Donanım Haber

Uygulama ile Aç Kapat butonu
Kayıt
Arama butonu

Yarbay
26 Mart 2006
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
10 üye
Görüntülenme (?)
1423 (Bu ay: 1)
Gönderiler Hakkında
4 hafta
Üst Çubuktaki 2.El > İkinci El Bölümüne Git Tuşu Çalışmıyor

Merhaba, belirttiğim tuşu sıklıkla kullanıyorum, 3 gün öncesine kadar sorunsuz çalışıyordu şimdiyse ekte gösterdiğim hatayı vermeye başladı.



3 ay
Viper 8KHz 593TL Amazon Prime
Battle(non)senseyoutube
Let's see if a polling rate of 8000Hz has a measurable impact on mouse latency and smoothness. ► Support Battle(Non)Sense: https://www.patreon.com/battlenonsense ► Connect with me: ➜ FB: facebook.com/BattleNonSense ➜ twitter: twitter.com/BattleNonSense 0:00 Intro 0:10 Start 0:47 What is the Polling Rate? 1:26 Mouse Click Latency 4:34 Mouse Movement Latency 10:05 Smoothness 11:02 Conclusion Razer Viper FW v1.01.00 #Razer #8000Hz #InputLag #Viper8k
https://www.youtube.com/watch?v=mwf_F2VboFQ



Bu fiyata müthiş bir cihaz, diğer 8k olduğunu iddia eden farelerin aksine eğer işlemciniz sağlamsa sağlıklı şekilde 8k çalışıyor.

5 ay
MSI MAG Artymis 242C 1000R Curved Oyuncu Monitörü İncelemesi

Merhaba arkadaşlar, bu incelememizde MSI'ın MAG Artymis 242C model isimli monitörüne göz atacağız.




İncelemeye başlamadan önce önemli bir notu sizlerle paylaşmak istiyorum: Cihaz bana geldiğinde inanılmaz bir ghosting sorunu mevcuttu, daha önceden okuduğum kullanıcı yorumlarında da ghostingden şikayetçi olan yorumlar görmüştüm. Bunun sebebi cihaz fabrika ayarlarında Eko Modu açık şekilde gelmekte ve eko modunda panelin tepki süresi bir hayli yüksek tutulmuş. Bu modu kapattığınızda ghosting sorunu ortadan kalkacaktır.


MAG Artymis 242C, 24 inçlik 1000R curved ekrana sahip bir monitör.

VA teknolojisiyle üretilmiş bu panel, 165 hertzlik tazeleme hızına ve hareketli görsellerde 1mslik tepkime süresine sahip (1MS MPRT). Ayrıca 250nit parlaklığa ulaşabilmekte.


MAG Artymis 242C, monitör olarak kullandığım ilk curved cihaz oldu. Öncesinde curved televizyonlarla vakit geçirmiş olsam da monitör olarak kullandığım ilk cihaz. Bu yüzden ilk bir kaç gün alışma sürecinden geçtim. Bunun sebebi de tabii ki 1000R kavis değerinin alışılagelmiş curved panellerden daha kavisli olması. :)



Bu monitörü incelerken oyun testlerinde daha çok yarış ve simülasyon oyunlarında vakit geçirip daha çok bu tarafta tecrübe edinmek istedim, zira bu monitörle eğer bütçeniz el veriyorsa üçlü bir simülasyon kurulumunda harika deneyimler elde edebilirsiniz diye düşünüyorum.

Söylediğimi yanlış anlamayın, cihazda FPS oyunlar da gayet güzel oynanıyor, sonuçta yüksek tazeleme hızı ve düşük giriş gecikmesine sahip bir monitörden bahsediyoruz. Video incelememde havalı bir kaç vuruşumu da görebilirsiniz :)



İncelememize cihazın ölçüleri ve ergonomik faktörleriyle başlayalım:


Monitör standın üstündeyken yüksekliği 43.5cm, duvardan uzaklığı 23cm, stand olmadan duvarla arasındaki mesafe ise (yan kalınlık) 9cm civarında. Standın alt ayak genişliği 47.5cm, monitörün genişliği de 53.5cm.

Stand, üçgen ve geniş ayaklı bir tasarımda, büyük mousepad kullanıyorsanız ve masanız ufaksa mousepadinize bir miktar taşma olabilir.

Monitör, standıyla 5.7 kilogram, standı olmadan ise 3.77 kilogram ağırlığında.




Monitörde -5 ve +20 derece olmak üzere aşağı yukarı açı ayarı yapılabiliyor, bunun dışında bir kaç derecelik ufak bir sağ sol açı ayarı yapılabilmekte, yükseklik ayarı ne yazık ki mevcut değil. Ayrıca pivot desteği de bulunmuyor, curved bir monitör için, özellikle 1000R gibi yüksek bir kavise sahip bir monitör için pivot desteği eklenip maliyetin artırılması da biraz garibime giderdi açıkçası.



Çoklu kurulumlarda işinize yarayacak bir diğer faktör olan VESA desteğine tabii ki bu cihazda da yer verilmiş. Monitör 10x10cm VESA standardını desteklemekte, simülasyon için yapacağınız setuplarda gayet işinize yarayacaktır.


Çerçevesiz tasarıma sahip monitörün panel ile köşe arasındaki boşlukları 8mm civarında, çoklu monitör kullanımlarında memnun kalacağınızı düşünüyorum.


Malzeme kalitesine gelirsek, standımız metal bir malzemeden üretilmiş ve sağlam hissettiriyor. Monitörün kasası ise plastikten imal edilmiş durumda, ucuz hissettiren veya rahatsız edici bir tarafı bulunmamakta.


Şimdi de panelden bahsedelim:


VA paneller kontrast ve renk başarımı konusunda TN ile IPS panel arasında bir yerde bulunmaktalar. TN panellerden fersah fersah ilerde olmakla beraber IPS panellerin biraz gerisinde kalıyorlar. Uzun süredir IPS monitörler kullanan birisi olarak bu monitörü kullanmaya başladığımda gözüme çarpan ilk şey renklerin, özellikle siyahların biraz daha "flat" olması oldu. Bunun dışında ise yaklaşık 1 aylık kullanımımda renk başarımı konusunda gayet tatmin oldum.


Curved ekranlarda homojen bir ışık dağılımı yakalamak zor olduğu ve monitörün de bulunduğu segment dolayısıyla köşelerde bir miktar parlaklık kaybı ve bazı noktalarda bir miktar backlight bleeding mevcut. Sentetik testler harici içerik tüketimi ve oyun oynama sırasında göze batmayacaktır.


Panelimiz 8 bitlik bir panel ve DCI-P3 renk gamutunun %90.3'ünü, SRGB'nin de %113.8'ini desteklemekte. Yani panelin renk konusunda bir potansiyeli var, içerik tüketimi ve oyun oynaması gayet zevkli. Ancak profesyonel kullanım da işin içine girecekse giriş paragrafında bahsettiğim flat renklerden dolayı bir kalibrasyon yapmanızı tavsiye ederim.




Cihazda bir bölgesel aydınlatma teknolojisi bulunmamakta, bölgesel aydınlatma için uyguladığım testlerde göze batan bir ışık taşmasına rastlamadım.



Parlaklık konusunda ise monitörü gayet başarılı buldum. Elimde glossmetre bulunmamakla beraber önceki cihaz tecrübelerime dayanarak bu cihazın 250nit parlaklığa ve hatta biraz daha fazlasına ulaştığını rahatlıkla söyleyebilirim. Bütün çekimlerimi 50w 4700 lümenlik ışık altında gerçekleştirdim ve bu kuvvetli ışık altında dahi parlaklık konusunda herhangi bir sorun yaşamadım. Ekran mat bir kaplamaya sahip ve yansıma konusunda oldukça başarılı.


VA panel de IPS paneller gibi geniş bakış açısı desteği sunmakta, ancak tamamen yandan bakarsanız (tahmini 120 dereceden sonrası) ekranı biraz daha mavi tonlarda görmeye başlıyorsunuz. Bir kaç arkadaşımla yanyana film izledim ve görüş açısı veya renklerle ilgili herhangi bir şikayet duymadım.


Ekranda uzun süre sabit bir obje durunca herhangi bir gölgelenme bırakmıyor.


Renkler arası keskin geçişlerde herhangi bir ışık taşması veya kontrast başarısızlığı durumuyla karşılaşmadım.




Ayrıca görüntü yırtılmasına bir önlem olarak monitörde FreeSync desteği bulunmakta, ben DisplayPort üstünden güncel sürücülerde hem AMD hem NVidia ekran kartlarında FreeSync desteği alabildim.


Ghosting konusuna gelecek olursak da, 1MS MPRT tepkime süresine sahip bu cihaz, daha önceden kullandığım 1MS MPRT diğer monitörlerden çok da farklı değil. Yani ufak miktarda bir ghosting mevcut.




Bağlantı Noktaları:


Monitörde 2 adet HDMI ve 1 adet DisplayPort bulunmakta, HDMI versiyonu ise 1.4 olarak belirtilmiş. Monitörde bir hoparlör bulunmamakta ancak AUX çıkışı üzerinden ses cihazlarınızı bağlayabilirsiniz.



Arayüz ve kontrol:


Monitörün üzerinde sadece güç tuşu ve arka sağ bölümünde konumlandırılmış bir joystick bulunmakta. Daha önceden incelediğim üst seviye monitörlerden MAG274QRF-QD ile aynı arayüze sahip, kullanımı oldukça içgüdüsel.



Kutulama ve kutu içeriği:


Cihazın kutulanması ve kutu içeriğine gelecek olursak, 24 inçlik bir ekran olması sebebiyle kutusu da kompakt sayılabilir, sert köpüklerle güzelce paketlenmiş durumda.

Kutu içeriğinden bir adet HDMI ve DisplayPort kablosu, güç adaptörü, VESA bağlantısı için 4 adet vida ve stand üstünde kullanım için de 4 adet vida çıkmakta.

Cihaz güç girişi için harici bir güç adaptörü kullanmakta, eklemeli yapıya sahip bu adaptör neredeyse 3 metrelik oldukça uzun bir kabloya sahip.



MSI MAG Artymis 242C incelememizden bu kadardı.


Özetle: Fiyat olarak konumu ve bulundurduğu özellikleri düşünürsek curved ekran kullanmayı düşünen arkadaşların listelerinde yer vermesini tavsiye edebileceğim bir monitör MAG Artymis 242C.


Umarım inceleme hoşunuza gitmiştir, aklınıza takılan bir soru olursa yorumlarda çekinmeden sorabilirsiniz.


Emre Akmanyoutube
Bu videoda sizlerle beraber MSI'ın sahip olduğu kavisle öne çıkan oyuncu monitörü MAG Artymis 242C'ye göz attık. Kanala abone olup beni destekleyebilirsiniz. Videoda hunharca Doom oynayan arkadaşımızın kanalına "Zero Master" yazarak ulaşabilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=j0XzeQcya_Y



Ayırdığınız vakit için teşekkür ederim, sağlıcakla kalın :)

7 ay
MSI Optix MAG274QRF-QD Oyuncu Monitörü İncelemesi (1440P 165HZ 1MS GTG)

Merhaba arkadaşlar, bugün sizlerle beraber MSI'ın üst düzey monitörlerinden MSI Optix MAG274QRF-QD monitörünü inceliyoruz.



Kullanım tecrübelerimi kısaca özetlemem gerekirse, MSI Optix MAG274QRF-QD profesyonel oyuncular için tasarlanmış üst düzey bir oyuncu monitörü.

1440p çözünürlüğünde 165hz verebilen 1ms GTG Rapid IPS panel, içinde barındırdığı teknolojilerle oldukça düşük giriş gecikmesi ve hareket akıcılığı sağlıyor.

Beraberinde gelen stant ergonomik olarak kullanıcılara gayet rahat bir deneyim sunmakta.

Şimdi gelin konu başlıklarına göre ürüne detaylıca bakalım:




- Panel


İncelemeye tabii ki bir monitörde en önemli faktör olan panele göz atarak başlıyoruz. Monitörümüz 27" Quantum Dot IPS teknolojisine sahip düz yapıda bir panele sahip.

Panel mat bir yüzeye sahip, bu sayede yansımaları direkt güneş altında olmadığınız sürece büyük ölçüde kesmekte.


Quantum Dot, monitöre DCI-P3 renk gamutu desteği kazandırmakla beraber renk kararlılığını arttıran bir teknoloji olduğu MSI tarafından belirtiliyor.

1440p 165hz çözünürlüğündeki bu panel, MSI'ın Rapid IPS ismini verdiği ve normal IPS panellerden 4 kat daha hızlı olduğunu ifade ettiği özel bir IPS panele sahip. Griden griye 1ms tepki süresine sahip, hayli iddiali bir değer.


Giriş gecikmesini detaylı test edebilecek ekipmanım yok ama yıllardır shooter oyunlarda edindiğim tecrübeye dayanarak monitörün oldukça tepkisel ve akıcı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. 240fps yaptığım ağır çekimlerde de kare başına 4mslik hata payını koyarsam 8 ila 12 ms arasında bir click to photon latency değeri elde ettim. Keşke daha yüksek kareler yakalayabilen bir cihazım olsaydı da hata payını minimize ederek size bu değeri verebilseydim.


HDR Ready özelliğiyle gelen monitör, HDR modunda 400 nite yaklaşan bir parlaklıkla pek de fena sayılmayacak bir HDR deneyimi yaşayabilirsiniz, ancak monitörün hedefi HDR içerik tüketmek olmadığını söyleyebilirim.


Monitörde ayrıca NVIDIA sertifikalı GSYNC teknolojisi de bulunmakta, bildiğiniz gibi bu teknoloji zaman içerisinde iki ekran kartı üreticisinin anlaşmasıyla evrensel bir standart oldu ve haliyle AMD sistemlerde de FreeSync'i sorunsuzca kullanabiliyorsunuz.










Kontrast başarımı olarak son kullanıcıyı gayet memnun eden panel, profesyonel kullanımda bir kalibrasyon gerektirebilir, fotoğraflarda görebileceğiniz üzere mavi renk diğer renklere göre biraz daha ayarsız kalıyor.


Cihazda bir bölgesel aydınlatma teknolojisi mevcut değil ancak yaptığım testlerde herhangi bir ışık taşması vs görmedim. Çok daha pahalıya satılan ve direkt profesyonelleri hedefleyen Apple XDR monitörlerde dahi bölgesel aydınlatmanın çok sağlıklı çalışmadığını düşünürsek bölgesel aydınlatma bulunmaması bence isabet olmuş. Bence bu teknolojinin biraz daha yolu var.


IPS panele sahip bu cihaz, daha önceden 10'dan fazla IPS monitör deneyimlemiş birisi olarak IPS glow konusunda gördüğüm en başarılı panele sahip. Işıksız bir ortamda maksimum parlaklıkta simsiyah bir ekrana bakmadığınız sürece fark etmeniz mümkün değil. Fotoğrafın pozlama ve enstantane değerinden dolayı yanıltıcı olmamak adına IPS glow fotoğrafı çekip sizinle paylaşmadım.



Elimde bir glossmetre olmadığı için parlaklık konusunda fabrika verisini ne kadar tutturduğunu net bir rakamla yazamayacağım, ancak sizler için odama 1200 lümen ampulümü takıp sizler için görünürlüğü fotoğrafladım.

Fotoğrafı çekerken parlaklık düzeyi %100'deydi, tamamen ışık altında olmadığınız sürece görünürlük konusunda herhangi bir sorun yaşayacağınızı düşünmüyorum.





Quantum Dot teknolojisinin faydasını pikseller arasındaki renk geçişleri konusundaki başarısında da görebiliyoruz.


Yandan ve üstten bakış açıları IPS panellerden beklediğimiz üzere gayet yeterli.


Sizler için 6 saat kadar Steam arayüzünü açık bırakıp dışarı çıktım, geri döner dönmez beyaz bir sayfa açıp sizler için fotoğrafladım. Görüldüğü gibi herhangi bir gölgelenme vs durumu yok.



- Stand ve malzeme kalitesi


27 inçlik monitör, standıyla beraber 6.1 kilo, standı olmadan 3.5 kilo ağırlığında. Boyutuna göre hafif olduğunu söyleyebilirim.

Yüksek malzeme kalitesine sahip metal stand, hoş gözükmesiyle beraber düz hatlara sahip tasarımı sayesinde masada çok fazla yer kaplamadan monitörü sabit tutabiliyor.

30cm x 21cm boyutundaki bu stand büyük boy bir mousepad kullanmama rağmen masanın üstünde herhangi bir şekilde mousepadimi engellemedi. Daha önceden kullandığım bir kaç monitörde ilginç stand tasarımları yüzünden mousepadimi yeniden konumlandırmam gerekmişti.


Standın ortasında kablo yönetimini gayet kolaylaştıran bir oyuk mevcut.

Fiyatından ve monitörün segmentinden dolayı beklediğim üzere, monitörün malzeme kalitesi oldukça iyi. Hiçbir hareketimde en ufak bir çıtırtı, esneme hissetmedim.


Ayrıca, cihazın arkasında ambiyans aydınlatması olabilecek bir RGB ışıklandırma mevcut, rahatsız edici parlaklıkta veya abartılı efektler olmadan yumuşak renk geçişleri yapıyor. Dilerseniz bunu da OSD üstünden ayarlayabiliyorsunuz.





- Ergonomi ve fonksiyonelite


Ergonomik olarak ise bu stand sayesinde 25 derece aşağı yukarı eğim ayarı, sağa-sola 75er dereceden toplamda 150 derece açı ayarı, 10cm aşağı-yukarı yükseklik ayarı yapabiliyoruz. Ayrıca bu monitörü stand üzerindeyken pivot modunda da kullanabilirsiniz.

Fonksiyonelite ve ergonomik olarak gayet başarılı olan bu stand sayesinde inceleme sürem boyunca bu monitörü VESA standıma bağlama ihtiyacı hiç duymadım. Ama dilerseniz monitör 10x10cm VESA standardını da destekliyor.

Monitörümüz yandan baktığınızda stant üzerindeyken kalınlığı 20cm, bu 20cm fark edeceğiniz üzere standın genişliğinden dolayı, stant olmadan ise en kalın noktada 5cm kalınlığında.



- Köşe boşlukları


Köşe boşlukları çoklu monitör kullanımında göze batmayacak kadar ince, plastik çerçevesi yanlarda aşırı ince, plastik çerçeve ile panelin başlangıcı arasında toplamda 8mm kadar bir boşluk var.

Monitörün alt kısmında ise yaklaşık 2cmlik bir kalınlık mevcut.





- Giriş portları


Monitör port bakımından da gayet yeterli;


1x DisplayPort

2x HDMI (2.0)

2x USB A

1x USB C

1x USB B

1x AUX


1440p 165hz kullanım için DisplayPort üzerinden bağlamanız gerekiyor, nitekim HDMI 2.0 portlarının bant genişliği burada bir darboğaz oluşturacaktır. HDMI girişini konsollarda kullanmak daha mantıklı gibi duruyor, keza cihazın panelinde çözünürlüğü ve tazeleme hızını konsollarla uyumlu hale getiren bir konsol modu bulunmakta.

Type C çıkışı ile de görüntü alınabiliyor, benim laptopum olmadığı ve ekran kartımda da Type C çıkışı olmadığı için deneyimleyemedim, bendeki telefonlarda da Type C üstünden görüntü almak sanıyorum mümkün değil.  


- Kutu içeriği


Monitör gayet büyük ve sağlam paketlenmiş şekilde elime ulaştı.

Kutu içeriğinden 1 adet DisplayPort, 1 adet HDMI ve 1 adet USB A to B (upstream) kablo gelmekte.

Monitörün güç kablosu da harici bir adaptöre bağlanmakta. Kablonun uçtan uca uzunluğu 3 metreye yakın boyutta, oldukça uzun bir kablo.

Stant bağlantısı haricinde ayrıca duvara montaj için gerekli vidalar da kutu içeriğinde sunulmuş.







- Panel arayüzü ve kontrol



Monitörün üzerinde güç açma kapama için sağ alt köşede bir güç tuşu ve sağ arka tarafta konumlandırılan joystick harici hiçbir fiziksel düğme bulunmuyor. Bu sebeple ayarlaması ve kullanması gayet içgüdüsel ve kolay. Güç açma kapama tuşunu karanlıkta rahatlıkla bulabilmeniz için hemen yan tarafında bir LED aydınlatma mevcut, monitörünüz uyku modundayken bu LED loş bir sarı ışık veriyor, monitörünüz çalışırken beyaz ışık veriyor. Bu LEDin parlaklığı ne rahatsız edici ne kendini kaybettiren cinsten, parlaklığı gayet iyi ayarlanmış.


Joystick ile ulaşabildiğimiz bu menüde ön tanımlı oyun ayarları, panel tepki süresi, karanlık oyunlarda siyahların kontrastını arttıran gece görüşü modu, göz koruma modu, adaptive sync, sanal crosshair (1.6 oynarken reddot isimli uygulamadan dolayı ban yiyen arkadaşların yüzünde bir gülümseme oluşmuştur), desteği gibi ayarlar haricinde tabii ki monitörün parlaklık, kontrast, renk sıcaklığı tarzı ayarlarını yapabildiğimiz ayarları da mevcut.


Ayrıca bu menüden yapılabilen bütün ayarları upstream kablosu ile monitörünüzü bilgisayarınıza bağlarsanız MSI'ın kendi programı üstünden de yönetebiliyorsunuz. Bu program aynı zamanda monitöre firmware güncellemesi atmanızı da sağlıyor. Forumlarda okuduğum kadarıyla son firmware güncellemesi ile renk gamutunda bir takım iyileştirmeler yapılmış, alacak arkadaşların göz atmalarını tavsiye ederim.





Son söz olarak, MSI Optix MAG274QRF-QD, bütçeniz el veriyor ve üst düzey bir oyuncu monitörü arıyorsanız göz atmanızı tavsiye edeceğim bir monitör olmuş.

İncelemeden bu kadardı, umarım faydalı olmuştur. Atladığım bir kısım varsa yorumlar kısmında sorabilirsiniz.

Video incelemesi de aşağıda:


Emre Akmanyoutube
MSI'ın üst düzey oyuncu monitörlerinden MSI Optix MAG274QRF-QD isimli oyuncu monitörünün incelemesi. https://tr.msi.com/Monitor/Optix-MAG274QRF-QD
https://www.youtube.com/watch?v=Xp7d6ZuEgJ8
7 ay
Cooler Master MM710 Kullanıcı İncelemesi

Herkese selamlar, bu incelememizin konuğu bir kaç aydır kullanmakta olduğum Cooler Master'ın kendi ürün gamında en üstte konumlandırdığı 2 farenin ufak kardeşi, FPS oyuncuları hedeflenerek tasarlanmış ultra hafif MM710 oyuncu faresi.




- Tasarım


MM710, minimum ağırlık hedeflenerek üretilmiş bir fare, dolayısıyla bal peteği formunda delikler farenin hem üstünde hem de yan kısımlarında görülmekte. Ancak bu delikleri çok abartıp tuşların tamamına veya baş parmağınızla serçe parmağınızın geleceği yerlere kadar taşırmamışlar. 

Boyut olarak ise Razer Viper Mini ile neredeyse aynı boyutlara sahip.

(115mm uzunluk, 630mm genişlik, 380mm yükseklik)


Fareye yukardan ve aşağıdan bakıldığında simetrik bir tasarıma sahip olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz. Burada çift elli kullanımda zorluk çıkarabilecek tek unsur farenin solunda bulunan 2 adet programlanabilir yan tuş.


Fareye yandan bakıldığında ise sırt kısmı biraz kambur, sonlara doğru küt bir tasarım görüyoruz. Bu detay, fareyi parmak ucuyla kullananlara yönelik güzel bir optimizasyon.


Üzerinde nispeten az sayıda bulunan tuş sayısından bu farenin FPS oyuncularına yönelik bir fare olduğunu söyleyebiliriz.


Taşınabilirlik olarak hem boyutu hem ağırlığı itibariyle gayet kompakt bir fare. Ağırlığından şu ana kadar bahsetmemiş olmama kendim bile şaşırdım, fare 53 gramlık bir ağırlığa sahip. Evet ELLİ ÜÇ!  Şu zamana kadar kullandığım en hafif fare, ve hafif farelerin bir laneti var: Bir kere kullandıktan sonra diğer bütün fareler elinize tuğla gibi geliyor.




- Malzeme kalitesi


ABS plastikten imal edilmiş MM710'da malzeme kalitesi bu farede kullanım sürem boyunca bulduğum tek kusuru diyebilirim, hafif olması amacıyla mıdır emin değilim ancak kullanılan malzeme çok kısa sürede parlama yaptı ve sol tıkta ve baş parmağımızın geldiği yerdeki tutunma kısa sürede kayboldu.


Mesela fareyi sağa sola salladığınızda içeriden ufak tıkırtılar geliyor, tık tuşlarından değil, sanıyorum sensörün altındaki ışığı yönlendiren prizma parçadan.


Delikli tasarıma sahip bir fare olduğu için çoğu kullanıcının korkulu rüyası olan sıvı temaslarına karşı ise Cooler Master bir miktar dayanıklı olduğunu belirtmiş ancak switchlerin su geçirmez olmadıklarını belirtmiş.




- Ergonomi


MM710, daha önceden de belirttiğim gibi ufak bir fare ve çoğu kullanıcı palm grip ismi verilen bütün avucunu farenin üstüne yaslayıp kullanamayacaktır. Bu yüzden de ergonomik detay olarak daha önceden incelemesini yaptığım MX518'deki gibi yanlarda baş parmağımızı dinlendirebileceğimiz tarzdan bir oyuk vs bulunmuyor, zaten fingertip veya claw gripte bu tarz detaylara pek de ihtiyacınız yok.


Benim avcum orta parmaktan bileğe kadar yaklaşık 19cm, kendimi orta boyda elli birisi olarak sayacak olursam bu fareyi pençe tutuşu veya parmak tutuşu olarak hiç sorunsuz şekilde kullanıyorum. 


Palm grip ismi verilen avcumuzu farenin üstünde dinlendirdiğimiz tutuşta ise hiç konforlu bir kullanım sunmuyor. Eli ufak arkadaşlar belki palm grip ile de kullanabilir. Eliniz büyükse bir mağazada deneyerek almanızı tavsiye edebilirim.




- Yüzey kaplaması


MM710, siyah, beyaz, mat ve parlak olmak üzere 4 farklı kombinasyonla Türkiye marketinde bulunabiliyor. Benim tercihim siyah ve mat olan ürün oldu.


- Kablo


MM710 paracordumsu bir örgü kabloya sahip, 1.8 metre uzunluğunda, üzerinde EMI gürültüyü azaltmak için bir aparat da bulunuyor. Gayet yumuşak ve geçirdiğim bir kaç aydır da kabloda herhangi bir sertleşme durumu yaşamadım. 




- Skatezler


Ürün PTFE skatezlerle geliyor ve kutusundan da birer adet yedeği çıkıyor. Fakat bu yedeğinin çıkmasının sebebi hayrına değil, malzeme ömrü burada da kendisini belli ediyor. 


Skatezler de kolay aşınmaya müsait, yine de 2 çift skatez bir hayli götürecektir diye tahmin ediyorum.


Aşınmaya müsait bu skatezler performans olarak ise muhteşemler. Bir kaç saatlik kullanımdan sonra skatezler mousepadinize iyice alışıyor ve gayet hızlı hareket ediyorlar.


Ben sırf merakımdan Wraith Esports'un skatezlerini taktım ve fareyle gelen yedek skatezleri de başka bir faremde kullandım, o yüzden orijinal skatezleri size ne yazık ki gösteremiyorum. Ancak şahsi görüşüm bu cihaz için aftermarket bir skatez almanıza hiç gerek yok, çünkü kendi skatezleri şuan üstünde bulunan skatezlerden daha performanslıydı.




- Kutu içeriği


Kutu içeriğinden farenin kendisi, yedek skatezler ve kullanım kılavuzu haricinde bir sticker veya başka bir şey çıkmıyor.




- Sensör


Sensör olarak Pixart'ın üst düzey sensörleri arasında yer alan PWM3389 sensörü yer almakta. Bu tarz üst düzey sensörler bana biraz "vur dedik öldürdün" geliyor, saniyede 400 inçlik hareket okuma kabiliyeti ve 50g ivmelenmeye kadar tepki verebilmesi insani limitlerin çok üzerinde. Ben 800 edpi kullanan birisi olarak kendimi düşük hassasiyetle oynayan bir oyuncu olarak sayıyorum ve kendi yaptığım testlerde hayatımda hiç çevirmediğim kadar hızlı hareketlerle yaptığım testlerde dahi saniyede 5 metreyi (takribi saniyede 200 inç) geçemedim, ve fare de bu çılgın hareketime dahi yetişti ve sorunsuz tepkiler verdi.


Sensör 1khz raporlama hızına sahip, günümüz için yeterli ancak piyasada 8khz sensörlü fare sayıları önümüzdeki günlerde çoğalmaya başlayacak. Eğer 360hz veya 390hz bir monitör kullanıyorsanız tavsiyem 8khz sensörlü cihazlara yönelmeniz olacaktır.


Lift off distance da rahatsız etmeyecek derecede, takribi 1 CD yüksekliğinden sonra raporlamayı kesiyor, kendi sitesinde 2mm olarak belirtilmişken bazı kullanıcı testleri 1.6mm civarında olduğunu raporlamış.


Üst seviye komponentlere sahip bu fareden bekleyeceğim üzere, gözle görülür veya rahatsız edici bir giriş gecikmesi kesinlikle yok. 


200-16,000 dpi arasında 100'erli aralıklarla dpi ayarlayabiliyorsunuz. Bazı inceleme siteleri %10 kadar bir DPI bozulması gördüklerini yazsalar da benim gözlemlerime göre 1600 DPI'da %3 kadar bir yanılma payı var ki bunun bir kısmı ölçüm hatası olabilir, eğer ölçüm hatası yoksa bile gayet normal bir değer.




- Tuşlar


MM710 sağ ve sol tıkta 20 milyon tık ömrüne sahip Omron D2FC-F-7N switchleri kullanıyor. Bu switchler bu farede tepkime süresi olarak en iyisi olmasalar da fena olmayan bir tık gecikmesine sahipler.


Sağ ve sol tık haricinde üst kısımda tekerleğin üzerinde varsayılan olarak DPI ayarı yapmanızı sağlayan bir tuş, sol tarafta da 2 adet programlanabilir yan tuş yer almakta.


Bu tuşlar haricinde farenin altında vs herhangi bir profil ayarlama, raporlama frekansı değiştirme vs tuşu bulunmuyor. Minimum ağırlık hedeflenen bir fare olduğunu düşünürsek gayet anlaşılabilir bir hareket.


Tuşların çıkardığı ses rahatsız edici veya yüksek değil. Sağ tık, sol tıka göre nispeten daha gürültülü ve sert bir sese sahip. MM710'un en gürültülü tuşu ise fare tekerleğine bastığınızda çıkıyor, yan tuşlar ve dpi ayarlama tuşu hafif gürültülü bir ortamda duyulamayacak kadar sessiz.


Tuşların aktivasyonu için gereken kuvvet bence tam ayarında, ne çok sert ne çok yumuşak, tepkisel bir hissiyata sahip.


- Mouse tekerleği


Mouse tekerleği, üzerinde kauçuk bir kaplamaya sahip.


Kaydırması sonsuz kaydırma tarzında değil, geri bildirimi güzel, sessiz ve zorlamayan bir hissiyata sahip.


MM710'un fare tekerleği sağa veya sola jest hareketlerini desteklemiyor, sadece üstüne basabiliyorsunuz, çıkardığı ses yukarıdaki maddede belirttiğim gibi bu faredeki en gürültülü tuş sesini çıkarıyor. Basmak için harcadığınız güç bence biraz fazla.


- Mouse programı


(Ekran alıntılarında yazılarda köşe yumuşatması bulunmadığı için kusuruma bakmayın, programın değil benim kullandığım işletim sisteminin biraz ellenmiş olmasının suçudur)



MM710'un programına erişmek için Cooler Master MasterPlus+ olarak aratmanız yeterli olacaktır. 


Program yalnızca Windows 10 ve 11 desteği sunmakta ve websitesinde Linux ve macOS için ayrı bir program linki bulunmuyor.


Programı kullanmak için herhangi bir üyelik açmanıza gerek yok, programı kurar kurmaz cihazınızı algılayıp kullanmaya başlayabiliyorsunuz.


Kullanımı ve anlaması gayet kolay bir arayüze sahip, toplamda 4 adet sekme mevcut.


Buttons sekmesinden bütün tuşlara ayrı ayrı fonksiyon atayabiliyoruz, hatta fare tekerleğini aşağı yukarı kaydırmayı bile özelleştirebiliyoruz ki bu gerçekten özelleştirme anlamında ciddi bir artı sağlıyor.  Sol tıkın yerini değiştiremiyor ve yerine herhangi bir fonksiyon atayamıyoruz, geri kalan bütün tuşların yeri ve fonksiyonu özelleştirilebiliyor ve/veya kapatılabiliyor. Bütün tuşlara multimedya fonksiyonu, klavyeden tek bir tuş girişi, farenin üzerindeki herhangi bir tuş, makro, seri fare tıklaması veya klavye tuş girişi, profil ve dpi değiştirme ayarı ve hatta sensörü devre dışı bırakıp tekrardan etkinleştirme fonksiyonu atanabiliyor.


Performans sekmesinden lift off distance, tuş gecikmesi, açı düzeltmesi, açı düzeltmesi yapılacaksa ne kadar yapılacağı, dpi eşikleri gibi ayarları yapabiliyoruz.


MM710, 512KB'lık bir dahili hafızaya sahip ve bu dahili hafızaya 5 farklı profil ve makro ayarlarınızı kaydedebiliyorsunuz.


Makro oluşturma kısmı kullandığım en iyi arayüz değil, ancak en kötüsü de değil. Gözüme çarpan tek kusuru aynı makro içerisinde hem klavye tuş girişi hem fare tuş girişi kullanamıyor oluşumuz.


Programla beraber sisteminize CoolerMaster MasterPlus Technology Service isminde bir hizmet ekleniyor, normalde bu hizmet otomatik başlatmaya ayarlanmış olsa da devre dışı bıraksanız dahi programınız sorunsuz açılıyor.


(Komut ekranını açıp "sc config MPService start=disabled" yazıp enterlayarak bu hizmeti siz de devredışı bırakabilirsiniz.)


Bu hizmet dışında başka hiçbir hizmet veya regedit üstünden görülebilecek sürücü kurmuyor Cooler Master. Bu sebeple sistem optimizasyonu bağımlısı benim takdirimi kazandı.


Özetlemem gerekise Cooler Master MM710, benim beğenimi kazanan bir fare oldu. Zaten bu yüzden aylardır beraberiz. Malzeme kalitesi dışında herhangi bir eksik bulamadığım bu fare, siz de ürün ömrüne çok takılmıyorsanız, barındırdığı özelliklere nazaran uygun sayılabilecek fiyatıyla siz okuyuculara kesinlikle tavsiyemdir.


Cooler Master MM710 incelemesinden bu kadardı, umarım atladığım bir kısım olmamıştır, aklınıza takılan bir şey olursa yorumlarda sorabilirsiniz. Umarım hoşunuza gitmiştir, video incelemesini aşağıdan izleyebilirsiniz.


Emre Akmanyoutube
Bu videoda Cooler Master'ın üst segmentinde bulunan ufak kardeş MM710'a göz attık. *Pixart'ın websitesinde sensör maksimum 16,000 DPI olduğu yazıyor, ben de bu veriye dayanarak videoda 16,000 DPI olduğunu söyledim. Cooler Master'ın programında bulunan 32,000 DPI büyük ihtimal yazılım desteğiyle veriliyor ve DPI divergence çok yüksek olacaktır diye tahmin ediyorum. 00:00 Giriş 00:25 Tasarım, Boyut, Ağırlık 02:20 Ergonomi 02:50 İki Elle Kullanım 03:35 Taşınabilirlik 03:55 Malzeme kalitesi 05:22 Kablo 06:42 Skatezler 08:17 Sensör 10:36 Lift off distance 11:40 Raporlama hızı (hertz) 12:35 Switchler 13:20 Giriş gecikmesi 14:03 Tuşların sesi 15:00 Tuşların hissiyatı 15:25 Yazılım
https://www.youtube.com/watch?v=B4DA_fK0pcg




Sağlıcakla kalın.

2 yıl
200TL'lik Performans Canavarı - Logitech MX518 Kullanıcı İncelemesi
Okumakla uğraşmak istemeyenler için metnin alt kısmında hazırladığım videoyu izleyebilirsiniz.


Logitech, her geçen gün büyüyen oyuncu marketinin yaptığının aksine bir hareket yaparak yıllar önce çıkarmış olduğu MX518 faresini alıp günümüz teknolojisine uyarladı.
Piyasadaki agresif, gösterişli farelere kıyasla bu cihaz tam bir yere bakan yürek yakan. Çirkin kral.


Önce kısaca kutudan ve kutu içeriğinden biraz bahsedelim.
Kısaca diyorum çünkü kutu içeriğinde "Legendary" bir ürün olmasına rağmen herhangi bir ekstra bulunmamakta.
Kutumuz sade ve ürünün kendisi gibi gösterişten uzak, gri ve mavinin hakim olduğu kutu eski okul Logitech ürünlerine gönderme yapıyor.
Kutunun içinde farenin kendisi, garanti belgesi, kullanma kılavuzu ve bir adet Logitech Gaming stickerı bulunmakta.
Kutu içeriğinden herhangi bir ek skatez çıkmamakta, çıkması bir artı olabilirdi.


MX518, gösterişli ışıklandırmalardan, agresif hatlardan uzak bir şekilde geçmişten günümüze başarıyla uyarlanmış durumda.
Bir oyuncu faresinden çok bir ofis faresini andırması sebebiyle özellikle yaşı benden genç arkadaşlara sorduğumda farenin şeklini "garip" buldular.
Fakat bence bu tasarım gayet şahane, bizlere gayet konforlu ve kullanışlı bir tecrübe yaşatıyor.
Sağ el kullanımına yönelik olan farenin tutuş açısı bana sanki dikey ergonomik farelerden kullanıyormuşum hissiyatı verdi.
Farenin ağırlığı da hiç fena değil, bir miktar kabloyla beraber sürüklediğiniz ortalama ağırlık 100 ila 110 gram arasında.
Ürünün boyutları 131mm * 73mm * 43mm.
Büyük bir fare olmamasına rağmen yan taraflarda bulunan oyuklar sayesinde fare elimize çok iyi oturuyor.
Ben büyük sayılabilecek bir ele sahip olmama rağmen pençe ve düz tutuşlarda herhangi bir konforsuzluk yaşamadım.



Üst yüzeyde parlak simli bir plastik mevcut farenin geri kalanıysa kauçuk benzeri mukavemeti artırılmış bir plastik malzemeyle kaplı.
Üstte kaplı parlak malzeme açıkçası eliniz terlediğinde biraz sorun oluşturuyor.
Ama fareyi ve sol ve sağ tık tuşlarını saran kaplama tutuş sırasında herhangi bir kazanın önüne geçiyor.


Ürünün kablosu 2 metre 10 santim uzunluğa sahip düz bir kablo, herhangi bir örgü veya ekstra koruma bulunmamakta.
Kablo gayet rahat bir şekilde hareket ediyor ve bükülebiliyor.
Bu olumsuz bir etken değil -hatta fps oyuncularını hedef alan farelerde olumlu bir özellik- ancak kullanım senaryonuza göre göz önünde bulundurmanız gereken bir faktör.


Farenin üstünde sol tık, sağ tık, orta tık, dpi artırma, dpi düşürme, dpi değiştirme ve 2 adet daha programlanabilir tuş olmak üzere toplam 8 adet tuş bulunmakta.
Ana tuşlarımızda Omron'un 20 milyon tık ömürlü D2FC-F-7N model numarasına sahip switchleri kullanmakta.
Ana tuşlar biraz sesli tarafta kalırken diğer tuşlar sessiz çalışmakta.
Kronik Logitech sorunu olan sol ve sağ tıkın çift tıklaması bu üründe başımıza gelecek gibi durmuyor, sol ve sağ tık gayet tok ve hisli çalışmakta.
Orta tuşun hareket mesafesi bana biraz fazla geldi ve bir orta tuşa göre basım hissi sert ve geri bildirimi başarılı değil.
Kaydırma tekerleğinin hareketini algılayan enkoder nadiren de olsa siz hareketinizi tamamlamadan kaydırma hareketi yapabiliyor.


Bu tuşların tamamını ihtiyacınıza göre Logitech Gaming Software veya Logitech G Hub programlarından ayarlayabiliyorsunuz.
Fareyi bir kere ayarladıktan sonra bu ayarları dilerseniz farenin dahili hafızasına kaydedip programı kapatabilirsiniz.
Ayrıca isterseniz oyuna göre ayarladığınız programların otomatik gelmesini sağlayabilirsiniz.
Farenin dahili hafızasında 5 farklı profil kaydolabiliyor, arka planda yazılım açıkken böyle bir limit bulunmamakta.
Logitech yazılım kısmında sistem kaynaklarını oldukça az tüketen bir yazılım desteği sunmakta.


Tabi bu fareyi fiyat performans canavarı yapan kısım ne tasarımı ne yazılımı, performans kısmını coşturan şey farenin altında bulunan Hero 16K sensörü.
Bu sensör bu fiyat aralığında tam anlamıyla bir canavar, yakın fiyat seviyesinde herhangi bir rakibi yok.
Tabii ki alabileceğiniz en iyi sensör değil ancak işini layığıyla yapıyor.
Hero 16k, 100 dpi dan 16000 dpia kadar 50şerli basamaklarda ayarlanabiliyor.
Sensörden gelen bilgiyi herhangi bir düzeltme, filtreleme uygulamadan direkt olarak bilgisayara iletiyor.
Raporlama sıklığımız ise maksimum 1000hz.

Hareket desteği olarak ise saniyede 400 inç -ki 10 metre civarı bir uzunluğa tekabül eder- ve 40G ivmelenme desteği sunmakta.
Kısacası günlük kullanımda bu limitleri zorlamanız imkansıza yakın.
Ayrıca sensörün DPI başarımı, ivmelenme tutarlılığı ve bildirim oranları da gayet başarılı.


Teknik ölçümlerde herhangi bir giriş gecikmesine rastlanmıyor.



Teknik veriler ve grafikler için techpowerup.com'a teşekkür ederim.




Özetlemem gerekirse MX518, beni geçmişe götüren tasarımı ve uygun fiyatına rağmen altında yatan ciddi teknolojiyle beni son zamanlarda iyi hissettiren fareler arasına girdi.
Fiyat vermek istemiyorum ama 27 Eylül 2020 itibariyle şuan 200 liraya bu fareyi bulabiliyorsunuz.
Eğer amacınız salt performanssa, rgb takıntınız yoksa kesinlikle kendisine bir şans vermenizi tavsiye ederim.
İncelemeyi beğendiyseniz youtube kanalıma da göz atmanızı ve abone olmanızı tavsiye ederim.
Görüşmek üzere.

2 yıl
Harddisk titreşimini 25 kuruşa çözmek!
Selamlar sevgili forum üyeleri,
Bu konu sabah saatlerinde bir soru konusu olarak açılacaktı ancak biraz araştırmayla çok pratik ve ucuz bir yol buldum.
Belki bu sorundan muzdarip olan, belki bu konuyu görene kadar farkında olmayan, çok kısa ve ucz bir işlem olduğu için uygulamayı düşünecek arkadaşlarımız vardır diye sizlerle de paylaşmak istedim.
5 dakika ve 25 kuruş maliyet ile kasadaki gıcık edici harddisk titreşiminden kurtulucaz.

Kasayı premium soğutma çözümleriyle döşedikten sonra biostan da smart fan ayarları yapıp bir kaç ay 50 dereceye kadar sıfır ses bir sistem kullandım.
Budist bir rahip edasıyla huşu içinde forumda geziyor, çayımı yudumluyordum.
Ta ki ekstra bir depolama birimi ihtiyacı duyana kadar...

Yeni kasalardaki -bilhassa ekonomik kasalarda- vidasız çekmeceli tasarımın da etkisiyle 7200rpmlik bir HDD bağladım ve bütün sükunetim bozuldu.
İmdadıma ise 50 gramlık paketini 1 veya 2 liraya aldığım ambalaj lastikleri koştu.


Kasamız Zalman S2, ucuz ve hava akışı şahane bir kasa. Meraklısına incelemesi kanalımda mevcut.


Arka kapağı açtığımızda sol alt köşede harddisk bölmesini görüyoruz.


Failimiz, 2TB bir 7200rpm Seagate disk.
Yalnız sezarın hakkı sezara, okuma yazma hızı canavar.


Öncelikle bu kalın ambalaj lastiklerinden bir adet etrafına sarıp denedim, bazı kasalarda bu lastik tek başına yeterli olabiliyor.
Benim kasada bu lastik tek başına yetersiz kaldı, elimle harddiski çekmecenin içindeyken sağa sola ittirdiğimde halen hareket ettiğini gördüm.


Sonra yanlamasına bir kaç tane bu lastiklerden geçirdim, çekmeceye oturturken bu lastikler biraz sizi zorlayacak ama işiniz bittiğinde zamkla tutturulmuş gibi olacak.


Kasaya oturmuş hali de bu, boydan geçirdiğimiz kalın paket lastiğini kasaya oturttuktan sonra klipslerden çıkarmayı unutmayın yoksa kasayı sağa sola hareket ettirdiğimizde harddisk, yuvasından çıkabilir.

Ee böyle rehber mi olur? İki fotoğrafta bitti? Çünkü pratik, pratik olmasa kendim uğraşmam
Pratik ama sonucuna kendiniz dahi inanamayacaksınız.

Tabii ki içerde 7200rpm dönen bir kütle var, sıfır ses mümkün değil ama titreşim sesi tamamen ortadan kalkıyor.
Sadece harddiskte bir işlem yaparken yük altına girdiğinde diskin dönüş sesini duyuyorsunuz.

Smart Fan ayarlarım da şu şekilde;


İşlemci soğutucum kademeli olarak artıyor, değerler sağ tarafta listelenmiş.


Bu kasanın önündeki Noctua NF-P14 fana ait profil, 14 santimlik bir fan olduğu için 5 volt fanı sıfırdan başlatmak için yetersiz kalıyor ve tık tık ses yapıyor.
Bu yüzden 7 volt değerini 14cmlik fana uyguladım. Diğer 12cmlik fanlar ise 5 voltta ayarlı.
50 dereceye kadar çalışmıyorlar, sonrasında ise sabit devirle devam ediyorlar.

Umarım işinize yaramıştır, bunun daha gelişmiş halini veya daha pratik halini yapan arkadaşlar varsa konu altında deneyimlerini paylaşırlarsa sevinirim
2 yıl
APU Sistemde Çift Kanalın Önemi (Ryzen 3 3200G Vega 8)
Selamlar, normalde uzun süredir videolarımı paylaşmıyordum ancak Mesut abinin de videosunda forumda paylaşmamız için yaptığı teşvikle iyi madem paylaşayım dedim.

Malum dolar olmuş 7, harici ekran kartlı bir sistem toplamak 4 liradan başlıyor en azından. APUlara teşvik arttı.
Ben de APU kullanıcılarının mutlaka yapması gereken bir işlemi, RAMi çift kanal yapmanın önemini basit bir karşılaştırma videosuyla göstermeye çalıştım.

Capture kartım olmadığı için ve performansı baltalamak istemediğim için böyle tripodla falan amatör bir çekim yaptım, gözler yorulursa affola.

Sistemde hız aşırtma işlemi var, makul düzeyde bir hız aşırtmayla GTX750Ti civarında performans veriyor Vega 8
Hız aşırtmadan çok çakmadığım için anakartın hazır ayarlarıyla yaptım, tek kanalken 3466MHz CL18 çalışırken çift kanalken 3200MHz CL16 üstüne çıkaramadım.
Onunla ilgili bir video da çektim ama burayı kirletmeyeyim, onun da videosu kanalda mevcut.



Sadece çift kanal yaparak +70% performans artışı elde ediyoruz.
Benim tavsiyem artık günümüzde 2x8GB yapılması ancak bütçe meselesi, 8 GB ram artık yetersiz. Kaldı ki 2 GB APUya verdiğinizde işler daha da sıkıntıya biniyor.

2 yıl
APU sistem için İşlemci + Anakart + Ram üçlüsü ~1700TL?
Merhaba saygıdeğer forum üyeleri
Kısıtlı bütçeyle -şimdilik- APU bir sistem kurma kararı aldım, ileride elime para geçerse CPU + GPU veya sadece GPU takviyesi yapacağım sisteme.

İkinci el forumunda uzun süredir geziyorum, arabaların ikinci elindeki durum ne yazık ki bilgisayar parçalarına da yansımış fiyatlar sıfır ürünlerle yarışıyorlar.

Ryzen 3 3200G, ikinci elde garantisiz 2200G'lerin 400 liraya satıldığını ve bu işlemcinin de 650TL dolaylarında olduğunu görünce kafama yattı. Ayrıca üçüncü nesil Ryzenların ram frekansı uyumunda daha iyi olduklarıyla ilgili bir video izlemiştim.

B450 Gaming Plus Max anakart, uzun ömürlülük hedeflendiği için böyle bir tercihte bulundum. Marka konusunda hala kafamda soru işareti var.
Overclock işlerinden oldum olası pek anlamam ama anakartın kendisinde böyle bir kabiliyet olursa da kullanmaktan gocunmam. APU bir sistemde de hız aşırtmanın iyi olacağını düşünüyorum. Bir önceki FX8350'li sistemimde MSI 970 Gaming modeli vardı kendisi 4.4 - 4.5 ghzde çalıştırıyordu.

8GB 3200MHz CL16 ram, 3000mhz ile arasında fiyat farkı çok olmaması sebebiyle bu kararda bulundum. Bütçem biraz daha el verdiğinde APU sistem için elzem olan ikinci RAMi de ekleyeceğim.

Çok ciddi oyunlar oynayan birisi değilim, Cities Skylines, LFS, ETS2, CS:GO gibi oyunlar oynuyorum genelde. Ekran kartı takviyesi yapana kadar APUnun gücünün bunları oynatmaya yeterli olacağını düşünüyorum.

"Şu anakartı al", "işlemciyi onu alma şunu al bunun grafik birimi daha iyi", "rami öyle yapma" gibi tavsiyelerinize açığım.

Edit: Güç kaynağı olarak evde bir adet 400W PSU var Platoon tarzı bir marka, ekran kartı alana kadar onu kullanıcam. Kasayı da ikinci el çözücem.
https://urun.n11.com/bellek-ram/gskill-ripjawsv-4gb-3200mhz-ddr4-cl16-ram-f4-3200c16s-4gvkb-ou-P344585170
https://urun.n11.com/islemci/amd-ryzen-3-3200g-36-ghz-40-ghz-max-socket-am4-yd3200c5fhbox-P363772893?cid=700102&utm_source=aff_go&utm_medium=cpc&utm_term=21
https://inventus.com.tr/mi_products/Product.aspx?PID=10415


Edit: Bugün Vatan'a gidip R5 3200G + MSI B450 Gaming Plus Max aldım 1500TL'ye. MSI iade kampanyasından 1 ay içerisinde falan 44$ iade gelecek. RAM olarak da incehesapın her cuma günü indirimi oluyormuş. Ondan yararlanarak APacer 8GB 3000mhz CL16 ram aldım. MSI'dan iade gelince büyük ihtimal o parayla RAMi çift kanal yaparım.
2 yıl
Videocuya 2000-3500 civarında makine tavsiyesi?
Merhabalar, elimde bulunan D5100'ü artık değiştirmenin vakti geldi ve bu yıllar içinde de makine kullanım amacım fotoğrafçılıktan çok videoculuğa kaydı (D5100 ile 20 kadar youtube videosu, iki adet belgesel ve bir kısa film çektim :))
Sanırım bu amaca uygun olarak aynasız makineler çok daha mantıklı duruyor.
Gövdede görüntü sabitleyici sensör bulunması lens konusunda beni çok kısıtlamaması için aradığım şartlardan biri, zaten lensteki oisler de makine gövdesindekinin yerini tutmuyor.
Düşük ışık performansı tabii ki önemli ama elzem değil, yeni nesil MFT sensörler bile düşük ışıkta tatmin ediyormuş.
Hafif ve küçük olmasını tabii ki isterim, büyük makineyi sağa sola götürmeyi insan ağırlığından dolayı istemiyor. Ama bu fiyat seviyesine kaçmayacak dehşet F/P bir DSLR varsa da bu faktörü gözardı edebilirim.


Kendi araştırmalarım sonucu
Olympus E-M1 (2. el, lens için adaptör + bayonet veya m42 25mm civarı bir lens alıcam)
Olympus E-M10 III (sıfır, 14-42 lens ile)
arasında kaldım, E-M1 mikrofon girişi ve dayanıklı gövdesiyle ilerideyken M-10 III yeni nesil işlemcisi ile görüntü kalitesi ve düşük ışık performansı olarak önde diye okudum.
Sony A7 bodysi de alınabiliyor bu fiyata ama gövdede ois olmaması ve Sony lenslerin pahalı olması gözümü korkutuyor açıkçası.

DSLR pazarında ise yüzlerce model olunca işin içinden çıkamadım, yardımcı olursanız sevinirim. İyi forumlar
DH Mobil uygulaması ile devam edin.
DH Uygulaması
Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin.
DH App Store Uygulaması DH Google Play Store Uygulaması
Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.
DH Mobil Uygulaması
Yeni bir sürüme kadar uyarıyı gizle