Donanım Haber

Uygulama ile Aç
Kayıt

Binbaşı
13 Nisan 2006
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
1 üye
Görüntülenme (?)
57 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
4 yıl
Yeni taşınan komşumun bağlantısını yapmak için evimin tel. kablosunu kesip komşuya bağlamışlar
Adana Seyhan'dayım. Dün akşam işten eve geldiğimde internetin çalışmadığını gördüm. Telefon da yok. Kabloyu takip edip bir bakayım dedim, evin dışında kablo yok kesilmiş ve aşağı pencereden aşağı sarkan birkaç metre kablo var sadece. Önceki kısım ise yeni komşunun evinin içine gidiyor

Anladım, yeni internet bağlatmışlar, komşunun birşeyden haberi yok. Superonline kullanıyorlar, superonline teknisyeni yapmış bunu. Dün komşu bunları aradı, hemen düzeltilmesini istedi vs. Ben Türk.net kullanıyorum, bugün büyük ihtimalle düzeltilir diyerek bağlantılar daha kötü karışmasın, bozan tamir etsin diye onlara haber vermedim ama gelen giden yok.

İyi niyetli olmaya çalıştım bir yanlışlık vardır filan diyerek. Ama tuhaf bir durum. Böyle bir yanlışlığın izahı ne olabilir? Bir evin bağlantısını nasıl böyle keserler? Bu basbayağı suç değil mi? Savcılığa suç duyurusunda mı bulunmalıyım?
6 yıl
Cep hattının taşınmasının kabul edilmemesi üzerine imzalı belgeleri geri isteme hakkı
Geçen hafta hattımı A operatöründen B operatörüne taşıtmak bir B işyerinde başvuruda bulunmuştum. Birkaç gün sonra ismim ve kimlik numaram tutmuyor gerekçesiyle işlemimin iptal edildiğine dair bir mesaj aldım. Hat kesinlikle bana ait olan 14 yıllık hattım, hiç bir belgede de bir problem olamaz. Bunu işyerindeki kişilere belirttim ama birşey yapamayacaklarını söylediler. Bunun üzerine vazgeçtim. İmzalı belgelerimi geri istedim. B ile bir ilgim yoksa bu belgeler onlarda niye dursun, öyle değil mi? Belgeleriniz merkeze gönderildi, geri isteyemeyiz, birşey yapamayız dediler. Sonra işyeri sahibiyle konuştum, evraklar işyerindeyse geri iade ederiz dedi ve yarın bunun için tekrar gideceğim.

Biraz paranoyakça mı davranıyorum diye düşünmedim değil. Sahtekarlık yaptığımı ima edip aksini araştırmamaları veya kanıtlamama fırsat vermemeleri beni çok sinirlendirdi ve güvenimi sarstı, bu sebeple olur öyle şeyler deyip geçemiyorum ve ilerde bunların kafalarına göre iş yapma olasılıklarını engellemek için tek teknik güvencem bunların ellerinden ıslak imzalı kağıtlarımı geri almak. Şimdi kabul etmemişler zaten, sonra niye böyle problemler çıksın diye soranlar olacaktır; basitçe, problem çıkarma potansiyelleri ortada, güvenmiyorum.

Bu konudaki düşüncelerinizi öğrenmek isterim.
7 yıl
Aynı site, aynı telefon, farklı fiyat
Merhaba. Bu: link

ve bu: link

sözde aynı telefonlar ama 130 TL fiyat farkı var. Neden öyle? Ona göre ucuz olanı tercih edilebilir mi?
8 yıl
Lazer yazıcı+Ütü PCB tekniğiyle ne kadar ince iş yapılabilir?
LQFP64 paketinde entegre kullanılabilir mi? Hiç denediniz mi?
8 yıl
silinebilir
İkinci el tavsiyeler bölümüne taşıdım.
9 yıl
Autocad Türkçe font isteği
Selam arkadaşlar. TTF fontlar programı çok yavaşlatıyor. Üstelik bunu bir de sanal makina üzerinden kullanıyorum. Türkçe Autocad programı olan birisi varsa shx uzantılı fontlarını paketleyip bir paylaşım sitesine yükleyebilir mi?

Benim programda bu shx dosyalarının olduğu dizin: "C:/Program Files/Autocad 2007/Fonts" Sizdeki de buna benzer bir dizindedir.
9 yıl
Modern güvenlik sistemleri ile ilgili bazı sorular
Aklımda güvenlik sistemleriyle ilgili bazı projeler var. Piyasada bulunan sistemler hakkında bilgiye ihtiyaç duyuyorum.

Kameralı sistemlerin görüntü analizi yapabilenleri piyasada var mı, ne kadar yaygın, fiyatları kaç civarı, kabiliyetleri nedir?

Güvenlik sistemlerinde kameralar, ağ elemanları, merkezi bilgisayardan başka ne gibi elemanlar kullanılır?

Bir de sadece IP kameralar ile ilgili olarak: Rast geldiklerinizin çözünürlükleri, kullandıkları görüntü/ses enkoderleri, kare/saniye sayısı, mekanik hareketlilik özellikleri, harcadıkları güç vs gibi bilgileri ne hatırlıyorsanız yazabilir misiniz? Bunları ne kadar fiyatlara satın alabiliriz?
9 yıl
Türkçe Bilimsel Makale Dergileri (Elektrik Mühendisleri Odası)
3. sayının önsözü

quote:

EMO Bilimsel dergi 3. Sayısı özel bir sayı olarak çıkıyor ve Elektrik Makinaları ve Güç Elektroniği alanında makalelerden oluşuyor. Bu sayının Türkiye‘nin mühendislik tarihinde önemli olduğunu düşünüyorum. Bildiğim kadarı ile bu sayı öncesinde hakem denetiminden geçmiş belli bir alanda toplanmış, Türkce bilimsel makalelerden oluşan bir dergi yayımı yapılmamıştır. Bu düşünce ile bir ufuk turu yapmayı düşündüm. Neden bu kadar geç kaldık acaba? Mühendislikte nerelerdeyiz?

Osmanlı İmparatorluğu‘nun endüstriyel devrimi kaçırdığı bir gerçek. Kayıtlar, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda, el sanatları düzeyinde bir sanayiden bahsediyor. 1923 yılında İstanbul, İzmir ve Adana‘da "enkaz" durumunda bir kaç dokuma fabrikası ve İstanbul‘da harap durumda bir kaç askeri fabrikadan başka bir sanayimiz yok. İğneden ipliğe ne gerekiyorsa dışardan geldiğini çocukluğumuzda duyardık. Zaten "yerli malı" haftasında da bir parça bez, biraz kuru üzüm, incir dışında okula götürecek pek bir şey bulamazdık. Osmanlı eğitim sisteminde 16. Yüzyıldan sonra, beşeri bilimler nerede ise hiç yer almıyor. Avrupa‘daki buluşlar, teknik gelişmeler imparatorluğun giderek dışa bağımlılığının artmasına, endüstriyel üretim karşısında el ile üretim yapan zanaatkarların rekabet edememesi ve askeri alanda üstünlüğün kaybedilmesi sonucunu beraberinde getirmiştir. 19. Yüzyılda başlanan reform çalışmaları ise ardı arkası kesilmeyen savaşların içinde çok yaygınlık kazanamamıştır.

Çeşme‘de Osmanlı donanmasının Ruslar tarafından yok edilmesi, 1773 yılında çağdaş anlamda ilk mühendislik okulu olan Mühendishane-i Bahr-i Hümayun‘un kurulmasına yol açmıştır. Bu okulu 1795 yılında Mühendishane-i Berr-i Hümayün takip etmiştir. Her iki okul da askeri personel yetiştirme amaçlıdır. 1883 yılında sivil mühendis ihtiyacını karşılamak üzere Mühendishane-i Berri Hümayun, Hendese-i Mülkiye mektebine dönüştürülmüştür. Bu okullardan mezun olanların sayısının çok az olduğu ve 1909 yılına kadar 239 mühendis mezun olduğu anlaşılıyor.1909 yılında Mühendis Mektebi Ali‘si adını alan bu eğitim kurumu, 1928 yılına kadar 237 mezun daha vermiştir. Bu rakamlar teknik açıdan ne durumda olduğumuzu çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

Mühendislik eğitiminden bahsederken 1863 yılında kurulan ve özel bir okul olan "Robert Collage"dan da bahsetmek gerekir. Bu kuruluş 1912 yılında inşaat, makina ve elektrik mühendisliği lisansı verecek şekilde yapılanmıştı. Türkiye‘nin ilk elektrik mühendisi 1925 yılında bu okuldan mezun olmuştur. 1973 yılına kadar bu okuldan sadece 314 elektrik mühendisi mezun olduğu kaydedilmektedir.

Şimdi bu yetersiz görünen sayıları bir çerçeveye oturtabilmek için yurtdışında neler olup bittiğine bakalım. İngiltere‘de elektrik mühendisliği alanındaki ilk sivil örgütlenme, Society of Telegraph Engineers (STE) adı ile 17 Mayıs 1871 yılında kurulmuştur. Kuruluş sırasında kayıtlı üye sayısı 110‘dur. Bu sayı Türkiye‘de ilk elektrik mühendisi mezun olduğunda 6.589‘u aşmıştır.

STE 1878-1880 arasında "Journal of STE" adında bir dergi de çıkartmıştır. 1880 yılında Society of Telegraph Engineers and of Electricians adını alan kuruluş 1887 yılında ise Institution of Electrical Engineers adını almıştır. Hatırlayalım, Türkiye Elektrik Mühendisleri Odası‘nın kurulmasına daha nerede ise 60 yıl var, ilk elektrik mühendisi ise 40 yıl sonra mezun olacak. Bugün IET (Institution of Engineering and Technology) adını taşıyan bu kuruluşun halen bilimsel ağırlıklı 22 dergisi yayımlanıyor.

Amerika‘ya baktığımızda American Enstitute of Electrical Engineers adlı kuruluşun 1884 yılında oluştuğunu görüyoruz. 1965 yılında Institute of Electrical and Electronics Engineers adını alan bu kuruluşun o tarihte 140.000‘i ABD‘de olmak üzere 150.000 üyesi olduğunu görüyoruz. Bugün bu sayı yarısı ABD‘de olmak üzere 400.000 üyeye ulaşmıştır. IEEE şu anda 38 uzmanlık alanından kaynaklanan çoğu bilimsel ağırlıklı 148 dergi yayımlamaktadır.

Şimdi Türkiye‘ye geri dönelim. 1932 yılına gelindiğinde Türkiye‘de mühendis sayısının 300 civarında olduğu kaynaklarda geçiyor. Bu grubun içinde önemli sayıda Macar teknik eleman olduğu not ediliyor.EMO Bilimsel Dergi, Cilt 2, Sayı 3, Haziran 2012 TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası
Çocukluk yıllarımda bir anımı anlatayım. 1950-1960‘lı yıllarda illerimizin çoğunda elektrik enerjisi jeneratörlerle üretilmekte idi. Elektrik enerjisi belediyelere bağlı birimlerde üretiliyordu. 60‘lı yılların başında, babam Samsun Elektrik İşleri Müdürlüğü‘nü yürütmekte idi. İdarenin yeni temin ettiği kömür ile çalışan buhar makinesı, sanırım 700 kW civarında bir jeneratörü sürmekte idi. Bu jeneratör bir türlü anma gücünü vermiyor, elektrik kesintileri sürüyor, babam da uykusuz geceler geçiriyordu. Problemin çözülmesi için bir mühendis bulunması haftalar aldı. Sonuçta meselenin buhar makinesı gücünün yetersiz olmasında kaynaklandığı anlaşılmıştı.

Muhakkak ki ülkedeki mühendis sayısının yetersizliğinden devrin hükümetleri de bilgi sahibi idi. 1955 yılından sonra bir dizi yeni üniversite ve bunların bünyesinde elektrik mühendisliği derecesi veren kuruluşlar bir biri ardına açılmıştır.

Elektrik Mühendisleri Odası‘nın kuruluşu da bu yıllara rastlar. Kuruluş 26 Aralık 1954 tarihinde, 672 üye ile dünyaya gelmiştir. 1960 yılına gelindiğinde üye sayısı 1206‘ya ulaşmıştır. Üye sayısı 1982 yılına gelindiğinde 11.163‘e ulaşmıştır. O yıllarda üniversitelerin elektrik mühendisliği bölümlerine her yıl 700 kadar öğrenci kayıt olmakta idi. Kaynaklara göre 1983-2005 yılları arasında üniversitelerimizden 44.544 elektrik mühendisi mezun olmuştur. Bunların 23.549‘u EMO‘ya kayıtlıdır. 2005 yılında EMO‘nun toplam üye sayısı 35.004‘tür. 2012 itibari ile odaya kayıtlı mühendis sayısının 50.135 olduğunu tesbit ediyoruz. Üye olma oranının 1983-2005 arasındaki gibi kaldığını düşünürsek, Türkiye‘de toplam elektrik mühendisi sayısının 86.000 civarına ulaştığı söylenebilir.

2010 yılı itibari ile; Türkiye‘de 98‘i devlet 77‘si özel 175 üniversitede, her sene EMO‘nun alanına giren programlara, 11.617 yeni kayıt yapıldığı ve 6.543 mezun verildiği bilinmektedir. Bu sayılara bakınca insan kendini "nerelerden nerelere gelmişiz" demekten alamıyor. Ancak sayılar başka şeyler de söylüyor.

· Birincisi Türkiye‘de yaklaşık 9.000 kişilik nüfusa 1 mühendis düşer hale gelinmiştir. ABD de IEEE kayıtlarına bakılırsa bu oran kabaca 15.000 kişiye 1 mühendis şeklindedir (IEEE‘ye kayıtlı olmayan mühendis sayısına erişemedim). IET kayıtlarına göre Birleşik Krallık‘ta bu oranın yaklaşık 8.000 kişiye 1 mühendis olduğunu görüyoruz.

· İkincisi bu kadar yüksek mühendis sayısına karşın yapılabilen bilimsel yayımların sayısının Türkiye‘de bir bilimsel dergiyi yaşatmaya ancak yettiğini gözlüyoruz. Bu yayımların çok azının sanayiden geldiği de izlenmektedir.

· Mühendislerimizin 30.000‘i aşkını 2005 yılından sonra mezun olmuştur, aktif mühendis sayısını dikkate alırsak, bu meslek grubunun yarısının çok genç ve tecrübesiz olduğu sonucuna varabiliriz.

· Elektrik mühendisi sayısının yılda 6.000‘i aşkın artacağını ve zaten sanayileşmiş ülkelerdeki 10.000 nüfusa düşen mühendis sayısına ulaştığımızı dikkate alırsak, kısa zamanda önemli sayıda mühendisin işsiz kalacağını söylemek kehanet olmayacaktır. Bu durumun ilgililerce şimdiden düşünülmesi ve gereken önlemleri alınması gerektiği çok açıktır.

IET ve IEEE kurulurken ABD ve Birleşik Krallık dünya endüstriyel üretiminin %40‘ından fazlasını yapmakta idi. Bilimsel dergilerde yapılan yayınlar endüstrinin problemlerini çözmekte yardımcı olmakta, bu ülkelerin teknolojik üstünlüğünü korumaya hizmet etmekte idi. Türkiye‘de ise endüstrinin araştırma ve geliştirmeye ilgisi mevcut teşviklerin de kısıtlı kalması ve insan kaynağının düzeyi nedeni ile ihtiyaçlarını araştırma ile çözmekten çok uzaktır. Özetle, sayılar açısından hatırı sayılır bir noktaya gelmiş olsak da henüz araştırma alanında çıraklık dönemini yaşadığımızı söylemek yanlış olmaz. Türkiye‘nin her konuda olduğu gibi, bu alanda da gidilecek yolun uzunca olduğu anlaşılıyor.

Umarım, elektrik mühendisliği alanında bilimsel dergi yayınlamaya batıdan 130 yıl sonra başlamamızın nedenlerine bu ufuk turu bir parça ışık tutabilmiştir. Türkiye‘de ilk bilimsel dergi olarak TUBİTAK‘ın 1976 tek sayı olarak yayınladığı Doğa Bilim Degisi‘nden bahsedilebilir. İngilizce yayınlanan bu dergi, 1994 yılına kadar tüm doğa bilimlerini kapsamakta idi. 1991‘de başlatılan EMO ile TÜBİTAK işbirliği görüşmeleri 1993 yılında "ELEKTRİK" adını taşıyan, İngilizce yayınlanan hakemli bir bilimsel derginin çıkartılması ile meyvesini vermiştir. Ancak, bu işbirliği uzun sürmemiştir. Derginin birlikte sürdürülen yayın hayatı 3. sayısı ile sona ermiştir. TÜBİTAK dergiyi tek başına çıkarmaya devam etmiştir.

Bu gün TÜBİTAK‘ın yayınladığı dergi sayısı 12‘ye ulaşmıştır. Bu dergilerden elektrik mühendisliği alanında olanı 2008 yılından itibaren "Turkish Journal of Electrical Engineering and Computer Sciences" adı ile okuyucuları ile buluşmaktadır. TÜBİTAK bilimsel dergileri 2009 yılından itibaren Sciences Citation Index tarafından da taranmaktadır.

EMO 1956 yılından itibaren, Elektrik Mühendisliği adında bir dergi çıkarmıştır. Bu dergide teknik konularda bilgilendirici yazılar da yayımlanmıştır. Bilimsel bir dergi olma iddiası yoktur. Üniversitelerce yayımlanan ve genellikle mühendisliğin her alanındaki çalışmaların yayımlandığı dergileri bir tarafa bırakırsak, Elektrik Mühendisliği alanında bilimsel ve Türkçe yayımlanan bir dergi için 2011 yılının, 1 Haziran‘ının beklenmesi gerekmiştir.

EMO bilimsel derginin hedeflerinin çok doğru konulduğu düşüncesindeyim (1. Sayıya bakınız). Umalım ki bu derginin yayınları sanayimize, kimlerle, hangi problemleri çözebileceği konusunda da ışık tutar, ARGE faaliyetlerinin yayılmasında bir katalizör görevi yapar.
2010 yılında EMO‘nun ODTÜ‘de düzenlediği 13. Ulusal Kongre‘de, Türkiye‘nin 20 kadar üniversitesinden bilim adamları ile toplanarak, Elektrik Makinaları ve Güç Elektroniği alanında çalışan mühendisleri nasıl bir araya getirebileceğimizi, amacın ne olması gerektiğini ve nasıl bir yol izleyebileceğimizi tartışmıştık. Bu nedenle EMO Bilimsel Dergi‘nin yayım hayatına başlamasını bu fikri de hayata geçirebilmek için iyi bir fırsat olarak gördüm. Derginin baş editörü Prof. Serbest‘e bir özel sayı çıkartabileceğimizi bahsettiğimde memnuniyetle karşıladı. Verdiği destek için kendisine teşekkürlerimi sunuyorum. Derginin bu özel sayısında 8 makale var. Umarım meslektaşlarımız makalelerin teknik düzeyini iyi ve içeriklerini yararlı bulurlar. Bu sayının oluşumuna makaleleri ile destek veren meslektaşlarıma ve makaleleri değerlendiren hakemlerimize de çok teşekkür borçluyuz.

Bu çalışmada EMO‘daki makale değerlendirme sistemini de kullanma fırsatını buldum. Ufak kusurları da olsa iyi bir başlangıç yapıldığını gözlemledim. Katkıda bulunanları hepimiz adına tebrik ediyorum. Bu çalışmada Sayın Emre Metin her soruna çözüm bularak ve çözülmesine emek vererek inanılmaz destek verdi. Ona da burada teşekkürlerimi sunmak isterim.

NOT: Bu yazıda verilen bilgilerin hazırlanmasında Sayın E. O. Örücü‘nün Elektrik Mühendisliği Dergisi‘nin Aralık 2004 tarihli sayısındaki "Türkiye‘de Elektrik, Elektronik, Bilgisayar Mühendislikleri Eğitiminin Tarihçesi" başlıklı makalesinden yararlandım. IET kendilerinden istediğim bilgileri hiç tereddütsüz sağladı. Diğer bilgiler internet üzerinde bulunan çeşitli makalelerden sağlanmıştır.

Prof. Dr. H. Bülent Ertan



Haziran 2011 içindekiler:

1. Kavramlar Arası Anlamsal İlişkilerin Türkçe Sözlük Tanımları Kullanılarak Otomatik Olarak Çıkartılması (Automatic Extraction of Semantic Relationships Using Turkish Dictionary Definitions)
Emre Yazıcı, M. Fatih Amasyalı

2. MIMO Sistemler için Gelişmiş Uzaysal Modülasyon Teknikleri (Advanced Spatial Modulation Techniques for MIMO Systems)
Ertuğrul Başar, Ümit Aygölü, Erdal Panayırcı, H. Vincent Poor

3. HSA (Hücresel Sinir Ağ)-Tabanlı Otonom Olmayan MLC Devresinin Donanımsal Gerçekleştirimleri (Hardware Implementations for CNN (Cellular Neural Netwok)-Based Nonautonomous MLC Circuit)
Fatma Yıldırım Dalkıran, Enis Günay, Recai Kılıç

4. Elektrik Enerjisinin Bölgeler Arası Alışverişinin Optimizasyonu (Optimization of Inter Area Transfer Capability on Power Systems)
Belgin Emre Türkay, Fatih Küçüktezcan, Alper Bulut

5. Bölgeler Arası Düşük Frekanslı Generatör Salınımlarını Sönümleyici Faktörler ve Türkiye ENTSO-E CESA Enterkonneksiyonu için Çözümler (Damping Measures Against Low Frequency Inter Area Oscillations and Solutions for Turkey ENTSO-E CESA Interconnection)
Cihangir Gençoğlu, Osman Bülent Tör, Nezih Güven

6. İç Silindiri Eksenel Doğrultuda Sonsuza Uzayan Dış İletkeni ise Yarı Sonsuz Eşeksenli Dairesel Dalga Kılavuzundan TEM Modunun Işıması (TEM Wave Radiation from a Semi-infinite Coaxial Waveguide with an Infinitely Extended Inner Cylinder)
İsmail H. Tayyar, Alinur Büyükaksoy

7. Değişken Hızlı Rüzgar Türbinlerinin Modellenmesi ve Arıza Sonrası Sisteme Katkı Yeteneklerinin İncelenmesi (Modeling and Investigation of Fault Ride Through Capability of Variable Speed Wind Turbines)
Erkan Koç, A. Nezih Güven


Aralık 2011 içindekiler:

1. İnce Tel Yapılarından Saçılma Problemlerinde Menzilden Bağımsız Yarı-Uzay Green Fonksiyonları
Range Independent Half Space Green Functions in Scattering Problems for Thin Wire Grid Structures
Ömer Zor, Burak Polat

2. Saha Geri Dönüş Oranını AR-GE Aşamasında İndikatör ile Tahmin Etme Yöntemi
Field Return Rate Estimation in R&D Phase with an Indicator
Ali Tarkan Tekcan, Gürmen Kahramanoğlu, Mustafa Nevzat Yatır, Barbaros Kirişken, Mustafa Gündüzalp

3.Hesaplanabilir AC Direnç Standardının 5 MHz`e Kadar Modellenmesi ve Üretilmesi
Modelling and Development of Calculable AC Resistor Standard Up To 5 MHz
Mehmet Çınar, Arif Dolma, Yakup Gülmez, Handan Sakarya, Ömer Erkan, Murat Celep

4. Güç Kalitesi Çalışmalarında Bilgisayar Mühendisliğinin Rolü
The Role of Computer Engineering in Power Quality Studies
Dilek Küçük

5. Televizyon İzleme Ölçüm Sistemi Tasarımı
Television Rating Measurement System Design
Berna Özbek, Tolga Ayav, Mustafa Nevzat Yatır, Barbaros Kirişken

6. Doku Anomalisi İçeren Beyin MR İmgeleri Üzerinde Mumford-Shah Tabanlı Bölütleme
Mumford-Shah Based Segmentation of Brain MR Images With Tissue Abnormalities
Alper Çevik, B. Murat Eyüboğlu

7. Türkçe Metinden Konuşma Sentezlemede Doğallığın Artırılması İçin Öneriler
Recommendations for Increasing the Naturalness in Turkish Text-to-Speech Synthesis
İ. Baran Uslu, H. Gökhan İlk, A. Egemen Yılmaz


Haziran 2012 içindekiler:

1. Sürekli Mıknatıslı Senkron Motorlarda Doğrudan Moment Kontrolünün İncelenmesi ve Benzetim Çalışmasının Gerçekleştirilmesi
(Analysis and Realization of Simulation Study on Direct Torque Control for Permanent Magnet Synchronous Motor)
Selin Özçıra, Nur Bek iroğlu, İbrahim Şenol, Engin Ayçiçek

2. Kalıcı Mıknatıslı Senkron Motorların Doğrudan Sürüşlü Beyaz Eşya Uygulamalarında Kullanımı
(Permanent Magnet Synchronous Motors Used in Direct-Drive)
Metin Aydın, Oğuzhan Ocak, Günsu Çırpanlı Albaş

3. Eş Zamanlı Arıza Teşhisi İçin FPGA Tabanlı Akıllı Durum İzleme Yönetmelerinin Geliştirilmesi
(Development of FPGA Based Intelligent Condition Monitoring Methods for Synchronously Fault Diagnosis)
İlhan Aydın, Mehmet Karaköse, Erhan Akın

4. Kafesli Asenkron Motorlarda Maliyet Kısıtı Altında Rotor Çubuklarının Analizi
(The Analysis of The Squirrel Cage Induction Motor Rotor Bars Under the Cost Constraint)
Sinan Şal, Murat İmeryüz, Lale T. Ergene

5. Asimetrik Çok Seviyeli Eviricilerin İncelenmesi
(A Review on Asymmetric Multi-Level Inverters)
İlhami Çolak, Ersan Kabalcı, Gökhan Keven

6. Asenkron Motorlarda Oluk Sayısının Gövde Dışına Takılan Bir Bobinle Belirlenmesi
(Determination of Number of Rotor Slots of an Induction Machine Using an External Search Coil)
Ozan Keysan, H. Bülent Ertan

7. Motor Akım İmza Analizinde Park Dönüşümüyle Temel Harmonik Bastırımı
(Fundamental Harmonic Suppression in MCSA by Park Transformation)
Ferzan Güran, Levent Eren

8. 200 Amper, Yüksek Frekans Anahtarlamalı DA Kaynak Makinesinin Tasarımı ve Gerçekleştirilmesi
(Design and Implementation of a 200 Ampere High Frequency Switching DC Welding Machine)
Arzu Koparan, M. Timur Aydemir, Oğuz Şimşek


Aralık 2012 için şimdiye kadar yazılmış olanlar:

- Derleme makale: Elektrikli arabalarda kullanilan li-ion akülerin tek fazdan hızlı ve verimli şarjı için güç faktörü düzeltmeli yükselticilerin karşılaştırması

- Türkçe metinlerin sınıflandırılmasında metin temsil yöntemlerinin performans karşılaştırılması

12 yıl
Satılık PIC32 geliştirme kartı UBW32
12 yıl
Türkiye'de yarıiletken üretimi hakkında bir yazı
Aşağıdaki yazı Elektrik Mühendisleri Odası'nın Elektrik Mühendisliği isimli dergisinin Aralık 2009 tarihli sayısından alıntıdır, Mustafa Dayanıklı tarafından yazılmıştır. (http://www.emo.org.tr/yayinlar/dergi_goster.php?kodu=593&dergi=1 / Türkiye'de elektronik bileşenler sanayinin adı yok)

************************************************************************************

Tartışıla durdu yıllardır Türkiye’de bileşenler sanayi kurulmalı mı, kurulmamalı mı diye. “Matbaa kurulmalı mı, kurulmamalı mı” tartışmasından farksız olan bu konuda 3 temel görüşün mücadele ettiğini söyleyebiliriz. Birinci görüş; kar/zarar durumuna bakmaksızın devlet kontrol ve güdümünde elektronik bileşenler sanayi derhal kurulmalıdır. İkinci görüş; belli stratejik komponentler üretilebilir, ama diğerlerinin üretimine gerek yok, nasıl olsa birçok kanaldan istediğin miktarda ve ucuz alabiliyorsun. Üçüncü görüş ise elektronik bileşenler sanayinin kurulmasına hiç gerek yok, böyle tesisler Türkiye’de zarar eder düşüncesine sahip
liberallerden geliyor. Ne yazık ki, gelinen noktada yaklaşık 30 yıldır tartışılan bu konuda liberal görüş hakim olmuştur ülkemizde... Ne yazık ki diyoruz, çünkü elektronik sanayimiz gelinen noktada, kendini destekleyecek
bir elektronik bileşenler sanayine sahip olmaması nedeniyle atılım yapamamaktadır. Hatta gelişen teknoloji ile yeni komponentler tasarlayan ülkelerce diğer ülkelere satılmamakta ya da çok çok pahalı bir bedelle ve onların izin verdiği miktarlarda ve tedarik süresinde satın alınabilmektedir.

Elektronik Bileşenler Nelerdir?

Elektronik bileşenler deyince aklımıza neler geliyor? Temelde elektronik bileşenlerin “pasif” ve “aktif” bileşenler olarak ikiye ayrıldığını söyleyebiliriz. Bunların yanı sıra mikro elektromekanik sistemler (MEMS), yazılım yüklü ya da yüklenebilen tümleşik devreler, optik, sargılı bileşenler (bobin, trafolar vb.), algılayıcılar,(sensörler), akustik elemanlar, resim tüpleri, elektrik rezistansları, bağlantı parçaları, mekanik plastik ve metal parçalar şeklinde sayabiliriz.

Pasif elektronik bileşenleri; dirençler, kapasitörler (kondansatörler), bobinler, kristaller şeklinde sayabiliriz.

Aktif elektronik bileşenleri ise daha çok yapısında silikon temelli yarı iletkenler bulunan tranzistörler, diyotlar, entegre (IC) devreler, mikro işlemcileri olarak sayabiliriz.

Dünyada Elektronik Bileşenler Sanayi

Elektronik bileşenler sektöründe Dünya’daki durumu özetleyecek olursak;

- Uzakdoğu ülkeleri (Çin, Malezya, Güney Kore, Japonya, Tayvan vb.) elektronik bileşenler üretiminde söz sahibidirler.

- Stratejik bileşenlerin tasarım ve buluşları çoğunlukla ABD, Japonya ve Güney Kore’den çıkmakta, Çin ve Rusya’nın da tümleşik devre üretiminde atılım içinde olduğu gözlenmektedir.

Dünya yarıiletken üretiminin önemli bir bölümü silisyum temelli CMOS teknolojisiyle yapılmaktadır. Burada teknolojinin gelişmişliğini belirten esas unsur şekillendirme kabiliyetidir. 1990’larda mikron altı geometrilere inilmiş ve sırasıyla 0.5, 0.35 ve 0.25 µm teknolojileri devreye sokulmuş, 2000’li yılların başında 0.18 ve 0.13 teknolojilerine geçilmiş ve daha sonra “deep submicron” teknolojileri 90, 65, 45 30 nm (1 µm =1000nm) geometrilerinde gerçeklenmiş ve günümüzde endüstriyel üretimde 22 nm boyutlarına inilmiştir. 1965 yılında Intel’in kurucularından Gordon Moore’un, her iki senede birim alanında gerçekleştirilebilecek transistor sayısının ikiye katlanacağı kehaneti, takip eden 44 yılda doğruluğunu kanıtlamıştır. Bu şekilde tanımlanan bir teknolojik gelişmenin önemi vurgulanıp ve insanlık tarihinde bir örneği olmadığına dikkat çekmek gerekir.

LCD’ler başta olmak üzere “yassı ekranların”, TV, bilgisayar vb. elektronik cihazlarda kullanımında yüzde 90 oranına ulaşılmış durumda. Bu konuda OLED teknolojilerinin geliştirilmesi çalışmaları yoğun olarak devam ediyor.

Dünya’da gelişmiş tüm ülkeler ile en büyük ekonomiye sahip 10 ülke ve AB incelendiğinde elektronik bileşenler sanayi konusunda ülkelerin her türlü devletçi, korumacı ve destek politikaları yürüttüklerini söyleyebiliriz. Gelişmiş ve liberal ülkeler dahi bu konuda devletçi olabilmektedir. Neden?

Bir teknolojiyi üretmek ülkeye güç verir. Onu ilk siz yaptığınızda en azından “Ben de varım” diyebilirsiniz. Bağımlılıktan kurtulursunuz. Evet, Dünya’da küreselleşme dayatılıyor. “İstediğim malı istediğim miktarda alırım” havası yaratıldı, son yıllarda. Ancak 2008 yılı sonlarında başlayan küresel kapitalist sistem krizi ile küreselleşmenin ve liberal politikaların çok iyi cilalanıp gelişmekte olan ülkelere sunulduğu, fakat bunun yapay olduğu görülmüştür. Şimdi her zaman 3-4 haftada satın aldığınız bir stratejik entegre devreyi (IC), “Size 20 hatta 50 haftada teslim edebiliriz” demektedir. Bunun anlamı nedir? “Sen elektronik cihaz üretme, ben üreteceğim” demekten başkası değildir. ABD kaynaklı bir mikro işlemci kullanıyorsanız siz ABD’deki, hatta ABD devlet kurumlarında kayıtlı oluyorsunuz, hangi elektronik bileşeni nerede ve ne kadar kullanıyorsunuz, biliniyor! Evet, liberal görüşlü, “Türkiye’de elektronik bileşen üretimi zarar eder” diyenler bu durumları nasıl değerlendirecekler acaba?

Ülkemizde Elektronik Bileşenler Sanayi

“Ülkemizde elektronik bileşenler sektörü ne durumda?” diye sorguladığımızda özet olarak şunları saptamak olanaklı:

Sargılı komponentler ile mekanik, plastik ve elektromekanik bileşenler ile baskılı devrelerin büyük kısmı ulusal yan sanayi tarafından üretilebilmektedir. Ayrıca İstanbul Teknik Üniversitesi’nde (İTÜ) yarı iletken tasarımı yapılmakta elektronik topoğrafyalar hazırlanarak laboratuvar amaçlı üretim yapılabilmekte. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü (UEKAE)-Yarıiletken Teknolojileri Araştırma Laboratuvarı’nda (YİTAL) da askeri amaçlı stratejik silikon temelli elektronik tümleşik devreler üretilebilmektedir. Bunun yanı sıra teknoloji geliştirme bölgelerinde yer alan birkaç firma mikro elektronik bileşenler tasarım konusu üzerinde Ar-Ge çalışmaları yapmaktadır.

Orta hacimde modern bir üretim ortamının kuruluş maliyeti 3-5 milyar dolar civarındadır ve işletme maliyetleri çok yüksektir. İç pazarımızın bu tip bir yatırımı ne oranda besleyebileceği araştırılmalıdır. Uluslararası piyasada yer edinmek ise ancak uzun vadede olasıdır.

Fakat yüksek teknolojide küçük çaplı üretim yapabilecek bir pilot tesis, hem stratejik hem de endüstriyel açıdan karlı olabilirdi. Bunun araştırmasının bile yapılmamış olması büyük eksikliktir.

Herkesin erişiminde olan standart tüm devreleri kullanarak, farklı ve yenilikçi ürünler çıkarabilmek çok daha zordur. Bu durumda ancak bu tasarımları yapan ya da yaptıran büyük kuruluşların izleyicisi olunabilir. Türkiye tümdevre üretemediği gibi ürettirmiyor da! Endüstrimiz, “uygulamaya özel” tümdevre yaklaşımının getireceği avantajlardan habersizdir. Bunun en önemli nedeniyse tümdevre topolojilerinin gerektirdiği mühendislik bilgisinin ve kültürünün yerleşmemiş olmasıdır. Günümüzde standart tümdevreleri PCB üzerinde iletken bakır yollarla birbirine bağlayarak teknolojik gelişiminin sağlanmasını beklemek hayalden öteye gidemez. Bu durum ülkemizdeki tüketici elektroniği alanında çok açıkça görülmektedir. Ülkemizin güçlü olduğunu sandığımız tüketici elektroniği sektöründe belli bir kalemde ihracat gelirinin dörtte üçü bileşen maliyeti olarak yurtdışına ödenmekte, geri kalan bölümden üretim maliyetleri düşülmekte ve sonunda sınırlı bir karla yetinilmektedir. Özellikle stratejik elektronik bileşenler tasarlanması konusunda ülkemiz, ihtiyaç duyulabilecek insan kaynağına sahiptir. Ayrıca yurtdışında önemli sayıda Türk mühendis ve akademisyen tümleşik devre/yonga tasarımı konusundaki şirketlerde ve üniversitelerde çalışmaktadır. Ülkemizde elektronik bileşenler üretilmesi konusunda kamu kuruluşu olarak oluşturulan Testaş, Erzurum, Aydın ve Ankara tesislerinde hem elektronik bileşenler hem de elektronik cihazlar üretmek üzere planlanmıştı. Testaş’ın ülkemizin komponent üretiminde öncü kuruluşu iken, özelleştirme sonucu zarar ettirilip kapanması ile başka bir plana kurban edildiğini söyleyebiliriz. Egemen güçlerin Türkiye’de elektronik bileşenler sanayinin kurulmasını arzu etmediklerinin en güzel delili Testaş- Aydın Elektronik Bileşenler tesislerinin yok edilmesidir. 2004 yılında sonuçlanan TÜBİTAK Vizyon 2023 projesi kapsamında oluşturulan, Bilgi İletişim Teknolojileri Paneli sonuç raporunda, ülkemizin elektronik bileşenler konusunda teknoloji öngörüsü şu şekilde belirtilmiştir:

“Ağırlıklı olarak sayısal tümdevre ve MEMS tasarım ve üretim alanlarına odaklanmış olan faaliyet alanı, rekabetçi firmaların olmadığı (‘yok’), Ar-Ge altyapısı ve yenilikçilik yaklaşımlarının ‘zayıf’, araştırmacı potansiyeli ve temel bilimlerde yetkinliğin ‘yeterli’ olduğu gözlenmektedir... Bu alanda nitelikli katma değer yaratmamızı sağlayacak bileşenlerin (komponent) hangileri olacağı üzerine yapılacak derinliğine (dikey) bir çalışma, ülkemizi bu alanda ‘tanımlananı yerine getiren’ konumundan çıkarıp, ‘belirleyici’ konuma taşıyarak, küresel pazarda ilk akla gelen birkaç ülke arasında yer almamızı sağlayacaktır...”

Bu saptamaların yapıldığı Vizyon 2023 projesi maalesef hayata geçirilmemiştir. Türk Elektronik Sanayicileri Derneği’nin (TESİD) “Elektronik Sanayi Almanağı-2009” yayını Bileşenler Alt Sektörü incelemesinde ise “Dünyada ancak birkaç ülkenin tutunabildiği ve teknolojinin sürekli değiştiği tümleşik devre tasarımı ve üretimi konusunda başarı sağlamak için, büyük teknoloji ve mali birikim gerekmektedir. Bu ürünlerin dışalımı toplam bileşenlerin yarısını oluşturmaktadır. Bununla birlikte özellikle savunma sistemlerinde kullanılan algılayıcılar veya bu amaçla üretilen ve kritik teknolojiler gurubuna giren mikroelektronik elemanların ülkemizde üretilmesinin rasyonel olacağı ve bu alanda bir açılım yakalamanın mümkün olduğu düşünülmektedir” saptaması da değerlendirmeye alınacak niteliktedir.

Sonuç

Türkiye’de tüm tartışmalar bir tarafa bırakılarak, devlet destek ve güdümünde karma yapıda (özel+kamu) elektronik bileşenler sanayi derhal kurulmalıdır. Bu konuda bir an bile tereddüde gerek yoktur. Eğer ülkemiz bilgi teknolojilerini sadece kullanan olmayacaksa ve sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçecekse elektronik sanayi ve onun dinamik destekleyicisi elektronik bileşenler sanayi Türkiye’ye özgü bir model oluşturularak ele alınmalıdır. Bu konuda EMO’nun “Türkiye’de elektronik bileşenler sanayinin kurulması” konulu bir kongre düzenlemesine ve konunun bir dava konusu haline getirilerek, sürekli izlenmesine ihtiyaç çok büyüktür. Türkiye’de “elektronik bileşenler sanayi” adı var olmalıdır.

Yararlanılan Kaynaklar:

- Türkiye’de Elektronik Devre Elemanları Sanayi Soruşturma Sonuç Raporu-1991 Sanayi Kongresi
- 8.Beş Yıllık Kalkınma Planı Elektronik İhtisas Komisyonu Raporu 2001
- TÜBİTAK Vizyon 2023 Teknoloji Öngörüsü Projesi Bilgi İletişim Teknolojileri Paneli Sonuç Raporu-2004
- Dr. Fikret Yücel’in Anıları
- TESİD Elektronik Sanayi Almanağı 2009
- Barbaros Şekerkıran Mikroelektronik Araştırma Geliştirme Ltd.Şti 2009
DH Mobil uygulaması ile devam edin.
Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin.
Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.