MİNİ SÜRÜM

Donanım Haber

Uygulama ile Aç
Kayıt

Yüzbaşı
31 Temmuz 2013
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
6 üye
Görüntülenme (?)
41 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
8 ay
Silinebilir
Silinebilir teşekkürler.
8 ay
Torpile Direnen Eğitimci Hüdayi Baş Vefat Etti

Muğla İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bünyesindeki Muğla Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü 56 yaşındaki Hüdayi Baş sabah saatlerinde evinde yaşamını yitirdi. Bir hafta önce maske üretimindeki çalışmalardan dolayı başarı belgesi ile ödüllendirilmişti.


AVAZTÜRK’ün yerel kaynaklardan edindiği bilgiye göre; Daha önce görev yaptığı Milas’tan Muğla Olgunlaşma Enstitüsüne Müdür vekili olarak atanan Hüdayi Baş, buradaki başarılı çalışmaları sonrasında Bakanlıktan asil Müdürlük kadrosu talep edilir.


Bu kadro beklenirken, Muğla Olgunlaşma Enstitüsü için 4 kişilik Usta Öğretici kadrosu ihtiyacı için sınav açılır. Bu sınavda başarılı olanların listesi 28 Ağustos 2020 tarihinde ilan edilmesi gerekirken, Muğla Menteşe İlçe Milli Eğitim Müdürü ve Komisyon Başkanı da olan İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü listeye müdahale ederek değişiklik yapmak ister. Hüdayi Baş ise okul müdürü olarak sınavlarda başarı elde edenlerin listede olmasını ve göreve başlamasında ısrarcı olur. Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Hüdayi Baş’ın bu liyakat ısrarı üzerine İl Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre, Hüdayi Baş’ı makamına davet eder. Bu esnada Baş, Töre’ye kazanan Usta Öğretici adaylarının isimlerini teslim edince İl Milli Eğitim Müdürü Töre, “işine gelmiyorsa, prensiplerine aykırı ise istifa et git” diyerek bağırıp çağırır. Muğla Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Hüdayi Baş, İl Milli Eğitim Müdürü’nün daha önce telefonda o an da makamdaki tavır ve davranışları ile hakarete varan ifadeleri üzerine fenalaşarak makam odasını terk eder. Kendine geldikten sonra da Milli Eğitim Bakanlığı’na bilgi verme amaçlı bir dilekçe yazıp imzalar ve gönderir. Bu olayın hemen akabinde de fenalaşarak hastaneye kaldırılır. Bu sabah (9 Eylül 2020) da hayatını kaybeder.Bu arada cenaze evine giden Muğla İl Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre'nin büyüt tepki çektiği ve merhum Hüdeyi Baş'ın eşinin "defol kocamın katili" sözleri eşliğinde kovulduğu da öğrenildi.İşte Hüdayi Baş’ın Bakanlığa yazdığı bilgi verme amaçlı dilekçesi…


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/7a/bc/95/7abc954443ac3a724b207d0a18168394.jpeg&t=0&width=480&text=1



İl Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre'yi nereden hatırlıyoruz diyorsanız; zamanında Aydın'daki Recep Tayyip Erdoğan mitingine öğrenciler dahil herkesi katılmaya çağırmıştı:


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/ae/b6/40/aeb64060a2ce6b06061831f1f7903661.png&t=0&width=480&text=1

----


Alınan kaynak (torpil olayı): https://www.mebpersonel.com/yonetici-atamalari/mugla-da-torpile-direnen-basarili-egitimci-hudaye-bas-bedelini-h245002.html


Kaynak 2 (vefat): https://www.denizli24haber.com/haber/mugla-olgunlasma-enstitusu-muduru-hudayi-bas-hayatini-kaybetti-32031


Kaynak 3 (Töre'nin mitinge daveti): https://www.demokrathaber.org/siyaset/milli-egitim-mudurlugu-nden-erdogan-mitingine-cagri-h49530.html

9 ay
Eğer... İntihar Eder miydiniz?

Eğer önünüzde bir buton olsa, sizi bir anda yeryüzünden yok edecek; acısız, hattâ sevdiklerinize de acı vermeyecek...


O butonu kullanır mıydınız?


Edit: Bundan 10 ay önce de aynı anketi yapmıştım daha fazla oy aldı, şimdi yaşamak isteyen sayısı artmış; o vakit virüs yoktu, ekonomi kötüydü ama bu kadar kötü değildi, ilginç, takdir sizin.



https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/7c/30/86/7c3086fe1a90e33c77f69f62bf4b9148.png&t=0&width=480&text=1
2 yıl
Eğer... İntihar Eder miydiniz?
Eğer önünüzde bir buton olsa, sizi bir anda yeryüzünden yok edecek; acısız, hattâ sevdiklerinize de acı vermeyecek...

O butonu kullanır mıydınız?
2 yıl
Laikliğin Tanımı - Hasan Âli Yücel
Laikliğin tanımı ancak bu kadar güzel yapılabilirdi:

"Hususî itikatlar bir vicdan meselesi olduğuna göre, hayatın yaratıcılığı içinde serbest ve tabiî bir tarzda olgunlaşan ferdin vicdanını muayyen bir dinî inanç şekline uydurmak devletin işi değildir."

"Her ilerleme, hiç kimse tereddüt etmemelidir ki, pozitif bilimin ışıkları altında olmaktadır."




İlk okuyuşta anlaşılmayabilir, dikkâtle okunursa anlamı şudur: "Kişisel şeyler vicdan meselesidir, hayatta insan büyüyüp olgunlaşırken, kişide hür bir vicdan algısı da oluşur; bunu da "din" kisvesine sıkıştırmak devletin işi, gücü, görevi falan değildir."

Bu tanımı yapan Hasan Âli Yücel; hepinizin bildiği gibi 1938-46 arasında millî eğitim bakanlığı yapmış, köy enstitülerini kurmuş ve yönetmiş, kurduğu tercümanlık bürosuyla sayısız eseri dilimize kazandırmış, 1946'da ise istifa ettirilmiştir. Velhasıl böyle bir adama değer verilmemiştir.

Siyasal İslam insanı kusturacak kadar iğrenç ve karanlık bir yapıdır. Güzel şeylere sevgimiz karşısında bu çürümüş zihniyete birey olarak uzak durmanız her hâlükârda mümkündür. Hepimiz insanız, aklınızı ve kâlbinizi kullanın, lâiklik tek çıkar yoldur. Yanlış işletilmesi konumuz değil, konumuz kelimenin doğru mânâsına varıp, onun karşısında duran kötü zihniyeti uzaklaştırmaktır.
2 yıl
Çocuk yapmak, bir şeyi yokluktan varlığa getirmek
Kesinlikle tartışılır.

Varolmayanın var olma gibi bir gayesi, yahut varlıkla bir alıp veremediği yoktur. Bir canlıyı dünyaya getirmek etik yönden tartışılmalıdır, zîrâ dünyada çok fazla acı var ve gelecek kişiye bu konuda bir seçme hakkı verilmiyor.



Michelangelo'nun heykelini yaptığı, Bellini'nin de çizdiği Meryem tablosu bu konuda bir ilham veriyor: Meryem, İsa'nın acı çekeceğini bile bile onu dünyaya getirir. Sonunda ise çarmıhtan indirilince onun ölü vücudunu kollarına son bir kez alır.

--

Şayet çocuk yapma eylemi bilinçli yapılıyorsa ve varolmayana da bir varolma şansı verilmelidir denirse; o vakit her ejakülasyonda kaybolan 20 milyon potansiyel çocuk için de gözyaşı dökülmelidir.

Sonuçta çocuk yapma işlemi bencilcedir, bilinçli olarak yapılmaz, evrimsel kökene ve beyne işlemiş basit hayvanî yapıya dayanır. Bu yüzden bizi insan yapan bilinçten yoksun olan bu yapıya aşağı bir eylem olarak bakılmalıdır.
2 yıl
Amerika Deniz Kuvvetleri UFO Bildirisi Yaptı
UFO: Unidentified Flying Object (Tanımlanamamış uçan obje). Yani casus cihazı da olabilir, başka bir şey de. Bu olaylara bilimsel ve realist bakmak lazım. Haber şöyle:

Amerika Deniz Kuvvetleri (US Navy), görüntülerine takılan uçan objeyi tanımlayamadıklarını bildirdiler. Bu objenin video görüntüleri var, bu görüntüler ise FLIR ile çekilmiş (yani askerî amaçlarla kullanılan kızılötesi modern bir elektro-optik gözlem cihazı).

Görüntüler 2004 ve 2015'de çekilmiş, bu videolar 2017'de sızdırıldığından beri tartışılıyordu ve bugün de resmî açıklama geldi Deniz Kuvvetleri tarafından bu görüntülerin doğru olduğuna ve objenin tanımlanamadığına dâir.



Deniz Kuvvetleri bunu "Tanımlanamayan Hava Fenomenleri" (Unidentified Aerial Phenomena -UAP) olarak raporladı.

Cismin rüzgâr yönünün tersinde ilerlediği biliniyor, cismin bir pervanesi yok ve düşüş hâlinde de değil, havada ilerliyor. FLIR ile cisme kitlenince ortaya böyle bir görüntü çıkmış:


(görüntü açılmazsa link)

CNN'in haberi de şöyle:



Haber kaynağı Türkçe link

Haber Kaynağı İngilizce link
2 yıl
Nerede Yanlış Yaptık?
Gündüzleri belki buğday tarlalarını görmek, belki deniz ve sahili, belki uçsuz bucaksız bozkırları görmek; geceleri ise yıldız dolu gökyüzünü görmek varken apartmanların arasında yaşıyoruz. Hepimiz gerekmediği hâlde fazlaca yapay ışık kullanıyoruz, hâlbuki samanyolu o kadar güzel ki... Sevmediğimiz işlerde hayatımızı heba ediyoruz, ihtiyacımız olmayan ürünleri tıka basa doldurmak için. İçim daralıyor artık bu ülkede... Yıllar önce bu konuda yazdığım bir şeyi şimdi buraya atıyorum, kaybolup gitsin bu çöplükte.



Nerede yanlış yaptık?

Neden yüksek göğün, koyu bulutların altında; bir tarafı uçsuz bucaksız uzayan, diğer tarafı hafif dalgalı denize bakan güzel topraklar bize haram oldu?

Neden o toprakların bir köşesine güzel bir kulübe yapamıyoruz? Bırakın yaşamayı, neden oraları göremiyoruz artık?

Neden bir derin nefes çekemiyoruz içimize? Neden nefes almak bile haram bize?

Sırf karnımız biraz daha doysun, sırtımız biraz daha pek, çocuklarımızın sayısı biraz daha fazla olsun diye; ruhumuzu mu feda ettik?

Artık o güzel toprakları göremiyoruz, yüzümüze vuran o güzel rüzgârın hissini sattık biz.

Özgürlüğümüzü sattık; doğanın boşluğunda yok olmayı değil, doldurduğumuz pis çukurlarda boğulmaya razı olduk, sırf 5 dakika daha uzun eziyet çekebilmek için.

Karnımız açken doyurmak için yola çıkmadık bu sefer, sırf doymak için acıktık.

Ölüler için açmadık çukurları; sırf yaşamak için çukurlara girdik.

Peki değdi mi? Cidden değdi mi?

Gündüzleri güzel toprağı, geceleri tüm yıldızları göremeyen ruhumuza artık ne fayda edecek yaşamak?

Her şeyi tüketirken, asıl tükettiğimiz kendimiz değil miyiz?

Yaşamanın anlamı yoksa yaşamanın ne anlamı var?

Bakınca biraz olsun sonsuzluk hissi vermeyecek yerin kafesten ne farkı var?
2 yıl
İyilik ve Sosyal Medya
Günün birinde Reddit'de politika kısmında bir konuya denk geldim. Türkiye ile ilgiliydi ve bir yabancı kullanıcı, Türklere küfür ediyordu. İşte "bunlar böyle, şöyle, ölsünler gebersinler" falan... Sonra kullanıcının "kusursuz" ülkesi hangisiymiş diye bakarken açtığı bir konu dikkâtimi çekti:

"How to be a better person?" (daha iyi bir insan nasıl olunur?)

Çok şaşırdım. Böyle ırkçı görünümlü, basit genellemeler yapan bir adam "daha iyi biri olmak" için küçük bir arayışa girmiş... O an sinirle mesaj attım: "Şayet iyi bir insan olmak istiyorsan, buna ırkçılığı bırakarak başla" ve yazdığı konunun linkini de ekledim. Tabii cevap olarak "seni admine şikayet ederim, bu yaptığın (kişinin profilinden farklı konuları bağdaştırmak) yasak" vs. dedi.

Bu konuyu yorumlamayı size bırakıyorum ama şu instagram, twitter, dh ve ekşi gibi yerlerde olan "şeyi" iyi düşünmek lazım. Bana göre bu tarz platformlar insanı bir stres yumağına çeviriyor ve daha kötü davranmasına sebep oluyor.

Herkesin herkesle konuşması en baştan sıkıntılı bir süreç zaten. Farklı şehirler (hatta ülkelerde), farklı perspektifteki hayat anlayışları ve kültürler, eskiden bu kadar hızla kaynaşmazdı. Elbette bir insan diğerini, hemşehrisi değilse (yahut mental açıdan aynı şeyleri okuyup izlemiyorsa) anlamaz. Bu da kavgaya neden olur. 10Bin kişi sizin fikrinize katılsa bile 2 kişi gününüzü mahvedebilir.

Sonunda buralara gelip siz de sinirinizi atmaya başlarsınız. Bende öyle oluyor diyelim, masum bir şekilde yaklaşacakken "bunların hepsi aynı, yine hakaret edecekler" deyip laf koymaya çalışıyorum. Ve bu beni daha kötü biri yapıyor.

Burada döngüsel bir etki var. Daha kötü biri olduğumu düşündüğümde suçluluk duyuyorum, suçluluk beni daha da dibe çekiyor. Ve o noktada ağzımdan her çıkan daha "vurdumduymaz" yahut "agresif" gözüküyor.

Ben tüm sosyal medyanın şöyle bir arkasına yaslanıp rahatlamasından yanayım. Benim hiçbir hesabım yok yıllardır, ancak hesapsız takip ediyorum. İnsanlar tahammül gösteremiyorlar, her insana şefkâtle yaklaşamıyorlar; konuşanlar da bir konuda okuması yahut tecrübesi olsun olmasın konuşuyorlar. Belki de kendilerini durduramıyorlarsa, bu mecradan biraz uzaklaşmalılar...

Belki de o ırkçı reddit kullanıcısı da suçluluk duyduğu için o konuyu açmıştı, ancak bunu kendisine bile itiraf etmiyordu...
2 yıl
Okuması Kolay ve Zevkli Bazı Kitaplar (Antropoloji, Kültürel Tarih, Felsefe)
Okuması çok kolay, eğlenceli bulduğum birkaç kitabı göstereyim.Bunlardan Celâl Şengör'ün 2 kitabı, garip bir şekilde yabancı 2 kitapla birbirine çok benziyor.

1 ve 2. "Elizabeth Kolbert - Altıncı Yok Oluş" ve "Celâl Şengör - Yaşamın Evrimi". Bu iki kitabı farklı ancak yakın zamanlarda okudum. İkisi de insanın kültürel tarihini ve canlı hayatınının evrimini, antropoloji ve paleontoloji disiplinleri altında inceliyor, hem bilgi verici hem de okurken yormuyor. Benzerliğini görünce şaşırdım, hattâ ikisinin de ortak bir resim kullandıklarını gördüm, sanki birlikte yazmışlar gibi.



3 ve 4. "Richard Feynman - Eminim Şaka Yapıyorsunuz Bay Feynman" ve "Celâl Şengör - Bir Bilim Adamının Serüveni". Feynman sevdiğim bir fizikçidir, ama otobiyografi tarzındaki kitabını okuyunca ne kadar kaliteli bir adam olduğunu da gördüm. Başından birçok eğlenceli olay geçmiş ve hayatı yaşamış bir adam. Celâl Şengör'ün kitabını okuyunca da gözlerime inanamadım resmen, anlat anlat bitmiyor, adam meğer neler görmüş geçirmiş... Bu iki kitap da birbirine inanılmaz benziyor fikrimce tarz olarak.



5. Alain de Botton - Felsefenin Tesellisi. Bu kitabı gördüğümde ilgimi çekti, çok kolay kaçmaz umarım dedim, kendince genel bir açıdan "düşünme" aksiyonunu ele almış, bazı spesifik olayları incelemiş, bunları (yani felsefeyi) günlük dilde yapmış, bayıldım.



Bunları pdf olarak bulabilirsiniz internette, almanız daha iyi tabii. Bunun dışında "André Comte Sponville - Cinsellik, Aşk ve Ölüm" ve "Jared Diamond - Tüfek, Mikrop ve Çelik" hoşuma gidenlerden. Bertrand Russell, Richard Dawkins ve Ali Demirsoy'un çeşitli kitapları da okuması gayet zevkli.

-- 31.07.2019 --

Şehir dışındaydım, boş zamanlarımda okuyarak bitirdiğim bir kitabı daha paylaşayım: Scott Peck - Kötülüğün Psikolojisi

(İnsanların davranış yapılarına ve fark etmeden etrafa nasıl zarar verebileceklerine dâir seanslarını paylaşmış Psikolog Scott Peck.)

-- 20.08.2019--

"Okuması kolay" kriteri altında hoşuma giden bir kitap daha:

Türkiye Günlüğü - Stephan Gerlach



(Kitap 2 cilt ve 1570-80'lerdeki olayları -bir elçinin ağzından- paylaşıyor. Ben çok sevdim; tarih kitapları, özellikle kaynaklar ve kayıtlar genellikle ağır olur ama burada anekdot olarak anlatabileceğiniz hoş olayları duyuyorsunuz.)

(Örneğin o zamanlar ramazanın 15'inden önce toplu iftar ziyafeti düzenlenmezmiş onu öğrendim.
Yahut Osmanlı'da yaşayan Hristiyanlar senenin ilk pazar günü oruç ayininde Türklere de kâfir derlermiş ancak bizimkiler karışamazmış.
Bir de bize İran memleketinden elçi olarak gelen Şah Kulu Tokmak Han'ın karşılama için süslenmiş askerlerimizle "düğün alayı" diye dalga geçtikten sonra sivri dilli mihmandarı Şemsi Paşa'dan yediği lafı öğrendim: "Evet, Çaldıran'dan gelin getiren askerler de bunlardır!".)[Biliyorsunuz Şah'ın karısı Taçlı Hatun'u alıp getirmiştik.]
DH Mobil uygulaması ile devam edin.
Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin.
Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.