşlar;
Elimde bir kitap var. Belki duymuş ya da görmüş olabilirsiniz. Olayın metafizik açısından çok astronomi ye karşı bir empatim olduğu için, forumda değerli arkadaşlardan (@neverlate/Uzay Müh. vb - @?/Psikoloji Uzm.) bilgileri ve fikirlerini almak istiyorum. Galaxy de gezegen, yıldızlar ve kümelerinin tüm hareketleri insanlar üzerinde bir etkisi var mıdır?(toprak, hava, ateş, su) var ise bunun bilimsel açıdan fizyolojik ve psikoloji açısından zihinsel yansıması nasıl oluyor? yok ise neden bu işin mistik alt yapısı günümüze kadar ulaşmıştır, dayanağı nedir? [Bilgilerinizden faydalabileceğim metafizik konular var ama kurallar gereği bu kısmına girmiyorum. Kader vb + İstirham ediyorum konunun dışına çıkmayalım. Anlayışınız için tşk]







Saygılar...
D
16 yıl
Bursa dakiler buraya (tanışalım kaynaşalım :))
İsim: aLTar
Soyisim: aLbaYraK
Yaş: 23
Ev: Yıldırım/152 evler İş: Heykel
Egt: Uludag Univercity Egt. Fak. Resim-iş A.B.D 05'mezun
İş: Zaman Gazetesi Bursa Bölge Temsilciliği Reklam Servisi Görsel Koordinator ve Grafik Tasarımcı

Arkadaşlar safları bozmayalım. Hatta bir hafta sonu reel buluşma bile yapabiliriz. ne dersiniz?
D
16 yıl
Değerlendirme yapar mısınız?
www.ctharem.com
D
16 yıl
ShoW Tv yi Açınız acilen!!!
açın
D
16 yıl
Geçmişten Günümüze (20.yy TaKvimi)
20. YÜZYIL TAKVİMİ

20. Yüzyıl, insanlığın 2 milyon yıllık uygarlık tarihinde en hızlı gelişimi kaydettiği dönemdir. Gelişim o kadar hızlı ki, "yeni" kısa bir zaman sonra yeni olmaktan çıkıp, gündelik yaşamımızın sıradan bir ayrıntısına dönüşüveriyor. Bu hızlı tempoda, zaman zaman durup geriye şöyle bir bakmak, bulunduğumuz noktayı daha iyi değerlendirebilmemiz için gerekli. Belki de, bu değerlendirme için en iyi zamanlardan biri...


İlk nobel ödülü verildi. Marconi, İrlanda ile Yeni Dünya arasındaki ilk radyo yayınını başlattı.


Britannica tamamlandı. Mackintosh, "Hill House Chair" adlı sandalyeyi tasarladı. 1902


1903 Wright kardeşler ilk uçuşlarını gerçekleştirdiler.

İlk defa bir reklamda bir ünlü kullanıldı ve "Odol diş macununu beğeniyorum" dedi. Ofset baskı bulundu. 1904

1905 Einstein "Özel İzafiyet Teoremi"ni yayımladı. İçlerinde Henri Matisse'in de bulunduğu Fovistler, Paris'te ilk sergilerini açtılar.

Termodinamiğin 3 yasası bulundu. Blackton "Magic Stylo" adlı ilk çizgi filmi yaptı. 1906

1907 Picasso, "Avignolu Kızlar" adlı tablosuyla kübizmi müjdeledi. Fransız Lumiere, renkli fotoğrafı buldu.


Amerikalı Henry Ford "Model T" adlı ilk ucuz seri otomobil üretimine başladı. 1908


1909 Marinetti'nin "Fütürist Manifesto"su yayımlandı. Bir sentetik polimer cinsi olan bakalit keşfedildi.

İngiliz Soddy atom ağırlığını buldu. 1910


1911 Elektrik için süper iletkenler keşfedildi.


İlk selefon üretildi. Titanic ilk seferinde bir aysberge çarparak battı. 1912

1913 Freud, "Totem ve Tabu" adlı çalışmasını yayınladı. Radyoaktiviteyi ölçen geiger sayacı keşfedildi.

I. Dünya Savaşı başladı. Paslanmaz çelik
Almanya'da yapıldı. 1914


1915 Einstein "Genel İzafiyet Teoremi"ni yayımladı.


Bir anti-sanat akımı olan Dadaizm, "Cabaret Voltaire" tiyatrosunun kuruluşuyla başladı. Duchamp "Pisuar" adlı eserini sergiledi. 1916


1917 Rusya'da Ekim Devrimi gerçekleşti.

I. Dünya Savaşı sona erdi. Chaplin "Göçmen" (Immigrant) adlı filmi çekti. 1918


1919 Bauhaus Okulu, Weimar'da Gropius'un öncülüğünde kuruldu.


Gandhi Hindistan'da pasif direnişe başladı. 1920

1921 İlk ticari radyo kanalı KDKA, ABD'nin Pittsburgh kentinde faaliyete geçti. Diesel-elektrik lokomotif yapıldı.

Mussolini İtalya başbakanı oldu. 1922

1923 Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

Dondurulmuş yiyecekler yapıldı. 1924


1925 İskoçyalı Baird ilk televizyon yayınını başlattı. Leitz, ilk el tipi fotoğraf makinasını üretti.


ABD'de sıvı yakıtlı roketler ilk kez denendi. Alman Lang "Metropolis" filmini çekti. 1926


1927 Lindbergh, New Yrok'dan Paris'e ilk uçusu gerçekleştirdi.

Fleming penisilini buldu. İlk 5 yıllık kalkınma planı Sovyetler Birliğinde uygulanmaya başlandı. 1928

1929 Irk ayrımı deyişi ilk kez Güney Afrika'daki ırklar arasında gözetilen ayrımı tanımlamak için kullanıldı.

Whittle, turbojet motorun patentini aldı. 1930

1931 Carothers, kadın çorabından poşete kadar birçok ürünün hammaddesi olan naylonu buldu.


İngiliz Cockcroft ve Walton, ilk nükleer reaksiyonu gerçekleştirdiler. 1932


1933 Hitler Almanya başbakanı oldu. Freysinnet ön gerilimli beton yöntemini geliştirdi.

Joliot-Curie'ler ilk radyo-izotopları yaptılar. 1934

1935 Watson-Watt'ın çalışmalarıyla radar geliştirilmeye başlandı.

İspanya'da iç savaş başladı. 1936

1937 "Hindenberg" adlı zeplin alev aldı. Picasso İspanya iç savaşını anlatan "Guernica" adlı eserini tamamladı.

Orson Welles, Merihlilerin istilasını bildiren radyo şakası ile panik yarattı. Volkswagen "Kaplumbağa" üretildi. 1938


1939 II. Dünya Savaşı başladı. Füzyon kuramı ortaya atıldı.
İlk yapay element olan plutonyum yapıldı. 1940

1941 O. Welles, "Yurttaş Keyn" (Citizen Kane) ve J. Ford, "Gazap Üzümleri" (Grapes of Wrath) filmlerini çekti.

İlk nükleer reaktör Chicago'da kuruldu. 1942

1943 ABD'de geniş çaplı boru hattının döşenmesiyle petrol dağıtımı kolaylaştı.


IBM, mekanik bir hesap makinesi yaptı. 1944


1945 II. Dünya Savaşı, ABD'nin Hiroşima ve Nagazaki'ye atom bombası atması ile sona erdi. İlk bilgisayar Eniac, Pennsylvania Üniversitesinde yapıldı.

Sarte, "Varoluşçuluk" adlı broşürü yayımladı. 1946

1947 Amerikalı mimar R. Buckminster Fuller, jeodezik kubbe sistemini buldu. Hindistan bağımsızlığını kazandı.

Depolanabilir programlı ilk bilgisayar Mark 1, Manchester Üniversitesi' nde yapıldı. Carlson, bir tür fotokopi olan zerografiyi buldu. 1948

1949 Amerikalı Hench, eklem yangısı tedavisinde ilk kez kortizon kullandı. Çin Halk Cumhuriyeti kuruldu.

Kore Savaşı başladı. 1950


1951 Elia Kazan "İhtiras Tramvayı" filmini çekti.


İngiliz oyun yazarı Beckett "Godot'u Beklerken" adlı yapıtını gerçekleştirdi. 1952


1953 ABD'de renkli TV yayınları başladı.

Pearson ve arkadaşları, bir fotoelektrik hücresi olan güneş pilini geliştirdi. Akira Kurosawa "7. Samuray" filmini çekti. 1954

1955 Salvador Dali "Şaraplı Ekmek Ayini" adlı tablosunu yaptı.


İlk video kayıt cihazı Ampex Corporation tarafından üretildi. Elvis Presley, "Love Me Tender" şarkısını ilk kez seslendirdi. 1956


1957 İlk yapay uydu Sputnik, SSCB tarafından uzaya fırlatıldı. IBM, ilk programlama dili Fortran'ı geliştirdi.


Nasa kuruldu ve ilk Amerikan uydusu Explorer uzaya fırlatıldı. 1958

1959 Alman romancı Gunter Grass "Teneke Trampet" adlı eserini yazdı.


ABD'li Maiman lazeri buldu. Alfred Hitchcock "Sapık" filmini çekti. Beatles grubu kuruldu. 1960


1961 Berlin duvarı inşa edildi. SSCB'li Yuri Gagarin uzaya çıkan ilk insan oldu.

Amerikan kuruluşu Unimation, ilk sanayi tipi robotları piyasaya sürdü. 1962

1963 İlk video ABD'de üretildi.


Moog, synthesizer'ı icat etti. 1964

1965 İngiliz Gabor, üç boyutlu fotoğrafı buldu.


SSCB'nin yolladığı Luna 9, aya ulaştı.
Pink Floyd kuruldu. 1966

1967 The Doors ve Jimmy Hendrix ilk 45'liklerini çıkardılar. Güney Afrikalı doktor Barnard, ilk kalp naklini gerçekleştirdi.


Jethro Tull ve Led Zepplin ilk albümlerini çıkardı. Avrupa'da gençlik hareketleri başladı. 1968


1969 ABD'li Neil Armstrong, aya ayak basan ilk insan oldu. İlk Woodstock Müzik Festivali gerçekleşti.

İlk mikro işlemci İntel4004 üretildi. 1970

1971 Visconti, "Venedik'te Ölüm" filmini çekti.

Filipinler'de taş devrinde yaşayan bir insan topluluğu bulundu. D Vitaminin rolü İngiliz bilimadamlarınca açıklandı. 1972


1973 Vietnam Savaşı ABD'nin yenilgisi ile sonuçlandı. Petrol krizi başladı. Sydney opera binası açıldı.


SSCB ilk uzay laboratuvarı
Salyut4'ü yörüngeye oturttu. 1974

1975 İlk video klip, Queen topluluğunun "A Night at the Opera" parçası için yapıldı.

İngiliz-Fransız ortak yapımı süpersonik yolcu uçağı Concorde, Avrupa-Washington
seferine başladı. 1976


1977 ABD binalara zarar vermeyen, yalnızca canlıları öldüren nötron bombasını geliştirdi.

Philips, ilk Compact-Disk (CD)'yi üretti. İlk tüp bebek, İngiltere'de doğdu. 1978

1979 Sovyetler Birliği Afganistan'a girdi.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) çiçek hastalığının dünyadan silindiğini açıkladı. İran-Irak savaşı başladı. 1980


1981 New York'da ilk AIDS vakaları görülmeye başlandı.


İngiltere - Arjantin
arasında Falkland savaşı başladı. dreaMMaster dünyaya merhaba dedi 1982



1983 Chicago'da ilk defa bir zenci, belediye başkanı seçildi.


Çek yazar Milan Kundera, "Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği" romanını yazdı.
Madonna ilk albümünü çıkardı. 1984


1985 Sanatçı Christo, Pont-Neuf köprüsünü kumaşla sardı.

Challenger uzay mekiği havada patladı.
Çernobil Nükleer Santralı kazası geniş bir alanı radyasyona maruz bıraktı. 1986

1987 Micheal Jackson "Bad" adlı parçasını yaptı. Gorbaçov, Glasnost ve Perestroika politikalarını uygulamaya koydu.


Japon Mimar Pei'nin Piramidi, büyük tartışmalara yolaçtı. 1988


1989 Berlin Duvarı yıkıldı, Doğu Almanya ve diğer Doğu Bloku ülkelerinde değişim başladı.

Romanya'daki ayaklanmada Çavuşesku eşiyle birlikte kurşuna dizildi. 1990

1991 SSCB dağıldı, Rusya Bağımsız Devletler Topluluğu kuruldu.

Balkanlar
ve Kafkasya'da iç savaşlar patlak verdi. 1992

1993 Irak'ın Kuveyt'e girmesiyle başlayan gerginlik, ABD'nin Irak'a saldırısıyla sonuçlandı.


Mandela, Güney Afrika'nın ilk siyah lideri oldu. Tarantino, "Pulp Fiction" adlı filmi çekti. 1994


1995 Dünyanın 7 harikasından biri olan İskenderiye Fenerine ait kalıntılar bulundu.

Papa 2. John Paul, Küba'yı ziyaret etti, Castro ile görüştü. 1996

1997 İskoç genetikçiler koyun kopyaladı. 99 yıllığına İngiltere'ye kiralanmış olan Hong Kong, Çin'in denetimine girdi.

Rusya'daki ekonomik kriz, tüm dünyayı sarstı. 1998


ekleyebilirsiniz.
D
16 yıl
::::::::Şehitler Vurulunca Değil, Unutulunca Ölürler !::::::::::::

BU YAZIYI KALEME ALAN EMEKLİ ASTSUBAY OKTAY YILDIRIM, GÜNEYDOĞU'DA YILLARCA ÇARPIŞMIŞ YİĞİT VE KAHRAMAN BİR TÜRK EVLADIDIR.

KENDİSİ DE GÜNEYDOĞU GAZİLERİNDEN OLAN VE ÜSTEĞMEN RÜTBESİNDE İKEN ORDUDAN AYRILAN HAKAN EVRENSEL‘ İN "YER EKSİ İKİ“ ADLI ROMANINDA ANLATTIĞI GERÇEK KAHRAMANLARDAN BİRİDİR.

GÖREVİ GEREĞİ YERİNDEN AYRILMADAN SAATLERCE BUZLU SUDA KALMASI NEDENİYLE DONAN AYAKLARI KESİLMİŞ VE BU NEDENLE ZORUNLU OLARAK MALULEN EMEKLİ EDİLMİŞTİR.

AŞAĞIDAKİ YAZISI YENİ HAYAT DERGİSİNDEN ALINTIDIR…





Şemdinliyi bileniniz var mı? Ya da hiç gitmişliğiniz?

Otuz iki virajları aşıp, kaymakam çeşmenin soğuk suyunu hiç içmişliğiniz var mı?

Her sabah uyandığınızda size merhaba diyen efkâr tepeyi, gomane tepeyi gezdiniz mi karış, karış?

Mayına basan aracın içinden, tam on dört metre uzağa fırlayan bir arkadaşınız oldu mu sizin?

“Yenge vallahi az önce
yanımda oturuyordu,
şimdi dışarı çıktı” diye yalan söylediniz mi karısına?

Dükkânına girip alışveriş yaptınız mı bir esnafın?

Gomane tepenin zirvesinden, içinde eşinizin, çocuğunuzun bulunduğu lojmana doğru yanarak gidip evinizin
duvarında patlayan rpg-7 ‘leri
izlediniz mi siz?

Ama yine de bulunduğunuz görev yerini terk etmeden, acaba öldüler mi, yaralandılar mı, diye sabaha kadar hiçbir haber alamadan beklediniz mi?

Ben bu insanlar rahat uyusun diye buradayım, ama neden benim aileme saldırıyorlar diye düşündünüz mü hiç.

Evinizin roketlendiği mahalleden ve hatta roketin atıldığı, makineli tüfeğin yanı başında çalıştığı evin sakinlerinden, vallahi biz bir şey görmedik dediklerini duydunuz
mu kulaklarınızla?

Her şeye rağmen deyip
görevinize devam ettiniz mi?

O patlamalardan dolayı yıllardır psikolojik tedavi gören bir çocuğunuz veya çocuğu bu yüzden tedavi gören bir tanıdığınız oldu mu?

Hiç böyle bir babanın veya Annenin yüz ifadesini gördünüz mü?

Tabancanızı evinizde bırakıp “bir şey olursa, eve girmeye çalışırlarsa gerekeni yap, son iki mermiyi de kendinize ayır, ellerine sağ geçme” diyerek her defasında eşinizle helalleşip çıktınız mı evden, ya da böyle bir tanıdığınız oldu mu?

Sürekli telsiz anonslarını dinlediği için, ilk kurduğu cümle “atışlar normal” olan bir çocuğunuz oldu mu sizin?

Lojmanın emniyetini sağlayan silahlı nöbetçilerin yanında mı oynadı çocuklarınız ve uzaktan dahi gelse, her silah sesinde o çocukların evlere, mevzilere nasıl koşturduğunu, koşarken düşenlerin nasıl yerlerde sürüklendiğini, nasıl hıçkırarak ağladıklarını gördünüz mü hiç?

Bu gün yaşanan olayların, ilk olduğunu mu sanıyorsunuz?

Bunları yapmadı ve yaşamadıysanız eğer, orası hakkında bildiklerinizin hiç bir kıymeti harbiyesi yoktur efendiler.
Affedersiniz bu kadar net konuşmak istemezdim ama ne yazık ki sabrım tükendi artık.

Siz oturduğunuz ceylan derisi koltuklarda belki farkında değilsiniz, belki de umurunuzda değil ama orada görev yapan insanların öncelik sıralarında, ailelerinden önce vatanları geliyor, yeminleri geliyor.

İşte bu yüzden mevzilerini terk edip ailelerinin yanına koşmuyorlar.

Biz de onun için koşmadık zamanında görevimizi bırakarak. Yüreğimiz titreyerek bekledik ama görevimizin başında, dağda, hudutta bekledik efendiler, görevimiz bitene kadar bekledik.

Bu insanlar tüm bunlara vatanları için, üstüne el koyup yemin ettikleri bayrakları için katlanıyorlar, sizin başınızın üzerindeki, ama nasıl sağlandığını bile bilmediğiniz egemenlik örtüsünün bekası için katlanıyorlar.

Peki, onlar bu şartlar altında görev yaparken siz veya sizden öncekiler bu fedakârlıklara liyakat gösterebilmek için, geçmişte ne yaptınız?
Şimdi ne yapıyorsunuz?

Anıtlaştırılan terörist mezarlarının hesabını mı soruyorsunuz?

O cenaze araçlarının görevlendirme emrinde kimlerin imzasının olduğunu mu araştırdınız?

Başbakana güç gösterisi yaparak “uçaklardan ve validen hoşlanmadık, ayrıca dağdakilerden vazgeçmeyiz” diyenlere mi hesap sordunuz yoksa?

Ya bütün kutsal değerlerimize söverek ayaklanan kalabalıklar, onlara devletin varlığını mı hissettirdiniz?

Baldırı çıplak peşmergelerden tutun da, Danimarkalısından, Hollandalısından, Rum'undan duyduğunuz her türlü hakaret ve aşağılamaya cevap mı verdiniz?

Roj TV muhabirlerinin nasıl olup ta olaylardan 3 dakika sonra canlı yayın yaptığını mı buldunuz?

Bir el bombasının nasıl olup ta o kadar hasar medyana getirdiğini mi, Almanya ile yapılan telefon konuşmasını mı, o kalabalığın nasıl bir anda örgütlendiğini mi, araştırdınız?

Arabası parçalanarak yakıldıktan sonra, şerefsizce ve insafsızca dövülerek komaya sokulan uzman çavuşu mu, evi kurşunlanan polisi mi, okulunda tartaklanıp kovalanan asker çocuklarını mı, araştırdınız?

Bütün bu eylemleri kimin planladığını ya da organizasyonu kimin veya kimlerin yaptığını mı, o gün halkı sürüsünü idare eden bir çoban maharetiyle kimlerin idare ettiğini mi araştırdınız?

Hayır, bunların hiçbirisini yapmadınız.

Siz ne yaptınız peki?

Sizin farkında bile olmadığınız değerler için orada görev yapan bir astsubay ve bir uzman çavuş bulup, sonra bütün aydıncıklar, sağduyucular, mozaikçiler, üst kimliği, yan kimliği, alt kimliği olanlar ve hatta kimliksizler, sonra dalkavuklar, sendikacılar, susurluk paranoidleri, Soroscular, hülasa ne idüğü belirsiz, ne kadar adam varsa etrafınızda, bila istisna topunuz bir koro nizamında toplanıp, koroyu kimin yönettiğine bile bakmadan -ki ben bundan emin değilim- Vurun Kahpeye konseri verdiniz.

Yanlış şarkıyı çalıyordunuz ama çaldınız, sesler, akortlar, notalar hep bozuktu ama yinede çaldınız, orkestra şefi, müzik demişti nasılsa.

Şimdi yapılan araştırmalar neticesinde şu anda bile kuvvetle muhtemel olan sonuç çıkarsa ki bu sonuç, olayların altından terör örgütü ve onunla beraber bazı gizli servislerin çıkmasından doğacak sonuçtur, o vakit ne yapacaksınız?

Allanıp pullanıp önüne çıkarak, tek tek arzı endam ettiğiniz o basına (!) bu defa ne söyleyeceksiniz?

Acaba yapacağınız hangi açıklama ile durumu kurtarmaya çalışacaksınız?

Bir açıklamanız var mı efendiler?

Daha doğrusu bir B planınız var mı?

Ama bana sorarsanız, sizin minik kafalarınızı böyle şeylerle yormanıza gerek de yok zaten. Zira sizin adınıza orkestra şefi düşünür, besteler, önünüze koyar ve size de yine icra-i sanat etmek kalır ki bu, yani başkalarının bestelerini okumak zaten sizin en iyi yaptığınız şey değil midir?

Ne demişler gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım.

Yapın efendiler; vazifenizi yapın, hem de gözünüz kapalı yapın.

Açarsanız gözünüzü belki Türk Bayrağına sarılı tabutları görürsünüz, ağlayan ailelerini, yetim çocuklarını görürsünüz de vicdanınız depreşir, vazifeniz yarım kalır.


Sonra ne der Avrupalı, değil mi?

Hatta bakın ne diyeceğim; asın gitsin o astsubayla uzman çavuşu, Şemdinliyi, Yüksekovayı, Hakkâri’yi de Belediye Başkanlarına teslim edin, seçilmiştir nihayet atanmış değil.
Öyle Valiye filan da gerek yok canım, boşa zahmet. Tayin et, beğenmediler değiştir, ne lüzum var efendim. Bir Belediye Başkanı ile ulemadan bir zat-ı muhterem yeter de artar bile.

Siz de bu arada sanatsal sergiler açın, fotoğraf çekin, resim yapın, medeniyetleri buluşturun, dinlere diyalog kurdurun.

Şehirleri, köyleri, mahalleleri hatta ev ev ayırsınlar Türk Milletini, size ne gam efendiler.

Siz fotoğraf çekmeye devam edin. Fakat unutmayın ki bir gün sizin de bir fotoğrafınızı çeken çıkar elbet. Ama o fotoğraf hangi salonlarda, nasıl teşhir edilir bilemem. Malum ya yaşlı tarih; fotoğrafları çekilip, tozlu sayfalarında bir yerlere asılmış liderlerin, fotoğrafları ile doludur.

VARLIĞIM
TÜRK
VARLIĞINA
ARMAĞAN
OLSUN…


OKTAY YILDIRIM
27 Kasım 2005



Ruhları Şad Olsun.

Not: Konu daha önce verilip verilmediğini bilmiyorum. Verilmiş ise bile görmeyenler görüp, görenler tekrar hatırlarmış olurlar. Saygılar..
D
16 yıl
Dünya bilim tarihi yeniden yazılmalı mı?
Dünya bilim tarihi yeniden yazılmalı

Müslümanların 8-16. yüzyılları arasında tüm ilim dallarında önemli buluşlara imza attığını belirten dünyaca tanınmış İslami İlimler uzmanı Prof. Dr. Fuat Sezgin, "dünya bilimler tarihi yeniden yazılmalı" dedi. Modern dünyanın oluşumunda İslam alimlerinin büyük emeği olduğunu söyleyen Sezgin, "İslam medeniyetinin gerilemesinin nedeni din değildir" dedi.


Dünyaca tanınmış İslami İlimler uzmanı


Prof. Dr. Fuat Sezgin
Dünyanın en önde gelen bilim tarihçilerinden Prof. Dr. Fuat Sezgin, 24 Ocak 1924 tarihinde doğdu. Sezgin,1951 yılında İstanbul Üniversitesinde doktora derecesini; 1954 yılında yine aynı üniversitede doçentlik derecesini almıştır. 1966 yılında Frankfurt Üniversitesi'nde profesör olmuştur. Prof. Sezgin, İslam dünyasındaki belli başlı kütüphaneleri tarayarak şimdiye kadar bilinmeyen pek çok sayıda el yazma eseri gün ışığına çıkarmış, derlediği kaynaklardan yararlanarak şu ana kadar 12 cildi bulan dev bir eser yazmıştır. İslam biliminin katkılarını somut olarak gözler önüne sermek için Müslümanların buluşlarının sergilendiği bir müze kurmuştur.


ME'MUN DÖNEMİNİN HARİTASI
Goethe üniversitesinde İslam bilim tarihi müzesi kuran Sezgin, burada, müslüman bilimadamlarının geliştirdiği araç-gereçleri yeniden üreterek sergilenmesini sağladı. Bu yerküre, miladi 8. yüzyılda Halife Me'mun döneminde hazırlanan haritanın bir benzeri ve aynı müzede sergileniyor.

RÖPORTAJ: TURAN KIŞLAKÇI
Modern bilimin temelini Müslümanlar attı diyebilir miyiz? Modern ilimlerin temelini Müslümanlar oluşturdu demiyorum. Bu bir bakıma doğru. Fakat, ben ilimler tarihine bir bütün olarak bakıyorum. Bilimler tarihi bütün bir insanlığın tarihidir. Bunda birçok kültür merkezleri zaman zaman faal olarak ortaya çıkar. Bir kısmı pasif olarak kalıyor. Ancak, faal olarak ortaya çıkan kültür merkezlerinin yerleri, ilim adamlarının dikkatini celbediyor.

Modern bilimlerin ortaya çıkış realitesini izah etmeye çalıştığınız zaman, İslam kültür dünyasının bilim dünyasında yaratıcı bir yeri olduğunu görürsünüz. İslam bilimlerinin ortaya çıkışının da birçok sebebi var. Ondan evvel Yunanlıların, İranlıların, Hindlilerin büyük payı olmamış olsaydı, Müslümanların ilim tarihi diye bir şey olamazdı. Yani sıfırdan başlayamazlardı. Bu Yunanlılar için de geçerli. İlimler tarihinde Yunanlılara da büyük yer ayırıyorsak bunu gözardı etmememiz lazım. Yunanlılar da sıfırdan başlamadılar. İlimler tarihinin muayyen bir noktasından başladılar.

Yunanlılar aldıkları ilimleri büyük miktadra sistamatize ettiler ve tertiplediler. Onlara büyük borcumuz var, bunu inkar etmemek lazım. Yunanlılar büyük iş yaptılar. Ondan 800-1000 yıl sonra onlarda duraklama dönemi yaşadı. Artık yeni bir merhalenin başlaması için, yeni bir muhitin ortaya çıkması, yeni bir ruhun gelmesi ve yeni şartların oluşması gerekiyordu. İşte onların duraklamasından 700 yüzyıl kadar sonra İslam ortaya çıktı. Yunanların duraklamaya girmesiyle ilimler tamamen durmuş değildi. Küçük çapta ilerliyordu. Özellikle Akdeniz havzası içerisinde çok büyük kültür merkezleri vardı. Fakat, bunlar büyük bir yaratıcı hamlede bulunamıyorladı. İşte İslamiyet'in gelişiyle böyle bir muhit oluştu. İslam tüm kültür merkezlerini kendi içerisinde topladı. Bu ilimlerin temsilcilerini bağrına basan İslamiyet onlara hiçbir zaman ecnebi muamelesinde bulunmadı. Onlara büyük bir tolerans gösterdi.

Burada dinin kendisi bizzat yaratıcı kuvveti verdi. İlmi teşvik etti. Bazıları İslam'ın menfi rol oynadığı iddiasında bulunuyorlar fakat bunun hiçbir tarihi realitesi yok. Bunları bir tarafı bırakalım. İslam'ın ilme karşı büyük bir teşviki var. İlme karşı büyük bir susama vardı. Düşünebiliyor musunuz, çölden gelen bedeviler, bir anda ilme önem veriyor ve okur-yazar oluyorlar. Benim kanaatime göre, 8. yüzyılın sonlarına doğru İslam dünyasında gelişen okuma-yazma oranı, tüm dünyadaki toplumların okuma-yazma oranından daha fazla idi. Bir yüzyılda İslam kültür dünyası böyle hamle kazandı. Artık ilmin bütün yolları açılmıştı. İlmi her yerden almaya hazırdılar. İskenderiye, Antakya ve Şam mektepleri gibi ilmin eski merkezleri birden bire İslam dünyasının içerisinde kaldı. Öte yandan, 8. yüzyılın ortalarından dönemin halifeleri Hind medeniyeti ile tanışıyorlar. Onlarla temasa geçiyorlar. Abbasi Halifesi el Mem'un, İslam'ın 150. yılında Hind medeniyetinden birçok ilim adamını, astronomları, doktorları, Bağdat'a davet etti. Hintlilerin büyük astronomi ve matematik kitabı Siddhata'yı, Arapça'ya 1 veya 1.5 yıl içinde çevirdi. Yunanlıların tanımadığı sıfır sayısı ve trigonometrik elamanlar, böylece İslam dünyasına girdi. Bu Müslümanlar için büyük bir girişti. Müsbet tecessüs unsuru ilimlerde çok önemlidir. Hicri 2. yüzyılın sonlarına doğru Halife, bir alimi Hindistan dinleri üzerine kitap yazması için bölgeye gönderiyor. Bunu iyi okuyun ve buradaki toleransa bakınız.

Tüm bu gelişmelere rağmen İslam dünyasının gerileme nedeni olarak din gösteriliyor. Bu konuda ne dersiniz?

Hayır, katiyen. Eğer öyle olsaydı kabul etmek zorunda kalırdım. Ama öyle değil. Din bilimi teşvik etti. Bugün Müslümanlara düşen görev tarihlerini çok iyi bir şekilde ortaya koymak. Gerileyişin nedeni din değildir. Başka tarihi sebepler var. Müslümanları yanlış düşünce ve kompleksten kurtarmak lazım. Müslümanların kimya, fizik, fizik, tıp, sosyoloji ve tarih alanında ortaya koyduklarını kimse bilmiyor. Biliyorum diyenlerin de bilgisi yarım yamalak. Bundan dolayı modern tarihi yeniden yazılmalı. Herkes İslami ilimlerin dünyaya kazandırdıklarını bilmeli.

Genetiğin babası Cabir Bin Hayyan



"Modern bilime" yön veren Müslümanların önemli çalışmalarından örnekler verebilir misiniz?

Evvela şunu belirteyim. Bir ilim diğer sahalardaki ilimlerin desteği olmadan büyük çapta bir tekamül gösteremez. Eğer bir kültür merkezinde bütün sahalarda şartlar müsaitse, tüm alanlar birden bire gelişir. İslami ilimler hakkında az bilgisi olanlar, İslam medeniyeti sadece astronomi ve matematikte çok iyiydi diyorlar. Fakat bu doğru değil. İslam medeniyeti her ilim dalında büyük gelişme göstermiştir. Her şeyde zirveydi. Şimdi diyorsunuz ki, bu konuda misaller zikredin. Hangi konuda zikredeyim. Her ilim dalında onlarca örnek verilebilinir. Fakat burada önemli olan şu. İlimlerde önemli olan bazı prensipler vardır. Bun prensipler ne zaman ortaya çıktı, bilim adamını bunlar ilgilendirir. Örneğin Müslümanlar, nazariye (kuram) ile tecrübe (deney) arasında muvazeneyi ifade eden bir mefhum ortaya çıkardılar. Buna "Mizan" adını verdiler. Daha sonra İslam bilginlerinden Farabi geliyor ve diyor ki, tecrübe (deney) ile nazariye (kuram) de yeterli değil. Muhayyile (imge) de önemlidir diyor. Önce tahayyül edeceksiniz. Muhayyilenizde birçok şeyi yaratacaksınız. Sonra da nazariyeyi kuracaksınız. Böylece nazariye sizi tecrübeye sevkedecektir. İşte bir ilimin oluşması için bunlar önemli. Tıp, fizik, astronomi, felsefe alanında yaklaşık 200 eser kaleme alan Cabir b.Hayyan aynı zamanda bugün bildiğimiz genetiğin babasıdır da. Hayyan şöyle diyor: "Allah bize fiziki kanunlar vermiştir. Bunlarla bitki, hayvan hatta insanın benzerini yapabiliriz. Allah beşere öyle kabiliyetler bahşetmiş ki, bununla beşer kainattaki tüm sır perdelerini çözmeye muktedirdir." Bu sözler 8. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış olan ve atomun parçalanabileceğini ilk bulan alim Cabir bin Hayyan'a aittir.

Müslüman alimlerin eserleri intihal edildi

Batı'nın İslam dünyasındaki bilimi görmezlikten gelmesinin nedeni nedir, sizce?

İslamiyet ortaya çıkışının 2. yüzyılında İspanya'ya (Endülüs) ayak bastı. İslamiyet İspanya'ya ayak basmasıyla kendi kaderini çizdi. Yeni bir dinin temsilcisi olarak oraya gitti. İnsanları ilmiyle dehşete düşürdü. Orada yaşayan Hıristiyan ve Yahudileri etkiledi. İslam oraya girmesiyle onların şuur sahalarına girmişti. Bu onları uyandırdı ve Haçlı seferlerine itti. Bir kördüğüm şeklinde olsa da, papazlar, Müslüman alimlerin kitaplarını Latince'ye tercüme ederek bilimsel gelişmenin ilk adımlarını atıyorlardı. Yahudiler ağırlıkta olmak üzere, tercümeyi papazlar yapıyordu. Çünkü Avrupa'da başka okuma yazma bilen yok gibiydi. Bu arada, Batı bilimini sanıldığının aksine din adamlarına borçlu. Avrupalılar; Sicilya ve Endülüs'te tercüme edilen İslam bilginlerinin eserlerini kaynak göstermeden intihal ediyorlardı. Eserlerin isimlerini değiştiriyorlardı. Bu yüzden Batı uygarlık ve biliminin temeli aradaki İslam bilimi atlanarak ondan önceki yüksek medeniyet olan Yunanlılara izafe ediliyor. Örneğin 13. yüzyılda yaşayan Raymondus Lullus adındaki papaz, az Arapça bilmesine rağmen, Avrupa'da Arapça eğitim veren veren merkezler kuruyor ve Müslümanları kendi silahları ile vuralım diyordu. Kitaplar yazıyor ve büyük bir alim olarak geçiniyordu. Fakat, bundan 50 yıl önce ortaya çıktı ki, bu adamın 70'e yakın eserinin hepsinin Arapçaları vardı. Yani bunların hepsi Arapça'dan tercüme edilmişti.

Müslümanlar Yunanlılardan ilim aldılar. Düşmanımızdan ilim alıyoruz diye bir düşünceleri yoktu. Örneğin, Müslümanlar Aristo için "Muallimul Evvel" tabirini dahi kullanıyorlardı.

Kaynak

Haber hiçbir kitleye mesaj niteliğinde paylaşılmamıştır. Beyin jimnastiği bab-ından fikirlerinizi birbirlerimizin fikirlerine saygı çerçevesinden yaklaşırsak pencereden dünyaya 180dereceden bakmak ile göremediğimiz ama farkında olduğumuz arkamızı da kestirebiliriz. 180derece bakabilen bir insanla 360derece bakabilen bir insan arasındaki farkı açıklamama gerek yok sanırım! Buna istinaden konuya cevap yazacak olan arkadaşlarımızın seviyeye uygun hareket etmesini rica ediyorum (temenni) Desem de konuyu sabote etmek isteyen arkaşların çıkacağını düşünmeden de edemiyorum. Sınırları aşan bir olumsuz sonuca ya da sonuçlanma durumunda değerli yetkilelerden konunun kilitlenmesini saygıyla istirham ediyorum.
DH Mobil uygulaması ile devam edin.
Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin.
Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.