Donanım Haber

Uygulama ile Aç
Kayıt

Binbaşı
26 Ekim 2005
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
1 üye
Görüntülenme (?)
28 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
9 yıl
Erdoğan ikinci kez ameliyat oldu
Başbakan Erdoğan, 26 Kasım 2011’de geçirdiği sindirim sistemi ameliyatının ardından dün akşam ikinci bir ameliyat geçirdi. Başbakanlık’tan herhangi bir açıklama yapılmazken, tamamlayıcı ameliyat olarak gerçekleştirilen operasyon sonrası Erdoğan’ın durumunun iyi olduğu öğrenildi.

MİT SORUŞTURMASI ERTELETTİ
Perşembe günü yapılması planlanan ameliyatın, MİT yöneticilerine ilişkin yaşanan gelişmeler sebebiyle Başbakan Erdoğan tarafından bir gün ertelendiği öğrenildi. Hafta sonunu İstanbul’da geçiren Erdoğan, cuma namazının ardından Dolmabahçe’deki ofisine geçti. Ofisinde 1 saat kalan Başbakan, daha sonra Karacaahmet Mezarlığı’nda anne ve babasının kabirlerini ziyaret etti. Erdoğan, buradan danışmanı Mücahit Aslan ile birlikte Kısıklı’daki konutuna gitti. Gazetecilere Başbakan’ın akşam herhangi bir programının olmadığı ve dışarı çıkmayacağı bilgisi verildi.

İYİLEŞME SÜRECİ
Akşam saatlerinde Kısıklı’daki konutundan sivil bir araçla ayrılan Başbakan Erdoğan, Koşuyolu’ndaki Medipol Hastanesi’ne gitti. Erdoğan, burada daha önceki ameliyatını başarı ile gerçekleştiren Prof. Dr. Dursun Buğra ve ekibi tarafından iyileşme sürecinde tedavisinin devamı olarak ikinci bir ameliyat geçirdi. Başbakan’ın ameliyat sonrası sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.

ÜÇ GÜNLÜK PROGRAMI İPTAL
Öte yandan Başbakan Erdoğan’ın cumartesi, pazar ve pazartesi gününe kadar olan programları ve pazartesi günü yapılması planlanan Bakanlar Kurulu’nun iptal edildiği ifade edildi.


http://www.haberturk.com/gundem/haber/714772-erdogan-ikinci-kez-ameliyat-oldu
10 yıl
Metrobüs şoförü, tartıştığı yolcuya uçan tekme attı !
İnanılmaz ama gerçek!..

Metrobüs şoförü, tartıştığı yolcuya uçan tekme attı, dudağını patlattı, bununla da yetinmeyip biber gazı sıktı ve camdan atlayıp kaçtı
27 Kasım 2011 Pazar, 11:49:51


Otobüs ve metrobüs şoförlerinin kabalıklarına, yolculara çıkışmalarına, hatta vatandaşla yumruk yumruğa kavga etmelerine alışmıştık da böylesini hiç görmemiştik. Birazdan okuyacaklarınıza siz de inanamayacaksınız ama bütün bunlar, ZincirlikuyuSöğütlüçeşme metrobüs hattında oldu... 21 Kasım Pazartesi günü, saat 17.00 sularında... Olay özetle şu: Metrobüs şoförü, tartıştığı yolcuya önce uçan tekme attı, ardından biber gazı sıktı, sonra da camdan atlayıp kaçtı...

İşte bir görgü tanığının kaleminden bu akıllara zarar olayın tüm ayrıntıları...

HIZINI ALAMADI

“Metrobüs, Zincirlikuyu’dan hareket ettiğinde her zamanki gibi tıklım tıkış doluydu. Ben de ön kapıya yakın bir yerlerde duruyordum. Kapının hemen yanında da bir genç vardı. Kulaklığıyla müzik dinliyordu. Araç hareket eder etmez şoför, genci ‘Müziğin sesini kıs’ diye uyardı. Genç de gayet nazik bir şekilde ‘Ses zaten kısık. Kimseyi rahatsız etmiyorum’ diye yanıt verdi. Ama şoför ısrarla sesin kısılmasını istiyordu. Ne tuhaftır ki ben ve diğer yolcular gencin hemen yanında olmamıza rağmen müzik sesini duymuyorduk. Hatta bu itirazlarımızı da şoföre söyledik. Bu arada köprüyü geçtik, metrobüs Altunizade durağına yaklaştı. Ve şoför bir kez daha gence ‘Müziğin sesini kıs’ diye bağırdı. Sonra da durağa yanaşırken korna çalıp güvenlik görevlilerini çağırdı, ‘Ben bu yolcuyu istemiyorum, atın dışarı’ dedi. Güvenlik görevlisi tam genci araçtan indirecekti ki tüm yolcuların tepkisiyle karşılaştı. Bu tartışma sırasında şoför yerinden kalktı ve kapının yanındaki gence uçan tekme savurdu. Şoförün ayağı, gencin suratında patladı ve dudağı yarıldı, kanlar içinde kaldı. Ama şoför hızını alamamıştı.

CAMDAN KAÇTI

Bu kez de cebinden biber gazı çıkarıp sıktı. Tabii ön tarafta bulunan tüm yolcular etkilendi. Ben de astım hastası olduğum için nefes almakta güçlük çektim. Bu kargaşa sırasında şoför aracın camından atlayıp kaçtı. Uzun bir süre metrobüsün içinde beklemek zorunda kaldık. Sonra başka bir şoför gelip yola devam etti. Söğütlüçeşme Durağı’na vardığımızda ise bir de ne görelim. Bizim kaçan şoför, arkadan gelen metrobüsü kullanmıyor mu? Meğer iki şoför araçları değiştirmiş. Metrobüsten inen tüm yolcular, hemen hareket amirliğine gidip yetkililere durumu bildirdi ama şoför kendisini gördüğümüzü fark eder etmez yine kaçtı. Evet... Tüm bu olup bitenleri yetkililere aktardık.

SES ÇIKMADI

Ama bir sonuç alamadık. Ben, biber gazından öyle etkilenmiştim ki kendimi hastaneye attım. Eve geldikten sonra tekrar İETT’yi aradım, bana geri döneceklerini söylediler fakat günlerdir kimseden ses çıkmadı. Bir kendini bilmez şoför yolcuya tekme attı, herkesin üzerine biber gazı sıktı ve bütün bu yaptıkları yanına kaldı. Öfkesini kontrol edemeyen bu şoförlere caydırıcı bir ceza verilmezse biz böyle olaylarla daha çok karşılaşırız...”

http://www.haberturk.com/yasam/haber/691802-inanilmaz-ama-gercek-
10 yıl
Ermenilerin mehter zaferi
Ermenilerin mehter zaferi

Ermeni lobisine göre sıra tazminat ve toprak talebinde...

Ermeniler “soykırımın tanınması” hedefinin büyük ölçüde tamamlandığına ve şimdi “tazminat ve toprak” hedefinin ön plana çıktığına inanıyor. “The Armenian Mirror-Spectator” Gazetesi’nde yer alan bir analizde, Ermeniler’in “soykırımın tanınması” amacını büyük ölçüde gerçekleştirdiği, şimdi “tazminat ve toprak” meselelerinin öne çıktığı ifade edildi.

“Ermeni soykırımı için adalet kavgasının” çeşitli biçimler aldığı belirtilen haberde, bunlar, akademik dünyanın kullanılması, medya, yasama, diplomasi, protestolar ve hatta kısa bir süre için şiddet olarak sıralandı. Kısa süre öncesine kadar soykırımın tanınmasının öncelikli hedef olduğu, bazı önemli istisnalarla bunun büyük ölçüde başarıldığı, şimdi Ermeni çabalarının tazminat ve toprak hedefine yöneldiği ifade edildi. Aynı analizde, “Amerikan ve uluslararası mahkemeler bu yeni çabaları sürdürmek için yeni alanlar açtı” denildi.

İNCİRLİK UMUTLANDIRDI
Gazetenin analizinde, Los Angeles’te açılan ve İncirlik Hava Üssü’nü de kapsayan bir toprak parçasının Ermenilerden zorla alındığının iddia edildiği davaya yer verildi. Tazminat davası, TC, Merkez Bankası ve Ziraat Bankası’na karşı açılmıştı.

Türkiye, egemenliğini başka ülke mahkemelerinde tartışmaya açmayacağını belirterek davayı muhatap almıyor. Merkez Bankası ve Ziraat Bankası da, kendilerine yollanan tebligata “egemen bağışıklık” ilkesi uyarınca mahkemenin yargılama yapamayacağını belirterek cevap verdi.

'MEHTER TAKIMINI ENGELLEDİK'
ABD’nin Los Angeles kentinde gelecek hafta yapılacak “Anadolu Kültürleri ve Yemekleri Festivali” çerçevesinde planlanan Mehter yürüyüşünün iptal edilmesi Amerikalı Ermeniler tarafından büyük bir başarı olarak değerlendirildi. Ermeni basınına göre, Ermeni kuruluşları yetkilileri uyararak etkinliğe izin verilmemesini istediler. Milliyetçi Daşnak Partisi ile bağlantılı Ermeni Gençlik Federasyonu “kitle protestosu” yapılacağını duyurmuştu.

http://www.haberturk.com/dunya/haber/675401-ermenilerin-mehter-zaferi
10 yıl
Korkma İsrailli gel!
Korkma İsrailli gel!
Turizm Bakanlığı, İsrail için tanıtım bütçesini 400 binden 1 milyon dolara çıkarıyor
04 Eylül 2011 Pazar, 09:56:19

Birleşmiş Milletler'in Mavi Marmara saldırısıyla ilgili olarak hazırladığı rapora sert tepki gösteren Türkiye'nin yaptırım kararından turizm sektörü etkilenmeyecek.
İki ülke arasındaki 'One Minute' ile 'MaviMarmara' krizlerinden sonra 2008 yılındaki 558 bin turistlik rekorun gerisinde kalan Türkiye'ye gelen İsrailli sayısını artırmayı planlayan Kültür ve Turizm Bakanlığı, tanıtıma devam edecek. TurizmBakanlığı, 400 bin dolar olarak belirlediği tanıtımbütçesini 1milyon dolara kadar çıkarmak için çalışmalara başladı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürü Cumhur Güven Taşbaşı, İsrail ile yeniden gerilen ilişkilere rağmen tanıtımkesmeyip aksine artıracaklarının altını çizdi.Taşbaşı, "İsrail bizim hedef pazarlarımızdan birisi. 2012 yılı için 400 bin dolar olarak belirlediğimiz İsrail'de Türkiye tanıtımı bütçesini yıl içerisinde 1 milyon dolara kadar çıkarmayı planlıyoruz" dedi. Taşbaşı, sezon başında TurizmBakanlığı’nın Tel Aviv Kültür ve TanıtmaMüşavirliği aracılığıyla İsrailli turistleri yeniden çekmek için çalışma başlattıklarını hatırlatarak, gazete ilanlarının yanı sıra yaklaşık 420 otobüsün üzerinde yapılan tanıtımlarının devam edeceğini söyledi.

‘SİYASETTEN BAĞIMSIZ’
Bu yıl Türk ve İsrailli acentelerle el ele vererek ortak çalışmalar yaptıklarını anlatan Cumhur Güven Taşbaşı, geçen yıllarda Türkiye'ye yılda yaklaşık 600 ile 700 bin İsrailli turistin geldiğini hatırlatarak, "İsrailli turistler için bu kadar yakında Türkiye’den başka
gidebilecekleri kaliteli tatil ülkesi yok. Siyaset ile turizmi birbirinden ayırmayı hedefliyoruz.

Reklam çalışmalarımız sayesinde şu anda oldukça düşen bu potansiyeli tekrar çekeceğimize inanıyoruz. Reklamlarla Türkiye'nin İsrailli turist için güvenli ülke imajına vurgu yapıp İsrail hükümetinin 'Türkiye güvenli ülke değil gitmeyin' çağrılarını kıracağımızı öngörüyoruz” diye konuştu.

http://ekonomi.haberturk.com/turizm/haber/665943-korkma-israilli-gel
10 yıl
Sürpriz evlilik
10 yıl
"Ben adamı yaralamam, öldürürüm!"
Taksim Meydanı'nda dehşet anları...



İstanbul Taksim Meydanı'nda bir restorantta şef olarak çalışan 29 yaşındaki Mustafa Uygun, işine giderken kendisine "Nasıl yürüyorsun" diye laf atan Bülent Taylan'a "size ne" diye karşılık verince bıçaklandı.

Bıçağını çeken saldırgandan yaklaşık 100 metre kaçan Uygun, elinden bıçakla yaralanırken, durumu cep telefonuyla polise bildirdi. Güven Timleri tarafından kıskıvrak yakalanan çeşitli suçlardan sabıkalı Taylan, "Ben adamı yaralamam, öldürürüm. Bu adam yalan söylüyor" derken, Gözaltına alınan Mustafa Uygun, "İyi koşamasam belki de öldürülecektim." dedi.

http://www.haberturk.com/yasam/haber/636602-ben-adami-yaralamam-oldururum--galeri
10 yıl
Hüseyin Çelik'ten 'YGS'de şifre' için ilginç yorum
"Bankamatik kartlarında da şifre var!"


Tv8’de Ankara Temsilcisi Erkan Tan’ın hazırlayıp sunduğu Erkan Tan ile Başkent’ten programına bugün AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Hüseyin Çelik konuk oldu. Çelik, gündemi değerlendirirken muhalefeti de sert bir dille eleştirdi.

“Şifre bankamatik kartlarında da var!”

Çelik; ÖSYM’de şifre tartışmaları için:

“Savcılık burada kopya yok dedi. Bunu bağımsız mahkeme söledi. Avantaj sağlama , birini mağdur etme söz konusu değildir. Birileri bu sınav iptal edilsin diye başvurdu, onu da mahkeme redetti. Şifre var diye kıyameti kopardılar. Bankamatik kartlarında da şifre var, o olmadan alışveriş yapabilir misin? Hayır. Burada abes olan şifrenin başkaları tarafından bilinmesidir. Bazı medya kuruluşları baktılar ki artık dediklerini yapamıyorlar, acaba şu AK Parti hükümetini gönderip, kaos ve kriz çıkararak CHP’yi iktidar yapabilir miyiz derdine düştüler. Bunun hangi gazeteler olduğunu çok iyi biliyoruz.” diye konuştu

“Haksızlık olduğunu görsem ÖSYM’yi ilk ben protesto ederim!”

“Bir tek evladımıza haksızlık yapıldığını, göz göre göre kopya olduğunu görsem; herkesten önce ben gider ÖSYM’nin kapısında protesto ederim. Herkesten önce ben ÖSYM Başkanı’nın orda oturmaması gerektiğini söylerim. Yargının vermediği kararı birileri linçle yapmamalıdır!

“Projeyi bu kadar basit değerlendiren birine akıllı denir mi?”

Çelik, ‘Kanal İstanbul projesinin diğer illere ne faydası var?’ tartışmaları ile ilgili:

“Bir mesele bu kadar basit değerlendirilebilir. Şu an ki İstanbul Boğazı’nın, Atatürk Havalimanı’nın Gaziantep’e ne faydası var diyor musunuz? Bunu diyen adama akıllı denir mi? Memleket bir bütündür. İstanbul Türkiye’nin vergisinin yüzde kaçını ödüyor biliyor musunuz? Türkiye’nin ekonomik faaliyetleri orada yürütülüyor. Gaziantep de 4 milyar dolarlık ihracat yapıyor. Gaziantep İstanbul olmadan; İstanbul da Gaziantep olmadan yapamaz. Türkiye’nin dört bir yanındaki farklı ekonomik faaliyetler, memleketin milli gelir ve değerinin unsurudur.” açıklamalarında bulundu.

“Kılıçdaroğlu yalanla avantaj elde etme çabasında!”

Hüseyin Çelik ÖSYM’de mail tartışmalarına yönelik:

“Bir ana muhalefet lideri diyelim ki böyle bir duyum aldı; insan bunu kontrol etmez mi? Mail’a bakan, o yazının bir Bakan tarafından yazılmadığını anlar. Sayın Hayati Yazıcı’yı tenzih ederim. Kılıçdaroğlu Kayseri ile ilgili iddia ortaya attı, fos çıktı. Sonra Recep Akdağ’ı yolsuzluk yapmakla suçladı. Şimdi de Sayın Hayati Yazıcı’yı hiç haketmediği şekilde ithamla karşı karşıya bırakıyor. Bunun adı çamur, iftira siyasetidir. Kılıçdaroğlu, yalanla avantaj elde etme çabasında.” dedi.

“Internet’te sansür nerede?”

“Medyanın itibarı o kadar düşük ki, son günlerde tartışma ortaya atıldı internete sansür geliyor diye. Bir karar verildi şu an standart internet servisi diye bir şey var herkesin kullandığı. Kurum 22 Ağustos’tan itibaren eğer insanlar isterse güvenli internet servisi kullanacak. Kötü yayınla muhattap olmak istemiyorum diye müracaat ediyorsun bunu ücretsiz veriyorlar. İstemezsen aynen kalıyor. Bunda gariplik nerede, sansür nerede? Bazı gazeteler bunun militanlığını yaptı sansür geliyor diye.”

“Biz kimsenin şamar oğlanı değiliz!”

Son günlerde muhalefet tarafından “AK Partililerin hiç mi kaseti yok?” tartışmalarını Çelik şöyle değerlendirdi:

“Varsayalım başkalarının da var. Başkalarının yanlışı sizin yanlışınızı doğrular mı? Böyle bir savunma olabilir mi? Adam öldürünce tek öldüren ben miyim diye itiraz etmek gibi bir şey bu. Baykal ile ilgili kaset çıkınca Başbakanımız derhal bu pisliği kaldırın, bunun üzerinden siyaset yapılmasın dedi. Sonra Baykal, bu komplonun arkasındaki güç Başbakanlıktır, hükümettir dedi. MHP’liler de meseleyi hükümete yüklediler. Sayın Bahçeli ve diğer MHP’liler böyle bir tutum içinde olmasalardı Sayın Başbakan bundan asla söz etmezdi. Biz kimsenin şamar oğlanı değiliz.”

“Baykal’ın ekibi Kılıçdaroğlu’nu pusudaki kaplan gibi bekliyor!”

Çelik, CHP Genel Başkan Yardımcısı Hurşit Güneş’in ‘Çiftçi Kemal, yatçı Tayyip’ sözlerini şu şekilde eleştirdi:

“Biz çiftçiye zaten mazot desteği veriyoruz. Bunu ilk yapan AK Partidir. Kemal bey uçmaya alıştığı için bol vaatlerde bulunuyor. Bu seçimle ilgili olarak CHP de MHP de kamuoyu da şunu tesip etti; AK Parti yine tek başına iktidara gelecek. Merak edilen 3 konu var. MHP barajı geçecek mi? AK Parti Anayasayı değiştirecek çoğunluğu alacak mı? Kılıçdaroğlu kendisini koltuğa oturtacak oya ulaşabilecek mi? Eğer Sayın Kılıçdaroğlu CHP’nin oy oranında ciddi yükseltme yapamazsa Baykal’ın ekibi pusudaki kaplan gibi kendisini yemek için bekliyorlar.”

http://www.haberturk.com/polemik/haber/630237-huseyin-celikten-ygsde-sifre-icin-ilginc-yorum
10 yıl
ÖSYM başkanı da kopyacı çıktı!
ÖSYM başkanı da kopyacı çıktı!



Prof. Ali Demir hakkındaki iddialara göre, 1990'larda yaptığı akademik bir çalışma 'çalıntı' çıktı ve Demir çalıntı çalışmayla ilgili özür diledi.

ÖSYM Başkanı Ali Demir, Alman Peter Latzke'nin yazdığı makaleleri 1990 yılında Teknik ve Tekstil adlı dergide dokuz bölüm süren bir yazı dizisinde kendi yazmış gibi gösterdiği iddiası gündeme bomba gibi düştü. İntihalin fark edilmesi üzerine Demir 'özür' yazısı yayımladı.

İNTİHALLE SUÇLANDI
TV 8 Haber'in araştırdığı ve yayımladığı bilgilere göre, Dr. Demir 1990 yılında akademik hayatın en büyük suçu sayılan intihal ile suçlanmıştı. İddialara göre, Demir'in üniversiteden atılmasının üniversite yönetimi üzerinde etkili olan bazı bilim adamlarının çabasıyla önleniyor.

İNTİHAL NASIL ORTAYA ÇIKTI?
Loughborough Üniversitesi'nde doktorasını tamamlayan araştırma görevlisi olarak orada kalan Ali Demir 1990 yılında Türkiye'de çıkan Teknik ve Tekstil adlı dergide dokuz bölüm süren bir yazı dizisi yayınlamıştı. Ne var ki, Peter Latzke adlı gerçek Alman yazardan ilk yazıdaki kısa bir anma dışında söz edilmiyor ve makaleler Doç Dr. Ali Demir'in kendi eseriymiş gibi gösteriliyordu. Oysa, söz konusu olan hemen baştan aşağıya ana kaynaktan kelimesi kelimesine tercüme idi ve bir kaynağın bu şekilde kullanımı "intihal" sayılıyordu. Bu yazıları ilk sayıdaki anmayı görmeden Teknik ve Tekstil'de okuyanların bunların, her makalenin başında ilan edildiği üzere, tümüyle Doç. Ali Demir'e ait olduğunu düşünmeleri kaçınılmazdı.

ÖZÜR DİLEDİ

Bu durum önce Leeds Üniversitesi'nden Prof. Mike Denton'un dikkatini çekti. Onun Loughborough Üniversitesi yönetimine başvurması üzerine konu Tekstil Bölümü Başkanı Prof. Dr. Gordon Wray'a iletildi. Aslında büyük kısmı aynen tercüme olan yazı dizisinin bu şekilde yayınlanmasını akademik ahlak açısından kabul edilmez bulan Dr. Wray derhal bir soruşturma başlattı. Uzun tartışma ve görüşmelerden sonra, Dr. Demir'in kariyerini tümden bitirecek bir adım atmak yerine, akademisyen dostlarının da ricalarını kıramayarak, onun Teknik ve Tekstil dergisinde bir özür yazısı yayınlatmasına razı oldu. Nitekim öyle oldu. Aslında bir çeşit itiraf olan ve dizinin 9. bölümün başında yayınlanan bu açıklamada şöyle deniyordu: "Doç Dr. Demir bu çalışma için Melland Textiberichte'den yazılı izni şimdi elde etmiş bulunmaktadır. Yazılı izni serinin yayınlanmasından önce elde etmediği için Doç. Dr. Demir hem sayın P. M. Latzke'den hem de Mellan Textilberichte'den özür diler ve verdikleri izin için de teşekkür eder." Prof. Dr. Ali Demir'in bu "yayın"ı, basından gizlediği yayın listesine koyup koymadığı ise bilinmiyor.

http://www.haberturk.com/yasam/haber/622283-osym-baskani-da-kopyaci-cikti
10 yıl
"İtirafı samimiydi, tecavüzcüyü bıraktık"
"İtirafı samimiydi, tecavüzcüyü bıraktık"
Mağdura savcı şoku!
01 Nisan 2011 Cuma, 09:56:00
"İtirafı samimiydi, tecavüzcüyü bıraktık"

Tekirdağ’da bir tecavüz sanığının “samimi itirafı” gerekçe gösterilerek serbest bırakıldığı iddia edildi. Evrensel Gazetesi’nin haberine göre, olay şöyle:
Ağustos 2010’da 18 yaşındaki üniversite öğrencisi Ç.S., zanlı Ramazan D. tarafından alınkonarak götürüldüğü ablasının İstanbul’daki evinde tecavüze uğradı.

Ramazan D. babasını çağırdı. Baba C.D., genç kadına “Siz evlenin, biz okumana engel olmayacağız” teklifinde bulundu.

Ç.S. tecavüzcü ve babasına, “Beni eve götür, aileme haber vereyim, seninle evleneceğim” dedi. Ertesi gün Ramazan D. ve babası Ç.S.’yi evine bıraktı.

TECAVÜZ RAPORDA
Yaşadıklarını ailesine anlatan Ç.S., jandarmaya giderek Ramazan D., kız kardeşi G.D., babası C.D. ve ablası N.V.’den şikâyetçi oldu. Şikâyet üzerine 11 Ağustos’ta Ramazan D. ve ailesi gözaltına alındı. Genç kadın, muayene için Çorlu Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Muayene sonucunda “Tecavüze uğradığı, bekâretinin bozulduğu ve vücudunda darp izlerinin bulunduğu tespit edilmiştir” raporu verildi.

Jandarma sorgusunun ardından suça ortak olan aile bireyleri serbest bırakılırken, Ramazan D. adliyeye sevk edildi.

Zanlı, “Annesi benimle evlenmesini istiyordu. Kaçırdım ama onun da gönlü var gibiydi. Bana ‘sen kazmasın seninle işim olmaz’ dediği için sinirlendim ve tecavüz ettim. Evlenmek istiyordum” dedi.

TUTUKLANDI AMA...
Tecavüzcü mahkemede “Nitelikli cinsel saldırı” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ancak bir ay sonra avukatların başvurusu üzerine sanık Ramazan D.’nin tahliye edildiği ortaya çıktı.

İstanbul, Çorlu, Saray mahkemeleri arasında gidip gelen dosyayı takip için adliyeye giden Ç.S.’nin teyzesi T.A., “Savcı bana ‘Serbest bırakıldı’ dedi. Nasıl olur da bırakırsınız diye sordum. Gayet rahat bir şekilde ‘Evlenmek için yapmış, suçunu itiraf etti, samimiydi, salıverdik’ dedi. Bu nasıl iş ben hâlâ anlamadım” diyerek şaşkınlığını anlattı.

http://www.haberturk.com/yasam/haber/616180-itirafi-samimiydi-tecavuzcuyu-biraktik
10 yıl
18 ay önce kaybolan 3 çocuk toprağa gömülü olarak bulundu
Nasıl kıydınız?
18 ay önce kaybolan 3 çocuk toprağa gömülü olarak bulundu...
26 Mart 2011 Cumartesi, 05:17:20
Nasıl kıydınız?

Kayseri'de 21 Eylül 2009 tarihininde Ramazan Bayramı'nın ikinci günü şeker toplamak için evden çıktıktan sonra kaybolan ikisi kardeş, 3 çocuğun cesedinin, Yozgat'ın Çayıralan İlçesi'nde toprağa gömülü olarak bulunduğu öğrenildi.

Çiğdem YILMAZ/AHT

Kayseri'nin Talas İlçesi'nde Ramazan Bayramı'nda şeker toplamak için evlerinden ayrılan Dilruba ve Ahmet Tuna Tekin kardeşlerle komşu çocuğu Türkan Ay tüm aramalara rağmen bulunamıyordu. Daha önce arama yapılan arazi, evler, su kuyuları ise yeniden aranırken Emniyet Genel Müdürlüğü'nün oluşturduğu 20 kişilik özel ekip de çalışmalarını sürdürüyordu. Her geçen gün kahrolan aileler ise yapılan çalışmalar sonunda çocuklarının bulunacağına inançlarını korurken, dün gece acı bir haber geldi. Kayıp 3 çocuğun Yozgat'ın Çayıralan İlçesi'nde toprağa gömülü olarak bulunduğu öğrenildi.

Kayseri Valisi Mevlüt Bilici, olayın adli açıdan Cumhuriyet Savcılığı'nca yürütüldüğünü, cesetlerden alınacak parçalarla yapılacak DNA testi sonrası çocukların kimliklerinin netleşeceğini söyledi. Kayseri Emniyet Müdürü Cuma Ali Aydın ise, şüpheli sayısının yapılacak olan otopsi ve DNA testleri sonrası şüpheli sayısının artabileceğini belirterek soruşturmanın sürdürüldüğü belirtildi.

http://www.haberturk.com/yasam/haber/614246-nasil-kiydiniz

http://www.haberturk.com/yasam/haber/614492-katil-zanlisi-adliyede

ALLAH RAHMET EYLESİN. İNŞALLAH BUNU YAPAN CANAVARLAR TEZ ZAMANDA YAKALANIR. BU NASIL BİR VAHŞETTİR BÖYLE !!!
DH Mobil uygulaması ile devam edin.
Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin.
Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.