Donanım Haber

Uygulama ile Aç
Kayıt

Yarbay
04 Aralık 2006
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
5 üye
Görüntülenme (?)
44 (Bu ay: 1)
Gönderiler Hakkında
11 yıl
Arsenal İddada Value
Tüm bürolarda neredeyse 1,80'in altı görüldü, maç sonucu 1'e sağlam bir yüklenme var. Açılışta 2 lira olan Arsenal galibiyeti şu an ortalama 1,73 iddada ise 1,80. Bana göre ev sahibi galip gelecektir, değerlendirmek isteyen olur diye bilgilendirmek istedim.
Yanına Everton 10 çifte şans. Bir de Newcastle veya Aston Villa galibiyetlerinden birisi denenebilir.
Bol şans.
11 yıl
Ajax Maçına Dikkat
Akşam oynanacak Ajax maçında sistemci arkadaşlar ev sahibini deneyebilirler. Ben 1,40'tan Ajax aldım fakat anlamadığım bir şekilde Ajax'ın ganyanı 1,55'e çıktı, rakibin de iddada 7 lira olan ganyanı şu an oynadığım sitede 4,75'e geriledi. Ben diğer kuponlarımı da düşünerek 10 çifte şans ev sahibine verip bir kupon daha yapacağım. Çünkü Ajax'a verdiğim kuponlara yattı gözüyle bakıyorum şimdiden.

Bir de bugünden kazanacaklarını düşündüğüm takımları yazmak istiyorum; (tavsiyelerim netten oynayanlar içindir, iddada verilen ganyanlar için bu risk göze alınmaz)

Lyon
Valencia
Barca
Spartak M.
Chelsea ve
Arsenal.

Bol şanslar

imla...
11 yıl
599 Buducnost P - Brondby - 2 (1.65) Value
Ev sahibi hükmen galip gelerek (3-0) turu atladı, yani buraya kadar gelmeleri bile normal değil. Ganyanlarda da ciddi bir düşüş var, bazı bürolarda 1.54'e kadar geriledi. Maç saatine kadar daha da gerileyeceğini düşünüyorum. Ben kuponlarımda değerlendireceğim, kısmetse sezonu açıyorum bugün.

Bol şans herkese.
11 yıl
McDonald's FIFA World Cup Fantasy
Konuyu araştırmadan açtım, verildiyse silinebilir.

Turnuvayı takip edenler için eğlenceli bir oyun, euro 2008'de de benzer bir konu vardı, DH adına bir lig kurulabilir diye düşündüm

http://en.mcdonalds.fantasy.fifa.com/M/home.mc
12 yıl
770TA-UD3 AMD 770&SB710 AM3 DDR3 1866(O/C) USB 3.0 SATA3
Tam sistemi topladım herşey tamam derken Vatan Bilgisayar ve anakart sorunsalına takıldım

Benim alabileceğim düzeyde neredeyse hiçbir kart Vatan'da yok(Topkapı), ben UD3H almayı düşünüyordum fakat hem bu hem de diğer kartların olmaması sebebiyle işler çıkmaza girdi. (Mağaza dışı ürünü de kabul etmiyorlar)

Pazar sabahı sistemi almaya gideceğim, Topkapı stoklarında başlıkta belirttiğim anakart mevcut, sizce nasıl bir tercih olur? USB 3. 0 / E- SATA özellikleriyle UD3H'in önünde gibi görünüyor, yanılıyor muyum?

http://www.vatanbilgisayar.com/gigabyte-ga-770ta-ud3-770ta-ud3-amd-770&sb710-am3-ddr3-1866%28oc%29-usb-3.0-sata3-anakart/productdetails.aspx?I_ID=42051#divDigerResimler

Bir de ram konusunda şöyle bir ibare var bu ne demek? 1600 Mhz ramleri desteklemez anlamına mı geliyor?

Hafıza Bus Hızı: 1866 MHz / 1333 MHz

Ya da sizin önerebileceğiniz Vatan Topkapı'da bulunan bir anakart var mı?

Sistem şu şekilde olacak;

ANAKART
?

İŞLEMCİ
AMD Phenom II X4 955 Black Edition AM3 3.2GHz 8MB Cache 45nm

RAM
PATRIOT 4GB (2*2GB) VIPER II DDR3 1600MHZ CL7 DUAL KIT

SABİT DİSK
WD 640GB 16MB CACHE 7200RPM CAVIAR BLUE

EKRAN KARTI
HIS HD5770 GDDR5 1GB 128BIT ATI DX11

MONİTÖR
BENQ 21.5" G2220HDA GENİŞ EKRAN LCD

BİLGİSAYAR KASASI
LIAN LI LANCOOL PC-K56 DRAGON LORD K 550W MidT ATX SİYAH
12 yıl
LANCOOL PC-K56 ve MA785GMT-UD2H
Başlıkta belirttiğim kasa ve anakartı almayı düşünüyorum, bilgilere bakınca normal gibi gözüküyor ama montajda bir sorun olur mu acaba? Eğer olursa anakartı 3H alabilirim.

Anakart:
Yapı: Micro ATX

Kasa:
Kasa Boyutu: Middle Tower
Yapı: Micro ATX, ATX
12 yıl
1450 TL'yi Aşmayacak Şekilde Oyun Amaçlı Sistem Tavsiyesi?
Merhaba arkadaşlar,

Kardeşime bir bilgisayar almayı düşünüyorum, kullanmakta olduğumuz bilgisayar 7. senesini yarıladı, o yüzden bu süre içerisinde bu işlerden epey uzak kaldım.. Eskiden olsa kendi çapımda bir sistem yazabilirdim ancak şu an için benim toplayacağım pc sağlıklı olmaz. Güncel oyunları tam detayda açabilecek, önümüzdeki dönemlerde çıkacak oyunlarda üzmeyecek bir şey olsun istiyorum. Ayırdığım para maksimum bu ki bu da 12 taksitli hali

Şöyle bir makine var, fiyatına göre özellikleri uygun mudur sizce? Ekran kartı ve işlemcisi iyi midir mesela?

Bir de geniş ekran LCD ve vitesli bir direksiyon seti bu fiyatın içerisinde mutlaka olmalı..(Bu iki parça yaklaşık 350 lira tutar sanırım)
Bu yönde tavsiyelerinizi bekliyorum.

Teşekkürler.

http://www.vatanbilgisayar.com/hp-wb671es-intel-core2-quad-q8300-4gb-ddr3-ram-1tb-hdd-1.5-gb-nvidia-gf-gt230-win-7--basic/productdetails.aspx?I_ID=42007
12 yıl
Brezilya'lı Yıldız Shakhtar'da
Son UEFA Kupası şampiyonu Shakhtar Donetsk, 2009 Dünya U-20 Şampiyonası'nda yıldızı parlayan Brezilya'lı Milli futbolcu Alex Teixeira'yı renklerine bağladı.

Shakhtar Donetsk kulübünün resmi internet sayfasından yapılan açıklamada, 20 yaşındaki ortasaha futbolcusuyla 5 yıllık sözleşme imzalandığı ve bonservis bedeli için kulübü Vasco da Gama'ya 6 Milyon Euro ödeneceği bildirildi.

Yeni takımında vatandaşları Jadson, Fernandinho, Ilsinho, Willian ve Luiz Adriano ile birlikte forma mücadelesi verecek olan genç yetenek ise, "Geldiğim takımın son UEFA şampiyonu olduğunu biliyorum. Bu başarıya çok kulüp ulaşamıyor. Shakhtar'a yardım etmek için elimden gelenin en iyisini yapacağım. Umarım adaptasyon sürecim kolay olur. Bazı vatandaşlarım yıllardır burada ve bu yeni ülkeye alışmamda yardımcı olacaklar" dedi.

Mısır'da düzenlenen 2009 Dünya U-20 Şampiyonası'nda finalde Nijerya'ya kaybeden Brezilya'da, turnuvadaki 7 maçta da forma giyen Alex 3 gol atıp 1 sarı kart görmüş ve 'Gümüş Ayakkabı' ödülünü kazanmıştı.

Alt yapısından yetiştiği Vasco da Gama kulübünde 2008 Ocak'tan itibaren A takımda görev almaya başlayan ortasaha futbolcusu, toplam 52 lig maçında sahaya çıkmış ve 10 gol kaydetmişti.

Alex, Brezilya U-15, U-17 ve U-20 takımlarında ise 57 resmi maçta görev alıp 21 gol atarak oldukça başarılı bir grafik sergilemişti.

Hazırlayan: ÖZGÜR İNCE

Kaynak MACKOLIK
12 yıl
Panzerleri Türkler sırtlıyor
Çok acı bir durum, Fatih Hoca, Löw Mesut'u kaç kez çağıracak ki diyordu, o Löw Almanya'nın gruptaki en önemli maçında Rusya deplasmanında Mesut'u oynattı.

----------------------------------------------

Panzerleri Türkler sırtlıyor

Milli Takım'ımızın 2010 Dünya Şampiyonası finallerine katılamayacağının kesinleşmesinin ardından, kolay maçlarda alınamayan puanlar, teknik kadronun futbolcu ve oyun kurgusu tercihleri gibi konular tartışılmaya başlandı.

Türk futbol kamuoyu, Fatih Terim ve sonrasında gelecek hocayı tartışa dursun, Alman milli takımlarında yer alan gurbetçilerin toplamı 27'ye ulaştı. Birkaç yıldır süregelen gurbetçi gençler üzerindeki Türk-Alman rekabetinin önümüzdeki dönemde şiddetini artıracağı anlamına gelen bu sayının ifade ettiği başka konular bundan çok daha önemli belki de...

Panzerler'in A milli takımında Mesut Özil ve Serdar Taşçı yer alırken ümit milli takımdan 15 yaş altına kadar tüm kategorilerde gurbetçiler bulunuyor. Bir zamanlar 10'larla ifade edilemeyen milli takımlardaki Türklerin sayısının 27'ye yükselmesi bir yana şimdilerde Almanya'da takip edilmeye değer bulunan genç futbolcu sayısı 1.000'e dayanmış durumda. Aynı kategorilerin toplamında Türk milli takımlarında yer alan gurbetçilerin sayısı 25-30 arasında değişiyor. Gurbetçilerin geleceğini gören Anadolu takımları birçoğu 22 yaşın altındaki gençleri takımlarına kazandırmış vaziyette.

TÜRKİYE'DE 69 GURBETÇİ FUTBOLCU TOP KOŞTURUYOR

Diğer yandan Süper Lig'de 49'u Almanya'da yetişmiş olmak üzere 69 gurbetçi Türk çocuğu forma giyiyor. Gurbetçi gençlerin belirli bir düzeyi aştıktan sonra transfer edilmesinin çok zor olduğunu gören Anadolu takımların birçoğu 22 yaşın altında olan gençleri takımlarına kazandırmış vaziyette. Öyle ki Mısır'da düzenlenen Dünya 20 Yaşaltı Futbol Şampiyonası'na katılan Alman Milli Takımı'nda Bursa ve Kayseri'nin gurbetçileri Semih Aydilek ile Cihan Kaptan Süper Lig'i temsil eden iki isim olarak bulunuyor.

Gurbetçilerin gerek bulundukları ülke lig ve milli takımlarında gerekse Türkiye ligleri ve milli takımlarında yakın gelecekte çok daha fazla söz sahibi olacaklarını gösteren bu tablo, futbolumuzda asıl tartışılması gerekenin teknik direktör tercihlerinin çok daha ötesinde olduğunu seriyor gözler önüne. Toplamda 4 milyon gurbetçinin yaşadığı Avrupa ülkelerinde yetişen genç futbolcuların bu çıkışı Türk futbolunun altyapı konusunda halen istenilen seviyeden çok uzakta olduğunun göstergesi.

ALMAN BASININDAN MESUT ÖZİL'E BÜYÜK ÖVGÜ

Alman basını Rusya'yı 1-0 yendikleri maçta takımının galibiyet golünün asistini yapan Mesut Özil'e büyük övgü yaptı. Gazetelerde Özil için, milli takımı 'Özil sırtlıyor' şeklinde yorumlar yapıldı.

Almanya formasını giyen Türkler

Almanya U15 Milli: Okan Kürt (St. Pauli), Can Tuna (Hannover 96), Cihan Yıldız (Schalke 04), Bahadır Özkan (Hoffenheim).

Almanya U16 Milli: Robin Yalçın (Stuttgart), Levent Ayçiçek (W. Bremen), Emre Can (B. Münih), Timo Cecen (Stuttgart), Koray Kacinoglu (Duisburg), Kaan Ayhan (Schalke 04), Sercan Demirbaş (Hamburger).

Almanya U17 Milli: Özkan Yıldırım (W. Bremen), Murat Bildirici (E. Frankfurt), Okan Derici (E. Frankfurt).

Almanya U18 Milli: Onur Cenik (B. Dortmund), Yunus Malli (B. Mönchengladbach).

Almanya U19 Milli: Tarık Camdal (1860 Münih), Cenk Tosun (E. Frankfurt).

Almanya U20 Milli: Rahman Soyudoğru (Freiburg), Taner Yalçın (Köln), İlkay Gündoğan (Nürnberg), Mehmet Ekici (B. Münih).

Almanya U20 Dünya Şampiyonası Kadrosu: Cihan Kaptan (Bursa), Semih Aydilek (Kayseri).

Almanya U21 Milli: Deniz Naki (St. Pauli).

Almanya A Milli Takımı: Mesut Özil (W. Bremen), Serdar Taşçı (Stuttgart).
12 yıl
Terim’den sonra ne yapmalı? - Blazevic’in 2. zaferi | Uğur Meleke Yazıları
İki yazıyı da okumanızı tavsiye ederim.

-----------------------------------------------------------------------

* Uğur Meleke GLOKAL
Terim’den sonra ne yapmalı?


12 Ekim Pazartesi 2009


Dünkü Milliyet Spor’un sürmanşeti, Terim’in ayrılacağının kesinleştiğini duyuruyor. TFF de ulusal takımın yeni hocası için araştırmalara başlamış bile.
Teknik adamlığının en önemli kısmını, 1996-2004 periyodunu kulüp çalıştırarak geçirmiş Terim’in şu aşamada milli takımla devam etmesinin kendi kariyeri açısından da olumsuz olacağını düşünüyordum zaten. Milli maç takvimleri son derece kısıtlı, bu da Terim gibi damarlarında %10 kan, %90 futbol topu dolaşan hocalar için yeterli gelmiyor. Ulusal kadroyla yıl içinde beraber olduğunuz dönem çok az; dolayısıyla genç oyuncu tarama/takıma kazandırma, onlara karakter nakletme gibi imkânlarınız da kısıtlı... Gerek maçtan maça, gerekse oyun içinde strateji değiştirip, bunları kusursuz uygulamanız da milli takımda yapılması kolay bir iş değil. Oysa halen Terim’in gönlünde 17 yaşında bir oyuncuyu ilk 11’de oynatmak, başkalarının kulübede oturttuğu bir futbolcuyu kazanmak, bir maç üçlü/bir maç dörtlü savunma oynamak, müsabaka içinde 5 forvete dönmek gibi aslanlar yatıyor. Ama bütün bunlar, oyuncu grubuyla uzun zaman geçirmeye bağımlı. Milli takımda da olmuyor, olsa da eksik kalıyor.
Terim’in İtalya’da/İspanya’da orta sınıf bir takımı alıp en tepeye götürebileceğine hâlâ inanıyorum ben.

Milli Takım kulübü

5 yıldır kulüp çalıştırmaktan uzak olan Terim, (bilerek veya bilmeyerek) milli kadroya bir kulüp takımı hüviyeti kazandırmaya çalıştı. Esasında bu hamle bir avantajdır, zira ulusal takımlar haftanın panoraması gibi seçilmez, muhakkak sağlam bir iskeleti/ekip ruhu olmalıdır.
Ama sanırım Terim ve ekibi, bir konuda eksik kaldı: “Milli Takım kulübü”, transferi reddedemez, giden bir oyuncuya kapısını kapatamaz. Fatih, Gökdeniz, Toraman, Topuz ve benzeri örnekler ulusal birlikteliğe aykırı düştü. Kamuoyundaki adalet hissi zedelendi.
Öyleyse Terim’in yerine gelecek teknik adamla ilgili ilk beklentimiz şu: Birleştirici olmalı. Adalet duygusunu kusursuz tesis etmeli. Ama bunu, kulüp takımı hüviyetini de zedelemeden yapmalı.

Eşitlikçilik

Yeni teknik adam, Süper Lig’deki 18 takımı (hatta gerekirse 1. Ligi de) aynı hassasiyetle izlemeli. Terim gibi Giray’ı G.Saray karşısında oynayınca, Uğur Kavuk’u Beşiktaş önünde görünce ilk kez keşfetmemeli.
Milli takım, “4 büyükler karması” hüviyetine bürünmemeli, en azından canlı yayın bağımlısı olmamalı. Zaman zaman milli takım teknik kadrosu, Manisa-Antep maçında da yerini almalı; mesela Yiğit’e oradaki performansıyla forma vermeli... Anadolu takımlarındaki oyuncular sadece televizyondan yayınlanan maçlarda izlendikleri hissine kapılmamalı. Yeni milli takım teknik kadrosunun “eşitlikçi” olduğuna inanmalı.

Mesut vs. Ceyhun

Cumartesi günü Mesut Özil’i Rusya’ya karşı bir kez daha izledik. Terim’in “Löw onu kaç kez milli takıma çağıracak ki?” dediği Mesut, maçın tek golünü üretip Almanlar’ı grup birincisi yaptı, bir şutu da direkten döndü. Mesut’un maçı bittikten yaklaşık bir saat sonra başlayan bizim müsabakada onun pozisyonunda oynayan adamsa 32’lik Ceyhun Eriş’ti.
Mesut’un ulusal takım tercihi yaptığı günlerde Bild’e verdiği röportajı hatırlıyorum, Löw’ün kendisini izlemeye gelip onunla görüştüğünü, Terim’leyse hiç bire bir konuşmadığını söylemişti. Çünkü Terim gurbetçi oyuncularla bire bir muhatap olmuyor, onlarla bölge antrenörlerimiz görüşüyordu. Bölge antrenörlerimizin başarısı ortada: Udineseli Gökhan, Bremenli Mesut, Leverkusenli Eren, Stuttgartlı Serdar, Frankfurtlu Ümit başka milli formaları seçtiler. Arsenalli Oğuzhan, Kölnlü Taner, Freiburglu Ömer, St.Paulili Deniz de sırada.
Milli takımın yeni teknik direktörü kim olursa olsun, TFF, Avrupa örgütlenmemizi sağlıklı biçimde yapmalı. Daha fazla büro, çok daha iyi bir organizasyon, daha nitelikli ekip, daha hoşgörülü ve ilgili bir teknik adamla çalışmalı... Elindeki mektuplardan bahsetmek yerine oyuncuları gidip yerinde izleyen bir teknik direktörle; yıllardır göz önünde olan Turgay Bahadır’ın daha önce Avusturya Ümit Milli olduğunu bilen bir teknik ekibe sahip olunmalı.

Altyapı

Tabii Avrupa’da yetişen oyunculardan çok daha önemlisi, Türkiye’de yetişenler... Bundan böyle A Milli Takım Teknik Direktörü ne kadar değişirse değişsin, altyapı organizasyonunun korunduğu bir düzen kurulmalı. Avrupa Şampiyonası elemelerinin tam ortasında ümit milli takım hocası, Süper Lig’e (Terim tabiriyle) gelin edilmemeli (!). Milli takım altyapısı, genç teknik adamlar için Süper Lig’e hazırlık kampı olmamalı.
Almanlar, altyapının başına UEFA finalisti bir hoca Sammer’i getirebiliyorsa, biz de uzmanlığını altyapıda yapmaya karar veren iyi hocalarla çalışmalıyız. Eğer elinden geliyorsa TFF, alt yaş grubu hocalarını tutmalı, onlara daha iyi sözleşmeler önermeli, A milli takım hocasına bağımlı olmaktan çıkarmalı.

Son söz

Olan oldu, milenyumun 5 büyük turnuvasında 3 kez son sekize kalan Türk Milli Takımı, 2010 Dünya Kupası’na katılamadı. Yeni gelecek teknik adam, bir şampiyonada yarı final oynayıp bir sonraki kupaya katılamamak yerine, her turnuvada yer almanın daha değerli olduğunu bilmeli. Türk Milli Takımı, öncelikli olarak turnuva alışkanlığı kazanmalı. Ben eminim ki Türk futbolseverler de, 2012’de yarı final görüp 2014 ve 2016’ya katılamamak yerine; her üç turnuvaya gidip gruptan çıkmayı yeğleyeceklerdir.

----------------------------------------------------------

Blazevic’in 2. zaferi

UĞUR MELEKE


12.10.2009

Maaşlar arasında uçurum varBlazevic ile Fatih Terim’in aldıkları ücretler arasında da büyük bir uçurum var. Bosna Hersek’in hocası, aylık 5 bin euroya çalışırken, Fatih Terim’e 260 bin lira (yaklaşık 130 bin euro) ödeniyor.

Bosna Hersek’in hocası, Fatih Terim yönetimindeki Milli Takımımızı ikinci kez dize getirdi. Blazevic ilk olarak Euro 96’da Hırvatistan’ın başında Türkiye’yi grup maçlarında yenerken, 2010 Dünya Kupası elemelerinde de saf dışı bıraktı

Terim’in sert mizacına karşılık o, şakacı olarak tanınıyor. İsviçre’de, Bosna’da ve Hırvatistan’da orta sınıf bir sürü takımda başarısız olmuş, işsiz kaldığında sunuculuk da, muhabirlik de yapmış. Reklâmlarda samuray kılıcı bile sallamış

Blazevic’in futbolculuğunu kimse hatırlamıyor, Terim’se G.Saray’ın efsane kaptanları arasındaki yerini almış. Tabii ki o milli takıma da hiç girememiş, Türk meslektaşı 51 kez ulusal formayı taşırken... Terim’in sert mizacına karşılık, o, şakacı ve hazırcevap olarak tanınıyor.
İsviçre’de, Bosna’da ve Hırvatistan’da orta sınıf bir sürü takımda başarısız olmuş, işsiz kaldığında sunuculuk da, muhabirlik de yapmış. Reklâmlarda samuray kılıcı bile sallamış. Terim’se medyada para alarak çalışmamasını bir övünç vesikası kabul etmiş.
“Prosinecki büyük futbolcu olursa diplomamı yiyeceğim” gibi bir gafı var, ama o hikaye de Terim’in Ceyhun’u G.Saray’dan gönderip, 32 yaşında milli takıma almasına benziyor. Milliyetçi tanınıyor, Terim-Ağar ilişkisini andıran siyasi temasları da olmuş, Hırvatistan Devlet Başkanı ile dostluğu ona D.Zagreb kulübü başkanlığını getirmiş.
Terim’in parmağı koptuğunda onun iyileşmesi için bütün kent seferber olurken, Blazevic prostat kanseriyle Avusturya’da bir sağlık enstitüsünde savaşmış... Terim ülkesinde imparator muamelesi görürken, o Fransa’da tutuklanıp iki hafta hapis bile yatmış! Ama bütün bunların sonunda bir küçük ülkeyi, küçük imkânlarıyla Dünya Kupası’nın kapısına getirmeyi de başarmış. Kaybede kaybede kazanmayı öğrenmiş Blazevic...

Blazevic, 1934 (1935, belki de 1937) Yugoslavya doğumlu... Hiç kimse onun doğum tarihini tam olarak bilmiyor, kendisi de o günkü ruh haline göre yaşına karar veriyor! Boşnak-Hırvat bir aileden geliyor, kendi deyimiyle “vasat” futbol kariyerine 1968’de İsviçre’de son verip, Vevey’de antrenörlüğe başlıyor. 1982’de D.Zagreb’in 24 yıllık şampiyonluk hasretine son veriyor, 84’te kovuluyor, sonra da Hırvat milliyetçisi olarak tutuklanmak üzere olduğunu iddia edip ülkeyi terk ediyor. 7 yıl İsviçre-Yunanistan ve Yugoslavya’da çalıştıktan sonra kısa bir Nantes macerası da oluyor Blazevic’in... Ama o hikaye de Marsilya şike skandalına karışıp hapse girmesiyle neticeleniyor!

Terim’le ilk kesişme

1993-94 yıllarında Terim’le kaderleri ilk kez birleşiyor. Blazevic nihayet Hırvatistan teknik direktörlüğüne ulaşırken, genç Terim de Piontek’in ardından ay-yıldızlıların patronu oluyor.
Aynı eşofmanı iki gün üste üste giymeyecek kadar özenli Terim’le, beyaz fuları ve karizmasıyla dikkat çeken Blazevic, milli takımlarını Euro 96’ya taşımayı başarıyorlar. İkisi de milliyetçiliğiyle tanınan iki hocanın etkisindeki takımlardan sevinen Hırvatlar oluyor. Bize golü atan Vlaovic, “Türklere attığım bu golü dedem görseydi benimle gurur duyardı” demeyi de ihmal etmiyor.
2010 elemeleri öncesi Bosna kabuk değiştirmiş, 13 önemli oyuncuyla yollar ayrılmış. Blazevic, Terim’le ikinci kesişmesinde özellikle Zenica’daki maçtaki iyi oyunla bir kez daha meslektaşını alt etmiş.
Şimdi savaş sonrası yaralarını sarma uğraşındaki Bosna-Hersek, tarihinde ilk kez bir büyük turnuvanın eşiğinde... Ve 72 (ya da 75) yaşındaki gururlu Blazevic, prostat kanserini bile yendikten sonra dünyada yenemeyeceği hiçbir şey olmadığını düşünüyor. Bizim de kalbimiz Afrika yolunda kardeş Bosna ile atıyor.
DH Mobil uygulaması ile devam edin.
Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin.
Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.