Donanım Haber

Uygulama ile Aç
Kayıt

Yarbay
30 Eylül 2007
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
18 üye
Görüntülenme (?)
312 (Bu ay: 38)
Gönderiler Hakkında
geçen hafta
Sabahın köründe sokaklarda simit satan 7 yaşındaki çocuk

Duyar kasmayacağım,


Vicdan istismarı yapmayacağım.


Ama böyle de bir durum var. Bir olgu var.


Bu gözler gördü onu.



Sabahın köründe 10 yaşındaki çocuğumu okula götürüyorum,

Başına bir iş gelmesin diye sürekli elinden tutuyorum.

Karşıdan karşıya geçerken yola üç defa değil, 5 defa bakıyorum.

Gözümden bile esirgiyorum.



İşte o zaman gördüm bu çocuğu.


Eski bir saklama kabına simitleri doldurmuş, simit satıyor.


Tek başına


Yaşı 7-8 var yok. Nerden biliyorsun diyeceksiniz, 6-7 yaşlarında bir çocuğum daha var, bu çocuk onla aynı boyda vardı yoktu.


Normalde dışardan birşey almam . Bu çocuktan iki tane simit aldım, parayı elimden alırken baktım, elleri titriyor. Korkuyor, çekiniyor, hırpalanmış, Allah bilir başına neler gelmiş


Ben 10 yaşında dana kadar çocuğumu elinden tutarak okula götürüyorum.


O çocuk, o yaşta, tek başına tehlikeli caddelerde, sokaklarda dolaşmak zorunda kalıyor.


Simitlerinin hepsini alsan, ertesi gün mecbur gene çıkacak işe.


Eline bir avuç para versen, başındaki yetişkin kimse, elinden alacak parayı, gene işe salacak.


Bu çocuk ne olacak?


Suç kimin?


Ne yapılabilir?



Sabahın köründen beri, gözlerim ağrıyor. 40 yaşında adamım, gözyaşlarımı tutuyorum çünkü, nerde bırakırım artık bilmiyorum.


Ne yapmam lazım bilmiyorum

2 hafta
Beynam-Ankara Alternatif Güzergah?

Her pazar aynı terane


Anlamsız , nedensiz, sebepsiz bir şekilde Ankara Konya Yolu Konya yönünden Gölbaşı'na varmadan kilitleniyor,


taaaaa Çevre yolu bağlantısına kadar kıdım kıdım kıdım gidiyor.


Kilitlenme normalde her pazar Gölbaşı Aselsan falan oralardan başlıyordu. Bugun nerdeyse taa Bala- Karakeçili yol bağlantısına kadar gelmiş.


Her pazar gidiyorum nerdeyse bu yoldan,


Başka bir yerden alternatifi var mıdır?


Beynam'dan ya da Gölbaşına varmadan öyle bir yerden gireceğim ve Tak diye Ankara'dan içinden yırtık dondan çıkar gibi çıkacağım


Var mı bi yol?

2 hafta
Eski Kasa Suzuki Swift Nasıl?

İkinci araç olarak alınacak. Sabah sıkışık trafikte işe gidip akşam gene sıkışık trafikte işe dönmelik.


90 model olanlarından bahsediyorum. Yeni kasalarına güç yetmez, almış başını gitmiş


Birincisi direksiyonları hidrolik mi?


İkincisi sık arıza yapar mı? kronik sıkıntısı var mı?


Malum Ankara trafiğindeki insanlar biraz pislik oluyor, araç arızalanınca adama sövüyorlar, niye araban arızalandı diye

2 hafta
Feci Minibüs Kamyonet Kazası - Konya - Isparta Yolu

İnternette denk geldim. İçim bir tuhaf oldu.

Allah korusun




Bomba 32youtube
Gelendost-Eğirdir karayolunda minibüs ile elma yüklü kamyonetin çarpıştığı kaza an be an kameraya yansıdı. Kazada kamyonet sürücüsü Yusuf Kahveci olay yerinde hayatını kaybederken, 6 kişi de yaralandı.
https://www.youtube.com/watch?v=IN_wQSubU9c
2 hafta
Sizde de Değdirme İsteği Oluşturuyor mu Bunlar?

Caddede sokakta arabanızı sürüyorsunuz. Bir şekilde trafik akıyor.


En sağ şerittesiniz.


Karşı şerit ya da yan şeritte de vızır vızır araba var. Orada da trafik akıyor.


Tamamen yola odaklanmışsınız. Önünüze bakıyorsunuz, sağa sola değil.


Ama o da nesi!



Sağda bir araba dörtlüleri yakmış, durmuş. Şeridinizi kapatmış.


Mecburen azıcık sola kaykılacaksınız, ama belli de bir hızınız var. Fren de yapamıyorsunuz


Bu yüzden, yol tek yönlü ise, karşı şeride,


Yol çift yönlü ise sol şeride geçip trafik güvenliğini de riske edeceksiniz.


Artık bunu da göze aldınız, sinyal verdiniz, azıcık sola kaykılacaksınız.


Ama o da nesi!


Herif tam siz yanından geçecekken şöför tarafından kapıyı açıyor.


O da yetmiyor, koca gövdesi ile yola doğru tomalıyor.


Zaten arabası bir şerid yer kaplıyor. kendisi de gödeni ile yarım, bilemedin 3/4 şeridi kaplıyor.


İşte tam o anda, arabanın sağ dikiz aynasını herifin o koca gödenine LİPS diye yavaştan değdirip yanından son sürat yanından geçme isteği oluyor bende. Böyle makas alır gibi, italyan başbakanı berluskoninin sekreterine yaptığı gibi.



Hatta birkaçına da yaptım , Ahh noluyor lan dediler.



Arkadaş, akan trafikte araç durdurulmazzzz!


Hadi durdurdun, yola öyle lap diye çıkılmaz!

3 hafta
O Malum Şeyi Yaptıktan Sonra Gelen Pişmanlık Hissi

Her seferinde aynı hissiyatı yaşıyorum.


Yapmayayım yapmayayım diyorum gene dayanamıyorum gene yapıyorum.


Belki ihtiyaçtan belki de derinlerden gelen bir arzu bilemiyorum.


Ama ne zaman yapsam pişman oluyorum. İçimde bir yer sızlıyor sanki, bir yaram kanıyor.


40 yaşındayım gene de vazgeçemiyorum. Bilmem genç arkadaşlar nasıl dayansın?





Neden mi bahsediyorum?


TABİ Kİ SANAYİYE GİTMEKTEN!




Ne zaman sanayiye gitsem pişman oluyorum arkadaş!



Aracımın ön takımından sesler geliyordu bayadır. Gideyim göstereyim derken derken haftalar geçti. Sanayiye gitmeyi de kesinlikle istemiyordum. Çünkü biliyordum gidince pişman olacağım, hem cebim boşalacak hem de başka başka dertlerim de olacak


Ama dayanamadım. Artık gidip bir öğreneyim neymiş şu arıza dedim. Gittim, öğrendim, aks kafası bozulmuş.


Neyse dedim, yanımda para yok sonra yaptırırız.


Gelmişken bari arabanın yedek anahtarını çıkarayım dedim. Normalde yedeği yok, kaybolunca falan evde kaos oluyor, büyük sıkıntı. Yaptırayım aradan çıksın dedim.


Sora sora bir anahtarcı bulduk. Ne kadar? Sustalı alengirli 300, normali 150. İyi tamam normali olsun. Araba alengirli değil ki anahtarı da alengirli olsun.


Herif aldı eski anahtarı, yukarı çıktı, aşağı indi. aşağı çıktı, yukarı indi. Uğraştı uğraştı uğraştı.. Bir ara arabada da denedi. Bir takım aletler takıyor çıkarıyor OBD ye falan


Çalıştır kapat çalıştır kapat. Hırr güm hırrr güm, Araba dizel, normalde her çalıştırışta ışıkların sönmesini beklemesi lazım, ama ne gezer, ha babam çeviriyor, kapatıyor, hro hro, arabanın anasını ağlattı.


Dedim ustadır, bildiği vardır. Çok da şiyitmedim. Nerdeyse bir saat uğraştı. Sonra tamam dedi, elime kömürlük anahtarı gibi yamuk yumuk birşey verdi. Araba anahtarı demeye bin şahit ister. Üstünde de başka bir markanın çakma logosu. Anahtarı beğenmedim, bari dedim logosu benim arabadan olsa olmaz mı? Ne yazık ki elimde yok dedi.


İyi dedim, bindim arabaya , bir de baktım, göstergede eşşek kadar ERRRORRR yazısı yanıp yanıp sönmekte!


10 senedir, 250 bin kmdir aynı aracı kullanıyorum, her türlü arızasını gördüm , ama böyle bir uyarı ne gördüm ne duydum. En ağır arızada bile ERRROR vermedi araba. Windows mavi ekranı gibi kocaman kaplamış göstergeyi. Ne km gösteriyor ne başka birşey.



Dedim bu ne?


Ha o mu dedi anahtarcı. Benle alakası yok, önceden de varmış.


Dedim önceden yoktu?


Dedi ki ben birşey yapmadım, benle alakası yok. Sanki demin harala gürele arabayı kurcalayan o değil.


İyi dedim senle alakası yok da nasıl sönecek bu yazı diye sordum herife.


Bilmem bir yerde elektronikçi beyinci bilmemne var, ona git dedi.


Tamam dedim, çıktım gittim dediği yere.



Elektronikçi beyinci bilmemne demesin mi anahtarcı bozmuş bizle alakası yok.


Yahu tamam sizle de alakası yok da, nasıl düzelecek bu dedim?


Anahtarcı bozmuş, o düzeltecek dedi.


Tekrar dön anahtarcıya.


Anahtarcı, kapının önüne çıkmış, nedense keyif cüğarası tüttürmekte.


Dedim abi, sen bozmuşsun sen yapacakmışssın.


Anahtarcı benle alakası yok dedi.


İyi dedim, senle alakası yok , nasıl sönecek bu?


Bilmem bilmem nerde, göstergeci bilmemne var, ona git dedi.


İyi dedim, çıktım gittim araya araya sanayinin içinde göstergeciyi buldum. Bu arada bir sürü kaza riski de atlattık.



Göstergeci sıra sıra göstergeleri dizmiş, dedi sen bekle işim çok.


Herhalde arabaları galerilere hazırlıyorlardı bilemedim , ama orda da bir yarım saat 45 dk bekledik.


Sonra geldi göstergeci, hemen paldır kültür göstergeyi sökmeye başladı. Çatır çutur tırnakları kırdı falan.


Abi dedim noluyor? Beyinde değil midir arızası? Göstergeyi sökmeye gerek var mı?


Ha dedi, evet beyni bağlayacağız.


Getirdi bir kabloyu ODB ye taktı. Kablo bahçe hortumu gibi, bir ucu benim arabada, diğer ucunu da taaa dükkanın içindeki karanlık bir dehlize doğru gidiyor. Hayatımda ilk defa böyle bir ODB kablosu gördüm, rahat 50 metre uzunluğu var.




Kablo içerde adam, karanlık bir yerden uğraşıyor.


Kabloyu takip ede ede karanlıkta adamı buldum. Kablo karanlıkta bir bilgisayara takılmış, adam bilgisayarın başına oturmuş, ekranından Matrix filmi gibi kodlar akıyor.


Sigarasını masaya silkeledikten sonra dedi ki; abi senin gösterge çökmüş.


Dedim nasıl çöker yerinde işte? Yok abi dedi, yazılımı çökmüş.


Eee dedim ne olacak?


Yeni yazılım atacağız. İyi dedim ben de atın bari, fiyat nedir?


Ben de bekliyorum ki 50 diyecek-60 diyecek. Bugün 50 lira verdim mi göstergeye, Windows 10 bile kurarlar dedim ne olacak.


Demesin mi? 700-800 lira tutar!


Dedim Nöööööeeeyy!


Dedi abi ,işine gelirse.


Kalsın dedim sağolun, kabloyu gene takip ede ede o karanlık dehlizden çıkıp arabayı buldum. Kabloyu çıkarıp anahtarı kontağa soktum.



Bir de ne göreyim! Errrorrr yazısı gitmiş!


Nasıl oldu niye oldu bilmiyorum ama gitmiş.


Sessizce kapıyı kapattım, arabayı çevirip evime yollandım.





NOT: Kurgu değildir, bizzat yaşadım. Edebi dille süsleme vardır ama abartı yoktur. İsteyene özelden anahtarcı , beyinci ve göstergecinin adını verebilirim.

4 hafta
Geleceğin Dayıları Geliyor: 70-80 Doğumlular (Bir Kenara Not Edin)

Hepimiz sokak röportajlarını izliyoruz.

Gencin birine mikrofon uzatılıyor, ki o genç genelde X kuşağı. Ekonomi nasıl vs diye soruluyor.

Mikrofonu bulan genç tam veryansın edecek, arkadan hoop göbekli bir dayı koşa koşa geliyor.


"Nasıl kötüymüş, hele o cebindeki telefonu bir çıkar !" diye sağlı sollu girişiyor.


İşte o dayılar, aslında hepimizin emmisi, dayısı, eniştesi.


Çoğunluğunun hem kendi oturdukları evleri, hem de kirada birden fazla evleri var.

Çoğunluğunun altında güzel bir araba var.

Çoğunluğunun geçim derdi yok. Emekli maaşları var ve cumayı kaçırmadıkları halde faizde tıkır tıkır işleyen birikimleri var.

Çoğunluğunun siyasi tercihi malum, çünkü iyi kötü bir çıkarları var. Hiç para almayanı bile bayramdaki1000 liralık emekli ikramiyesine tamah.


Genellemeler iyi değildir , ancak bir bakın çevrenize çoğu böyle, rahat ve huzurlular. Bu yüzden de dünya yansa umurlarında değil.



Ancak şimdilerde bu dayılardan çok daha tehlikeli bir nesil yetişiyor ve kimse tehlikenin farkında değil.


Geç X Kuşağı ve Erken Y KUŞAĞI.


Yani benim de içinde olduğum aşağı yukarı 1970-1980 doğumlular.


Hemen çevrenizdeki bu yaş grubuna bir bakın.


Çoğunluğu işini gücünü bulmuş. İşsizi çok az (Gençlere kıyasla)


Çoğunluğu 4000 TL üzeri maaş alıyor (TR şartlarında iyi para)


Çoğunluğu kirada değil kendi evinde oturuyor, üstelik bu evleri dayalı döşeli.


Çoğunluğunun altında 150 K ve üzeri arabası var. Honda Civic ve VW Golf favorileri. Bir araştırma yapılsa yeni kasa Civic'in %90 sürücüleri bu kuşak


Çoğunluğunun ortalama üstü bir yaşantısı var. Her sene tatile gidiyorlar. Haftasonlarını piknik..vs gibi dolu bir aktivite ile geçirebiliyorlar.


Çoğunluğunun marka takıntısı var. En kötü giyineni Adidas, Nike'dan aşağı düşmez. Columbia, Salomon, Jack Wolfskin, North face affetmezler. Burada parantez açarsam ; bunun başlıca sebebi, Özal döneminde Türkiye'nin dışa açılması ve bu dönemde ithal markaların birer birer ülkemizde boy göstermesi. Bu dönemde çocuk olanların işte bu yüzden marka takıntısı var. X kuşağında bu kadar marka takıntısı yok


Çoğunluğunun konformist bir yaşantıları var. Pazarları sucuklu yumurta, evde plazma TV, Ücretli yayın, her gün etli yemek..vs gibi ufak ama bazı insanlara göre lüx olan şeyler, onlar için vazgeçilmez.


Çoğunluğu kur farkı az iken yurtdışına ve avrupa'ya gidebildi. Hiç gitmedim diyen en kötü Gürcüye gitmiştir.


Çoğunluğu , şimdikilerin yaşadığı gibi iş bulma..vs konularda yoğun bir sıkıntı çekmedi. Evlenecek kızı bile kolay buldular lan!




İşte bu yüzden ben bu nesli tehlikeli görüyorum. İşte bunlar geleceğin dayıları olacak.


Sokak röportajlarında geleceğin genç kuşağını ezecek.


Bir kenara not edin.






https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/90/11/a0/9011a092b48973f1ec0225650772b4ab.png&t=0&width=480&text=1
4 hafta
Kusura Bakmayın da Esnaf Doymuş, Boşa Kimse Ağlamasın

Birkaç alacağım şey vardı. Normalde alışveriş için dışarı çıkmam, en ufak şeyi bile internetten sipariş eder hale geldim.


Ama bu kez bir çıkayım, esnafımız da kazansın dedim. Bindim otobüse Ulus'a gittim.


Aldığım ufak tefek 3-5 liralık elektronik malzeme .


Ama bir tavırlar, bir dudak bükmeler, kendimi o kadar mahcup hissettim ki. Sanki adamdan minnetle alıyorum. Bir ürünün alternatifini sormaya korkar oldum, hadi git işine birader der gibi bakıyorlar , canım sıkıldı.


Alacaklarımı aldım, ordan geri döndüm.


Tekrar otobüse doğru yürürken yol üzerinde elektrikli süpürge malzemeleri satan bir yer gördüm. Aklıma geldi, evdeki makinaya toz torbası alayım dedim. Normalde internetten alıyoruz.


Neyse, o arada evi de telefonla aradım, makinanın marka modelini söyleyeceğim, toz torbası isteyeceğim.


Bir yandan elimde telefon evdekilere makinanın marka modelini soruyorum, diğer yandan da dükkana girdim.

Ama ne olduysa toz torbasının ismi aklıma gelmedi. Düşün düşün aklıma gelmedi.


  • Abi fakir XXX marka süpürgenin içine konan şu şeyden var mı?

Adam aval aval bakıyor bana.

  • Abi hani içine koyuyoruz ya , hani şu...


Yok ondan bizde! demesin mi adam. Halbuki rafta sıra sıra duruyor ama aklıma gelmedi ismi işte. Hayır süpürgeye başka ne konabilir ki??! Kaç tane alternatifi var?


İyi tamam dedim çıktım.


Moralim bozuldu.

geçen ay
Şu sese yorumunuz nedir?

Kağıt koyunca da aynısı yapıyor


Sürüş Ustasıyoutube
konica minolta magicolor 2400w printer problem
https://www.youtube.com/watch?v=T3nzzcVNmPk
geçen ay
Bu Jantın Üstündeki Şey Ne Ola ki?

Enterasan birşey . bu ara çok görür oldum. koruyucu gibi birşey ama isminin ne olduğu bilmiyorum.





https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/43/d3/db/43d3db25f13c32c05e9377ac4f90d940.png&t=0&width=480&text=1
DH Mobil uygulaması ile devam edin.
Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin.
Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.