Donanım Haber

Uygulama ile Aç
Kayıt

Haber Editörü
26 Mayıs 2021
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
0 üye
Görüntülenme (?)
110 (Bu ay: 59)
Gönderiler Hakkında
15 sa. önce
Aşılama hakkında uzmanlar tartışıyor: Zorunluluk mu? Teşvik mi?



Aşılar uygulanmaya başlandıktan bu yana küresel olarak aşıların isteğe bağlı mı yoksa zorunlu olarak mı yaptırılması gerektiği tartışılıyor. Şu an dünyada hegemonik olarak aşılar isteğe bağlı şekilde yapılıyor. Ancak belli teşviklerle insanların aşıya olan direnci de kırılmaya çalışılıyor. 



Örneğin birçok Avrupa ülkesi şu an aşı yaptıranlar için seyahatte mücbir sebep şartını kaldırıyor. Böylece aşı olmayanlar eğer oralara seyahat edeceklerse ya aşı yaptırmaları ya da mücbir sebep dahilinde gitmeleri gerekiyor. Yani bir anlamda daha önce tartışılan aşı pasaportu meselesi yavaşça devreye giriyor. Aşılanmaya karşı direnç olan Türkiye'de de benzer şekilde bu tartışmalar mevcut. Uzmanlar bu konuya dair zorlamanın kabul edilemez olduğunu ama teşviklerin uygulanabileceğini söylüyorlar. 





Zorunluluktan önce teşvik 



Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık, aşılamada akılcı teşviklerin uygulanması gerektiğini söylüyor. Balık'a göre zorunlu uygulamalar öncelikle halka antipatik gelecektir. Bu anlamdan halktan bir dirençle karşılaşmak gayet olası olacaktır. Bu yüzden de hastalık kontrol edilemeyecek bir noktada olmadığı sürece aşıda zorunluluk uygulamalar değil, teşvik ön planda olmalıdır.



Bazı teşvikler uygulanabilir



Öte yandan Balık'a göre özellikle 40 yaş altı gruplar aşıya karşı tereddütlü yaklaşıyor veya aşılanmayı hiç ciddiye almıyor. Ayrıca sosyal medyadaki aşı karşıtlığı da bunun artmasına yol açıyor. Balık'a göre bu tarz teşvikler konserlere, maçlara ve diğer etkinliklere çift doz aşı olanların ücretsiz olarak ulaşabilmesi şeklinde olabilir. Böylece bunu devlet yapmış olmaz ve herhangi bir zorlayıcılık da içermez.





İnsan hakları ihlali boyutuna getirilmemesi gerek



İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haluk Eraksoy da benzer şekilde aşı zorunluluğunun olamayacağını söylüyor. Kaldı ki Sağlık Bakanlığı'nın da böyle bir girişimin arkasında duramayacağını da ekliyor. Bu anlamda Eraksoy ne çeşit teşvikler uygulanırsa uygulansın aşının zorunlu olamayacağını ve bunun insan hakları ihlali boyutuna getirilmemesi gerektiğinin altını çiziyor. 



Ayrıca Bkz.BioNTech/Pfizer aşısının Delta varyantına karşı etkinlik oranı tekrar açıklandı



İlerleyen zamanlarda daha ciddi yaptırımlar getirilebilir



Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan ise aşılama konusunda daha ileri girişimlerin olabileceğini savunuyor. Bunun için de 2013 yılındaki Avrupa'daki kızamık salgınını örnek gösteriyor: Kızamık salgınında aşılama ciddi bir şekilde düştüğü için aşılanmayan insanlar okullara ve kalabalık yerlere alınmadı. Ceylan'a göre ilerleyen zamanlarda Covid-19 salgını için de bu yollara başvurulabilir. Vaka sayılarının artmakta olduğunu belirten Ceylan, yeni bir kapanmanın sorumlularının aşı yaptırmayanlar olduğunu ekliyor. 



 




Kaynak:https://www.ntv.com.tr/turkiye/asida-zorlama-degil-tesvik-uygulanmali,TEIlDTXDoEOZc-L3zHLInQ
16 sa. önce
Japonya antikor kokteylini resmi olarak onayladı



Japonya Sağlık Bakanlığı geçtiğimiz günlerde SARS-CoV-2'ye karşı antikor kokteylini resmi olarak ülke içinde kullanmaya onay verdi. Böylece "Remdesivir", "Steroid dexamethasone" ve "Baricitinib" sonrası Covid-19'a karşı Japonya'da onay alan 4. ilaç kullanıma girdi.





Ayrıca Bkz.Beta varyantı ne kadar tehlikeli? Aşılar bu varyanta karşı ne kadar etkili?



Antikor birleşimi, belirli bir yapıyı tanıyıp ona yapışmak üzere tasarlanan bir protein türü olan "casirivimab" ve "imdevimab" adlı monoklonal antikorlardan oluşuyor. Regeneron Pharmaceuticals üretimi kokteyl, ABD'de Kasım 2020'de acil kullanım onayı almıştı. İlacın, oksijen takviyesi gerektirmeyen durumlar ile ciddi aşamaya ilerleme tehlikesi bulunan hastalarda kullanılabileceği vurgulanmıştı. Kokteyl, görevi esnasında Covid-19'a yakalanan ABD Başkanı Donald Trump'ın tedavisinde kullanılmıştı. 




Kaynak:https://www3.nhk.or.jp/nhkworld/en/news/20210720_12/
dün
BioNTech/Pfizer aşısının Delta varyantına karşı etkinlik oranı tekrar açıklandı



Bilindiği üzere BioNTech/Pfizer aşısının SARS-CoV-2 Delta varyantı karşısındaki etkinlik oranı daha önce açıklanmıştı. Aşının geliştiricilerinden olan Prof. Dr. Uğur Şahin aşısının Delta varyantına karşı da koruma gösterdiği söylemişti ancak ne kadarlık bir korumaya sahip olduğunu söylememişti. 



Pfizer'ın İsrail'deki laboratuvarında yapılan küçük bir araştırmada Delta varyantına karşı etkinlik oranı %90 olarak açıklanmıştı. Ancak hemen İsrail'deki Ynet haber sitesinin İsrail Sağlık Bakanlığı verilerine dayanarak yaptığı haberde BioNTech/Pfizer aşısının Delta varyantı karşısında etkinlik oranının %64 olduğu duyuruldu. Ama bu bilgilerin hiçbirisi akademik çalışmadan gelmiyordu. 



Şimdi New England Journal of Medicine tıp dergisinde yayınlanan bir çalışmada iki doz BioNTech/Pfizer aşısının Delta varyantı karşısındaki etkinlik oranı %88 olarak açıklandı. Bununla birlikte çalışmada AstraZeneca aşısının Delta varyantı karşısındaki etkinlik oranı da iki dozun ardından %67 olarak çıktı.



Ayrıca Bkz.BioNTech açıkladı: COVID-19 varyantları için 100 gün içinde yeni aşı geliştirebiliriz



Bu araştırmanın en büyük bulgularından birisi bu aşıların ancak iki dozda gerçek bir koruma sağladığı. Tek dozlarda her iki aşı da %30 civarı koruma sağlıyor. Öte yandan yayınlana bu çalışma BioNTech/Pfizer aşısının Delta varyantı karşısındaki etkinlik oranını en doğru şekilde aktaran çalışma niteliğini taşıyor. 



 




Kaynak:https://www.medscape.com/viewarticle/955207
dün
Uzmanlara göre Türkiye'de kuraklık, yakın gelecekte sorun yaratabilir



Küresel iklim değişikliği sebebiyle Türkiye'de de sıcaklıklar her geçen gün artış gösteriyor. Şimdiden sıcaklık vatandaşların için katlanılması zor iken, uzmanlar eğer önlem alınmazsa durumun daha da kötüye gideceğini söylüyorlar. 



Meteoroloji Genel Müdürlüğü sıcaklık ve yağış raporlarını değerlendiren Meteoroloji Uzmanı Dr. Güven Özdemir Türkiye'nin şimdiden kuraklığı yaşamaya başladığını söylüyor. Su sıkıntılarının yaşanmaya başladığı aktaran Özdemir, İstanbul'daki barajların doluluk oranının %70 olmasına rağmen kısa zamanda azalma görülebileceğini söylüyor.



Ayrıca Bkz.Tuz Gölü'nde sayısız flamingo ölümleri için Bakan açıklama yaptı



Özdemir'e göre ülkede suyun büyük bir kısmı tarım için dikkatsizce kullanılıyor. Geçtiğimiz günlerde Tuz Gölü kıyısında flamingoların ölümüne de suların çekilmesi neden olmuştu. Hatta o günlerde de bölgedeki kuraklığın sebebi olarak tarım arazilerinin sulanması gösterilmişti ancak Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli bu iddianın asılsız olduğunu söylemişti. Dr. Özdemir'e göre Tuz Gölü, Sapanca Gölü gibi suların çekildiği önemli bölgelerin acilen koruma altına alınması gerekiyor. Aksi halde bu alanlar ve alandaki canlılar zarar görmeye devam edecek. 





Birkaç küçük önlem



Bu anlamda Dr. Özdemir'e göre kuraklık karşısında yapılması bir diğer gereken, vatandaşa doğru sulama konusunda bilgilendirme yapmak. Öte yandan akıllı sulama sistemleri kullanımının ülkede yaygınlaştırılması gerekiyor Özdemir'e göre. Bununla birlikte büyük şehirlerdeki binalara su sarnıçları veya yağmur sularını biriktirecek depolar yapılabilir. Böylece binaların bahçe sulaması için burası kullanılabilir.



Ekvator kuzeye doğru kayıyor



Özdemir Ekvator'un kuzeye doğru kaydığını ve ilerleyen günlerde Türkiye'nin daha da sıcak olacağını söylüyor. Esasen bugünlerde bile gündüzleri çok sıcakken akşama doğru yağışlar yaşanıyor tıpkı bir tropikal iklim gibi. Bu açından son olarak Dr. Güven Özdemir küçük görünen ama önemli önlemlerin iklim değişikliği ve kuraklığın etkilerini ülkemizde azaltabileceğini söylüyor. 




Kaynak:https://www.ntv.com.tr/turkiye/kuralik-uyarisi-turkiyede-olaganustu-hal-ilan-edilmeli,PIgh9RPdI020IFL2vOLZEA
3 gün
Beta varyantı ne kadar tehlikeli? Aşılar bu varyanta karşı ne kadar etkili?



Bilindiği üzere SARS-CoV-2 Beta varyantı ilk kez Güney Afrika'da görüldü. Bununla birlikte bu varyant 501.V2 ya da B.1.351 olarak da biliniyor. Her varyantın oluşumu gibi Beta varyantı da belli mutasyonlarla ortaya çıkar. Ayrıca ortaya çıkan mutasyonlardan da yeni mutasyonlar ortaya çıkabilir. 



Ancak uzmanların söylediğine göre birçok varyant yayılmadan da ortadan kalkar. Yani her varyant öyle bulaşıcı değildir ancak biz bulaşıcı ve tehlikeli olanları tanırız. Beta varyantı, Delta ve Alfa varyantlarında olduğu gibi "endişe verici varyant" olarak DSÖ'nün takibine alınmıştı. Uzmanlara göre Beta varyantı, N501Y olarak anılan ve virüsü daha bulaşıcı hale getiren bir mutasyona sahip.



Ayrıca Bkz.Türkiye'de pozitif vakalar son 10 günde 2 kat arttı



Bununla birlikte E484K adı verilen diğer bir mutasyon da virüsün, insanların bağışıklık kaçmasını kolaylaştırıyor. Öte yandan da Beta'nın ciddi bir hastalığa neden olduğuna dair bir gösterge henüz yok. Virüsün orijinal versiyonunda olduğu gibi, tehlike daha çok yaşlılar ve başka hastalıklara sahip bağışıklığı düşük bireyler üzerinde yoğunlaşıyor.



Peki aşılar Beta'ya karşı ne kadar etkili? 



Uzmanlar aşıların bu varyantın getirebileceği ağır hastalığa karşı hala etkili olduğunu söylüyorlar. Öte yandan istisnalar da var. Her aşı için ayrı olarak bahsedersek şöyle: 



- Güney Afrika'daki bir çalışmaya göre Oxford/AstraZeneca hafif-orta Beta enfeksiyonları karşısında yalnızca %10 etki gösteriyor. 



- BioNTech/Pfizer aşılarından doğru henüz bir akademik inceleme yok ancak İsrail'deki ham incelemeler aşılanmış insanların Beta varyantıyla enfekte olabildiği gösteriyor. 



- Katar'daki Pfizer aşısıysa incelemelere göre Beta varyantına karşı %97 etki gösteriyor.



Moderna'nın laboratuvar incelemelerine göre aşı Güney Afrika varyantına karşı etkili, ancak bağışıklık yanıtı daha düşük.



- Katar'daki Moderna aşı programının verilerine göre iki doz aşı, semptomatik Beta varyantı vakalarını engellemekte %96'nın üzerinde etki gösteriyor.




Kaynak:https://www.cnbc.com/2021/07/21/what-is-the-beta-variant-heres-what-we-know-so-far.html
Kaynak:https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-57905157
3 gün
Türkiye'de pozitif vakalar son 10 günde 2 kat arttı



Türkiye'de 10 Temmuz'da her Covid-19 testi yapılan 100 kişiden 2,4'ü pozitif çıkmıştı. Ancak bu sayı dün itibariyle her 100 kişiye yapılan testte 4,4'e çıktı. Daha tatilin etkileri bile görünmezken pozitif oranın böyle artması endişe verici. 



Ayrıca Bkz.Uzmanlar Hindistan'daki Covid-19 ölümlerinin çok daha fazla olduğunu söylüyorlar



Sağlık Bakanlığı'ndan elde edilen verilere göre her 100 kişiye yapılan testler 15 Temmuz'a kadar 3'ün üzerine çıkmıyor ancak 15 Temmuz'dan sonraki 5 gün boyunca artış gösteriyor. Bununla birlikte dün yapılan 198 bin 537 Covid-19 testinde tam olarak 8 bin 780 kişi pozitif çıktı. Kaldı ki bu test sayısı son günlerdeki en az test sayısı oldu. 






Öte yandan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da Twitter hesabından bu bayram tatilinin yeni vaka artışlarına sebep olmaması gerektiğini söyledi. Ancak tekrar edersek tatilin bilançosu asıl tatil bitiminden birkaç hafta sonra görülmeye başlanacak. 




Kaynak:https://www.aa.com.tr/tr/koronavirus/kovid-19-testlerinde-pozitiflik-orani-son-10-gunde-yaklasik-2-kat-artti/2310491
4 gün
Uzmanlar Hindistan'daki Covid-19 ölümlerinin çok daha fazla olduğunu söylüyorlar



Uzmanlar Hindistan'da SARS-CoV-2 sebebiyle hayatını kaybetmiş insanların sayısının resmi rakamlardan 10 kat daha fazla olabileceğini açıkladı. Bununla birlikte uzmanlar bu kayıpların ülkede 1947 yılında gerçekleşen "bölünme ve bağımsızlıktan" sonra yaşanan en büyük insani trajedi olduğunu söylüyorlar. 





Harvard Üniversitesi ve merkezi Washington DC'de bulunan bir düşünce kuruluşundan iki görevlinin yaptığı araştırmada, Hindistan'da vakaların yüksek olduğu dönemde, sağlık hizmetlerinin sekteye uğraması sonucu hayatını kaybeden insanların sayısının yanlış belirlenmiş olabileceği sonucuna ulaşıldı. 





Hindistan Sağlık Bakanlığı'ndaki verilere göre Covid-19 kaynaklı ölüm sayısı 414 binden fazla iken araştırmada bu sayının 3,4 milyon ila 4,9 milyon arasında olabileceğine dikkat çekildi. Araştırmada ölüm ve doğum rakamlarının tutulduğu nüfus idaresi sistemi kayıtları, kan testleri ve yaklaşık 900 bin kişiyle yılda birkaç kez yapılan ekonomi anketi gibi metotlar kullanılarak bu metotlarla ülke genelinde tüm nedenlerle ölenlerin sayısına ulaşıldı.



Ayrıca Bkz.DSÖ'den Çin'e şeffaflık çağrısı yapıldı



Sonuç olarak bu rakamlar önceki yıllarda gerçekleşen ölümlerle kıyaslandı ve ortaya çıkan açık uyarınca Covid-19'un milyonlarca insanın ölümüne yol açmış olabileceği sonucuna ulaşıldı. Covid-19 verilerinin derlendiği Worldometers'a göre dünyada en çok vakanın görüldüğü ikinci ülke ve en çok ölümün yaşandığı üçüncü ülke Hindistan. 



 



 




Kaynak:https://www.reuters.com/world/india/indias-30093-new-covid-19-cases-are-lowest-daily-figure-4-mths-2021-07-20/
Kaynak:https://www.ntv.com.tr/galeri/dunya/bilim-insanlari-hesapladi-hindistanda-covid-19-nedeniyle-olenlerin-gercek-sayisi-4-7-milyon,YmJ6woT810GnErw0rFvRWQ/z6ChT4CYT0Kg5pMuosWdZA
4 gün
Baykar Savunma, Muharip İnsansız Uçak Sistemi'nin ilk görsellerini paylaştı



İHA ve SİHA üretimi de yapan ve Türkiye'de 1984'ten bu yana savunma sanayinde önemli bir yere sahip olan Baykar Savunma, "Muharip İnsansız Uçak Sistemi" (#MİUS) projesinin kavramsal tasarım görsellerini ilk kez Twitter üzerinden paylaştı. 





Baykar Savunma paylaşımında ayrıca Kurban Bayramı'nı da kutladı. Ayrıca Baykar Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar da arife günü Twitter hesabından Muharip İnsansız Uçak Sistemi'ne dair paylaşımda bulundu. Bayraktar arife günü yaptığı paylaşım videosunda MUİS prototipi hakkında bazı bilgiler verdi. 





Bayraktar'ın aktardığına göre MİUS ses hızına yakın bir süratle gidebilecek. Hatta daha sonraki prototiplerde ses hızının da üzerine çıkılması bekleniyor. Öte yandan Bayraktar, MİUS'un 1,5 tona yakın mühimmat ve yük kapasitesi olduğunu söyledi. Ayrıca radarda az görünür olabilmesi için de bu mühimmatlar gövde içinde bulunacak. 





Ancak radardan kaçmanın ön planda olmadığı görevlerde de yük, kanatlarda olabilecek. Bayraktar'a göre bu alanda geliştirilen diğer prototiplerden en büyük farkı MİUS'un TCG Anadolu sınıfındaki kısa pistli gemilerden inip kalkabilecek olması. 



Ayrıca Bkz.Savunma Sanayi devlerinin bulunduğu listeye 2 tane Türk şirket girdi



MİUS'un başka bir ayırt edici özelliğiyse dikey kuyruğu ve önde bulunan kanard denilen yatay kontrol yüzeyleri sayesinde fazlasıyla agresif manevralar yapabilecek olması. Bayraktar, hedeflerinin 2023'te MİUS prototipinin ilk uçuşunu gerçekleştirmek olduğunu söyledi. 



 




Kaynak:https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/baykar-muharip-insansiz-ucak-sistemi-projesinin-ilk-gorsellerini-paylasti/2309718
5 gün
Milyarderlerin uzay yarışı, küresel ısınmanın etkilerini arttırabilir



Bilindiği üzere küresel ısınmanın etkileri şu an dünyanın her yerinde hissediliyor. Kuzey Amerika'yı ve Kuzey Avrupa'yı etkileyen rekor düzeydeki sıcaklar bunun en iyi göstergelerinden birisi. Bir taraftan büyük hükümetler küresel ısınma ve yaşanan iklim krizi için çözümler üretmeye çalışıyorlar. Kasım ayında düzenlenecek olan COP26 da bu girişimin örneklerinden birisi. Ancak diğer yandan da zenginler uzay yarışından geri kalmayarak gezegeni daha fazla kirletiyorlar. 



Daha önce duyurulduğu gibi yarın Jeff Bezos, Blue Origin uzay ve havacılık şirketi çatısı altında uzaya gidecek. Bununla birlikte geçtiğimiz günlerde de Richard Branson uzaya gitmişti. Ancak uzay turizmi yarışına giren bu milyarderlerin dünyamıza verdiği zarar çok büyük. Yapılan incelemelere göre uzaya gönderilen her roket kalkışında 300 tona yakın karbodioksit salınımı meydana geliyor. Sıradan bir otomobilin yıllık CO2 salınımı ise 4,6 ton kadar. Ancak bu uzay turları yalnızca başlangıç. 





London College Üniversitesi'nde fizik doçenti olan Eloise Marais uzay turizminin çevresel bir yıkım getirebileceği konusunda uyarıyor. Marais'in bahsettiğine göre mesele yalnızca CO2 salınımı da değil çünkü roketler Dünya atmosferinden çıkabilmek için başka zararlı birçok kimyasalın ortaya çıkmasına sebep oluyor.



Ayrıca Bkz.İklim Konferansı'nda bu defa yoksul ülkeler taleplerini sunacak



Bütün dünya şu an arabaların emisyonlarını azaltmakla uğraşmasına rağmen Marais'in aktardığına göre uzay endüstrisi kaynaklı CO2 emisyonları her yıl %5,6 düzeyinde bir artış gösteriyor. Öte yandan Marais'in tahminlerine göre endüstri bununla kalmayıp her on yılda yaklaşık %17'den fazla büyüyecek. Belki de fosil yakıtın azaltılması ve otomobillerin elektriğe geçmesinden sağlanacak fayda burada boşa harcanacak. 



 



 




Kaynak:https://www.theguardian.com/science/2021/jul/19/billionaires-space-tourism-environment-emissions
5 gün
Araştırmacılar mRNA aşısının anne sütü yoluyla çocuğa geçip geçmediğini inceledi



Bilindiği üzere aşılar bulunmaya başlandığından bu yana, aşı karşıtı komplo teorilerinin ardı arkası kesilmiyor. Yakın zamanlarda ortaya atılan bir varsayıma göre mRNA aşıları anneden çocuğa emzirme yoluyla geçebilir. Ancak yapılan bir araştırma bu varsayımın doğru olmadığını gösteriyor.



California San Francisco Üniversitesi'nde (UCSF) yapılan küçük bir araştırmaya göre RNA aşıları insan sütünde tespit edilmedi. Yapılan araştırma kapsamında yedi kadının sütü mRNA aşılarını olmalarının ardından analiz edildi. İncelemede anne sütünde herhangi bir şekilde aşı mRNA'sına rastlanılmadı. Bu anlamda çalışmaya göre aşıyı reddeden anneler rahatça aşılanabilir ve aşılandıktan sonra da çocuklarını emzirebilirler. UCSF'de doktora sonrası araştırmacı olan ve çalışmanın baş yazarı Yarden Golan verili bulguların aşıların kullanımına dair deneysel bir kanıt sunduğunu ve süt numunelerinin hiçbirinde aşıyla ilişkili bir bulguya rastlamadıklarını söyledi.



Ayrıca Bkz.Covid-19 aşısıyla erkeklerin üreme bozukluğu arasında ilişki var mı?



Öte yandan şimdilik çalışmanın kapsamı çok küçük ancak bilimsel olan tek veriyi de bu çalışma sunuyor. Bu anlamda araştırmacılara göre bir söylentiden çok daha önemli çalışmanın sundukları. Bununla birlikte Dünya Sağlık Örgütü de emziren kişilerin aşılanmasını başından beri tavsiye etmekte. Ayrıca Emzirme Tıbbı Akademisi'nin açıklamasında da teorik olarak bebek bağışıklığını etkileyecek aşı nanoparçacıklarının veya mRNA'nın meme dokusuna girme veya süte geçme riskinin çok az olduğunu söyledi.




Kaynak:https://scitechdaily.com/no-sign-of-pfizer-or-moderna-covid-19-vaccines-in-breast-milk/
DH Mobil uygulaması ile devam edin.
Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin.
Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.